2 Temmuz 2017 Pazar



TEPEMİZDEKİ KESKİN BALTA

KIZIL DERELİ  BALTASI RESİM ile ilgili görsel sonucu

Merhaba Gönül Dostlarım,

Bugün sizlerle bir başka Belgin Eryavuz yazısı paylaşmak istiyorum.
İnsanları yargılamayın, onları anlamaya çalışın.
Kimsenin fikrini etkilemeye, kişiler hakkındaki düşüncelerini değiştirmeye çalışmayın...

"Benim hayatımı yargılamak istiyorsan eğer, önce benim ayakkabılarımı giy, benim yürüdüğüm yollarda, sokaklarda, yürü. sonra yaşadığım üzüntüleri, sevinci, acıyı hisset. Yıllarca aldığım hayat dersini sende al, ayağıma takılan her taşın üzerinden tökezle, düştüğünde tekrar ayağa kalk ve yola devam et! sırf benim yaşadıklarımı yaşa...
 Hala beni yargılamak istersen, buyur o zaman söz hakkı senin!"
Alıntı:


Önce Kendinizi Sevin  sonra da Sevdiklerinizin ve sahip olduklarınızın değerini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın..  
 
TEPEMİZDEKİ KESKİN BALTA
Hepimiz bilerek, isteyerek ucu keskin mi keskin bir balta taşıyoruz tepemizin üstünde. 
 
Kendimize ve etrafımıza ne kadar zararı dokunacağını bilmeden hem de.
Nedir mi bu baltanın anlamı?
 
Tahmin edebilmeniz için birkaç Kızılderili atasözünü paylaşmak istiyorum önce.
 
*Komşun hakkında hüküm vermeden önce, iki ay onun ayakkabıları ile yürü.
 

*Onun ayakkabıları ile bir mil yürümediğiniz sürece bir kişiyi asla eleştirmeyin.
 
*Bir başkasının kabahati hakkında konuşmadan önce, daima kendi çarığının içine bak.
 
*Biri yolunuzu yargıladığı zaman, ona ayakkabılarınızı ödünç verin.
 

Hepsi tek bir sözcüğü işaret ediyor değil mi?
 
Evet doğru tahmin. Bildiniz.
 
Tepemizdeki keskin balta… YARGI.
 
Hemen hepimiz yargılıyoruz. Kendimiz dahil gözümüze kestirdiğimiz herkesi hem de. Etrafımızdaki kişiler, hatta çok sevdiklerimiz tarafından da yargılanıyoruz.

Yani o keskin baltayı bırakın usulca kenara koymayı, gözlerden uzakta saklamayı; her gün keskinleştiriyoruz. Ve ne acıdır ki mutlaka canlarını acıtacak birini ya da birilerini buluyoruz.
 
Üstelik yargılandığımızda ne kadar içimizin acıdığını unutmuşçasına; karşımızdakileri yargılarken bir an olsun düşünmüyoruz.
 

Peki neden?
 
Yine her zaman olduğu gibi işin kolayına kaçıyoruz galiba. Düşünmeden, empati yapmadan, içinde bulundukları şart ve koşulları doğru dürüst anlamadan; balıklama atılıyoruz konunun içine.
Oysaki kendimize yapılmasını istemediğimiz bir davranışı başkasına yapmamız ne büyük yanılsamadır. Öyle değil mi?
 
Önce yargılandığımız durumda ne yapabiliriz onu düşünelim mi?
 

İçimiz acıyacak orası kesin. Ancak uzmanlar, önce derin bir nefes alıp biraz geri çekilmeyi öneriyor. Ardından söylenen her ne ise; kendi üzerimize elbise gibi giymeye çalışmamamız gerektiğini. Yani kişisel algılamamaya çalışacağız. Gerçeğin er geç ortaya çıkacağına inanacağız.
 

Hepsi bu kadar.
 
Evet kolay değil. Evet içimizi kemiren kurt rahat durmayacak. Ama olsun. Deneyerek neler başarılmaz ki?
Şimdi gelelim işin en zor tarafına.
 
Kendimize.
Biz tepemizdeki o keskin baltayı kendimize ya da sağa sola savurmaktan, kendimizin ya da insanların canlarını acıtmaktan ne zaman vazgeçeceğiz?
İşte bu noktada Kızılderili sözlerini hatırlamak gerek.
O başkalarına ait olan ayakkabılar var ya, onları düşünmek bile yeterli bence.
 


Yani kendimizi o yolda yürüyen kişinin yerine koyacağız. Her şeyiyle. Tüm o şartları fark ederek. Yol tozlu belki, göz gözü görmüyor. Ya da balçık içinde hep ayakları kaydırıyor. Ya da öyle derin çukurlar var ki her adımda ayakları kanatıyor. Hele bir de ayakkabılarımız o şartlara uygun değilse. Vay bizim halimize.
 

Gözünüzün önünde canlandırın istedim böylesi bir tabloyu. İşte empati yapmak böyle bir şey. Kendimizi karşımızdakinin yerine koyarken, içinde bulunduğu her durumu ve şartı gözlemlemek gerekiyor. Gerekiyor ki gerçeğin hakkını verelim. Minicik bir ayrıntı bile gerçekleri farklı algılamamıza neden olabiliyor çünkü.
Hal böyle olunca inanın bana hiç birimiz yargılama yapamayız. Haksız mıyım?
İşte başardık bile.
 
Peki ya kendi kendimize yaptıklarımız?
 
Öncelikle her ne durumda olursak olalım o keskin baltayı kendimize çevirmemek gerekiyor. Bunun tek yolu ise kendimizi sevmekten, ne kadar değerli olduğumuzu bir an önce anlamaktan geçiyor.
 
Konu ile ilgilenen yetkililer; bazı kişilerin yargılamaya daha istekli olduklarını söylüyor. Yani onlar o keskin baltayı her gün bıkmadan usanmadan bilemekle meşguller.
 
Peki onlar kimler dersiniz?
Öz güven eksikliği hisseden kişiler ilk baştaki sırada. Kendi eksikliklerini, hatalarını başkalarına yükleyerek; kendilerini daha üstte tutmaya çalışıyorlar. Çünkü tek başlarına bunu yapacak kadar cesaretleri, güvenleri yok kendilerinde.
İkinci sırada empati yapamayanlar var ki, bence bunlar büyük bir çoğunlukta. Kendi güçlerinin farkında değiller üstelik.
 
Yaşadıkları acı deneyimlerden ders alıp, yollarına devam edecekken; acılarını içlerindeki kin ve öfke ile besleyenler üçüncü sırada. Ancak karşısındaki de acı çektiğinde acısını unutacaklarını sananlar bunlar.
 
İşte tepemizdeki keskin balta.
Yargılar.
Yargılarımız.
Yaşattıkları ve bizim yaşadıklarımız.
 
Seçim her zaman ki gibi sadece bize ait.
 
Ben o keskin baltamı bilemekten epey zaman önce vazgeçtim. Usulca kaldırıp, gözlerden uzakta tutmayı seçiyorum şimdilerde.
 
Ya sizler? Hala biliyor musunuz yoksa?
 

Sevgiyle kalın.
 
Belgin ERYAVUZ   22.05.2017
 






Günün Sözü :

insanları yargılamak ile ilgili görsel sonucu

2 Temmuz, 2017, Antalya

türkiye simgesi resim ile ilgili görsel sonucu