7 Kasım 2020 Cumartesi

BİR ZAMANLAR...

 


İzmir Depremi



Merhaba Gönül Dostlarım,

Kasım ayı veda ayı imiş Büyük bir müzik adamını daha kaybettik TIMUR SELÇUK aramızdan ayrıldı milletimizin başı sağolsun.
Üstad Münir Nurettin SELÇUK'un mahdum'u Timur SELÇUK beyefendi vefat etmiştir kendisine Allahtan rahmet sevenlerine baş sağlığı dilerim...
Can Dündar' ın aşağıdaki ilginç yazısını sizlerle paylaşıyorum.

Timur Selçuk Kimdir?
Timur Selçuk, Türk pop müzik yorumcusu, piyanist, ve besteci. 6 Kasım 2020 tarihinde 74 yaşındayken kalp krizi geçirerek vefat etmiştir. Vikipedi
Doğum tarihi2 Temmuz 1946, İstanbul
Ölüm tarihi ve yeri6 Kasım 2020

****

Bir zamanlar, yani eskiden!!!!

Biz çocukken, tepesinde bir dantela örtüyle başköşede duran yeşil ışıklı ahşap radyomuzdan, hüzzam makamında ayrılık şarkıları yayılırdı salona:
“Ayrılık, ümitlerin ötesinde bir şehir”di o zamanlar;
“...ne bir kuş, ne bir haber, ne de bir selam gelir”di.
“Yaman kelime”ydi ayrılık; “benzetmek azdı ölüme”...Ve her kim uğrarsa bu zulme, “gündüzü olurdu gece...”
Selahaddin Pınar’ın tamburu “Ayrılık yarı ölmekmiş/ o bir alevden gömlekmiş” diye inler ve sorardı:
“Ey sevgili sen nerdesin/ nerdesin ey sevgili?”
“Çerağ” nedir bilmezdik; ama Sevim Tanürek, “Alev alev çerağız biz/ Ayrılsak da beraberiz” deyince bir yangın fitili tutuşurdu yüreğimizde...
Sonra Zeki Müren çağlardı, tane tane söyleyerek:
“Aynı bedende can gibiyiz/ cana can veren kan gibiyiz/
Yanıp da bitmez kül gibiyiz/ biz ayrılamayız/
Eller ayırsa bile/ yollar ayırsa bile/ biz ayrılamayız.”
Büyüdük; o “çerağ” da içimizde büyüdü alev alev...
Sevdalandık... ayrıldık... yandık.
Ayrılıkla ölümü, biz de Abdürrahim Karakoç’un “Mihriban”ıyla kıyasladık:
“Ayrılıktan zor belleme ölümü/ Görmeyince sezilmiyor Mihriban...”
Timur Selçuk, “Ayrılanlar için” değil, bizim için çalıyordu:“
Ne kadar acı olsa / ne kadar güç olsa/ Her şeyi, evet her şeyi unutmalı”ydık.
“Kalırsa içimizde bir derin sızı kalır”dı.
Derken vuslat kolaylaştıkça; basitleşti ayrılmalar da...
Kocamaya bir yastık yetmez oldu.
Sönenin son ateşiyle yakılan sigaralar gibi; ayrı düşülen yavuklunun hasreti, yeni bir aşkın kollarında giderildi.
Ve günün birinde Ajda Pekkan, “başı yukarda meydan okuyarak hayata”, ayrılıkların üzerindeki o kırık yeniklik duygusunu silip attı:
“Arkanı dön ve çık istenmiyorsun artık” diye kovaladı eski sevgiliyi:
“Bir zamanlar sen de bana acımadın/ yalnız kaldım/ Yıkılmadım ayaktayım.”
Herkes bu çıkışı bekliyordu sanki...
“Ümitlerin ötesindeki o şehir” bir anda tarumar oldu.
Bir baktık ki 20. yüzyılla birlikte, ayrılan yollarda söylenen şarkılar da değişmiş, herkese bir güven gelmiş.
“Aşk dediğin geliyor, geçiyor” diyen Hande Yener, ayrılığın onuncu gününde eski sevgilisine “Yalnız değilim, sıkılmıyorum” mesajı göndermiş.
Nazan Öncel, bir vedalaşmayı “Jetonu mu yoktu, aramadı gitti/ velhasıl bitti” diye özetlemiş.
Sonra jeton da tarih oldu.
Ayrılık acısının ilacı bulundu.
Demet Akalın bir yıl önce “seve seve” ayrıldığı sevgilisiyle “İsim neydi çıkaramadım/ adın neydi hatırlamadım” diye kafa buldu.
Şimdilerde dillerde gezen bir yaz şarkısında ayrılıklara iyi gelecek formülü açıklıyor:“Hemen yeni bir aşk bulunur, yerin çabuk doldurulur/ Sevgilimi koluma takarım/ Bebek’te üç beş tur atarım/ Olmadı bi de sinema yaparım/ gördüğün gibi çok unutkanım.”
Dedim ya, ayrılığın eski tadı yok.
Şarkılardan belli...
"Ayrılığın Eski Tadı Yok"
Can DÜNDAR
"İspanyol Meyhanesi öksüz kaldı"
Büyük sanatçı TİMUR SELÇUK ' u kaybettik...
Bir değerli insan daha göçüp gitti aramızdan...Yolu ışık olsun⚘

https://youtu.be/07pFYrlTQqU

Günün Sözü :  “Sevgi ve saygıda kusur etmediğimiz sürece her bahar her yaz her kış her sonbahar gönlümüz çiçek açar… Allaha emanet olun" Timur Selçuk

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara                                     

 7  Kasım 2020 Antalya-Türkiye

6 Kasım 2020 Cuma

ATATÜRK' Ü ANMAK


           

            




Merhaba Gönül Dostlarım,                                                                                         

10 Kasım Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü anma gününe sayılı günler kaldı. Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'ün anma gününde ' Gerçek Dostlar ' olarak bizlerde bu önemli günde sayfalarımızda duygularımızı ifade etmek istiyoruz.

Mustafa Kemal Atatürk 83. ölüm yıldönümü ile bu sene çeşitli törenlerle anılacak. Her sene olduğu gibi bu sene de 10 Kasım Atatürk'ü Anma Günü Türkiye'nin 81 ilinde 10 Kasım şiirleri okunacak. Tarih 10 Kasım 1938'i gösterdiğinde, sabah saat 09.05'te Dolmabahçe'deki odasında hayata gözlerini yumdu

10 Kasım Atatürk'ü anma günü ve Atatürk haftası

Atatürk Haftası, 10 Kasım 1938 günü saat 09:05'te yaşamını yitiren Mustafa Kemal Atatürk'ün anısına düzenlenen; onun yurtseverliği, inkılap ve ilkelerinin anlatıldığı, radyo ve televizyonda Atatürk'ün konuşmalarının kendi sesinden dinletildiği, Atatürk'le ilgili filmlerin gösterildiği haftadır. 10-16 Kasım tarihleri arasına karşılık gelir.

10 Kasım günü Anıtkabir ziyaret edilmekte, başkent Ankara'da resmi tören yapılmaktadır. Türkiye'nin genelinde de yas tutulmaktadır. Her yıl 10 Kasım günü, saat 09:05'te trafikteki arabalar durur ve 4 dakika korna çalarak anma etkinliklerine destek verirler. Ayrıca, tüm bayraklar 10 Kasım günü yarıya indirilir.

10 KASIM İLE İLGİLİ SÖZLER

“Bu insanlığa denenmiş bir felsefe örneği olarak sunulabilir. Atatürk yüz yıllara sığabilecek işleri on yılda tamamladı.” -Gerrad Tongas  Yazar

“İnsanı teslim alıcı fevkalade önderlik kuvveti vardır o, tetiktir, hazır cevaptır, dikkati çekecek kadar zekidir.” -Gladys Baker Gazeteci

 “Yalnızca yurtta değil, dünyada da barış diyen Büyük Önder Atatürk, tüm dünyanın takdir ettiği büyük bir devlet adamıdır”.

 “Atatürk öyle bir insandır ki, hayali değildir. İstediğini bilir, bildiğini yapar, yapamayacağı bir şeyi de istemez.”  -Avusturyalı Heykeltraş Krippel

“Atatürk, dünyanın çok nadir yetiştirdiği dâhilerdendir. O, bütün bir tarihin seyrini değiştirmiştir.”

 “O, yüce bir dağa benzer eteğinde yaşayanlar bu yüceliği fark edemezler bu dağın azametini kavrayabilmek için, o’na çok uzaklardan bakmak gerekir. “-Claude Farrer

 “Bu vatan senin gibi bir kahramanı ebediyen bir daha görmeyecek yerinde rahat uyu…”

“Mustafa Kemal; bir millet, bütün vasıtalarından mahrum edilse dahi, kendini kurtaracak vasıtaları yaratabileceğini ispat eden adamdır.” -Adolf Hitler, Almanya Devlet Başkanı

 “Atatürk, şahsiyet ve yeteneğin dev gibi bir simgesi idi, O, yirminci yüzyılın en görkemli olayını yaratan adamdı.” -National  Gazetesi, Danimarka

“Bir milleti, uçurumun kenarından sarsılmaz azmiyle kurtaran, kuvvetlendiren, yükselten yöneticiler arasında Atatürk, en birincisidir.” -Timpul Gazetesi, 12 Kasım 1938

“Bu yıl Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıldönümünün 82. Yılı. Bu yılda her yıl olduğu gibi törenler ile anılacak.  

Alıntı : Haber 50.com

Günün Sözü :

 “Türk milletinin büyük kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 83. yıl dönümünde saygı ve rahmetle anıyoruz.” 
     
İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara                                     
 6  Kasım 2021 Antalya-Türkiye





5 Kasım 2020 Perşembe

10 KASIM VE ATATÜRK



İzmir Depremi





Merhaba Gönül Dostlarım,

Atatürk Haftası, 10 Kasım 1938 günü saat 09:05'te yaşamını yitiren Mustafa Kemal Atatürk'ün anısına düzenlenen; onun yurtseverliği, inkılap ve ilkelerinin anlatıldığı, radyo ve televizyonda Atatürk'ün konuşmalarının kendi sesinden dinletildiği, Atatürk'le ilgili filmlerin gösterildiği haftadır. 10-16 Kasım tarihleri arasına karşılık gelir. Biz bu süreci bir kaç gün öne alıp Atatürk Haftamızı başlatalım istedik.

İbrahim Birol 

****

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve 10 Kasım hakkında yazdığımız bu makalemizde, Atatürk'ü anlamak ve onun izinden gitmek için yapılması gerekenleri ifade etmeye çalıştık. Sizler de duygu ve düşüncelerinizi, ifade etmek istiyorsanız, makale sonundaki yorum bölümümüzü kullanabilirsiniz. 

10 Kasım'da Atatürk'ü Anlamak

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bir kurtuluş destanının en büyük kahramanı olarak sadece tarih sayfalarının derinliklerinde değil yüce Türk milletinin kalbinin tam ortasında sevgi yumağına sarılı bir halde bulunmaktadır. Atatürk'e olan sevgi ve saygımız dünya varoldukça devam edecektir. O'nun vatanı adına yapmış olduğu hizmetleri gelecek nesillerimize en iyi şekilde anlatmalı ve öğretmeliyiz. Anlatmalıyız ki çok büyük zorluklar içerisinde kazanılan Kurtuluş Savaşı'nın ve kurulan cumhuriyetin değeri daha iyi anlaşılsın.

Atatürk'ü anlamak onun fikirlerini çok iyi bilerek tatbik etmekten geçer. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurulması bir devrin yeniden yazılmasıdır adeta. Yurdun dört bir yanı işgal altında inlerken, bağımsızlık ateşi hiçbir zaman sönmeyen Türk milletine önderlik yapan Atatürk, milletimizin esaret altında yaşamasını aklının ucundan bile geçirmeyerek, tarih sayfalarındaki, inancın zafere dönüştüğü, en büyük bağımsızlık savaşının mimarı olmayı hak etmiştir.

Atatürk'ü anlamak onun ilke ve inkılaplarını çok iyi bilmek ve uygulamak demektir. Kurulan cumhuriyetin manasını çok iyi bilmeliyiz ki cumhuriyete daha çok sahip çıkalım ve koruyalım. Atatürk'ün halkını ülke yönetiminin tek sahibi yapması, ülkenin öz kaynaklarını da milletin hizmetine vermesi, O'nu son derece, diktatörlükten uzak, vatan ve millet sevdalısı bir lider olarak karşımıza çıkarmaktadır. Kendisini Türk milletinin bağımsızlık mücadelesine adayan Atatürk, hiçbir zaman şahsi menfaatini düşünmemiş, sadece milletin menfaatleri doğrultusunda hareket etmeyi yegane yol olarak görmüştür.

1938 yılından beri, her 10 Kasım, Ata'mızı kaybetmenin verdiği büyük hüznün yanında, onu daha iyi anlamanın gereğinin ortaya konulması gereken bir gün olarak ta değerlendirilmelidir. O'nun hayatını, ilkelerini ve bizden yapmamızı istediği şeyleri, bilimsel olarak ortaya koymak ve uygulamak, bizlerin birinci vazifesi olmalıdır. Atatürk devrimleri bugün bir çok ülkede örnek olarak kabul görmüş bir vaziyette ele alınmaktadır. Bağımsızlığını tam olarak kazanamamış bir çok ülkeye Atatürk devrimleri, ilham kaynağı olmaya devam etmektedir. Bütün bunlar Atatürk'ün evrensel bir dünya görüşünün mimarı olduğunu da göstermektedir.

Bizler her 10 Kasım'ı, bıraktığı eserlerin izinde, ülkeyi daha da ileriye götürebilmek adına neler yapılabileceğinin ortaya konulması gereken bir gün olarak görmeliyiz. 10 Kasım'ı, Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti'ni bizlere emanet ettiği bir gün olarak düşünmek, sanırım doğru bir yaklaşım olarak kabul görecektir. 10 Kasım günü, Atatürk gençliğine yakışır, ülkemizi ileriye götürebilecek her türlü proje ve çalışmaların yapıldığı, ortaya konulduğu ve desteklendiği bir etkinliğin geleneksel hale getirilmesi tavsiyesinde de bulunmak istiyorum.

10 Kasım Yazısı

Atatürk'ü her 10 Kasım'da daha iyi anlamak ve anlatmak hepimizin görevi olsun ki! Bizden sonraki nesillerimiz onu daha iyi anlasın. Şehitlerimizin kanlarıyla sulanmış bu aziz vatanın nasıl ayakta kaldığını öğrensin ki, bayrağına ve vatan toprağına daha çok sahip çıksın. Her türlü iç ve dış düşmanlara karşı uyanık ve hazırlıklı olabilsin.

Alıntı: ataturkbizimle.com                                                                                    

Günün Sözü :" Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir." Mustafa Kemal Atatürk

Gerçek Dostlar     ⚠️

   İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara                                          5 Kasım 2020 Antalya-Türkiye








2 Kasım 2020 Pazartesi

BEN O' YUM ! DİYEBİLMEK

 


İZMİR DEPREMİ 

Merhaba Gönül Dostlarım,

Bugünkü yazıma başlamadan önce sizlere Vefa kelimesinin anlamlarını açıklamak istiyorum. 
Vefa kelimesinin sözlük anlamı bir şeyi yerine getirmek , sözünde durmak, sevgide süreklilik ve sadakat gösterme, bağlılık" gibi anlamlara gelir.
Vefa ne demek anlamı ise; görülen iyilikleri unutmama, iyilikte bulunanlara yardım etmek veya daha fazlasıyla karşılık verme demektir. Vefalı davrananlara vefakâr denir.
Çok ilginç bir yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum.

BEN O ' YUM !

Eski tarihlerde çocukluk arkadaşı bir okulda eğitim gören çok samîmi üç arkadaş varmış. Okuldan mezun olduktan sonra birbirlerinden ayrılmaları çok zor olmuş.

Yedikleri ve içtikleri ayrı gitmeyen bu üç samîmî arkadaş;
Nerede, hangi işte ve hangi görevde olurlarsa olsunlar, birbirleri ile;
- İrtibatı asla kesmeyeceklerine,
- Doğru Yol’ dan,
- Adalet ve Hakkâniyetten ayrılmayacaklarına,
vatana hizmet dâvasından hiçbir zaman geri kalmayacaklarına" dair söz vermişler.
Aradan yıllar geçmiş birbirleri ile irtibat kuramamışlar. Çünkü o dönemde iletişim araçları sınırlı imiş.
Bunu bilen arkadaşlar zaman hepimizi yıpratır, yaşlanırız, şeklimiz şemâlimiz değişir, ileride karşılaştığımızda birbirilerimizi tanımakta zorluk çekebiliriz onun için aramızda bir şifre belirleyelim oradan birbirimizi tanırız diye şifre belirlemeye karar vermişler. Çok kısa ve hatırda kalacak bir şifrede anlaşmışlar.
O da: "Ben o' yum !” olmuş.
Aradan uzun yıllar geçmiş, bizim üç idealist dava arkadaşının her biri bir köşeye savrulmuş:
- Biri Öğretmen,
- Diğeri sayılır bir Tüccar,
- Bir diğeri de Vali olmuş.
Tüccar olan şehir şehir dolaşırken, bir şehirde arkadaşının o şehrin valisi olduğunu öğrenir.
Hemen kadim dostu ve dâva arkadaşını ziyaret ve tebrik etmek ister.
Kapıya varır görüşmek ister fakat güvenlik ve bürokrasi çarkını aşmak kolay olmaz.
Görevlilere kendini tanıtıp, vali beyin çocukluk ve okul arkadaşı olduğunu, yıllar öncesinden tanıştıklarını, anlatmışsa da fayda etmez, sırasını beklemek zorunda kalır.
Vakit geçmiş, lâkin kendisine bir türlü sıra gelmemiş…
Uzun bir süre sonra bizim tüccarın aklına mezuniyet günündeki belirledikleri şifre gelmiş.
Derhal küçük bir kâğıt parçasına:
“Ben o’ yum" diye yazmış ve görevliye uzatarak bunu, vali beye iletmesini istirham etmiş…
Onun bu ricasını isteksizce yerine getiren görevli az sonra geri dönüp aynı kâğıdı tüccara uzatmış…
Bizimki şaşırmış… Ama asıl şaşkınlığı kâğıdın arkasını çevirince yaşamış.
Kağıdın arkasında:
“Sen o' olabilirsin ama ben o' değilim !” yazmaz mı !
Bu kıssa, günümüz insanlarını ne kadar da güzel anlatıyor değil mi ?
Hakikat şu ki, nice insanlar makamla, parayla, şöhretle tanışıp her imkâna sahip olunca, âdeta "tanınmaz" hâle geliyorlar ve: "Ben O değilim" çizgisine savruluyorlar.
Çünkü bu kişiler, ulvi ideallerle yola çıktıkları halde amaca ulaşmak için:
Yolda bulduklarını, yola çıktıklarına değişen ve amacına ulaşmak için her yolu mübah gören zayıf insanlardır...
Kıssamıza uygun bu gün:
“Ben O’yum !” diyebilen kaç gerçek dost ve arkadaş var ?
Öte yandan;
“Ben o' değilim !
diyenler dünyaya sultan olsa ne yazar ?
Gerçek dostlarınızın çoğalması temennisiyle,
"Ben hâlâ "o' yum"
"Ya Siz ?
Alıntı

Günün Sözü : " Dostlarını daima vefa ile hatırla can ! Arayan sen ol, bulan sen; Tanıyan sen ol, kucaklayan yine sen. KULA vefası olmayanın HAKK' a vefası olmaz." Hz. Mevlana






1 Kasım 2020 Pazar

İZMİR' İN DAĞLARINDA ÇİÇEKLER AÇAR...

 















Merhaba Gönül Dostlarım,



İZMİR
İstanbul doğumluyum.
Dededen İstanbullu, İstanbul'un yerlilerinden dedikleri...
Hep gurur duydum bununla, sanki marifetmiş gibi...
Kızardım İZMİR aşıklarına.
Abartı bulurdum o İZMİR "şakşak" çığlığını. Ne alakası var derdim hep...
Ne farkı var İZMİR’in diye düşünürdüm.
Sonra İZMİR’i tanımaya başladım.
Derken İZMİR’ lileri...
Çok güzellerdi.
Hala çok güzeller.
Harbi, özgür, açık sözlü, umursamaz.
Sonra bana "söğüş" yedirdi canım "İZMİRLİ”...
Usta, o nedir ya?
Ben o söğüş için bile yaşarım İZMİR’de...
Sonra bir 10 Kasım'da İZMİR’e gittim...
Yanımda "has!" bir İZMİRLİ ile.
O neydi?
O nasıl bir saygı, o nasıl bir anma, o nasıl bir düzen...
O nasıl bir sevgiydi?..
Yine de bir "hadi canım, o kadar da değil" durumum oldu...
DÜN İZMİR SALLANDI...
Hem de ne sallanma...
Ölenler, enkaz altında kalanlar, evsiz kalanlar...
Bir yandan yüreğimi burkan acı, bir yandan endişe, bir yandan da "şimdi ne yapacak bu insanlar" sorusu ..
Derken Instagram da bir paylaşım gördüm;
İZMİRDE Kİ oteller odalarını depremzedelere tesis etmeye başladı.
"Aferin be" dedim...
Sonra tüm toplu taşıma ücretsiz oldu.
İnsanlar paylaşım yapmaya başladılar; "Wİ Fİ şifremizi kaldırdık, dilediğiniz gibi kullanın" diye...
Gözlerim dolu, titreyerek okuyorum...
Restoranlar, kafeler...
"Gelin hadi, sabaha kadar sizinleyiz, sıcak çorba ikramımız, birlikte olalım bu gece, misafirimizsiniz"
Bir arkadaşım yazmış; "evim küçük, olsun, gelin, çay demleriz, birlikte otururuz" diye davet ediyor bir depremzede aileyi...
Çadırlar kuruldu...
Tanrım... O da ne??
Etrafta yaşayan evlerden insanlar sıcak yemekler, çaylar, çorbalar yapıp getiriyor...
Birden İstanbul Atatürk Havaalanı'ndaki patlamada kaçışan insanları taksisine almak için 100 dolar isteyen o taksiciyi hatırladım...
Komşu apartmandan bir kadın, depremzedeye "merak etme, biz buradayız" diyordu...
GEÇMİŞ OLSUN DENİZİN KIZI, KIZI DENİZ KOKAN İZMİR...
İZMİR’in dağlarında çiçek açıyormuş gerçekten.
Anladım.
Emre Dölcel

İzmir' deki depremde yitirdiğimiz tüm vatandaşlarımıza Allah' tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı ve sabırlar, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum...

https://youtu.be/7jxuiDKBxg4

Günün Sözü : " İzmir bir hayatın başIadığı ama asIa bitmediği yerdir..."


GEÇMİŞ OLSUN İZMİR





İzmir Depremi

Merhaba Gönül Dostlarım,

Buse'nin, "Siz köpekleri salın ben kedi sesi çıkarayım" sözleri de hepimizi derinden sarstı... Sizin zehirleyip dövdüğünüz köpekler sayesinde kurtuldu.

Bir lokma Yiyecek, bir damla su vermediğimiz, tekmeyle kovaladığımız masum canlar gün gelir hayatımızı kurtarır.

















Elazığ Depremi

GEÇMİŞ OLSUN İZMİR ..

Yaşam alanlarımıza bir türlü sığdıramadığımız, eziyet ettiğimiz, korunma haklarının bir eşyadan farkı olmayan canlarımız, Buse'ye yeniden hayat verdiler.🐕♥️ İyi ki varsınız. Depremde kaybettiğimiz yurttaşlarımızı rahmetle anıyor, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum...



S
ON DAKİKA !

İzmir'de meydana gelen depremin yıkıcı etkileri, saatler ilerledikçe ortaya çıkmaya devam ediyor ne yazık ki. Gelen son dakika bilgisine göre, AFAD, İzmir'deki depremde can kaybının 44'e yükseldiğini açıkladı

Sağlık Afet Koordinasyon Merkezinden (SAKOM) alınan bilgiye göre, 1'i boğulma nedeniyle olmak üzere 43 vatandaşın depremde hayatını kaybettiği ifade edilen açıklamada, yaralanan 896 kişiden 667’sinin taburcu edildiği, 229 kişinin ise tedavisinin devam ettiği bildirildi. Depremle ilgili kazı çalışmaları halen devam etmektedir.

Sayfa düzeni: İbrahim Birol