Number of visitors

12 Aralık 2017 Salı



YILBAŞI  GELİRKEN


Yılbaşı ve Yeni Yıl Resimleri


Merhaba Gönül Dostlarım,

Eski yılbaşıları ile ilgili 70-80 li yıllardaki nostaljiyi Bloğum' a taşımayı, o günleri hatırlayan Gönül Dostlarımın eski yılbaşı hatıralarını  ve anılarını canlandırmak, geçmişte yaşanılan unutulmaz yılbaşı günlerini  bu sayfamda  tekrar ölümsüzleştirmek istedim.

Önce Kendinizi Sevin  sonra da Sevdiklerinizin ve sahip olduklarınızın değerini bilin ki,
Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... 

Unutmayın ki, sizin beğenmediğiniz yaşantınız, bir başkasının hayali olabilir...

Yılbaşı gelir, çarşı pazar şenlenir.


yılbaşı alışveriş resimleri ile ilgili görsel sonucuYılbaşı yaklaşırken evlerde bambaşka bir telaş olurdu. En zengininden orta direğine tüm aileler geniş bütçeli bir çarşı pazar alışverişi yapar, esnaf bayram eder; hiç girmeyen evlere bile et girerdi. Annemizin eli elimizde, o günkü alışverişin her zamankinden daha farklı olacağını bilerek çarşıya giderdik. Alınacaklar listesinin başında kuruyemiş, şekerleme-çikolata ve tatlı vardı. Bir çocuk daha ne isteyebilirdi ki! Bir de özenme midir zamanın ruhunu hissetmek için midir bilinmez, kasaptan, iç pilavıyla birlikte yılbaşı sofrasının assolisti olacak kocaman bir tüm tavuk da alınırdı.
İstanbullular için Mısır Çarşısı, Tahtakale ve Küçükpazar hem yemeklik hem de hediyelik almak için en uygun adresti.
Mahmutpaşa-Tahtakale-Küçükpazar üçgeninde yalnızca yemeklik-hediyelik değil, yılbaşı süsü ve o geceye özel çeşit çeşit oyuncak satan pek çok dükkân vardı; halen var. Rengârenk ziller, mumlar, toplar, balonlar, şapkalar ve Noel Baba figürleriyle dolu bu dükkânların içinde Alice Harikalar Diyarı’ na düşmüşçesine büyülenmiş bir şekilde dolaşırdık. Ama en sevdiğimiz oyuncak, büyükleri kızdırmayı sevdiğimizden midir bilinmez, kaynanadiliydi ki; tüm gece aile büyüklerini sağır etmek için başarıyla kullanırdık. Tabii yılbaşı gecesi bize kızamayacaklarını bilmenin verdiği rahatlık içinde…
YILBAŞI İLE İLGİLİ RESİMLER ile ilgili görsel sonucuAlmanya’dan gelmiş gurbetçi tadındaki; zengin hala, teyze, amca veya dayı,
Onları çoğunlukla bayramdan bayrama görürdük. Almanya’dan köyüne dönmüş Şener Şen gibi kucaklarında rengârenk paketler, ne kadar da zengin olduklarını gösterircesine hepimize yılbaşı hediyesi verirlerdi. Aslında bize hediye vermek çok da umurlarında değildi. Amaçları hazır tüm aile bir aradayken herkese hava atmaktı. Bırakın büyükleri, el kadar çocuk olarak biz bile farkındaydık bunun; ama kimin umurunda. Biz rüyamızda bile görmeyeceğimiz oyuncak robotlar, uzaktan kumandalı arabalar-trenler-helikopterlere bakardık. Eğer bu sonradan görme akraba bir de yurtdışında yaşıyorsa Türkiye’de dahi bulunmayan oyuncaklarımız olurdu. İşte o vakit hava atma sırası bizdeydi. Kime mi? Mahallenin çocuklarına tabii…
Yılbaşının alametifarikası: İstasyon Şefi Mesut
Şener Şen demişken “Milyarder” filmini anmadan geçmeyelim. Yılbaşı coşkusu gündüzden başlardı TV’lerde. Yurdum insanının balık hafızalı olduğunu çoktan çözmüş TV yöneticileri her sene temcit pilavı gibi döndürüp döndürüp piyango temalı bu filmi oynatırdı. İşin komik tarafı her yıl yayınlanan filmi, hepimiz her yıl sanki ilk kez izliyormuşçasına seyrederdik. Takvime hiç bakmamış olsanız dahi Milyarder’ i ekranlarda gördünüz mü o günün yılbaşı olduğunu anlardınız. Perşembenin gelişi çarşambadan, yılbaşının gelişi ise sinema tarihimizin en iyi komedi-dram örneklerinden biri olan “Milyarder” filminden belli olurdu. Mesudiye Tren İstasyonu Şefi Mesut’un trajikomik hikâyesi, hepimizi daha gözümüzdeki yaş kurumamışken hem güldürür hem de hüzünlendirirdi.
Yüreğimizden namelerle süslü, allı-pullu, şarkılı-türkülü yılbaşı tebrik kartları
Yılbaşının yaklaştığının bir diğer alameti hemen her köşe başında, her meydanda sıra sıra açılan tebrik kartı stantlarıydı. Yeni yıla haftalar kala insanlar resim sergisi gezme edasıyla bu stantları gezer, sevdiklerine en güzel, en anlamlı, en gösterişli kartları almak için adeta birbiriyle yarışırdı. Onlarca kart alınırdı bu özel günde eşe dosta göndermek için. 80’li yılların sonlarına doğru ise açtığınız zaman “cingıl bels cingıl bels” diye iç gıcıklayıcı bir şekilde çın çın öten kartlar moda oldu. Pahalı ama pek afililerdi… Kartlar insanlara, yakınlık ve akrabalık derecelerine göre en gösterişlisinden sıradanına uzanan bir sıralamayla alınırdı. Üzerine ne yazsak, sanki hepsini yan yana konup karşılaştırılacakmış gibi nasıl tekrara düşmesek diye günlerce düşünür, şairlerden hallice haller yaşardık…
SOBA ÜSTÜNDE KESTANE RESİM ile ilgili görsel sonucueski yılbaşı resimleri ile ilgili görsel sonucu
Soba, kestane ve kar: İşte yılbaşı!

Yılbaşı günü akrabalar, ailenin en büyüğünün evinde toplanırdı. Zil her çaldığında ailenin tüm çocukları kapıya koşar, gelenin elindeki paketlere bakıp içindekinin hayaliyle, tüm gün yüreğimiz pır pır dolaşırdık evin içinde. Sobalı evlerde daha bir sıcak geçerdi yılbaşılar. Herkes ısınmak için başına toplanır; soba, kestaneden patlamış mısıra pek çok lezzete ev sahipliği yapardı. Herkesin bir noktaya toplanmasından yararlanan çocuklar fırsat bu fırsat, büyüklerin sakladığı hediye paketlerini bulmak için bütün evi gizlice (!) alt üst ederdi. Hele bir de dışarıda kar yağıyorsa yılbaşı ambiyansı için gerekli her şey tamamdı.
Yılbaşında mesaj veren, işte benim Zeki Müreneski yılbaşı resimleri ile ilgili görsel sonucu
80’lerde yılbaşı, maaile TV karşısında geçerdi. Halit Kıvanç yeni yıla girilir girilmez, 80’lerin tek kanalı TRT’de, o duru, güzel Türkçesiyle, gecenin onur konuğu olan ve TV’ye ancak yılbaşından yılbaşına çıkan Zeki Müren’i anons ederdi. Müren, şimdinin değme spikerlerine taş çıkartacak o canım Türkçesiyle, yılbaşı mesajını söyler ardından tüm yıl hasretle beklediğimiz o güzelim şarkılarını seslendirirdi. Kimler yoktu ki kadrajda; Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Kayahan, Nilüfer, Selami Öztürk, Özdemir Erdoğan, Seyyal Taner ve daha niceleri… İleriki yıllarda, Zeki Müren’in artık TV’ye çıkmak istemediği dönemlerde yerini Bülent Ersoy alacaktı.
İki fenomen: Nesrin Topkapı & Nurhan Damcıoğlu
Alıntı

https://youtu.be/NVS-8UYCZwo





Günün Sözü : 
" 2018 Yılının Türkiye ve  Dünya insanları için umutlu, 2017' de  yaşanan olumsuzlukların yaşanmayacağı bir yıl olmasını; Yeni Yılın tüm Gönül Dostlarıma sağlık, mutluluk huzur ve başarı getirmesini dilerim." İbrahim Birol

Fotoğraf



İbrahim Birol.  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
12 Aralık 2017, Antalya



11 Aralık 2017 Pazartesi



SEÇME  ÖĞÜTLER

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi


Merhaba Gönül Dostlarım,

Bugünkü yazımıza  çocuklarımıza ve genç nesillere verebileceğimiz bazı öğütlerle başlamak istiyorum.
Örnek davranışları gözlemleyerek model alma süreci, çocuk ve gencin sosyal hayatı öğrenme kaynakları arasında önemli bir yere sahiptir. Bu yazımda çocukların ve ergenlerin anne babalarını örnek almalarında hangi faktörlerin etkili olduğu ortaya konduktan sonra onların ahlak ve davranışları sosyalleşmesinde, örnek alma yoluyla öğrenimin yeri ele alınmaya çalışılmaktadır. Çocuk ve gençler fiziksel ve psikolojik açıdan kendine benzediğini düşündüğü aile bireylerinin örnek davranışlarından etkilenmektedirler. Ayrıca anne babanın çocuk ve gence gösterdiği sevgi ile disiplin anlayışı da onların anne babalarını model almalarında etkili olmaktadır. Yine çocuk ve gençler, benzemek istedikleri anne babalarının ahlak ve manevi değerlerinden daha fazla etkilenmektedir.

Aşağıdaki iki ayrı yazımda çocuklarımızı  yetiştirme konusunda bazı öğütler ve Dorothy Law Nolte nin şiirinden  bir  örnek vererek, yeni çocuk sahibi olan veya  olacak olan genç nesil Aile bireyleri ile, nacizane  tavsiyelerimi paylaşmak istiyorum.

Önce Kendinizi Sevin  sonra da Sevdiklerinizin ve sahip olduklarınızın değerini bilin ki,
Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... 

Unutmayın ki, sizin beğenmediğiniz yaşantınız, bir başkasının hayali olabilir...

ÖYLE KARŞILA Kİ !


ÇOCUĞUNU ÖYLE KARŞILA Kİ; eve geldiği zaman, en güzel yere geldiğini hissetsin....
EŞİNİ ÖYLE KARŞILA Kİ; yanına geldiği zaman, en doğru insana kavuştuğunu hissetsin....
ANNENİ ÖYLE KARŞILA Kİ: doğumundaki ağrıları lezzetle takas etsin...
BABANI ÖYLE KARŞILA Kİ; ömür boyu bir başka evlada imrenmesin...
FAKİRİ ÖYLE KARŞILA Kİ; ona serdiğinden büyük, bir dua sofrası sersin....


ZENGİNİ ÖYLE KARŞILA Kİ;
gönlünü gördüğünde, kendi gönlünün fakirliğinden kahretsin...

ÇOCUK YAŞADIĞINI ÖĞRENİR - DOROTHY LAW NOLTE

Eğer bir çocuk sürekli eleştirilmişse,
"Kınama ve ayıplamayı öğrenir"
Dorothy Law Nolte
Eğer bir çocuk kin ortamında büyümüşse,
"Kavga etmeyi öğrenir"

Eğer bir çocuk alay edilip aşağılanmışsa,
"Sıkılıp utanmayı öğrenir"

Eğer bir çocuk sürekli utanç duygusuyla eğitilmişse,
"Kendini suçlamayı öğrenir"

Eğer bir çocuk hoşgörüyle yetiştirilmişse,
"Sabırlı olmayı öğrenir"

Eğer bir çocuk desteklenip, yüreklendirilmişse,
"Kendine güven duymayı öğrenir"

Eğer bir çocuk övülmüş ve beğenilmişse,
"Takdir etmeyi öğrenir"

Eğer bir çocuk hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse,
"Adil olmayı öğrenir"

Eğer bir çocuk güven ortamı içinde yetişmişse,
"İnançlı olmayı öğrenir"

Eğer bir çocuk kabul ve onay görmüşse,
"Kendini sevmeyi öğrenir"

Eğer bir çocuk aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse,
"Bu dünyada mutlu olmayı öğrenir"

Alıntı
Dorothy Nolte,Amerikalı yazar ve aile danışmanıdır.12 Ocak 1924 tarihinde doğmuştur.6 Kasım 2005’de hayatını kaybetmiştir. Los Angeles’da, bir elektrikçinin tek çocuğuydu.Dorothy Nolte’nin iki kız ve iki erkek çoçuğu vardı.iki evlilik yapmıştır.
1972 yılında bebek beslenme ürünleri yapan bir firma ücretsiz olarak milyonlarca kopyayı yeni annelere dağıtırken keşfetti. Nolte’ye telif anlaşması yaptı. Veliaht Prens Naruhito üç yaşındaki kızı Prenses Aiko’yı daha iyi gelişim göstermesi için bu eserden faydalandı.2005 yılında Japonya’da en çok satılan kitaplardan biri oldu.

Kaynak: http://www.2kr2.com/dorothy-law-nolte-kimdir.html
Kaynak: http://www.2kr2.com/dorothy-law-nolte-kimdir.html
Dorothy Law Nolte’un Çocuk Yaşadığını Öğrenir adlı şiirinin Türkçe çevirisini Doğan Cüceloğlu yaptı.


https://youtu.be/1jry_TYno9M



Günün Sözü : 
"Eğer, bir çocuk hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse;
Adil olmayı öğrenir." Dorothy Law Nolte

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
11 Aralık,2017, Antalya


10 Aralık 2017 Pazar



10 ARALIK DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ( 2 )

10 aralık özgürlük şehitleri resim ile ilgili görsel sonucu


Merhaba Gönül Dostlarım,

Tüm Gönül Dostlarıma  Mutlu Pazarlar dileklerimle,

 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Gününün anlamı nedir:
.İnsan hakları bütün insanların aynı seviyede sahip olduğu temel hak ile özgürlüklerdir. Dil, din, ırk, cinsiyet değişikliği ayırt edilmeksizin, tüm insanlığın faydalanması gereken haklardır.

Dünya kurulduğundan beri insanlar sürekli birbirleriyle savaşmışlar. Hâlâ da savaşmaya devam ediyorlar. Uzun yıllar süren kanlı savaşların sonunda birçok ulus perişan olmuş, hatta yok olmuşlardır. İnsanlar savaşların, baskı ve haksızlıkların yol açtığı büyük acılar yaşadılar ve yaşamaya devam etmekteler.

10 ARALIK DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ

Dünya İnsan Hakları Günü hakkında genel bilgi

1948'de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, "insan haklarının anayasası" olarak tanımlanır. İnsanın doğuştan sahip olduğu kişisel hak ve özgürlükleri tanımlar, her insanın yasa önünde eşit olduğunu, işkenceye, kötü muameleye ve onur kırıcı cezalara tabi tutulamayacağını ilan eder. İnsan haklarının korunması ve geliştirilmesi yolunda uluslararası toplum tarafından sürdürülen çabalara yol gösterici işlevini bugün de sürdürür. 1948'de kabul edildiği tarih 10 Aralık her yıl Dünya İnsan Hakları Günü olarak kutlanır. 

BM'nin altı temel insan hakları sözleşmesi vardır:

Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi
Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi
İşkenceye Karşı Sözleşme
Irk Ayrımcılığının Önlenmesi Sözleşmesi
Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi
Çocuk Hakları Sözleşmesi

Türkiye, Birleşmiş Milletler çerçevesinde oluşturulan temel insan hakkı sözleşmelerini tümüne taraftır.

Alıntı : dersimiz.com

Önce Kendinizi Sevin  sonra da Sevdiklerinizin ve sahip olduklarınızın değerini bilin ki,
Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... 
Unutmayın ki, sizin beğenmediğiniz yaşantınız, bir başkasının hayali olabilir...


10 Aralık 2016 tarihinde Vodafone Park önünde gerçekleştirilen hain terör saldırısında hayatını kaybeden şehitlerimizi, vefatlarının 1. yılında rahmet ve saygıyla anıyoruz.

Görüntünün olası içeriği: 29 kişi, gülümseyen insanlar, yazı
10 Aralık gününün Birleşmiş Milletler tarafından “İnsan Hakları Günü” olarak ilan edilmesinin üzerinden 69 yıl geçti.
O tarihten bu yana, dünyada ve ülkemizde insan hakları ihlalleri sona ermedi. Bu gidişle sona erecek gibi de görünmüyor. Ancak bu gerçekliğe rağmen, ülkemizde ve dünyada insan haklarının gasp edilmesinin daha çok deşifre edildiğini ve görünür olduğunu söylemek mümkün.
İktidarlar, insanların özel dünyasına girmemelidir. Yönetenler, bu hakları korumakla ve geliştirmekle ödevlidirler. Uygulamaya baktığımızda, iktidarlar, seçildikten sonra kendilerini oraya taşıyan halktan kopuk, tepeden bakan ve ezen bir konuma geliyorlar. Sanki devlet insanların hizmeti için değil, insanlar devlete hizmet için yaratılmışlar gibi, ters bir algı oluşturulmaya çalışılıyor.
Yaşadığımız coğrafyada, sorunlarımızın çözümü hâlâ güç dayatılması ile sağlanmaya çalışılıyor. Yani sorunu çözmektense, sorunu dile getirenleri güç kullanarak dağıtmak, iktidarı kullananlara daha kolay geliyor. Oysa uygar ülkelerde, sorunu dillendiren ve hak arayanlara daha çok hak ve ifade özgürlüğü tanınarak ve diyalog yöntemiyle sorunlar çözülüyor. Tabi o ülkelerde insan hakları içselleştirildiği için, karneleri de temiz ve parlak oluyor.
İnsan haklarının içselleştirilmediği, demokrasi ve hukuk devletinin yerleşmediği ülkelerde, savaşların ve çatışmaların neden bitmediğini daha iyi anlıyoruz.
 İnsan Hakları Karnemiz :
-İnsan haklarını “kutladığımız” bu günlerde, hâlâ en temel insan hakkı olan yaşam hakkını bile koruyamamanın ayıbını yaşıyoruz. Çünkü daha çok özgürlük yerine, toptan yok sayma ve talepleri şiddetle bastırma düşüncesi hâlâ hakim.
– Hâlâ toplumu bilgilendirme hakkı çerçevesinde haber yaptığı için hakkında dava açılan, tutuklanan ve mahkûm edilen gazetecilerimiz var.
 AİHM’nin her yıl yayımladığı istatistiklerine göre, insan haklarını en çok ihlal eden ülkelerin başında Türkiye geliyor. En fazla ihlal kararı da haksız ve usulsüz tutuklamalarla, yani “adil yargılanma hakkı” ile ilgilidir. AİHM’ e göre, Türkiye’de tutuklamalarla ilgili sistematik ve yaygın bir sorun var. Bu sorun da kısmen yasalardan, ama daha çok uygulamalardan ve yargının işleyişinden kaynaklanıyor. Bu sonuçlar, hükümletin AİHM ilkelerine uyum sağlamak için gereken çabayı göstermediğini ortaya koyuyor. Son günlerde gazetecilere karşı yoğunlaşan usulsüz aramalar ve tutuklamalar nedeniyle de Türkiye’ nin AİHM’de mahkum olacağını söylemek için, kâhin olmaya gerek yok.
Türkiye’deki insan hakları ihlalleri, başta Uluslararası Af Örgütü ve Avrupa Birliği olmak üzere, birçok uluslararası insan hakları örgütünün raporlarında da ciddi eleştirilere uğramaktadır. Türkiye, insan hakları konusunda “yüksek risk” içeren ülkeler arasında yer alıyor. 
Evrensel insan haklarına ulaşmak için, daha epey zorlu yolumuz var. İnsanlığın refah ve huzuru için de insan hakları mücadelesini sürdürmek gerekiyor…
 Ölümlerin, baskı ve işkencelerin yaşanmayacağı, demokrasinin, evrensel hukukun ve insan haklarının yaşama geçirileceği günleri özlemle bekliyoruz…
 Alıntı :  Av. Kemal AKKURT H&H YORUM
 kemalakkurt@hotmail.com

https://youtu.be/53angzfvABw cem adrian ve fazıl say insan hakları ile ilgili video ile ilgili video

Günün Sözü :

10 aralık özgürlük şehitleri resim ile ilgili görsel sonucu


İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
10 Aralık 2017, Antalya

Gerçek Dostlar