RAMAZAN SOHBETLERİ (4)




GECE GÖRÜNÜMLÜ İSTANBUL CAMİLERİ ile ilgili görsel sonucu




Merhaba Gönül Dostlarım,

Bugünkü Ramazan Sohbetleri yazımda, aşağıdaki  " KUTSAL MEKANLAR EVRENSEL KANUNU" başlıklı bir yazımı tüm dünya insanlarına bir kez daha hatırlatmak ve son günlerde dünya kamu oyunun dikkatini çeken KUDÜS' teki tasvip etmediğimiz bazı gelişmeler ve olaylar hakkında bir farkındalık yaratmak adına, bu yazımı Gönül Dostlarımla bir kez daha paylaşmayı bir görev addediyorum. 

Not : ( yazının tamamını  okumak isteyen Gönül Dostlarıma, aşağıdaki link adresini kullanmalarını tavsiye ederim.)   www.oslocenter.no/wp-content/uploads/2012/03/tyrkisk_endholycode.pdf


KUTSAL MEKANLAR EVRENSEL KANUNU

" Aşağıda imzası bulunan ve dünyadaki dini gelenekleri temsil eden biz, düşünce, vicdan ve din özgürlüğü ve dini geleneklerin bütünlüğü için ortak bir payda arayışı ve diyalog ruhuyla, karşılıklı saygı temelinde iş birliği yapmaya kararlı olarak, kutsal mekanların ilgili dinlerinde veya inanç geleneklerinde dünya çapında kutsal kabul edildiği ve insanların ve toplumların kutsal mekanlara olan bağlılıklarının inançlarına bakılmaksızın herkes tarafından saygıyla karşılandığı bir dünya görüşünü paylaşarak, dini azınlıkların kutsal mekanlarının özel bir kırılganlığı olduğunu akıldan çıkarmayarak ve kutsal mekanların dünyadaki birçok çatışmada ihtilafların odak noktası veya yıkımların hedefi olduğunu kabul ederek, kutsal mekanların korunması, bu mekanların kullanılmasında dini özgürlüğün temin edilmesi ve onların barışın, uyumun ve uzlaşmanın yerleri olarak tanıtılmasına ilişkin bir ilkeler çerçevesi araştırarak, kutsal mekanlara ilişkin çatışmaları irdelemede ve hangi dinden olursa olsun diğerlerinin kutsal mekanlarını korumak için lehte konuşma ahlaki sorumluluğunu üstlenmede dini liderlerin pozitif rolünü tanıyarak, din veya inanç özgürlüğünü ve diğer insan haklarını koruyan, kültürel mirası muhafaza eden ve silahlı çatışmalarda sivilleri koruyan uluslar arası anlaşmaları ve normları temel alarak, Aşağıdaki hükümlere saygı göstermeyi, ilgili hükümlerin dünya çapında gerçekleşmelerini sağlamayı ve onaylanmaları çağrısında bulunmayı resmi olarak taahhüt ediyoruz."

Önce Kendinizi Sevin, sonra da Sevdiklerinizin, sahip olduklarınızın ve size değer verenlerin kıymetini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... Unutmayın ki, sizin şikayet ettiğiniz yaşamınız, belkide  başkasının hayali olabilir.


İslam dininin manevi atmosferini ayakta tutan ve ruhunu doyurmak isteyenlerin ziyaret ettiği mekanlar, Ramazan ayıyla birlikte daha çok ziyaretçiyi ağırlıyor.

1. Mevlana Türbesi ve Müzesi / Konya

Çağlar ötesinden verdiği mesajlarla, kendini öğrenmeye ve aşka dayanan felsefesiyle, yirmiden fazla dile çevrilen Mesnevi’siyle, hoşgörünün sembolü olan Mevlana,  bugün dahi gönüllerde yeni ufuklar açmaktadır. Konya’ya gidenlerin mutlaka ziyaret ettiği yapıda, Kubbe-i Harda (Yeşil Kubbe) olarak anılan türbe, dergah eşyaları ve değerli elyazmaları mutlaka görülmesi gereken bir yapı. Sekiz telli keman, sabır taşları ve astronomi dersleri için kullanılan küre ise ilgi çeken diğer parçalar arasında yer almakta.

2. Balıklıgöl (Halil-ür Rahman Gölü) / Şanlıurfa

9 bin yılı aşkın tarihiyle; Hz. İbrahim’in doğduğu, Hz. Eyyüb, Hz. Şuayp, Hz. Nuh, Hz. Lut, Hz. Musa, Hz. Yakup gibi peygamberlerin yaşadığı; Hz. İsa’ nın da kutsadığı şehir olan Şanlıurfa, dinler tarihi ve inanç turizmi açısından dünyada önemli bir yere sahip. Nemrut ve halkın taptığı putlarla mücadelesinde, putları kıran Hz. İbrahim bugünkü Urfa Kalesi’ nin bulunduğu tepeden ateşe atıldığında; düştüğü yerde ateşin su, odunların balık olmasıyla bu göl oluşur ve etrafı gül bahçesine dönüşür. Göldeki su şifalı, balıklar kutsal kabul edilmektedir.

3. Ulu Camii / Bursa

Kent merkezinde yer alan cami, Bursa’ nın en önemli sembollerinden biridir. I. Bayezit tarafından 1396-1399 yılları arasında yaptırılan Ulu Camii, iç cemaat yerinin genişliğiyle dikkat çeker. Evliya Çelebi’ye göre Bursa’ nın Ayasofya’ sı olan cami, çok ayaklı camilerin en klasik örneğidir. Tüm yönlere bakan kapılarıyla, tam ortasında bulunan 65 metre kare genişliğindeki şadırvanıyla dikkat çeker.

4. Hacı Bayram Camii ve Türbesi / Ankara

Mutasavvıf ve şair olan Hacı Bayram-ı Veli, 14. ve 15. yüzyıllarda Anadolu’da yaşamış, bilim ve tasavvufu birleştirmeyi başarmıştır. Bayramiye Tarikatı’ nın kurucusudur. 1427 ya da 1428 yıllarında yapılan Hacı Bayram Camii, dikdörtgen planlıdır. Cami' nin mimarı Mehmet Bey olup, camii 1714 yılında tamir görmüştür. Ahşap, kalem işi, çini süslemeleriyle cami mimari açıdan oldukça zengindir.

5. Hacı Bektaş Veli Dergâhı / Nevşehir

Hacıbektaş ilçesinde yer alan dergâh, Bektaşi Tarikatı’ nın pir evidir. 13. Yüzyılda yaşayan Hacı Bektaş Veli, Anadolu’ nun Türkleşmesinde ve Osmanlı’ nın kuruluşunda etkisi olan bir Türk düşünürüdür. Hacı Bektaş Veli’ nin öğretilerinin ortaya çıktığı ve dünyaya yayıldığı bu merkez, iç tasarımı ve türbe mimarisi açısından büyük önem taşır.

6. Hırka-i Şerif Camii / İstanbul

Adını, Hz. Muhammed’in Veysel Karani’ ye hediye ettiği Hırka-i Şerif’ten alan cami, her yıl Ramazan ayının ilk cumasında mübarek emaneti ziyarete açarak, peygamber efendimizi sevdalılarıyla buluşturuyor. Cami, 1851 yılında Hırka-ı Şerif’in muhafazası ve ziyaret edilmesi için Sultan Abdülmecit tarafından yaptırılmış. 1500 yıllık emanet, bugün Karani’ nin torunları tarafından korunmakta. Her yıl 1 milyondan fazla kişi bu camiyi ziyaret etmekte ve gül kokulu bu emanete kavuşmaktadır.

7. Selimiye Camii / Edirne

İstanbul’un fethinden önce başkent olan Edirne’ nin silüetinde ihtişamıyla anıtlaşan Selimiye Camii, 16. yüzyılda II. Selim adına yaptırılmıştır. Mimar Sinan’ ın ustalık dönemi eseri olan cami, ince ve zarif 4 minaresi ve büyük kubbesiyle dikkat çeker. Dünya Miras Listesi’ne 2011 yılında dâhil edilmiştir.

8. Hz. Veysel Karani Türbesi

Siirt’in Baykan ilçesinde bulunan türbe asıl adı Üveys bin Âmir Karni olan Hz. Veysel Karani’ ye aittir. Veysel Karani’ nin doğum tarihi bilinmemekteyken, ölüm tarihi 657’ dir. Onun en önemli özelliği Peygamberimize olan aşkı, annesine saygısıdır. Peygamberimiz bir hadisinde “Beni ziyaret etmek imkânına erişemediğinizde, kardeşim Veysel Karani’ nin makamını ziyaret ediniz” buyurmuştur.

9. İshak Paşa Sarayı Camii / Ağrı

Bir külliye olan bu yapı, Osmanlı’ nın Lale Devri’ ndeki son büyük anıtıdır. Yapımı yaklaşık yüz yıl süren camii, sanat tarihi açısından da önemli bir eserdir. Osmanlı, Selçuklu ve Fars mimarilerinden esintiler içeren saray, Edirne ve Topkapı Sarayı’na benzetilmektedir. Çevre köylerden beyaz, Ağrı Dağı’ ndan siyah taşlar getirilerek yapılan sarayın her detayında gizem hissedilmektedir.

10. Ulu Camii / Diyarbakır

Anadolu’ nun en eski camisi olan Ulu Camii, 639 yılında kentteki bir kilisenin camiye çevrilmesiyle oluşmuştur. Selçuklu, Artuklu, Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Osmanlı dönemlerinden de izler taşıyan camii, İslam dünyasında beşinci Harem-i Şerif olarak bilinmektedir.
Alıntı : https://www.biletall.com/blog/ramazan-ayinda-ziyaret-edilmesi-gereken-10-yer/

Günün Sözü :

kutsal mekanların korunması ile ilgili görseller ile ilgili görsel sonucu
İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
 21 Mayıs 2018, Antalya-Turkey




RAMAZAN SOHBETLERİ (3)


RAMAZAN ayı RESİM ile ilgili görsel sonucu


Merhaba Gönül Dostlarım,

 " Ramazan Sohbetleri " adı altında yayınladığım bugünkü yazı dizisinin konusu " Unutulan Ramazan Gelenekleri." 
Ramazan ayı geldiğinde herkeste bir heyecan başlar, ramazan ayı ibadetin en yoğun yaşandığı ay olduğu kadar ramazan eğlenceleri ile de özellikle çocukların beklediği özel bir zamandır. Canbazlar , hokkabazlar , macuncular , kağıt helvacılar , karagöz ustaları , meddahlar , ortaoyuncular ramazan ayının arefesinde aranıp bulunur ve ramazan eğlenceleri haftalar önceden ayarlanırdı.
Ramazan boyunca devlet önde gelenlerinin ve varlıklı kişilerin konaklarında halka açık iftar sofraları kurulur, sofraya oturanlara diş kirası adı altında armağanlar ya da para verilirdi. Akraba ve dostlar arasında ramazanın ilk haftasında habersiz iftara gitmek bir saygı belirtisi sayılırdı. Daha sonraki günlerde de büyükler, akraba ve dostlar iftara davet edilirdi.

Son yıllarda belediyeler eski ramazan şenlikleri tarzı ramazan eğlenceleri düzenliyorlar ancak tabii ki o eski tadlar artık yok. Ucuz olsun da ne olursa olsun mantığı bu alanda da kendini gösteriyor. Ramazan eğlenceleri bir organizatör şirkete veriliyor ve şirket de ucuz olsun da ne olursa olsun düşüncesiyle her sanatın amatörünü buluyor

Önce Kendinizi Sevin, sonra da Sevdiklerinizin, sahip olduklarınızın ve size değer verenlerin kıymetini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... Unutmayın ki, sizin şikayet ettiğiniz yaşamınız, belkide  başkasının hayali olabilir.

Unutulan Ramazan Gelenekleri

On bir ayın sultanı, şehr-i Ramazan başladı. Lezzetli iftar sofraları ve keyifli sahur saatleri içinde kimi adet ve gelenek, yaşanan döneme yeni uyarlamalarla taşındı...

Ama çoğu unutuldu: İftar konuklarına verilen diş kirası hediyesi, ilk kez oruç tutan çocuklara hediyeler, çocukların orucunu satın alma, sahura kadar süren oyunlar, pişi dağıtma, eski zaman Ramazan hikayeleri...
İslamiyetin şartlarından biri olan oruç, tutsanız da tutmasanız da hayatımıza kattığı hoşluklarla bayrama hazırlıyor bizi. İhtiyaç sahiplerine yapılan gıda yardımları Ramazan geleneklerinin başında geliyor.
Değişen zamana göre yeniden yapılanarak da devam ediyor. Zengin iftar ve sahur sofraları sonrası yapılan adetler ise şimdilerde yok denecek kadar az. Örnek mi? Çoook.
DİŞ KİRASI 
GELENEKSEL RAMAZAN RESÄ°MLERÄ° ile ilgili görsel sonucuOsmanlı döneminde, özellikle zengin köşk veya konaklarda halk için sofralar hazırlanır, Tanrı misafiri olarak kapıya gelen geri çevrilmezdi.
Kuş sütü hariç her şeyin bulunduğu bu iftar sofralarında misafirler diledikleri gibi karınlarını doyurduktan sonra ayrılırken, ev sahibi tarafından kadife keseler içine hediyeler ve altın ya da gümüş akçe paralar konurdu.
Diş kirası adı ile verilen bu hediyeler, iftar sofrasına katılan kişilerin, geldikleri evin sahiplerine sevap kazanmaya vesile oldukları için verilirdi. Şimdilerde bu adet, her ne kadar unutulmaya yüz tutmuşsa da bazı yörelerde verilen küçük hediyelerle varlığını sürdürüyor.
TERAVİH NAMAZI SONRASI OYUNLAR
GELENEKSEL RAMAZAN RESİMLERİ ile ilgili görsel sonucu
Önceden Ramazan gecelerinde teravih namazı sonrası sıra geceleri yapılırmış. Hem de taaa sahura kadar... Anadolu’ daki evlerde yapılan bu sıra gecelerinde yüksük oyunu, tura oyunu, yıldız sayma, yumurta saklama oynanırmış.
Bu arada da büyüklerin anlattığı hikayeler, anılar, yöresel masal ve efsaneler dinlenirmiş. Ayrıca tepsi üzerine ters çevrilmiş 9 fincan konulur, bunlardan birinin altına saklanan yüzüğü bulma oyunu insanları eğlendirirmiş.
Oyunu kazananlar, kaybedenleri sahurda hizmet etmekle cezalandırırmış. Büyükler bu oyunları oynarken çocuklara da Karagöz-Hacivat ve kukla gösterileri yapılırmış.
İLK KEZ ORUÇ TUTAN ÇOCUKLARA HEDİYE 
Ergenlik yaşına gelmiş ve ilk kez oruç tutan çocuklara, tebrik ve takdir anlamında hediyeler alınırdı eskiden. Bu hediyeler, genellikle onların gün boyunca aklından çıkmayan, canlarının çektiği yiyecek ve yemişler olurdu.
PİŞİ DAĞITMA 
Sahur hazırlıkları sırasında kadınların un, su, tuz ile yaptığı hamurları ellerinde şekil vererek yağda kızartmalarına ‘pişi’ denir.
Günümüzde de yapılan pişi, eskiden özellikle Ramazan aylarında tepsilerce pişirilip mahalledeki komşulara, esnafa ve davulcuya da ikram edilerek paylaşılır, böylece haneye Ramazan bereketini getireceğine inanılırdı.
GELENEKSEL RAMAZAN RESÄ°MLERÄ° ile ilgili görsel sonucuÇOCUĞUN ORUCUNU SATIN ALMA ve ORUCA DİREK VURMA 
Oruç satın alma; çocukları Ramazan’ın manevi duygusu ile tanıştırmak, oruç tutmaya alıştırmak amacı ile düzenlenen bir tür oyun. “Orucunu bana sat, istediğini alayım” diyen büyükler, çocuklara çeşitli yiyecekler ve küçük eşyalar hediye ederdi.
Bazen de çocukların akşama kadar oruç tutması uygun olmadığı için öğle saatlerinde onlara yemek yedirilirdi. Bu yemek saatine de ‘oruca direk vurma’ denirdi.
(13.07.2013 tarihli Cumartesi Postası ekinden alınmıştır.)
Derleyen. Melda TUNÇEL

Günün Sözü :

Hoş geldin On bir аyın sultаnı. Bu mübаrek аyın bütün milletimiz ve islаm âlemi için hаyırlаrа vesile olmаsını diler, vаtаnımız için de en bereketli аy olmаsını temenni ederim. Sаvаşlаrın olmаdığı, kıtlıkların hiç yaşanmadığı, şehit hаberlerinin olmаdığı bir rаmаzаn аyı diliyorum. 

ramazan görselleri ile ilgili görsel sonucu

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
20 Mayıs 2018, Antalya-Turkey




RAMAZAN SOHBETLERİ (2)



1-1984-Logo_svg2-SamOlyEagle1


Merhaba Gönül Dostlarım,

Ramazan ayı' nın başlamasıyla birlikte  ' Ramazan Sohbetleri ' adı altında bir yazı dizisi başlatmayı uygun gördüm, geçen seneki Ramazan ayında dini vecibelerimizi yerine getirebilmek adına  sizlerle çok değişik konulardaki  yazıları şöyle bir hatırlamaya çalışalım. Önemli camilerimizi, Türbelerimizi ve Kutsal Mekanlarımız hakkındaki yazılarımızı sizlerle paylaşma fırsatı bulmuştum.
Bu Ramazanda da  farklı yazı ve hikayelerle sizlerle birlikte olmaya çalışacağım umarım hoşunuza gidecek konular bulabilirim. 

Bu günkü yazıma ' Sağ Bacağına Vur ' başlıklı bir yazımla devam etmek istiyorum, ama öncesinde Fair Play Ödülü Hakkında kısa bir açıklama yapmakta yarar var sanırım.
Fair Play Ödülü,
Fair Play Ödülleri ülkemizde Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’ nce her yıl Olimpiyatevi’ nde düzenlenen törenle verilir. TMOK Fair Play Komisyonu’ nca yürütülen çalışmalarda, yılın son ayında yurt çapında başlatılan taramalar Mart - Nisan aylarına kadar devam etmekte, Nisan ayında toplanan Büyük Jüri, ‘Sportif Davranış’, ‘Sportif Kariyer’ ve ‘Sportif Tanıtım’ dallarında Türkiye Fair Play Ödülleri’ ni kazananları belirlemektedir. ‘Büyük Ödül’, ‘Şeref Diploması’ ve ‘Kutlama Mektubu’ olarak dağıtılan ödüller, önceki yıllarda ‘Toplumsal’ ve ‘Sportif’ olarak iki kategoride sürdürülmüş olup, günümüzde ‘Sportif’ kategoride verilmektedir.
Türkiye Fair Play Ödülü’nü kazananlar arasından birçok isim, sergiledikleri davranışlar, yaptıkları çalışmalar ve verdikleri hizmetlerle Dünya Fair Play Konseyi (CIFP) ve Avrupa Fair Play Birliği (EFPM) tarafından da 1983 yılından bu yana Dünya ve Avrupa ödülleri ile onurlandırılmıştır.



Sağ Bacağına Vur

1984 olimpiyatları ve Judo final müsabakası. Minderde Mısırlı Judocu Muhammed Ali Rasvan ve rakibi Japon Yaşuhiro Yamashita. Müsâbakalar sırasında Yamashita’ nın sağ kasları yırtılmıştır ve finâl karşılaşmasına sakat olarak çıkar. Olayı hatırlamayanlar, bilmeyenler, bulup videosunu izlerlerse görürler.

Yamashita sol ayağıyla yürüyor, sağ ayağını resmen sürüklüyor peşinden…
Maç sırasında Muhammed Ali’nin antrenörü kenardan sürekli halde bağırır.
1984 olimpiyatları ile ilgili resimler ile ilgili görsel sonucu
” Sağ bacağına oyna!”
Sağ bacağına vur !”
Hakikaten maçı izleyen herkes de görüyor ki, Muhammed’in rakibinin sağ ayağına bir defa vurması yetecekti. Fakat yapmadı.

Yenildi ve gümüş madalya ile yetinmek zorunda kaldı.
Maçtan sonra etrafını saran bütün gazetecilerin sorusu aynıydı.

-“Niçin?.. , Niçin yapmadın?…”

Cevaben:
“Benim Din’im insana, yaralıya, hele de yaralı yerinden vurmayı yasaklıyor. Eğer o durumdayken bir de ben oradan yüklenip oraya vursaydım, sakat da kalabilirdi. Madalya için bunu o’na yapamazdım” der.

Muhammed’in bu tavrı ayakta alkışlandı ve Uluslararası Fairplay Komitesi “1984 Fairplay Ödülüne” lâyık görüldü. Daha sonra gittiği Japonya’da da onu bir kral gibi karşıladılar.

Şimdi DİKKAT !
O sene binlerce kişinin o’nun bu tavrından etkilenip, İslam’ ı inceleyip Müslüman olduğu kayıtlara geçti!..

Muhammed, kimseye “Müslüman olun” dememiş, Müslüman olmaları için de bir çaba sarfetmemiş; sadece MÜSLÜMAN gibi davranmış ve bu da yetmişti.

“Müslüman kime denir?” sorusuna Hz.Peygamber’in (S.A.S.) cevabı gayet kısa ve özdür:
-Güzel âhlâk sahibi olana denir.
Hemen ardından gelen “peki güzel âhlâklı olmak ne demektir?” sorusuna ise cevabı:
“İşlediği her amelinden, kimseye bir zararı olmayan, olsa olsa yarar sağlayan insandır.”

Yani diyebiliriz ki; Müslüman “Hayırlı” kimsedir.
“İslam’ı öyle sağ canlı ve diri yaşa ki, seni öldürmeye gelen sende dirilsin.”

Alıntı

https://youtu.be/QdTwgIp1mxg

muhammed ali rasvan ile ilgili video

Günün Sözü :



İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
16 Mayıs 2018, Antalya-Turkey






RAMAZAN SOHBETLERİ (1)

Ä°lgili resim


Merhaba Gönül Dostlarım,

Oruç tutanlar bu yıl günde 16 saat açlıkla karşı karşıya kalacak. Sağlık sorunu olmayan müslümanların, iftar, sahur ve ara öğünlerde gerekli enerji, protein, vitamin ve mineralleri dengeli şekilde alabilmeleri sağlanmalıdır.

Sıcacık pideler, kalabalık sofralar, çeşit çeşit iftariyelikler ve güllaç. Ramazan geldi, sofralar şenleniyor.   Müslümanlar İslami takvimin dokuzuncu ayı ramazanda dini bir vecibeyi yerine getirmek için oruç tutuyor. Oruç, sağlıklı müslümanlara farzdır ve   gerekleri yerine getirilerek tutulmalıdır. Beslenme açısından en önemli nokta  sahura kalkılması koşulunun yerine  getirilmesidir.
Ramazan ayının gelmesiyle birlikte oruç tutan kişilerin günlük beslenme şekli ve öğün sayısı değişiverir. Üç öğün olan günlük beslenme ikiye düşerken, özellikle kırmızı et, ekmek, pilav, makarna, hamur işleri, tatlı, börek tüketimi artar. Buna karşılık sebze, meyve ve beyaz et tüketimi azalır. Oysa, unutmamak gerekir ki ramazan, bayram, tatil ne olursa olsun günlük almamız gereken enerji, protein, vitamin ve mineral oranları değişmez.
Oruç tutmak sağlıklı müslümanlara farzdır; bu nedenle riskli grupta bulunanların mutlaka hekimlerinden izin alarak bu ibadeti yerine getirmeleri önemlidir.


Alıntı, Dilara Koçak


Ramazan ve Sağlıklı Beslenme





ANNE  SEVGİSİ


Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor



Merhaba Gönül Dostlarım,

Bir aylık geçen bir sürenin ardından  " Gerçek Dostlar" adı altındaki yazılarımı  sizlerle tekrar Paylaşmanın sonsuz mutluluğunu yaşıyorum. Bu geçen bir aylık süre zarfında sizlerin  Bloktaki  eski yazılara olan ilgileriniz sayesinde görüntü, beğeni sayılarının bir hayli fazla oluşu beni çok sevindirdi.
Blog yazılarıma, bundan önceki bölümlerde olduğu gibi aynen devam edeceğim, tek farklılık bundan önceki yazılarımı sizlerle hemen hemen her gün paylaşıyordum, bundan böyle haftada iki veya üç yazım ile devam edebilceğim.
Dün 13 Mayıs Anneler Gününü kutladık, bu nedenle Dünyadaki yaşayan tüm Annelerimizin Anneler Gününü Kutlar, onlara sağlık, mutluluk ve sağlıklı bir yaşam diliyorum.
Annelerimizle ilgili güzel bir yazıyı sizlerle paylaşıyorum, o değerli insanlara bakın neler borçluyuz...

Annelerimizden Neler Öğrendik ?..
İYİ YAPILMIŞ BİR İŞİ TAKDİR ETMEYİ :
"Bana bakın, gidin birbirinizi dışarda gebertin, evi daha yeni temizledim...!!!"
DUALARIN GÜCÜNÜ :
"Yat kalk dua et ki baban muzik setinin bozulduğunu farketmedi..."

ZAMANA KARŞI YARISMAYI :
"O döküntülerini topla yoksa bi tekme attığım gibi hepsini karşı sahilden toplarsın..!"
İLERİ GÖRÜŞLÜ OLMAYI :
"ÇIkmadan önce temiz bi camaşır giy.. Yolda Allah korusun başına birşey gelir kirli camaşırla etrafa rezil olursun."
HAYATIN TRAJİKOMİK YANLARINI :
"Sen daha orda gülmeye devam et, Birazdan ben seni tam güldürücem...."
HAYATIN celişkilerle DOLU OLDUGUNU :
"Kapa çeneni ve çorbanı iç..!!"
DAYANIKLI OLMAYI :
" O ıspanak bitene kadar sofradan kalkmak YOK..!!!"
ABARTMAYI :
"Sana 500 bin defa söyledim kirli ayakkabılarınla içeri girme diye...!!"
DAVRANIŞ PSİKOLOJİSİNİ :
"Babana çekeceğine biraz bana çekseydin n'oolurdu ...?"
KISKANMAYI:
" DÜnyada senin annen baban gibi mÜkemmel bi aileye sahip olmayan, kaç milyon çocuk var biliyor musun..."
SABIRLI OLMAYI :
"Baban eve gelsin, sen gorursun''
HAKKIMIZI ALACAĞIMIZI;
"Eve vardığımızda ben bilirim sana yapacağımı"
DİYALOG KURMAYI :
"Sana bir şey sorduğumda cevap ver...!!"
"Ne söyleyeyim anne?"
"Sus!! Bana cevap verme!!!"
TIP BİLGİLERİNİ :
"Gözlerini şaşı yaparken bir gün öyle kalivereceksin"
OLGUN OLMAYI :
"Bu tabağın hepsini bitirmezsen asla büyüyemezsin."
BİLGELİĞİ :
"Benim yaşıma gel de anlarsın o zaman."
VE .....ADALETI :
"Bir gün senin de çocukların olacak.. İnşallah onlar da sana senin şimdi bana yaptıklarını yaparlar...
Alıntıdır...
Günaydınnnn sevgili Atölye canlarımm keyifli huzurlu bir pazar günü diliyorummm
.
SEVGİ AKTAŞ, KEYİF ATÖLYESİ

Günün Sözü :
"Tarifi imkansız sevginin, şefkatin, merhametin ve fedakarlığın simgesi saygıdeğer annelerimizin Anneler Günü kutlu olsun."

ibrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
14 Mayıs 2018, Antalya-Turkey

s❤😍


















BENDEN DAHA İYİ OLMA ! (2/2)


Ä°lgili resim

Merhaba Gönül Dostlarım,

Birinci bölümünü dün yayınladığım Belgin Eryavuz yazısını siz Gönül Dostlarımla son bir kez daha paylaşıyorum. Gerçek Dostlar adı altında yayınladığım yazılarıma bir süreliğine ara vermek zorunda kaldığımı dünkü yazımın başlığında belirtmiştim. 
Blog Yazılarıma gösterilen  ilgilerinizden dolayı tüm Gerçek Dostlar Ailesine sonsuz teşekkürlerimi arz ediyor, gelecekte başka yazılarımda tekrar birlikte olabilmek ümidiyle, hoşça kalın, sevgiyle kalın ve  her zaman tekrarladığım gibi;

Önce Kendinizi Sevin, sonra da Sevdiklerinizin, sahip olduklarınızın ve size değer verenlerin kıymetini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... Unutmayın ki, sizin şikayet ettiğiniz yaşamınız, belkide  başkasının hayali olabilir. 

PROKRUSTES SENDROMU (2/2)

Aslında yaşamın her anında ve her döneminde Prokrustes sendromlu 
kişilerle yolumuz bir şekilde kesişiyor.
Özellikle iş hayatı, sosyal yaşam ve büyük aile yapıları bunun için ideal yerler.

Başkalarından daha zeki, akıllı, yetenekli, güzel ve başarılı olmak onların dikkatini çekmek için yeterli.

İşlerini bozmak, yeri geldiğinde herkesin gözünde küçük düşürmek, daha az sevilip sayılmalarını sağlamak, aldığı yüksek maaşı engellemek gibi pek çok  akıl almaz oyun adeta onlardan soruluyor. Sürekli olarak; tehditle, hileyle ayaklarının altındaki sağlam zemini kaygan hale getirmenin yollarını arıyorlar. Çünkü ancak bu şekilde kendilerini mutlu hissediyorlar.

Böylesi insanlar kendilerine güvenmedikleri için; genelde kontrolsüz oluyorlar. Olaylara aşırı tepki gösteriyorlar.

Olumsuz yapıları nedeniyle genellikle sinirlerine hakim olamıyorlar.  Hassas ve bir o kadar da alıngan bir yapıya sahipler.

Kendilerinden başka herkesi düşman olarak görüyorlar. Bu nedenle de içleri hiç rahat değil. Etraflarında hep bir tehdit kokusu varmış gibi davranmaları da bu yüzden olsa gerek.

Esnek değiller. Değişmekten korkuyorlar. Kısacası oldukça zor bir yapıya sahipler.
Karşılarındaki kişilerin hayallerini hafife alıyorlar. Umutlarını söndürmek, enerjilerini aşağıya çekmek için her yolu deniyorlar. Yeri geldiğinde ağır itham ve sözlerle, yeri geldiğinde kaba davranışlarla o kişilerin yeteneklerini yok etmeye çalışıyorlar.

Peki böylesi karmaşık ruh haline sahip olan ve insanı yoran insanlardan nasıl korunabiliriz derseniz; mümkün oldukça uzak kalmak en iyi çözüm. Gerekirse tüm irtibatı kesmek belki de. Tamamen korunamasak da kendimize gelen zararı daha aza indirmeye çalışmak. Sınırlarımıza saygı duymalarını sağlayacak kararlılıkta olmak. Her zaman açık ve net davranmak.

Ardından enerjiyi tazelemek, umutlara sarılmak, hayallerden vaz geçmemek en iyi çözümler olsa gerek. Elbette yere, zamana ve kişiye göre değişiyor tüm yapılacaklar.

Yeter ki bizler kendimize olan sevgimizden ve öz güvenimizden hiçbir zaman şüphe duymayalım. Ancak o zaman engeller; aşılamaz dağlar olmak yerine ucunda ışık görünen tünellere dönüşürler.

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

12.02.2018

Kaynaklar:https://aklinizikesfedin.com.

Günün Sözü:

özgüven ile ilgili görseller ile ilgili görsel sonucu


İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
17 Nisan 2018, Antalya-Turkey