BENDEN DAHA İYİ OLMA ! (2/2)


Ä°lgili resim


Merhaba Gönül Dostlarım,

Birinci bölümünü dün yayınladığım Belgin Eryavuz yazısını siz Gönül Dostlarımla son bir kez daha paylaşıyorum. Gerçek Dostlar adı altında yayınladığım yazılarıma bir süreliğine ara vermek zorunda kaldığımı dünkü yazımın başlığında belirtmiştim. 
Blog Yazılarıma gösterilen  ilgilerinizden dolayı tüm Gerçek Dostlar Ailesine sonsuz teşekkürlerimi arz ediyor, gelecekte başka yazılarımda tekrar birlikte olabilmek ümidiyle, hoşça kalın, sevgiyle kalın ve  her zaman tekrarladığım gibi;

Önce Kendinizi Sevin, sonra da Sevdiklerinizin, sahip olduklarınızın ve size değer verenlerin kıymetini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... Unutmayın ki, sizin şikayet ettiğiniz yaşamınız, belkide  başkasının hayali olabilir. 

PROKRUSTES SENDROMU (2/2)

Aslında yaşamın her anında ve her döneminde Prokrustes sendromlu 
kişilerle yolumuz bir şekilde kesişiyor.
Özellikle iş hayatı, sosyal yaşam ve büyük aile yapıları bunun için ideal yerler.

Başkalarından daha zeki, akıllı, yetenekli, güzel ve başarılı olmak onların dikkatini çekmek için yeterli.

İşlerini bozmak, yeri geldiğinde herkesin gözünde küçük düşürmek, daha az sevilip sayılmalarını sağlamak, aldığı yüksek maaşı engellemek gibi pek çok  akıl almaz oyun adeta onlardan soruluyor. Sürekli olarak; tehditle, hileyle ayaklarının altındaki sağlam zemini kaygan hale getirmenin yollarını arıyorlar. Çünkü ancak bu şekilde kendilerini mutlu hissediyorlar.

Böylesi insanlar kendilerine güvenmedikleri için; genelde kontrolsüz oluyorlar. Olaylara aşırı tepki gösteriyorlar.

Olumsuz yapıları nedeniyle genellikle sinirlerine hakim olamıyorlar.  Hassas ve bir o kadar da alıngan bir yapıya sahipler.

Kendilerinden başka herkesi düşman olarak görüyorlar. Bu nedenle de içleri hiç rahat değil. Etraflarında hep bir tehdit kokusu varmış gibi davranmaları da bu yüzden olsa gerek.

Esnek değiller. Değişmekten korkuyorlar. Kısacası oldukça zor bir yapıya sahipler.
Karşılarındaki kişilerin hayallerini hafife alıyorlar. Umutlarını söndürmek, enerjilerini aşağıya çekmek için her yolu deniyorlar. Yeri geldiğinde ağır itham ve sözlerle, yeri geldiğinde kaba davranışlarla o kişilerin yeteneklerini yok etmeye çalışıyorlar.

Peki böylesi karmaşık ruh haline sahip olan ve insanı yoran insanlardan nasıl korunabiliriz derseniz; mümkün oldukça uzak kalmak en iyi çözüm. Gerekirse tüm irtibatı kesmek belki de. Tamamen korunamasak da kendimize gelen zararı daha aza indirmeye çalışmak. Sınırlarımıza saygı duymalarını sağlayacak kararlılıkta olmak. Her zaman açık ve net davranmak.

Ardından enerjiyi tazelemek, umutlara sarılmak, hayallerden vaz geçmemek en iyi çözümler olsa gerek. Elbette yere, zamana ve kişiye göre değişiyor tüm yapılacaklar.

Yeter ki bizler kendimize olan sevgimizden ve öz güvenimizden hiçbir zaman şüphe duymayalım. Ancak o zaman engeller; aşılamaz dağlar olmak yerine ucunda ışık görünen tünellere dönüşürler.

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

12.02.2018

Kaynaklar:https://aklinizikesfedin.com.

Günün Sözü:

özgüven ile ilgili görseller ile ilgili görsel sonucu


İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
17 Nisan 2018, Antalya-Turkey



BENDEN DAHA İYİ OLMA ! (1/2)

prokrustes kimdir ile ilgili görsel sonucu


Merhaba Gönül Dostlarım,

Bugünkü Berna Eryavuz yazısının 1. bölümünü yayınladıktan sonra, yarın 2. ve sonuncusunu yayınlayacağım    " Gerçek Dostlar" adı altında paylaşmış olduğum Blog yazılarıma Elimde olmayan bazı kişisel nedenlerle geçici bir süreliğine ara vermek zorunda  kaldığım için üzgünüm.
 İki yıl öncesinden  "  Gerçek Dostlar" adı altında başlattığım ve bugüne kadar yayınlanan yazılarımın tamamı 690 'a, görüntüleme ve beğeni sayılarının 32550' ye ulaşmış olması beni son derece mutlu etti, Bloğun bu sayılara ulaşmış olmasını siz değerli  ' Gönül Dostlarım ' a borçlu olduğumun bilincindeyim ve bu nedenle  Bloğum' u  takip eden Dünyadaki tüm Gönül Dostlarıma sonsuz sevgi, saygılarımı ve şükranlarımı yolluyorum, en kısa zamanda  çok daha güzel Blog yazılarımda tekrar birlikte olma dileğiyle;

Önce Kendinizi Sevin, sonra da Sevdiklerinizin, sahip olduklarınızın ve size değer verenlerin kıymetini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... Unutmayın ki, sizin şikayet ettiğiniz yaşamınız, belkide  başkasının hayali olabilir. 


PROKRUSTES SENDROMU (1/2)

‘Sen sen ol, SAKIN benden daha İYİ OLMA!’

Nasıl da bencillik kokan bir haykırış öyle değil mi?

İçinde sevgi yok.
Küçümseme var.
Belki biraz korku.
Ayrımcılık ve hatta taciz.

Etrafımızda yaşıyor böylesi insanlar. Belki de en yakınımızda. Ve sürekli bu şekilde bağırıyorlar; biz fark etsek de etmesek de.

Hiç kimsenin kendilerinden daha iyi olmasına katlanamıyorlar. Onları bir şekilde dışlayıp ilk sıraya geçmeye çalışıyorlar. Çünkü başkalarının kendilerinden daha yetenekli, daha başarılı, daha kaliteli olmaları onlar için bir tehlike işareti.

Gıpta edip, övgü dolu sözcüklerle yüreklendirip kutlamak yerine; tam tersini seçiyorlar. Adeta düşman kesiliyorlar. Bile isteye yollarına taş koymaya, kösteklemeye, başarılarına engel olmaya çalışıyorlar.

Peki neden?

Kendisine güven duyan, kendi sınırlarını ve yapabileceklerini bilen bir insandan böylesi bir tavır beklenebilir mi?

Elbette hayır.

Onlar daha çok kendini beğenmiş, egosu hayli yüksek insanlar. Ayrımcılar. 
Küçümsemeyi seviyorlar. Hoşgörünün kırıntısına sahip değiller. Kendilerinden daha üstün, daha ışıltılı insanları görmeye tahammülleri yok. Bu nedenle de bir takım etik olmayan davranışlarla onları karalama, işlerini bozma ve hatta yok etme eğilimindeler.

Biliyor musunuz bu davranışın kökeni çok eski yıllardaki bir mite kadar uzanıyor.

Tarihe ‘Prokrustes Efsanesi’ olarak geçmiş.

Oldukça korkunç bir mitle karşılamaya hazırsanız, beraberce eski Yunan mitolojisine doğru uzanalım.

İşte o yıllarda; Yunanistan‘ın Attica bölgesindeki yüksek tepelerin birinde yaşayan bir hancı karşılar bizi.

İsmi Prokrustes’tir. Aynı zamanda taverna da işleten bir hancıdır kendisi.

Yolu oradan geçenler zaman zaman hanında konaklar. Sıcak yemeklerini yiyip dinlendikten sonra yollarına devam eder.

Ancak gelin görün ki bu huzur dolu görüntüler veren hanın, yukarı katında insanı dehşete sürükleyen bir sır yatar.

Prokrustes isimli bu psikopat hancı, yatak odasında ölçüleri tamamen kendi cüssesine uygun olarak tasarlanan demirden yatağını pek sever.

Kurbanlarını gelen yolcular arasından, kendi kıstaslarına uymayanlardan seçer. Ve mitoloji bu ya onlara kendi yatağı sunarak eylemine başlar. Gecenin karanlık anı çöküp, yorgunluktan adeta sızan yolcunun yanına çıkar. Ses çıkarmaması için ağzını bir bezle tıkayıp, ellerini ve ayaklarını bağlar.

Eğer kurban olarak seçtiği yolcu, kendinden iri ve uzunsa haliyle uzuvları yatağından sarkar. Hancı da el ve ayakların yataktan taşan kısımlarını bıçak, kılıç, çekiç ve hatta balyoz yardımıyla kırıp keserek demir yatağına ideal ölçüye getirir.

Tam tersine eğer kurban kısaysa, bu sefer de kemiklerini eze eze inceltip boyunu yatağa göre uzatmaya çalışır.

Prokrustes kendi belirlediği ölçülere uymayanları standartlarına uygun hale getirdiğini zannedip, kendisine adeta bir kahraman havası verir. Bir değil, iki değil yıllarca bu dehşet sahneleri art arda tekrarlanır.

Günlerden bir gün; Ege denizine ismini veren Atina’nın meşhur krallarından Egeus’un oğlu olan ve babasından sonra kral tacı takan; kahraman  Theseus’un yolu bu hancı ile kesişir.

Handa olanları fark eden, yıllarca süren vahşete seyirci kalmayan Theseus; hancıya gereken cezayı verir. Yıllarca yolcularına yaptığı eziyet ve işkencenin benzeri ile öldürür.

İşte o şiddet yanlısı Prokrustes’in ismi bundan sonra; böylesi saldırgan insanların eylemlerini açıklamak için kullanılmaya başlar. Prokrustes sendromu olarak psikolojik açıklamalarda kullanılır. (devamı 2/2’de)

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

12.02.2018


Günün Sözü :


kötülük ve iyilik ile ilgili sözler ile ilgili görsel sonucu





DİPLOMASIZ PATRONLAR


okuldan kaçan dahiler resim ile ilgili görsel sonucu


Merhaba Gönül Dostlarım,

' Diplomasız Dahiler' başlıklı dünkü yazımı okuyan Gönül Dostlarımın sayılarının bir hayli fazla olması nedeniyle merak eden dostlarıma ithafen dünkü yazımın devamı niteliğindeki  bir başka konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bu satırlar Bilim Teknik dergisi Kasım 1993 sayısından alınmıştır. Görüldüğü gibi Süper zeki olmakla dâhi olmanın bir ilişkisi yok. Zekâ belli bir düzeyde her insanda bulunur fakat dâhilik çok az insana nasip olmuştur. 
Dâhi: bir konuda kimsenin düşünmediğini bir şekilde düşünerek ilişkisiz konular arasında bağ kurabilendir.

Okuldan Kaçan Dehalar

janus friis ile ilgili görsel sonucu
michael dell resim ile ilgili görsel sonucu
Yazılım alanında milyar dolarları aşan servetleriyle ünlenen birçok patron üniversite mezunu bile değil. Internet ses iletişiminin en büyük markası Skype' yi, açık artırma sitesi Ebay' e 2.6 milyar dolar karşılığında satan Janus Friis de Kopenhag' da lise öğrencisiyken okulu terk etmiş. Friis (29), eğitimini tamamlamadan zirveye oturmayı başardı. Öte yandan, Bill Gates de Harvard' ı ikinci sınıfta terk etti. Microsoft'un ortağı ve Bill Gates' in çocukluk arkadaşı Paul Allan da Gates gibi Washington Üniversitesi' nden ayrıldı. Elektronik devi Apple' ın ve Next' in kurucusu Steve Jobs ise Reed Üniversitesi' ndeki eğitimini yarıda bıraktı. Dell bilgisayar firmasının kurucusu Michael Dell de eğitim kaçkınları arasında. Teksas Üniversitesi' nde öğrenimine devam ederken mesleğinde yükselişe geçince, tüm konsantrasyonunu işine verebilmek için diplomasından vazgeçti. Oracle' ın kurucusu Lawrence Ellison ise liseden sonra okumadı. Bu arada odasına kız arkadaşını kabul ettiği için Brown Üniversitesi' nden atılan CNN' in kurucusu Ted Turner, 15 yaşında okulu bırakan Henry Ford da diplomasız patronlar arasında dikkat çeken isimler.

Alıntı : BLOGCU HUSSOLOJİ

Önce Kendinizi Sevin, sonra da Sevdiklerinizin, sahip olduklarınızın ve size değer verenlerin kıymetini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... Unutmayın ki, sizin şikayet ettiğiniz yaşamınız, belkide  başkasının hayali olabilir. 

Çocuk Dehalar Nasıl Keşfedilir?

Çocuk Dehalar Örnek 1Bu konuda 90’ ların başından beri psikolojik araştırmalar var. Örneğin bir araştırmada Joseph Fagan ve meslektaşları 7-12 aylık bebeklerin yeni resimlere ilgisini ölçen bir deney yapmışlar. Daha sonra bebeklerin eski baktığı resimlerle yeni resimleri birleştiren bir grup yapmışlar ve bebeklerin eski resimlere ne kadar süre baktığını ölçmüşler. Bunun arkasındaki fikir şu: Daha zeki bebekler daha önce gördükleri resimlerden daha çabuk bıkıp, daha kısa bakacaklar. Bu bebek grubuna 21 yaşına geldiklerinde IQ testi yapılmış ve okul başarılarına bakılmış. Sonuç şu ki, 7-12. ay arasında verilen dikkat testi, hem yetişkin IQ sunun hem de okul başarısının güçlü bir öngörücüsü. Daha da ilginci, bu sonuçların ebeveynlerin eğitim seviyesiyle hiçbir alakası yokmuş. Basit bir resimli dikkat testinin yetişkin IQ sunun bu kadar iyi bir prediktörü olması müthiş bir şey tabii ki.
Diğer veriler de şunu gösteriyor. 3 yaşında yaptırılan IQ testi 21 yaşında yapılan IQ testinin sonuçlarını yüksek derecede öngörüyor. Ayrıca 3 yaşında yaptırılan IQ testi okul başarısının da güçlü bir öngörücüsü. Bu demektir ki çocuklarının gelecekteki okul performansını merak eden anne babalar çocuklarına küçük yaşta IQ testi yaptırabilirler. Yalnız unutmamak gerekir ki, her araştırmada olduğu gibi sonuçlar kesin değil. Yani çocuğunuzun IQ beklenenin altında çıktı diye gelecekte illa ki başarısız bir öğrenci olacak değil. Tersine, çevresel faktörler zeka gelişiminde büyük rol oynuyor.
 Alıntı :http://pavlovspartner.com/

Günün Sözü :
”Mükemmel fırsatı aramakla uğraşıp, karşınıza çıkan doğru fırsatı kaçırmayın.” Michael Dell‬

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
11 Nisan 2018, Antalya-TURKEY




DİPLOMASIZ DAHİLER

sanayi ile ilgili resimler ile ilgili görsel sonucu



Merhaba Gönül Dostlarım,

Bu yazıyı okuduktan sonra bir şeyi daha öğrenmiş oldum, demek ki çok okumayla Dahi olunmuyormuş, Dahilik insanların içinde var olan bir yetenek,  yeter ki biz bu var olan yeteneğin farkında olup onu açığa çıkarabilelim... 
Şimdi aşağıda okuyacağınız hikaye buna en güzel örnek.

Mennan Aksoy 1952 yılında Gaziantep'de Doğmuştur. Evli ve Üç Çocuk babası olan Mennan Ustanın iş hayatı ilkokuldan sonra başladı. 1973 de kendi firmasını kuran Mennan Aksoy önceleri para kasalarında kullanılan parçaların imalatını , daha sonra ise otomotiv sanayi yedek parça üretimi yaptı. 

Mennan Usta Yoksulluktan okuyamamıştır. İlkokulu 9 yılda bitirmiş, bir daha eğitim görmemiştir. Allah vergisi öyle bir akıl ve beceriye sahiptir ki… Makineyi bir görsün, ertesi gün atölyesinde yapımına başlanmıştır.


mennan usta ile ilgili görsel sonucu 1996 yılında Gaziantep Üniversitesi ile birlikte hazırladığı Gaziantep'in ilk TÜBİTAK projesi ile Almanya, İtalya, Fransa gibi sayılı ülkelerde imal edilebilen halı ipliği makinası üretimine soyundu. Bu projeyi başarı ile tamamlayarak 1998 de Teknoloji Başarı Ödülüne layık görüldü. İlk projenin başarı ile sonuçlanmasıyla sonraki senelerde Ar-Ge çalışmalarına ağırlık verdi.Sekiz adet TÜBİTAK projesini başarı ile tamamlayarak Sentetik Elyaf ve İplik üretiminde Türkiye'de ilklere imza attı.Ürettiği makinaları yurtiçinin yanısıra Brezilya, Mısır, Suriye, Fas, Sudi Arabistan, Özbekistan, İran gibi ülkelere de satarak Ülkemize önemli döviz katkısı oldu. 2013 yılı itibarı ile ürettiği senteteik iplik makinalarında Üniversite desteği ile sürdürülen çalışmalarla Avrupalı emsallerinden daha ileri sistemlerin tasarım çalışmalarını yapmıştır.
Araştırma geliştirme sayesinde 8 yılda 160 kat büyüdük

MENNAN Aksoy, deha seviyesindeki yeteneğine rağmen sanayi şirketleri için araştırma geliştirmenin önemini vurguluyor. ‘‘Araştırma geliştirme o kadar yararlı ki biz 30 yıllık iş hayatımızda 22 yılda 4 misli büyüdük ama araştırma geliştirme yapınca 8 senede tam 160 kat büyüdük’’ diyor. 

Hayatta iken söylediği sözlerden biri " Destek verilsin uçak bile yaparız" ...

Önce Kendinizi Sevin, sonra da Sevdiklerinizin, sahip olduklarınızın ve size değer verenlerin kıymetini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... Unutmayın ki, sizin şikayet ettiğiniz yaşamınız, belkide  başkasının hayali olabilir. 
Görüntünün olası içeriÄŸi: 1 kiÅŸiGünün birinde Gaziantep’ e bir Fransız gelir.

Tekstilcilere akıl verir:
“Makineleriniz yetersiz… Yenileyin, dünya pazarı sizin olsun”
En iyi makinelerin Fransa’da olduğunu söyler…
Kendi mallarını pazarlar.
***
Dinleyenler arasında bir usta vardır.
Kendine özgü lehçesiyle…
“Bu adam ne diy?” der.
Kafaya takar, makinenin resmine bakar.
Demiri eritir, çeliği büker, vidasını, motorunu koyar.
Fransızların 3 milyon Euro’ ya satacağı makineyi…
50 bin liraya üretir.
***
Yerli piyasaya sunduğu yetmez.
Brezilya’ ya kadar çeşitli ülkelere yaptığı makineleri gönderir.
Bu usta, Mennan Aksoy’dur.
Diplomasız dahi!
***
Yoksulluktan okuyamamıştır.
İlkokulu 9 yılda bitirmiş, bir daha eğitim görmemiştir.
Allah vergisi öyle bir akıl ve beceriye sahiptir ki…
Makineyi bir görsün, ertesi gün atölyesinde yapımı başlanmıştır.
***
Bu nedenle…
Uluslararası makine, teçhizat fuarlarına girişi yasaklanmıştır.
Mühendislerin, aylarca çalışarak tasarladığı makineleri, tek başına yapmaktadır.
El emeği ve tümü yerli malzemeyle.
İster ki…
Yerli sermaye gelişsin.
Boşa döviz ödeyerek, kazıklanmayalım.

***

mennan usta ile ilgili görsel sonucuMennan Usta, “ Çeliğe hükmetmeyen, hiçbir şeye sahip çıkamaz” derdi.
Öyle bir teknoloji üretti ki…
Yoğunluğu düşük triko üretti.
Yazın serin, kışın sıcak tutan bir ürün.
Dünya peşinde koştu. Kapıştı.
***
TÜBİTAK ödüller verdi.
ODTÜ, İTÜ gibi üniversitelerde hocalığı düşünüldü.
Diploması yoktu!
Tasarımını cebinde taşıdığı tebeşirle, yere çizerek anlatırdı.
Aklına yetişmek mümkün değildi.
***
Gaziantep’ te kanalizasyon atıkları büyük dertti.
Çamuru, kokusu şehri bezdirmişti.
Belediye yönetimi, dünyayı dolaşır, çareler arar.
Mennan Usta, “ Memleketteki ustalar öldü mü?” diye çıkışır.
Okumuş gençleri de alır, yanına…
“ Şöyle yapın, bu parçayı, şuraya takın” talimatıyla, kafasına göre sistemi kurar.
Kanalizasyon çamuru alınır…
Kurutulurken, enerji üretilir.
Çıkan küller de asfalta, çimentoya katkı maddesi konulur.
Bugün…
Antep’ te her gün çıkan 160 ton çamurun bertaraf edilmesi Mennan Usta’ nın eseridir.
***
Mennan Usta, 2015' te toprağa verildi.

Vasiyeti;
Gençler bilim ışığında yetiştirilsin.
İmkânlar verilsin, önleri kesilmesin.


Alıntı

 Kendisini rahmetle anıyoruz... Ruhu Şad olsun

https://youtu.be/7gPaPdDWvqY

mennan usta ile ilgili görsel sonucu

Günün Sözü :

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazı

İbrahim Birol,   http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
10 Nisan 2018,  Antalya-Turkey