Number of visitors

23 Ocak 2018 Salı



BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİ ( 1)


Finlandiya’da zorunlu okula başlama yaşı 7



























Merhaba Gönül Dostlarım,

Bu sayfamızda, bir Rus yazarın yazmış olduğu bir kitabının bir ülkenin geleceğine nasıl etki ettiğini, o ülkeyi nasıl refaha,huzura ve tüm insanlığa örnek olacak bir ülkeye dönüştürdüğüne ve bir milletin uyanışına şahit olacaksınız. Bu yazımı bugün ve yarın olmak üzere iki bölüm halinda sizlerle paylaşacağım.

Grigory s. Petrov' un Finlandiya'nın kuruluşunu ve bataklıklar ülkesinden nasıl Beyaz Zambaklar Ülkesine dönüştüğünü anlattığı değişik bir kitap. 1920' li yıllarda yazılmış. bir nevi toplumsal dayanışma gösterisi. snelman adlı Finli bir aydının toplumun bütün dilimlerini asker, öğretmen, mühendis demeden harekete geçirmesini ...

Beyaz Zambaklar Ülkesinde & (Atatürk'ün Askeri Okulların Müfredatına Konulmasını Emrettiği Kitap)Beyaz Zambaklar Ülkesinde
(Atatürk'ün Askeri Okulların Müfredatına Konulmasını Emrettiği Kitap

Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Mustafa Kemal Atatürk zamanında Türkçeye ilk kez çevrildi. Atatürk, kitabı okuduğunda bu destansı başarıya tek kelimeyle hayran olmuştu. Derhal kitabın ülkedeki okulların, özellikle askeri okulların müfredatına dahil edilmesini emretti. Türk askerleri ülkelerindeki “yaşamı yenilemek” için mutlaka bu kitabı okumalıydılar. O vakitler, kitap o kadar çok ilgi gördü ki, Kuran-ı Kerim’den sonra en çok okunan kitap haline geldi.

Bu kitap tüm yoksulluğa, imkansızlıklara ve elverişsiz doğa koşullarına rağmen, bir avuç aydının önderliğinde; askerlerden din adamlarına, profesörlerden öğretmenlere, doktorlardan işadamlarına kadar, her meslekten insanın omuz omuza bir dayanışma sergileyerek, Finlandiya’ yı, ülkelerini geri kalmışlıktan kurtarmak için nasıl büyük bir mücadele verdiklerini, tüm insanlığa örnek olacak biçimde gözler önüne sermektedir.

Önce Kendinizi Sevin, sonra da Sevdiklerinizin, sahip olduklarınızın ve size değer verenlerin kıymetini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... 
Unutmayın ki, sizin beğenmediğiniz yaşantınız, bir başkasının hayali olabilir.

BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİ

Finlandiya’nın okulları, eğitim sistemi berbattı. Eğitim gören öğrencilerine dünya çapında testler uygulandığında, diğer ülkelerin altında kalan değerler ortaya çıkıyordu. Bu durum Finlandiya’nın hoşuna gitmedi. Kısa bir süre sonra dünyanın en iyisi oldular.



Peki nasıl?

Bu soruyu araştırırken cevap bir kitaptan geldi: Beyaz Zambaklar Ülkesi..
Kitabın yazarı Rus Grigoriy Petrov. Petrov Finlandiya’ya yaptığı seyahatlerindeki izlenimlerini anlatmış kitapta. Finlandiya; nüfusu az olan, ekonomisi ve iklimi iyi olmayan bir ülkedir. Kendilerine Suami demektedirler. Suami, “bataklık arazi” anlamına gelir. Ülke gerçekten de yoksuldur. İsveç ve Rusya sırasıyla işgal etmiştir.
Beyaz Zambaklar Ülkesi, Finlandiya’nın esaret içinde bir bataklık ülkesi olmaktan, özgür bir beyaz zambaklar ülkesine nasıl dönüştüğünü anlatır. Kitabın kahramanı, Finlandiya eğitim sistemini ve toplum yapısını düzeltmek için uğraşan “Snelman” adlı aydındır. Snelman ile birlikte toplumun tüm kesimleri bir bütün halinde çalışır ve Finlandiya ülkesini eğitimle kalkındırırlar. Bu sayede kültürel olarak özel bir ülke ortaya çıkar.

Snelman’ın topluma seslenişine kitaptan birkaç bölüm:

Aydınlara

Aydın olmak demek; modaya uygun elbise, şapka giymek ve kolalı gömlek giyinmek demek değildir. Aydın kesim, halkın beyni konumundadır. Halkımız sizi iyi bir eğitim aldıktan sonra yüksek bir gelir elde edesiniz, geceleri eğlenesiniz diye sizi o konuma getirmemiştir. Böyle olanlar gerçek aydın olamazlar. Onlar yozlaşmışlardır. Unutmayınız ki; halkın cehaleti, kabalığı, alkol düşkünlüğü, hastalıklı oluşu, sefaleti, kötü ahlaklı oluşu, bütün bunların hepsi sizin kendi utancınız ve suçunuzdur.

Gençlere

Siz gençler! Sadece Macarları değil, Almanları da, Fransızları da, İngilizleri de yenesiniz. Fakat bunu topa vurarak değil de aklınızla, kalbinizle ve iradenizle yapınız. Genç Finlandiya’ya deri topun arkasından koşan insanlar gerek değil. Finlandiya’nın onun halkının ekonomik, sosyal, zihinsel ve ahlaki değerlerini yönetebilecek insanlara ihtiyacı var. Sizin göreviniz topu yükseğe ve uzağa atmak değil, halkınızı yükseklere çıkarmaktır.

Kışlaya

Asker kışladaki hayvan değildir. Asker, eğitmem için anavatanın bana gönderdiği küçük, yeteri kadar eğitimli olmayan kardeştir. Subay, askerin sadece ağabeyi değildir. Subay, askerin öğretmenidir, eğitmenidir. Kaba küfür köpek havlamasından bile beterdir. Bu akıl ve kişilik kültürsüzlüğünün belirtisidir. Eğer ki kahramanlık göstermek istiyorsanız, bunu asil ve güzel bir şekilde yapın.

Öğretmenlere


finlandiya eğitim sistemi resim ile ilgili görsel sonucu
Özür diliyorum ama sizinle açık konuşmak istiyorum: Her meslekte olduğu gibi, öğretmenler arasında da mesleğine layık olmayan çok kişi var. Bunlar öğretmenlik etmeyi aşağılık bir iş kabul eden gündelikçilerdir. Böylelerine bir dost nasihati veriyorum: Öğretmenliği bırakıp kendilerine başka bir iş arasınlar. Tüccar olsunlar, başka işler bulsunlar ama canlı bir ruha ve bilgiye sahip fedakâr insanların bulunması gereken yerleri işgal etmesinler.

Ülkemizde öğretmen olabilmek için çoktan seçmeli bir sınavdan geçer not almak yeterlidir.

Finlandiya'da öğretmen olabilmek için 3 aşamalı bir testten geçilmesi gerekir. Test, mülakat ve ders anlatma gibi aşamaları da kapsar.
Anne-babalara

finlandiya eğitim sistemi resim ile ilgili görsel sonucu

Herkes hayattan bir şey almak ister ama ona bir şey vermek istemez. Çoğu kimse hayata menfaatçi, yağmacı, sömürgeci ve asalak olarak atılır, hayatın anlamını bu asalaklıkta arar. Böyle hayat anlayışı uzun yıllar boyunca çocuklara aşılanır. Kimler aşılar? Anne ve babalar. Bu telkinlerle yetişen çocuklar, büyüdüklerinde bencil, kendini düşünen, basit ruhlu, tembel, açgözlü, şehvet düşkünü ve vurdumduymaz olurlar. En sonunda artık hiç kimseye ve hiçbir şeye bağlılık duymayan, duyarsız gençler olur çıkarlar. Vatana, insanlara, vazifeye, yüce ideallere, ebeveynlere ve hatta kendilerine karşı saygı duymazlar.
Ne ekerseniz, onu biçersiniz. Ne pişirirseniz, onu yersiniz! Eğer çocukların ve gençlerin aklını ve ruhunu işlenmemiş bir tarla gibi bırakırsanız, orada ısırgan otu, dikenler ve zararlı otlar bitecektir.
(…)
Tüm imkânsızlıklara rağmen bir avuç aydının önderliğinde her meslekten insan omuz omuza bir dayanışma sergileyerek Finlandiya’yı ayağa kaldırırken onlardan daha uygun iklim koşullarına, daha zengin bir kültüre, daha iyi maddi imkânlara ve başarma azmine sahipken neden Türkiye dünyanın en iyisi olmasın?

Siz ey bay ve bayanlar!

94 yıl önce yazılan, bakanlığımızca da tavsiye edilen bu kitabı okuma ve yaşama zamanı gelmedi mi?
+
+
Burak AKGÜN

https://youtu.be/3l1I_Hwll_Y                                        https://youtu.be/syPWfhi4E7k

beyaz zambaklar ülkesinde ile ilgili video                     


***  yazının devamı yarın


İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
23 Ocak 2018, Antalya

22 Ocak 2018 Pazartesi




İSYAN MI, ŞÜKÜR MÜ?


Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, gülümseyen insanlar, oturan insanlar


                                                                                                              
Merhaba Gönül Dostlarım,

Bugünkü yazımda  bizleri düşündüren içinde biraz hüzün biraz keder olan duygu yüklü bir yaşanmışlığı  bir hayat gerçeğini, kızını çok seven bir babanın aşağıdaki yazısında   gönüllere dokunan  serzenişlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Sevgili Alişan Kapaklıkaya,
" Zuhal gibi sevgi melekleri her daim Çiçek Olur Dağlarda açar, Ahirete göç etseler de sevenlerinin yüreklerinde yaşar." 
Kendisine Allah' tan Rahmet, kederli Ailesine ve sevenlerine sabırlar diliyorum.

18 Ocak 2018 tarihinde yayınladığım  ' Bir Hayata Dokunmak' başlıklı yazımda  William Golding' in  bir sözünü tekrarlamak istiyorum " Sevdiklerinize zaman ayırın, yoksa zaman sizi sevdiklerinizden ayırır."


Önce Kendinizi Sevin, sonra da Sevdiklerinizin, sahip olduklarınızın ve size değer verenlerin kıymetini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... 

Unutmayın ki, sizin beğenmediğiniz yaşantınız, bir başkasının hayali olabilir.


İSYAN MI, ŞÜKÜR MÜ?
Yıllar önce kızım Zuhal'i bir bebek olarak kucağıma aldığımda onunla ne kadar süre ve nasıl bir hayat yaşayacağımı bilmiyordum.
Büyümeye başladı. Bebekliğinden itibaren onunla oynamaya başladım, gezerken omzuma aldım, kollarımdayken yukarı doğru atıp yeniden yakaladım, sırtüstü yatıp onu ayaklarımın üzerinde havaya kaldırmamı öyle seviyordu ki.
Parklarda gezdik. Köye gittiğimizde çamuru naylon tabağa doldurup "Sana pasta yapıyorum baba." dediğinde anlamıştım yüreğinin sevgi dolu okyanuslar gibi olduğunu.
Okul hayatı başarılarla geçti. Ailelerin cennet gibi olmasına katkı sağlamak için psikolog olmayı seçti. Gönüllere dokundu, evlere neşe saçtı. Benimle bir çok şehre konferanslara geldi.

isyanmı, Şükür mü? ile ilgili resimler ile ilgili görsel sonucu

Bir kurban bayramında Şırnak sokaklarında çocukların ellerindeki oyuncak silahları gördüğünde çok ağladı. "Baba bu çocukların elindeki silahları alıp yerine kitaplar vermek için daha çok çalışmalıyız." dediğinde hayaller kurduk, tüm çocuklarımızın yüreğine sevgi tohumları saçmak için.
İşine uçarak gidiyor, eve koşarak geliyordu.
Doktor, "Sen kanser olmuşsun, gereğini yapmazsan yakında ölürsün." dediğinde, elimi tutup gözlerime bakarken sordu:
"Şimdi ne olacak baba, hayallerimiz vardı."


isyanmı, Şükür mü? ile ilgili resimler ile ilgili görsel sonucu

Kendisini çok seven ve hastalığının her aşamasında yanında olan Harun'la evlendi. Gelin gittiği kendisini tanıyan tüm Elazığlıların gönlünde taht kurdu.
Hastalığı tüm vücuduna yayıldı. Vazgeçmedi. Bir yandan iyileşmek için tevekkülle mücadele ederken bir yandan çocukların ve gençlerin gönlüne sevgi serpmeye devam etti.
Doktor, "Altı aylık ömrü var." değinde söylemedim kendisine, söyleyemedim.
Sahnelerde ve televizyonlarda tüm Türkiye'den dua istedim Zuhal im için. Almanya'da küçücük bir kız çocuğu yanıma yaklaşıp, "Üzülme Alişan amca Zuhal ablanın iyileşmesi için şu küçücük kalbimi seve seve veririm." dediğinde çok umutlandım.
Başarılarıyla beni geçmeye başladığında "Senin son kullanma tarihin kaç baba? diye sordu bana. Sarsılmıştım. "Kendini sürekli geliştirip insanların karşına faydalı bir eğitmen, benim karşıma son model bir baba olarak çıkmalısın." dedikten sonra dört farklı alanda üniversite okudum.
Kendimi tazeleyip karşısına çıktığımda o da Allah'a gitmek için hazırlık yapıyordu.
Eşimle kavga edip evden ayrılırken dizlerime yapışıp "Bizi bırakıp gitme baba." diye ağladı. Ona olan sevgimle tüm sorunlarımın üstesinden gelip geri döndüm.
Rabbim 15 gün önce onu yanına çağırdı. Bu sefer ben yapıştım tabutuna. "Nereye gidiyorsun Zuhal? diye sordum cevabını bildiğim halde.
O bana gitme baba, geri dön dediğinde onu dinleyip döndüm.
Ben ona gitme yavrum dediğimde, gitti ve dönmedi.
Dostum Durmuş Ali bey dedi ki, "Zuhal'in cenazesi sadece sizin evden çıkmadı, bilin ki Türkiye' de bir çok evden çıktı."
Şimdi bakıyorum Zuhal gibi bir sevgi meleğiyle 30 yıl aynı evde yaşama lütfuna erişmişim, ona sarıldığımda cennetin kokusunu tatmışım.
Şimdi düşünüyorum Allah yavrumu 30 yaşındayken yanına çağırdı diye isyan mı edeyim, yoksa onun bana hediyesi olan yavrumla bu güzellikleri 30 yıl yaşadım diye şükür mü edeyim...
Yavrumun hastalık sürecinde ona gözü gibi bakan eşime, yanımızda olan herkese, iyileşmesi için yüzlerce doğal tedavi bitkisel ilaç gönderen, köye kadar gelip cenazeye katılan, isteyip de katılamayan, taziye mesajlarını ileten tüm dostlara teşekkür ediyorum.
Allah'a bizim bilmediğimiz nice hayırlar verdiği için şükrediyorum.
Eğer gönlünü kırdığı, azarladığı, hatta sert baktığı kimse varsa söyleyin helallik alayım.
Sizin de gönlünüze dokunmuşsa. güzel bir hatıranız varsa yazın da bileyim.

Alişan Kapaklıkaya

Keyif Atölyesi
https://youtu.be/DJwYQsop2mU


doğa için çal allı turnam ile ilgili video

Günün Sözü :

ayrılık ile ilgili hüzünlü sözler ile ilgili görsel sonucu

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
22 Ocak 2018, Antalya





21 Ocak 2018 Pazar



2018 TROIA YILI OLSUN (2)

troya müzesi resimleri ile ilgili görsel sonucu








                                                                                                 
                                                                                           

Merhaba Gönül Dostlarım,

İyi bir hafta sonu geçirmeniz temennisiyle,

2018 Troya yılıBundan yaklaşık bir hafta evvel yani 14 Ocak 2018 tarihinde  ' 2018 Troia Yılı Olsun (1)'  olarak başlattığım yazı dizimin sizlerden gelen görüntü ve beğeni sayılarının inanılmaz bir şekilde yüksek olması beni son derece mutlu etti ve beni TROIA ile ilgili daha detaylı 2. bir yazı yazmam konusunda  hem mecbur etti ve hemde cesaretlendirdi. 
Başta Polanya' dakiler  olmak üzere, kendi ülkemdeki ve tüm dünyadaki Gönül Dostlarıma sonsuz sevgi, saygı ve şükranlarımı arz ediyor, daha güzel ve daha ilginç yazılarımda sizlerle tekrar buluşmak üzere, hoşça kalın...

Truva veya Troya Kaz Dağı eteklerinde, Çanakkale il sınırları içinde yer alan tarihî kent. Homeros tarafından yazıldığı sanılan iki manzum destandan biri olan İlyada' da bahsi geçen Truva ... Vikipedi
Kuruluş tarihi: MÖ 3000 
Bölge: Biga Yarımadası
Dünya mirası sit alanı olarak belirtilmiş: 1998

troia videosu ile ilgili görsel sonucuÇanakkale Valiliği tarihi M.Ö. 3000' lere kadar uzanan dünyanın en önemli antik yerleşimlerinden biri olan Troya Kenti' nin UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi'ne girişinin 20. yılı nedeniyle önemli bir adım attı. Valiliğin '2018 Troya Yılı olsun' teklifinin ardından Başbakan Binali Yıldırım'ın verdiği müjde ile 2018'in Troya Yılı olması kesinleşti. Kültür ve Turizm Bakanlığı da Türkiye'de 2018'i 'Troya Yılı' ilan etti.
700 BİN TURİST BEKLENİYOR
Yıllık ortalama 500 bin turistin geldiği Troya Antik Kenti'ne 2018 Troya Yılı kapsamında 700 bin turistin gelmesi bekleniyor. İlk Tunç Çağı' ndan Bizans dönemine kadar yerleşim yeri olan Troya Antik Kenti' nden çıkan ve dünyanın çeşitli müzelerinde sergilenen eserlerin tek bir yerde toplanması için Kültür ve Turizm Bakanlığı müze yaptı. Ulusal bir yarışma ile projesi belirlenen müzeye 21 milyon 948 bin 790 TL harcandı. Antik kentteki müzenin, ikinci etabı için sağlanacak 30 milyon TL'lik ödeneğin ardından 2018'de tamamlanması planlanıyor.



troya müzesi resimleri ile ilgili görsel sonucu
M.Ö 3000 den başlayarak kesintisiz olarak 9 kültür katmanı tespit edilmiş olup, çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. Farklı dillerde, yazılış ve söyleniş biçimi olan Troia ismi, Türkçe'de "Troya", Fransızca okunuşu nedeniyle de, 19. yüzyıldan itibaren "Truva" olarak da bilinir. Homeros' un İliada destanında aynı yer için hem Troia hem de İlios ismi kullanılmıştır. İliada Destanı' nda 49 kez Troia, 106 kez İlios ismi geçmektedir. İliada' da "kutsal İlios" tanımlaması sıkça rastlanır. Daha az kullanılan Troia ise "sağlam duvarlarla çevrilmiş", "güçlü kuleli", "geniş caddeli", "rüzgarlı" tanımlamalarla birlikte anılmaktadır. Kent için kullanılmış iki isim de Homeros' tan çok daha eskiye dayanmaktadır. Destan eskilerden anlatıla gelerek Homeros' a kadar ulaşmıştır.

Çanakkale



Troia Örenyeri

Troia Örenyeri

Müze Açılış ve Kapanış saatleri :
15 Nisan / 2 Ekim
Yaz Açılış Saati: 09:00
15 Nisan / 2 Ekim
Yaz Kapanış Saati: 19:30
3 Ekim / 14 Nisan
Kış Açılış Saati: 08:30
3 Ekim / 14 Nisan
Kış Kapanış Saati: 17:00
Tatil Günü:
Giriş Ücreti: 25 TL
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı' nın belirlediği, Müze ve Örenyerlerine girişlerde uygulanacak usul ve esaslar hakkında yönergenin 10.Maddesine göre;
Müze ve örenyerleri dini bayramların birinci günü saat 13:00'e kadar kapalıdır. Bir yıl boyunca Müzekart+ ile ise sınırsız ziyaret edebilirsiniz. Adres : Tevfikiye Köyü, Çanakkale E-posta : canakkalemuze@kulturturizm.gov.tr. Tel : +90 (286) 217 23 71 - 217 82 05. E-bilet Satın Al». Homeros' un destanından Hollywood filmlerine ...Alıntı: Müze.gov.tr


Kültür ve Turizm Bakanlığı, TROYA Antik Kentinin UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi' ne Kabulünün 20. yılı nedeniyle, 2018' i TROYA Yılı ilan etti.

https://youtu.be/fmHs4H4XcXs                                                  https://youtu.be/xgumSSl_Zwk
troia videosu ile ilgili video
troia videosu ile ilgili video     

                                             https://youtu.be/hIrbs83adz4


troia yılı ile ilgili sözler ile ilgili görsel sonucu

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
21 Ocak 2018, Antalya





20 Ocak 2018 Cumartesi




MUTLULUĞUN SIRRI BULUNDU


                                                                                                                     




Merhaba Gönül Dostlarım,


 19 Ocak' ta başlayıp 05 Şubat 2018 tarihinde sona erecek olan  Karne Tatilinde, Tüm Öğrencilerimizin mutlu ve sağlıklı güzel bir Yarı Yıl tatili geçirmeleri dileklerimle.

' İnsanı En Mutlu Eden Şey Nedir? ' başlıklı dünkü yazımın devamı niteliğindeki bugünkü yazımda ' Mutluğun Sırrının Bulundu' ğu haberini daha detaylı bir şekilde anlatan, ilgiyle izleneceğine emin olduğum ve çok ilginç olan aşağıdaki sayfayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Sizlerden ricam yazıyı sonuna kadar okuyun lütfen!

Gerçek Mutluluğun 3 Sırrı

Sevgi… Sevgi… Sevgi…

İnsanın ömrü boyunca peşinden koştuğu mutlulukla ilgili bugüne kadar sayısız araştırma yapıldı. Konuyla ilgili yapılmış en uzun ve kapsamlı çalışmalardan birinin sonuçları bütün bu araştırmaları özetler nitelikte. Bilim son noktayı şöyle koyuyor: 

" Hayatta mutluluğun yolu ilişkilerimizden geçiyor."

Harvard Üniversitesi psikiyatristlerinden Robert Waldinger önderliğinde yürütülen 75 yıllık çalışma, şimdiye dek yetişkin hayatı üzerinde yürütülmüş en uzun süreli çalışmalardan biri ve çok sayıda araştırmanın sonucunu içinde barındırıyor. 1938 yılında başlatılan araştırma için 12 ve 16 yaşları arasında 456 kişinin mutluluk seviyeleri, hayatları boyunca belirli aralıklarla kayıt altına alınmış. Bu kişilerle iki yılda bir yapılan anketlerde evlilik durumu, çalıştıkları işten duydukları tatmin duygusu ve sosyal aktiviteleri gibi kriterlere bakılmış. Her beş yılda bir kapsamlı fiziksel kontrollerden geçirilmişler. Sonuç olarak ortaya çıkan büyük buluşu araştırmacılar şöyle özetlemiş: İyi ilişkiler içinde olmak bizi daha mutlu ve sağlıklı yapıyor!


Waldinger mutluluğun reçetesini üç maddede özetliyor:

1- Aile, arkadaşlar ve sosyal çevreyle yakın ilişkiler kurmak
2- Kurulan ilişkilerin sayısına değil niteliğine önem vermek
3- İstikrarlı, destekleyici bir evlilik hayatı

"Toplum, iş ve para kazanmaya diğer her şeyin üzerinde vurgu yapıyor. Oysa bu 75 yıl boyunca çalışmamız gösterdi ki en mutlu ve geç yaşa kadar en sağlıklı kişiler aile, arkadaş ve sosyal çevreleriyle ilişkilerine yatırım yapanlar oluyor" diyor Waldinger.


Waldinger belki hepimizin kalpten hissettiği bir gerçeği bilimle destekliyor. Öyleyse bize hayatımızı kendimize, insanlara ve diğer canlılara karşı daha çok sevgiyle doldurmaktan başka bir şey kalmıyor.


Waldinger'ın mutluluğun sırlarıyla ilgili TED konuşmasına da kulak vermek isteyebilirsiniz.www.ted.com/talks/

Önce Kendinizi Sevin, sonra da Sevdiklerinizin, sahip olduklarınızın ve size değer verenlerin kıymetini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... 


Unutmayın ki, sizin beğenmediğiniz yaşantınız, bir başkasının hayali olabilir..

Mutluluğun sırrı bulundu

İnsanların mutlu bir ömür sürmelerinin sırrı nedir dersiniz? Bu konuda çelişkileriniz varsa sizi 75 yıl süren çalışmayı okumaya davet ediyoruz... Sonuçları şaşırtıcı. Mutluluğun sırrı iyi ilişkiler kurmaktaymış.

mutluluk resim ile ilgili görsel sonucuilk şey ne olurdu? Muhtemelen birçoğunuz önce çok para ve ün derdiniz. Eh bu konuda yalnız olduğunuzu da söyleyemeyeceğiz... Yapılan anketlerde yüzde 80 benzer cevaplar veriyor. Ancak Harvard Tıp Okulu’nda profesör olan psikiyatr Robert Waldinger’e göre hepimiz yanılıyoruz! Yetişkinler üzerinden yapılan ve 75 yıl süren bir araştırmayı yürüten Waldinger’in elde ettiği veriler bize durumun hiç de öyle olmadığını söylüyor... Ted platformunda konuşan psikiyatr, bilgi birikimini, mutluluğun formülünü ve uzun ömrü getiren bilgeliği anlatıyor...
724 erkek üzerinde yapıldı
Robert Waldinger’in yöneticiliğini üstlendiği ve 75 yıl süren ‘Kaliteli, mutlu ve sağlıklı bir yaşam nasıl sürülür?’ konulu bir araştırma yapılıyor. Anket sonuçları gösteriyor ki genç yetişkinlerin yüzde 80’i zenginliğin onlara mutluluğu getireceğine inanıyor. Yine bir başka yüzde 50’yse bunun şan-şöhretle mümkün olduğu kanısında. Ancak bu cevabı kabul etmeyen araştırmacılar yıllardır bu konu üzerinde çalışıyor, insanların seçimlerini, bu seçimlerin onların hayatlarını nasıl etkilediğini inceliyorlar. Araştırmayı yürüten ekip, insanlara geçmişlerini sormak yerine gençlik yıllarından başlayarak tüm hayatlarını inceleme altına almaya karar veriyor. Böylece dünyanın en uzun süreli araştırmalarından biri olan çalışmanın hikayesi de başlamış oluyor... The Harvard Study of Adult Development tarafından yürütülen çalışma bugüne kadar 724 erkeğin hayatının her alanını takip etmiş. 1938’de başlayan ve birkaç nesil değiştiren araştırmanın ilk deneklerinden 60 tanesi hala onlarla birlikte çalışıyor ve şu an 90’lı yaşlarındalar. Waldinger’se çalışmanın başına geçen dördüncü yönetici. 1938 yılında başlayan ve iki farklı türdeki erkeği inceleyen (birinci grup II. Dünya Savaşı sırasında yaşayan üniversite mezunları ikinci grup 30’lu yıllarda Boston’nun fakir mahallelerinde doğup büyüyen, sorunlu ailelerden gelen çocuklar) araştırmacılar o gün bu gündür bu kişileri izliyor. Waldinger’in anlattığına göre o çocuklardan bazıları fabrika işçisi, kimisi avukat, doktor hatta bir tanesi ABD başkanı oldu. Bazıları alkolik, bazısı da gelişmiş şizofreni hastası oldu. Ancak ne olursa olsun araştırmacılar incelemelerini sürdürdüler. Hala her iki yılda bir bu kişilerle görüşüp hayatları hakkında bilgi alıyorlar.
Yalnızlık bir zehir
Bunca yıldır süren bu derin ve uzun araştırma sonucunda elde edilen veriyse aslında basit: “Sağlıklı ilişkiler kurmak bizi sağlıklı ve mutlu kılar.” İlişkiler hakkında üç önemli şey öğrendiklerini söyleyen Robert Waldinger “Bunlardan ilki sosyalleşmek bize gerçekten çok iyi geliyor ve aksine yalnızlık bizi yavaş yavaş öldürüyor. İncelediğimiz denekler içinde sosyal paylaşımı güçlü olanların iletişim kurmayanlara oranla daha mutlu, fiziksel olarak daha sağlıklı olduklarını ve daha uzun yaşadıklarını gördük. Ve yalnızlığın bir zehir olduğunu fark etik. İnsanlardan izole edilerek yaşayan kişilerin beyin fonksiyonlarının daha az çalıştığını, sağlıklarının kötü olduğunu ve daha kısa yaşadıklarını kaydettik” diyor.
Önemli olan iletişimin niteliği
Tüm bu yalnızlık meselesini incelerken araştırmanın en önemli ikinci bulgusunu da farkına vardıklarından bahseden Prof. Dr. Robert Waldinger,  şunları anlatıyor: “Çevrenizde ne kadar insan olduğu, arkadaş sayınız, aile bireylerinin fazlalığı önemli değil. Önemli olan onlarla kurduğunuz ilişkilerin niteliği. Sürekli bir çatışmanın ortasında yaşamanın insan sağlığı için gerçekten çok zararlı olduğu ortaya çıktı. Sevgisiz ortamlar, çatışmalı evlilikler bizi kötü etkiler. Ayrıca araştırmalar gösteriyor ki mutsuz bir evliliktense boşanma çok daha iyi. Ve samimi ilişkiler insanlar için koruyucu bir faktör.”
Sosyalleşmek beyninizi de korur
İnsanları mutlu ve sağlıklı kılan hususları araştırdıkları çalışmalarında elde ettikleri verilerden üçüncüsü de şu olmuş. “İyi ilişkiler kurup sosyalleşmek yalnızca bedeninizi değil beyninizi de korur.” Waldinger’ in söylediğine göre çevrenizdeki insanlara değer vermek, onların düşüncelerine saygı göstermek ve sağlıklı ilişkiler kurmak sizin anılarınızı koruma altına alır. Psikiyatrın dikkat çektiği noktalardan biri de şu: “Kurduğunuz ilişkiler illaki mükemmel olacak, eşinizle asla tartışmayacaksınız, ya da fikir ayrılığına düşmeyeceksiniz demiyorum. İncelediğimiz bazı 80’ lik çiftler hemen hemen her gün tartışıyor ama genele baktığınızda birbirlerine derinden bağlılar ve saygı duyuyorlar.”
Önemli olan insana değer vermek
insana değer vermek resim ile ilgili görsel sonucu
Psikiyatr Robert Waldinger’ in TED’deki konuşmasını dinlediğimizde fark ediyoruz ki aslında uzun, sağlıklı ve mutlu bir hayat yaşamanın sırrı empati yapabilmek, saygılı olmak ve diğer insanlara değer vermekten geçiyor. “Peki bunu başarmak bu kadar zor mu?” diye soran Robert Waldinger, cevabı da kendisi veriyor: “Sonuçta bizler insanız. Biz bütün problem hemen çözülsün isteriz ve hayatımızı bu şekilde daha iyi hale getirebileceğimize inanırız. Bizim için ilişkiler kötü ve karışıktır, ailemize ve arkadaşlarımıza vakit ayırmaksa çok zor bir iştir. Bu yaşam boyu sürecek gibi görünüyor, sonsuz döngünün bir parçası. Yaptığımız uzun araştırmada çalıştığımız mutlu, emekli insanlar arasında farklı iş yerlerinde farklı kişilerle tanışmış ve onlarla çalışmış olanlar vardı. Ve tabii bunca yıldır araştırmaya katılan denekler içinde mutluluğa para ve şöhretle sahip olabileceğine inanan birçok kişi de oldu. Ama biz tekrar tekrar gördük ki insan için en iyisi topluma, aileye ve arkadaşlara önem vermek.”
 Alıntı : stargazetesi.com.tr
https://www.ted.com/.../robert_waldinger.../transcript?...
www.ted.com/talks/
robert waldinger kimdir ile ilgili video

Günün özü :  

insana değer vermek resim ile ilgili görsel sonucu










İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
20 Ocak 2018, Antalya



Gerçek Dostlar