NOEL BABA HİKAYESİ








Merhaba Gönül Dostlarım,


Yılbaşının heyecanla beklendiği yılın  bu son günlerinde büyük-küçük herkesin aklına takılan en büyük soru Noel Baba'nın kimliği... Noel Baba kimdir nerelidir? Gerçekten Noel Baba diye bir şey var mıdır yoksa tamamen efsanevi, üretilmiş bir hikaye midir? Yılbaşında çam ağacı süslemek sadece Hıristiyanlara özgü bir gelenek midir? İşte cevabı...


İsa peygamberin doğumunun kutlandığı ve insanlığın en eski bayramlarından biri olarak kabul edilen Noel' i Protestan ve Katolikler 25 Aralık'ta, Ortodokslar ise 6 Ocak'ta kutluyor.
Noel için kutlamalar bazı ülkelerde 26 Aralık akşamına kadar devam ediyor.
Günümüzün Noel kutlamaları aylar öncesinden başlar. Hristiyanların İsa'nın doğumunu bekledikleri döneme advent dönemi denir ve 24 penceresi olan advent takvimleri hazırlanır. Bu takvimlerde her pencerenin ardına resimler veya şekerlemeler gizlenir, her gün bir tanesi açılır. Bazı ülkelerde advent mumları yakılır.
Kiliselerde ve sokaklarda çocuklardan ya da yetişkinlerden oluşturulmuş korolar Noel ilahileri söylerler. İnsanlar Noel'den önceki özellikle hafta sonlarında Noel partileri verirler.
Noel ağaçları süslenir, ışıklı ev, bahçe, cadde süslemeleri yapılır. Hediyeler alınır, tebrik kartları verilir ve Noel arifesinde Noel Baba'nın gelişi simgesel olarak canlandırılır.
Birçok ülkede 25 Aralık öğleden sonrası Noel Yemeği hazırlanır ve aile fertleri masa etrafında bir araya gelirler. Noel Yemeği ülkeden ülkeye farklılık göstermekle beraber en yaygın olanı kızarmış hindi ve sosistir. Bazı ülkelerde tatlı olarak yemekten sonra sunulan kekin (Noel pudingi) üzerine brendi dökülerek tutuşturulur.
Çocuklar Noel'den uzun zaman önce Noel Baba'ya mektuplar yazarak istedikleri hediyelerin listesini yaparlar. Noel arifesi gecesi evlerde Noel Baba ve geyikleri için yiyecekler bırakılır.
Noel günü Noel Ağacı' nın altına bırakılmış hediyeler alınıp verilir. Küçük çocuklar için dev çorapların içine hediyeler ve şekerlemeler konur. Çocuklara bu hediyeleri Noel Baba' nın getirdiği söylenir.

******

Eşi ve elfleri ile birlikte Noel icin oyuncaklar hazırlayarak geçiren sonra o yılbaşı hediyelerini uçan ren geyiklerinin çektiği kızağıyla gelip dağıtan kukuletalı, beyaz sakallı tonton bir dede, Noel Baba. Aslında Noel Baba bir masal gibi düşünülse de, insanlara yılbaşında yeni umutlar sunduğu icin herkes tarafından sahiplenilir ve her kültür onun için  farklı hikayeler söyler. Noel Baba’ nın kültürden kültüre yaşadığı yer, ismi, hikayesi değişir. 

Bazılarına gore Noel Baba Antalya’da yaşar, bazılarına göre ise Kuzey Kutbunda, Finlandiya’ daki Korvatunturi, İsveç’ teki Dalecarlia veya Grönland’ ta yaşar.


Noel Baba' nın ismi de kültürden kültüre hatta dilden dile farklılık gösterir. Santa Claus, Saint Nicholas, Saint Nick, Father Christmas, Kris Kringle, Santy veya Santa gibi birçok ismi vardır. Bu isimlerin hepsinin kökeni Saint Nicholas’ a dayanır. Ama Santa Claus ismi dünya çapında daha çok sevilmiş ve bu isimle anılmıştır. Hatta dillere göre”Santa” yerine  farklı kelimeler  de gelmiştir. 
İtalya` da “Babbo Natale”, Brezilya`da “Papai Noel”, Çek Cumhuriyeti` nde “Deda Mráz”, Portekiz`de “Pai Natal”, Romanya`da “Moş Craciun”, Almanya`da “Weihnachtsmann”, İrlanda` da “Daidí na Nollag”, Fransa`da “Le Père Noël”, İspanya ve Meksika`da “Papa Noel”, Türkiye`de “Noel Baba” gibi.
Noel Baba’ nın ortaya çıkışı ile ilgili de farklı hikayeler vardır. Bunlardan en gerçekçisi Yılbaşı ruhunun nasıl ortaya çıktığını anlatan, Türkiye doğumlu tarihsel bir figür olan psikopos Saint Nicholas`in (Nikola) fakirlere hediye dağıtmasına dayanan hikayedir. 
Bilinen en meşhur yardımı da, üc kızı olan bir babayla arasında geçenlerdir. Bu olayın 320’ li yıllarda gerçekleştiğine inanılır. 
Fakir bir baba kızlarına çeyiz parası karşılayacak durumu yoktur, bu yüzden hiçbir erkek onlarla evlenmek istemez. Oldukça eğitimli ve zengin bir aileden gelen Nikola da üc kızı için üç külçe altını geceleyin gizlice fakir adamın penceresinden içeri atar. 

Hikaye’ nin bu noktada bircok versiyonlari mevcuttur. Bu üç külçe altının 3 gun arayla ya da 3 yıl ard arda atılması ile ilgili; ancak sonu aynıdır. Fakir adam çıkıp kendisini görünce şaşırır ve o’na teşekkür eder; bir rahip olan Nikola da “Bana değil, Tanrı’ya teşekkür et.” der. 

Bu olayın ortaya çıkmasından sonra, o yörede birçok gizlice yapılan yardımların aslında Nikola tarafından yapıldığı anlaşılır. Nikola’ nın ölümünden sonra da yöre halkı birbirlerine gizlice hediye vermeye başlarlar ve bir yılbaşı geleneği oluşur. 

Diğer bir hikaye ise  günümüzdeki Noel Baba imajının, 1931’de Haddon Sundblom adlı çizerin Coca Cola reklamları için yaptığı çizimlerden ortaya çıktığıdır. Ne var ki Coca Cola reklamlarından çok önce, 19. yüzyılın başında Noel Baba’ nın çeşitli çocuk kitaplarında ve karikatürlerde günümüzde ki Noel Baba imajına benzer şekilde resmedildiği görülmüştür.

 1862 Noel’inde Noel’in henüz ABD’de tatil dönemi olmadığı ve Noel Baba figürünün kullanılmadığı dönemde Thomas Nast adli Amerikalı karikatürist Harper’s Weekly adlı derginin kapağında Noel Baba figürünü kullanmış ve kimilerince Noel Baba’ nin mucidi kabul edilmiştir
Noel Baba ister bir aziz isterse bir karikatür olsun. İnsanların umut etmek icin masallara ihtiyacı vardır. Siz de yeni yıla umutla bakın ve yılbaşında hediyelerinizi Noel Baba’dan isteyin. Noel Baba getiremese bile eminim bir başkası sizin için onu başucunuza koyacaktır.
Kaynaklar:
[1],http://tr.wikipedia.org/wiki/Noel_Baba
[2],http://www.unutulmuyor.com/bunlari-biliyormuydunuz/18570-noel-baba-kimdir-aziz-nicholaos-kimdir.html
https://youtu.be/Mj-VjllnBvc
Günün Sözü:  "Bir yılı daha tüketmenin hüznü yerine, bir yıldan daha kurtulmuş olmanın sevincini yaşamayı tercih ediyoruz. Ne diyelim, gelen gideni aratmasın! "


16 Aralık  2019, Antalya-Turkey





TÜRK SİNEMASINDAN ANILAR ( 3 )










Merhaba Gönül Dostlarım,

Ahmet Tarık Tekçe 15 Aralık 1920 tarihinde doğdu, Türk sinemasının bir dönem en iyi yardımcı erkek oyuncularındandı. 300'ün üzerinde filmde rol alan Ahmet Tarık Tekçe, 1950'li yılların sonlarında Türk sinemasının en çok gişe yapan oyuncusu olarak görülüyordu. Yapımcıların film yapmak için peşinde sıraya girdiği Tekçe için Yeşilçam' da 'Kitapsız ilim, Ahmet Tarıksız film olmaz' sözü ortaya çıkmıştı. 
Tekçe, bir film galasına giderken Karabük'te 4 Ekim 1964'te geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetmişti.Değerli sanatçımızı saygı ve minnetle anıyoruz. Ruhu şad olsun....
*****
Evet, Türk sinemasında böyle altın insanlar da vardı. Yazık ki hiç uğruna, pisi pisine, bir filmin galasına Karabük e giderken geçirdiği trafik kazası sonucu kaldırıldığı Ankara Hacettepe Hastanesi' nde hayata gözlerini yumdu.
Olayı öğrenir öğrenmez yıldırım gibi Karabük'e gittim. Şoför ölmüş, kendisi komadaydı. Hatice hanım 19 yerinden yara almıştı. Filiz Akın’la Türker İnanoğlu’ na hiçbir şey olmamıştı.
Filiz, ağlayarak, «Biz mahvolduk Öztürk» diye sarıldı. Durum faciaydı. Çarpışmanın etkisiyle Tekçe' nin kafatası ağır bir darbe yemiş, beyin şişerek süngerleşme yapmıştı. Tekçe hiç sarsılmadan Ankara’ya götürülmek zorundaydı. Ama yol bozuktu, hasta taşınamazdı o yolda. Doktorların dediğine göre sonuç yüzde yüz ölüm olurdu.
Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve yazıZor zamanlarda verdiğim ani kararlardan çoğu kez iyi sonuç almışımdır. Sinemacı Ali beye, bana hemen telefon bulmasını söyledim. Günlerden pazardı. İlkokulu açtırdı. Rahmetli Cevdet Sunay o zamanlar Genel Kurmay Başkanıydı ve beni çok severdi. Hemen onu buldurdum. Aramızda şu ilginç konuşma geçti:
«Sevgili paşam, ellerinizden öperim...
«Nasılsın Öztürk?»
«Sevgili paşam, üzülerek beyan ederim ki iyi değilim efendim. Zat-ı âlinizi çok önemli bir konu için rahatsız ediyorum, beni affediniz...
«Hayırdır inşallah, seni böyle üzüntülü duymak beni de üzdü. Merak ettim, nedir arzun?»
Kendimi tutamayarak ağlamaya başladım :
«Dün öğleye doğru, Karabük'e giderken Ahmet Tarık Tekçe büyük bir kaza geçirdi. Ve şimdi ölümle pençeleşiyor. Şu anda komada. Beyni süngerleşmiş. Doktorlar en ufak sarsıntının, bütün umut kapılarını kapayacağını söylüyorlar. Tek şansımız, tahsis edeceğiniz bir helikopterle onu Hacettepe’ ye taşımaktır. Bu lütfü bizden esirgemeyin...
Paşa çok üzülmüştü:
«Vah vah vah, çok sever ve takdir ederim sayın Ahmet Tarık'ı. Bir dakka...
Elimle ahizeyi kapatarak, ordakilere zafer işareti yaptım. Sevinçten zıplamaya başlamalarını, birbirlerine sarılmalarını, ömrünce unutmayacağım. Dakikalar yıllar gibi geçiyordu sanki. Bekliyorduk. Herkes telefonun ucundan gelecek ve benim ileteceğim kesin «evet »i bekliyordu. Çıt çıkmıyordu. Sonunda paşanın sesi duyuldu
«Oğlum Öztürk...
«Emredin paşam...»
«Bak oğlum, şimdi söylediler. Görüş mesafesi çok darmış. Pus, helikopterin uçmasına uygun değilmiş diyorlar. ..
Beynimin bütün damarları çekilmişti sanki. Bu haberi hiç beklemiyordum. Şimdi ona ne söylemeliydim ki ya da nasıl bir zeka oyunuyla ikna etmeliydim? Yıldırım gibi aklıma geldi:
«Sayın paşam, beni mazur görün, affınıza sığınarak bir soru yöneltmek istiyorum. Bağışlar mısınız?»
«Tabii Öztürk, ne demek...»
«Paşam, şayet şu anda harp hali olsa, götürülmek zorunda olan da yaralı bir paşa olsa, acaba helikopter bu şartlarla havalanır mıydı?»
Bir an durakladı:
«Ee, tabi taşınırdı. O başka iş...
Ben hemen bastırdım:
«O halde bu adam da Türk sinemasının paşasıdır. Sizden Türk sineması adına rica ediyorum...
Cevdet Sunay Paşa küçük bir kahkaha atarak şöyle karşılık verdi:
«Seni gidi kurnaz, seni gidi Karadeniz çakalı seni! Bir dakka...»
Konuşmalarımızı dinleyen odadakilerin yüzünde beni takdir eden ifadelerin sıcaklığı vardı. Put gibi duruyor, bakışlarım bir noktada, hiçbir tepki göstermeden, öylece bu son «bir dakka»nın kritikliğini belli etmemeye çalışıyordum. N’ olur n’ olmazdı.
Derken, genç ve dinamik bir yabancı ses duyuldu:
«Öztürk bey, Genel Kurmay Başkanlığı emir subayıyım.»
«Buyrun efendim.»
«Lütfen, telefonu kapar kapamaz, hastanenin bahçesine, orası uygun değilse büyük bir araziye, bu stad da olabilir, yere çarşaflan haç biçiminde sereceksiniz. Helikopter ancak böylece inebilecek. Ha, şunu da bu arada belirteyim, helikopterin gidiş-geliş akaryakıt ücreti 11 bin TL. dolayında olacaktır. Bu parayı kim ödeyecek?»
«Ben efendim.»
Telefonu kapattım. Odadakilerle sarılarak ağlaştık.
Karabüklülerin gösterdiği duyarlılık ve ilgi son derece büyüktü. Tekçe’ yi helikopter götürürken, bizler de son hızla Ankara yollarına düştük. Hacettepe’ deki ünlü beyin cerrahı Nurhan bey yazık ki kurtaramadı onu. Altıncı günün sonunda Ahmet Tarık kollarımızda vefat etti.
Bir film çekimi molasında, ölümden çok korkan Tekçe, «Şayet ölürsem, mezarımda Guarde Ke Luna parçasını çaldır» demişti bana. Bu vasiyeti ben de ölmeden önce yerine getirmek istiyorum.
Türk sineması onun kaybına alışamadı
Ahmet Tarık Tekçe' nin ölümü o kadar geniş bir çevreyi etkiledi ki bunu yıllarca herkes çekti. Önce ailesi. Koca bir aile vardı çevresinde. Onlar dağıldı. Kısa süre sonra, yokluğuna dayanamayan annesi öldü. Karısına, vaadedilen yardımlar yazık ki tamamlanmadı. Tekçe' nin o dönemde büyük para sayılan 130 bin liralık alacağının üstüne, birçok Yeşilçam filmcisi yatarak ailesine ödemediler.
Yeşilçam' da ne kadar garibem varsa aç kaldı, babasız kaldı, korunmasız kaldı. Türkçesi, Türk sineması onun kaybına uzun yıllar alışamadı. İlginçliğini kaybetti. Zaten onun ölümü, Türk sinemasındaki yaprak dökümünün başlangıcı oldu.
-öztürk serengil / yeşilçam' ı benden sorun kitabından alıntıdır.

https://youtu.be/7MFgySHOxt0
Guarde Ke Luna 


'Kitapsız ilim, Ahmet Tarıksız film olmaz' 


15 Aralık  2019, Antalya-Turkey


NEREDE O ESKİ YENİ YILLAR




Fotoğraf açıklaması yok.
























Merhaba Gönül Dostlarım,

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından düzenlenen İklim Zirvesi' nde yaptığı konuşmasıyla tüm dünyanın gündemine oturan Greta Thunberg, TIME Dergisi tarafından '2019 yılın kişisi' seçildi.
Birleşmiş Milletler İklim zirvesi COP24’ te iklim değişikliğindeki sözleriyle hafızalara kazınan Greta Thunberg, politikacılara şöyle söylenmişti: "Eğer böyle davranmaya devam ederseniz başarısız olacaksınız. Eğer başarısız olursanız da insanlık tarihinin en kötüleri olarak anılacaksınız."

' Sıfır Gelecek' ile ilgili  24 Ağustos 2019 tarihi " Gerçek Dostlar' sayfalarımda başlattığım yazı dizimde sizlere aktardıklarımda şöyle demiştim; "Dünyayı kaybetmemek" adına bizimde çorbada azda olsa bir tuzumuz olsun istedik.'..

Maksadımız, Fosil yakıt lobilerinin kâr yarışının bedelini küresel ısınmadan en az sorumlu olanlar ödüyor. Ya Sıfır karbon ya sıfır gelecek!

-    #StyleFosil yakıt lobilerinin çıkarlarını savunanların dünyayı yok etmek pahasına yaptığı yarışı protesto etmek amacıyla sizleri gelişmelerden haberdar ederek bir farkındalık ortamı yaratabilmek, gelecek nesillere daha temiz ve daha yaşanabilir bir dünya bırakabilmek... şeklindeki düşüncelerimi sizlerle paylaşmıştım.
Bu konuda sizlerinde desteklerinizi beklediğimizi ve " Yer Küreye Saygı" ile ilgili katkılarınızı devam ettire bilmek adına yaklaşan Noel Bayramı ve Yeni yıl hazırlıklarınızda yapmanız gerekenleri ve Çevreye verebileceğimiz zararları en aza indirebilmek için aşağıda belirtilen hususlara dikkat etmemiz gerektiğini bu yazımda bir kez daha hatırlatmak istedim.

İbrahim Birol, Blog Yöneticisi
*****

Weihnachten Holzschild Schneemann Dekorationen Urlaub Dekor | Etsy #decor #d ...   - Holz - Holzschilder DIY #Weihnachten #Weihnachten basteln #Weihnachten geschenke
Küresel ısınma nedeniyle artan hava sıcaklıkları iklimleri etkiliyor. Mevsim normallerin üzerinde seyreden sıcaklıklar, artık kış mevsimi göremeyebileceğimizin ufak bir habercisi. İnsan kaynaklı oluşan ısınmayı önleyebilmekse bizim elimizde. Özellikle yeni yıl döneminde yaratacağımız büyük miktardaki plastik atıkların sayısını ve oluşturacakları kirliliği düşünerek hareket etmeliyiz.
*Yılbaşı dünya çapında pek çok ülkede kutlanmakta ve dünya nüfusunun 7.7 milyar olduğunu düşünürsek, her sene atılması gereken çok fazla miktarda bubble wrap, ambalaj kağıdı, kurdele, fiyonk ve isim etiketi ortaya çıkıyor.
 *İstatistiklerin gösterdiğine göre yalnızca İngiltere'de, yılbaşı döneminde normalden %30 daha fazla atık yaratılıyor. (yaklaşık iki milyon hindi ve altı milyon Noel ağacı)
*Çöp depolama için gönderdiğimiz atık nedeniyle havaya salınan metan ve karbondioksit (CO2) miktarı ve buna bağlı olarak Dünya'nın sıcaklığı artıyor. Bu durum, kuraklık, sel ve kasırgalar gibi dünya genelinde meydana gelen doğal afet olasılığını artırıyor.
Biraz daha çevreci davranarak gelecek yıllarımızı daha güzel bir dünyada kutlamaya adımlar atabiliriz. Plastik süslemeler kullanmak yerine evde kitaplardan veya duvarda tablolardan oluşturabileceğimiz yılbaşı ağacıyla yeni yılda daha az ısınmış bir dünya dileği dileyebiliriz.

https://youtu.be/CfkyrWhA1mI
Günün Sözü : " Küresel ısınma sebebiyle mevsimler hızla değişiyor, sen değişirsen, iklim değişmez."



13 Aralık  2019, Antalya-Turkey



GEÇMİŞE NOSTALJİK BİR YOLCULUK




Görüntünün olası içeriği: çiçek ve açık hava







































Merhaba Gönül Dostlarım,

Şehrin belirli kesimlerinde kaldırımlarında açılan seyyar satıcılar ile de yayılan kartpostal cılar ekleniyor. Satışlar bu tarihlerin en az bir hafta - on gün öncesinden başlayıp son güne kadar sürüyor. Bu mekânlarda ve kartların postaya verildiği PTT şubelerinde inanılmaz kalabalıklar ve kuyruklar oluşurdu..
İlk yıllarında geyikler, kızaklar, çamlar, Noel Babalar, kar manzaraları ile başlayan bu serüven giderek sanatsal, kültürel, politik hatta müstehcen kartpostallara evriliyor. Siyah-beyaz kartlar zamanla renkleniyor, simleniyor, boyutlanıyor, katlanıyor ve son derece çeşitleniyor. Öylesine çeşitleniyor ki tezgâhlarda, kart göndereceğiniz kişilerin beğenilerine, huyuna-suyuna, eğilimlerine, dünya görüşüne göre ayrı ayrı kartlar seçebiliyorsunuz.

eski yılbaşı tebrik kartları ile ilgili görsel sonucuSonraki yılların teknolojik gelişimiyle kitlesel erişim dönemleri başlıyor. Kitlelere ulaşımda zaman ve ekonomik bakımından elverişli olan matbu kartlarda önceleri “ıslak imza” atılırken, sonra imzalar da matbulaşıyor. El yazısının, kişiye özel hitapların ve hele imzanın sıcaklığı yok bu matbu kartlarda. Bilgisayarların ve cep telefonlarının önlenemez yükselişi bu devri de kısa sürede sonlandırıyor. “Yılbaşı mesajları” dönemine geçiliyor. Bunlar hiç yaşayamayan, adeta ölü doğmuş yılbaşı kutlamaları. Bir kere görülüyorlar, o kadar. Ya bilgisayarın ve telefonun bir köşesinde unutuluyorlar ya da fuzulen yer tutmamaları için silinip çöpe atılıyorlar. Bunlara dokunamıyor, göndericiyi duyumsayamıyorsunuz. Artık neredeyse yılbaşı kartı da yok (türlü biçimli iletiler var), posta pulu da yok (pul makineleri var), adres de yok (internet adresleri ve cep telefon numaraları var).
Haydi, bu yılbaşında güzel geçmiş günlere dönelim. Üç beş dostumuza o bildiğimiz “sağlık, mutluluk, başarı” dileyen “sevgi ya da saygı” sunan yeni yıl kartı yazalım, zarfını adresleyelim, pulunu yapıştıralım ve postalayalım. 

SAVAŞ SÖNMEZ
29 Aralık 2018

*****
Hediye alışverişinden önce eşe dosta yakınlarımıza, sevdiklerimize göndereceğimiz, o simli, manzaralı, sevimli hayvanlarla süslenmiş, müzikli kartpostallar alarak eve dönerdik.

simli yeni yıl kutlama kartları ile ilgili görsel sonucuBüyük bir özenle her sevdiğimize ayrı ayrı duygularımızı belirten kutlama yazıları yazar, itinayla zarfa koyar ve sevdiklerimize yollardık.
Sevdiklerimizi bir kez daha ne kadar sevdiğimizi özlediğimizi dile getirdiğimiz, anlardı kartpostal yazma ve yollama uğraşları….
Ya birde bu işin öteki tarafı vardı ki bu da en az kartpostalları yollamak kadar almak ta mutlu ederdi insanı.
Sevdiklerimizden bize gelen sevgi yüklü kartpostallar.


Nasıl da heyecanla beklerdik postacının gelişini. Nasıl da mutlu ederdi bizi o sevimli, masal dünyasını andıran evlerin ve hayvanların yer aldığı kartpostallar içine yazılmış bir iki sevgi sözcüğü ile…
Her şey ne kadar yalın ve içtendi o zamanlar. Şimdiyse tüm bu kutlamalar copy paste yoluyla binlerce kişiye ulaşıyor. Hiç yorulmadan, hiç düşünmeden, iki tıkla bu işi hallediyoruz artık.
Gönderilecek kartpostalı beğenme , ne yazsam acaba diye düşünmeler, düşünürken de o sevdiğin insanı bir kez daha çok derinden anmak ve hatırlamak yok artık. Her şey otomatiğe bağlanmış. Yeni yıl, Bayram, özel günler için her şey hazır senin bir tuşa basman yetiyor. 


Hani bunun duygusu. Hani bunun sıcacık sevgisi işte bunlar yok artık.....
Alıntı....* RENA *

https://youtu.be/xv4quP8faI0

Günün Sözü : " Geleceği oluşturacak her yeni günün bir önceki günden daha güzel, isteklerinize uygun ve sizi daha da mutlu etmesi dileğiyle."


12 Aralık  2019, Antalya-Turkey


YENİDEN DOĞUŞ






sendrom, sağlık, Quasimodo Sendromu belirtileri, Quasimodo Sendromu, psikoloji, Manşet



Merhaba Gönül Dostlarım,

Çoğu zaman hayatımızın kontrolünü kaybettiğimizin farkında bile olamayacak kadar meşgulüz… Ve bir gün geliyor ki, yıllar geçmiş ve hayat sizi hiç beklemediğiniz bir limana getirmiş… Hayat senaryonuzu akışına bırakmak istemiyorsanız işte size hayatınızın kontrolünü ele geçirmenizi sağlayacak ip uçları…

  • Hayatının Kontrolünü Eline Al
  • Sen seni bil…
  • Yardım iste
  • Dizayn et
  • Omega 3
  • Durmak Yok

Hayat bir oyun. Güvensizliklerimizi aşarak bizi geride tutan kilitleri açmalı, büyümekten korkmamalı, yaratmalı ve  yaşama çabamızı her durumda sürdürmeliyiz. Bana sorarsanız bunun için gerekli en önemli iki şey kendimizi tanımak ve hayatımızın kontrolünü elimizde tutmaktır. Ve olabilecek en kötü iki şey ise umudu kaybetmek ve durmaktır. 
DURMAYALIM.

Alıntı : Kigem.com Kişisel Gelişim Merkezi’ nin kısaltmasıdır.

*****
HAYATINI DİZAYN ET


kartal resmi ile ilgili görsel sonucuKartallar, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan
kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için,40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadırlar. Kartalların yaşı 40′a vardığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzar ve göğüsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır.
Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki seçimden 
birini yapmak 
zorundadır;
Ya ölümü seçecektir. Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir. Bu yeniden doğuş süreci, 150 gün kadar sürecektir. Bu yönde karar verirse, kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde, yuvasında kalır. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer.
Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile  pençelerini yerinden söker çıkartır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur “Yeniden Doğuş” uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.
Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız.
Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan ve
anılarımızdan kurtulmak zorundayız. Ancak geçmişin gereksiz safhasından
kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü
sonuçlarından tam olarak yararlanabiliriz. İnsanlar ile hayvanları ayıran en önemli özelliklerden bir tanesi hayvanların düşünmemekten kaynaklanan, içgüdüsel olarak karar verebilmeleri ve uygulaya bilmeleridir. 
İnsanoğlu düşündükçe karar vermekte zorluklar yaşıyor ve kararsızlığı seçiyor.
Bazen kararlarımız acı da verse her zaman “Yeniden Doğuş”u müjdeleyebilir.
SAYGILARIMLA..
Alıntıdır

Günün Sözü :  " Hayat sana bin şans verir. Tek yapman gereken bir tane almak ve bu şansa inanmaktır."

11 Aralık  2019, Antalya-Turkey


İNSAN HAKLARIYLA İNSANDIR





indir




Merhaba Gönül Dostlarım,

 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin kabulünün 71. yılında hak ve özgürlüklerin gözetildiği, ayrımcılıkların yok olduğu, insan hakları ihlallerinin olmadığı sevgi, saygı ve kardeşliğin hakim olduğu bir dünya dileğiyle tüm vatandaşlarımızın ve tüm dünya milletlerinin 10 Aralık İnsan Hakları Günü' nü kutluyorum."

*****
 Başkası tarafından verilen bir söze ya da teminata bağlı olarak ya da satın alarak elde ettiğimiz haklar değillerdir. İnsan hakları, insan olmamızın ve insan onurumuzun doğal bir sonucudur.
10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü, BM Genel Kurulu’ nun 10 Aralık 1948 tarihinde İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini kabul etmesiyle, insan haklarının uluslararası düzeyde korunması yönünde ilk önemli adım olması nedeniyle, her yıl tüm dünyada kutlanmaktadır.

 Türkiye Beyannameyi 06.04.1949’da onaylamıştır

 10 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ nca kabul ve ilan edilmiş olan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, önsüzüyle birlikte 30 maddeden oluşmakta, maddeler arasında klasik temel haklara, maddelerde ise sosyal ekonomik ve kültürel haklara yer verilmektedir

10 Aralık İnsan Hakları Günü
Ülkemizde 2000 yılında 81 il ve 850 ilçede "İnsan Hakları İl ve İlçe Kurulları" kurulmuştur. Bu kurullar, 23 Kasım 2003 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelikle yeniden yapılandırılmış, kurullarda sivil toplumun temsili güçlendirilmiştir. Söz konusu kurullar, insan haklarının korunması ve geliştirilmesi için çalışmalar yapmaktadır.İnsan Hakları Beyannamesi, 30 maddeden meydana gelmektedir. Beyannamenin önemli maddelerinden bazıları şunlardır:

Bütün insanlar hür ve eşit doğarlar.
·       Her kişinin fikir, vicdan ve din hürriyeti vardır.
·       Herkes ırk, cins, dil ve düşünce farkı gözetmeksizin insan hak ve hürriyetlerine            sahiptir.
·       Hiç kimse kölelik ve kulluk altında yaşamaya zorlanamaz.

·       Hiç kimseye insanlık dışı, haysiyet kırıcı cezalar uygulanamaz.
·       Her insan eğitim hakkından yararlanabilir.
·       Hiç kimse keyfi olarak tutuklanamaz.
·       Herkesin çalışma, işini serbestçe seçme, iyi şartlarda çalışma ve işsizlikten                  korunma hakkı vardır.

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili Sezgin Tanrıkulu, “Türkiye'de İnsan Hak İhlalleri Haziran 2018 raporu”nu açıkladı.

“Düşünceyi ifade özgürlüğü kapsamında 1884 hak ihlali, örgütlenme özgürlüğü kapsamında 4 hak ihlali ve toplantı - gösteri özgürlüğü kapsamında 280 hak ihlali gerçekleşmiştir” açıklamasında bulunan Tanrıkulu, “Türkiye’de İnsan Hak İhlalleri Haziran 2018 Raporu’na göre, yaşam hakkı ihlalleri kapsamında 257 ölü 34 yaralı (1’ i çocuk), işkence olayları kapsamında ise 86 hak ihlali, düşünceyi ifade özgürlüğü kapsamında 1884 hak ihlali, örgütlenme özgürlüğü kapsamında 4 hak ihlali ve toplantı - gösteri özgürlüğü kapsamında 280 hak ihlali gerçekleşti” verisini paylaştı.
Alıntıdır


https://youtu.be/BKZSaRuDUEo

Günün Sözü : " İnsanın hürriyeti, komşusunun hürriyetinin başladığı yerde biter."  (F.W.Warrar)
" Human rights represent dignity, not be crushed and chewed."
"İnsan hakları, saygınlığı temsil eder, ezilmez ve çiğnenmez."
10 Aralık  2019, Antalya-Turkey





Gerçek Dostlar