PERİ MASALI GİBİ…


peri masalı resim ile ilgili görsel sonucu


Merhaba Gönül Dostlarım,

Bugün bir başka Belgin Eryavuz yazısı ile tekrar birlikteyiz. Yazıdaki uslubun ve ahengin  yumuşaklığını tüm okuyucularım mutlaka hissedeceklerdir.
En iyi dileklerimle, Esen kalın

PERİ MASALI GİBİ…


‘’Önemli olan sıra dışı şeyler yaşamak değil; ne yaşıyorsan onu hissederek hayatı bir peri masalı gibi yaşayabilmektedir.’’ diyor Prof. Gülseren Budayıcıoğlu – ‘Kral Kaybederse’ isimli romanında.

İçinde tevekkül var.

Farkındalık var.

Yaşam sevinci var.

Bu nedenle çok sevdim bu cümleyi. Romanı okurken, dönüp dönüp bir daha okudum içime sinmesi adına.

Kendisini gerçekten iyi tanıyan; duygularının farkındalığında, içindeki çocuğun sesini duyarak eyleme geçen insanlar vardır hani.

Yaşadığı olaylar, çektiği acılar, zorluklar ya da engeller her ne olursa olsun; yaşamına sahip çıkar onlar. Elindeki tek fırsatın bu olduğunu herkesten daha iyi bilir.

İşte böylesi insanlar peri masalı tadına en yakın olanlar bana göre.

Kendisine bakmaktan, iç sesini dinlemekten, zayıflıklarından korkmuyor. Onlarla yüzleşecek cesarete sahip.

Gerçeklerin içini acıtacağını bildiği halde, zaman zaman içine dönüp bakmayı beceriyor. Böylece oluşacak grimsi bulutları; henüz başlarken; elinin tek bir hareketi ile yok ediyor.

Pozitif enerjisi yüksek olduğu için diğer insanlarla kolay iletişim kuruyor. Onları dinliyor. Sadece anlattıklarını değil, kalplerinin derinlerinde var olan kaygıları, belki acıları anlıyor.

En önemlisi onları hoş görecek kadar erdem sahibi.

Ön yargılarıyla değil, tamamen insani saf sevgi duygularıyla bakıyor etrafına çünkü. 
Yaptıklarını yargılamıyor. Kızmıyor. Kolay öfkelenmiyor. İnsanları anladıkça hoş görüsünün arttığını da biliyor.

Böylesi bir yaşam işte düşümdeki peri masalı tadında…

Peki bizler ne kadar yakınız onlara ya da ne kadar uzakta?

Henüz yolun başında da olabiliriz. O muhteşem yolun ortalarında da.

Önemli olan o yolun tılsımını hiç bırakmamak galiba.

Ben inanıyorum ki; başkalarını anladıkça, yargılamadan hoşgörüyle baktıkça; kendi iç dünyamıza daha farklı gözlerle bakmakta ustalaşabiliriz. Daha önceden farkında olmadığımız değerlerimizi fark edebiliriz.  Kendimizle her daim barışık kalmanın yollarını öğrenebiliriz.

İşte o zaman önümüzde beliren; hoş görünün gölgesinde bir yaşam şekli olur.

Maddi değil manevi anlamda alabildiğine zengin.

Sevgi yolundan nasiplenmiş.

Erdemli.

Zarafet dolu.

Şükretmenin elindekileri çoğaltmak olduğunun farkındalığında.

Böylesi bir yaşamda peri masalı tozları havada uçuşmaz mı sizce de?

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

04.12.2018

‘’Önemli olan sıra dışı şeyler yaşamak değil; ne yaşıyorsan onu hissederek hayatı bir peri masalı gibi yaşayabilmektedir.’’ diyor Prof. Gülseren Budayıcıoğlu

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
18 Ocak 2019, Antalya-Turkey


AKLIMIZDA KALANLAR
Ä°lgili resim

Merhaba Gönül Dostlarım,
Yeni yıl yeni umutlarla geldi. Bugün 2019' u kutladığımızın beşinci günü,  her yılda olduğu gibi yeni yıl mesajları ile karşıladığımız birbirimize iyi dileklerimizi, sevgilerimizi ilettiğimiz değişik mekanlarda yeni yıl kutlamaları ile karşıladığımız ve  aynı zamanda  2018' in sıkıntılarını geride bırakıp yeni yıla yeni umutlarla girdik
"Yeni bir yıla girerken sevgi ve barış diliyorum. Savaşların, acıların ve felaketlerin, geçip giden koca bir yıl gibi geride kalması umuduyla.. 
Kardeşliğin doğduğu, sevgilerin birleştiği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de umutlu, yine de sevgi dolu nice yıllara!"
2019 yılının bu ilk " Gerçek Dostlar" yazısında ,  çok değerli yazarlarımızdan  sayın İpek Ongun' un güzel yazılarından birini sizlerle paylaşmak istiyorum.
İçimizdeki Güzellikler,
içimizdeki güzellikler ile ilgili görsel sonucuGönlümüzün güzelliği sevgi ise, beynimizin güzelliği de düşünebilme yeteneğimizdir. O yeteneği her an, her dakika kullanalım. Unutmayalım ki düşünen insan, özgür insandır.
Kişi düşünebiliyorsa pek çok sorununu çözümleyecek, pek çok şeyi bilecektir. Herkesi dinleyin. Annenizi, babanızı, arkadaşlarınızı dinleyin. Sonra da düşünün ve sorular sorun… Neden? Nasıl? Nerede?
Sonra da oturup kararlarınızı kendiniz alın. Kararları yalnız aldığınız zaman, eziyetler de güçlükler de sonuçta bütünüyle size aittir artık. Karar alırken sorumluluk almayı da bilin. İşte bu, büyümek ve olgunlaşmaktır; özgür insan olma yolunda atılan ilk adımdır.
Büyüklerinizle, yaşıtlarınızla, kendinizden küçüklerle konuşun, tartışın. Konuşarak pek çok şey öğrenildiği gibi, pek çok sorun da çözümlenebilir. Toplumumuzda, bu tür konuşma pek yaygın değil ne yazık ki! Ya susuyor, ya bağırıyoruz. Konuşmayı bilmiyoruz. Sizler bunu değiştirin.
İçimizin bir başka güzelliği de iyimserliktir. Yüreğinizin ibresi hep iyimserlikten yana olsun.
Asırlardır kötümserler, köşelerinden dünyanın kötüye gittiğinin doksan dokuz nedenini sayarlarken iyimserler epey yol almış; pek çok iş başarmışlardır. En azından denemişlerdir.
Zaten yapılan araştırmalar, başarılı olanların üstün zekalılardan çok, sıradan ama olumlu ve iyimser kişiler olduğunu ortaya koyuyor.
İçimizdeki güzellikler arasında neşenin yeri bambaşkadır. Hele gençliğinizin getirdiği neşe ve kahkahaları sakın kısıtlamayın. Bazı kişilerin “Sırıtıp durma!” gibi bilgece (!) uyarılarına aldırmayın. Tam tersine daha çok gülün. Bol bol kahkaha atın. Sorunlarınıza bile gülerek bakabilirseniz yükünüz anında hafifleyecektir.
Güldürü dergileri, neden bu kadar çok okunuyor sanıyorsunuz?
Onca sorunun, çevre kirliliğinin, savaşların, ölümlerin, çıkarcılığın, cahilliğin yer aldığı dünyamızda sevgi, iyimserlik ve neşeye her zamankinden fazla gereksinmemiz var. Bu nedenle hayatınızı daha güzel yaşamak istiyorsanız, önce içinizdeki güzellikleri geliştirin, ortaya çıkarın.
Sevinin, düşünün, konuşun, iyimser olun ve doyasıya gülün!
İpek Ongun ipek ongun kimdir ile ilgili görsel sonucu
içimizdeki güzellikler ile ilgili görsel sonucu
İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
5 Ocak 2019, Antalya-Turkey





İKİ ŞEY


İki şey seni vasıflı insan yapar:
1. İradeye hakim olmak
2.Sözlerin ve davranışlarının
uyumlu olması

İki şey sana değer katar:
1. Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2. Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek

İki şey seni geri bırakır:
1. Kararsızlık
2. Cesaretsizlik


İki şey seni kâşif yapar:
1. Vasıflı çevre
2. Birazcık delilik

İki şey senin ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:
1. Baskın yeteneği bulmak
2. Cidden sevdiğin işi yapmak

İki şey başarının sırrıdır:
1. Ustalardan ustalığı öğrenmek
2. Kendini güncellemek

İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır:
1. Niyetin saf (halis) olması
2. Ruhsal farkındalık

İki şey seni milyonlarca insandan ayırır:
1. Problemin değil çözümün parçası olmak
2. Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek

İki şey gelişmeyi engeller:
1. Aşırılık (abartı)
2. Felaket odaklılık

İki şey çözüm getirir:
1. Tebessüm (gülümseme, sırıtma ya da kahkaha değil)
2. Sükut (susmak)

İki şey “kalitesiz insanın” özelliğidir:
1. Şikayetçilik
2. Gıybet (çekememezlik), dedikodu

İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:
1. Bakış açısını değiştirmek
2. Empati yapmak (muhatabın yerine kendini koymak)

İki şey yanlış yapmanı engeller:
1. Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek
2. Kul hakkından korkmak

İki şey seni gözden düşürür:
1. Demagoji (laf kalabalığı)
2. Kendini ağıra satma (övme, vazgeçilmez gösterme vs.)

Alıntı : Sözcükler Ötesi




Günün Sözü :

Görüntünün olası içeriği: yazı

https://www.youtube.com/watch?v=0gAkTe3U-4g

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
26 Aralık 2018, Antalya-Turkey






5 ARALIK DÜNYA KADIN HAKLARI GÜNÜ





Merhaba Değerli Dostlar


Kadınlarımız Annelerimiz ,kızlarımız, hayat arkadaşlarımız…Senede bir gün onlar için ne kadar da az değil mi? Her ne kadar senede bir günde olsa kadınlarımıza değerlerini vermek adına iyi bir fırsat. 5 Aralık dünya kadınlar günü.
 
" Zordur kadın olmak! Kalbin kırılır, umudun kırılır, kolun kanadın kırılır, incinirsin. Ancak bütün parçaları yine sen toplarsın. Hep tek parça ve ayaktasın, toparladığın yüreğinde çok şeyler taşırsın, bütün kırıntılara inat."

"5 Aralık Dünya Kadın Hakları Gününde, saygıdeğer Türk ve Dünya Kadınlarına sağlık ve mutluluk ve huzur dolu bir gelecek diliyorum."
Önce Kendinizi Sevin ve koruyun sonra da Sevdiklerinizin kıymetini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun...En iyi dileklerimleEsen kalın. 


Bugün 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü.



Türkiye'de kadınlar 84 yıl önce milletvekili seçme ve seçilme hakkını elde etti. 1935'teki seçimlerde 17 kadın Meclis' e girdi. Türkiye o dönem meclisteki kadın oranıyla dünyada ikinci sıradaydı. Şimdi ise 118. sırada.

5 Aralık 1934' te ''Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı'' veren yasanın kabul edilmesiyle ülkemizde her yıl bu gün, ''Kadın Hakları Günü'' olarak kutlanıyor. Türk kadınlarının Cumhuriyetin ilanıyla beraber birçok Avrupa ülkesinden önce önemli siyasi ve sosyal haklar elde etmesinin ilanı olan bu anlamlı güne dair

'' Her toplumda olduğu gibi Türk toplumunda da kadının önemli bir yeri vardır. Kadın, anne olarak aile ve toplum arasında bir köprü görevi görür. Kadının toplumdaki yeri ve görevleri derken önce onun bir fert olarak gerekli kişiliği kazanmasını, sonra da aile içinde ve toplumun içinde gerekli yeri alması düşünülmelidir. Türk kadınının toplumdaki yerine tarihi perspektifte bakacak olursak kadının İslamiyet' ten önceki Türk devletlerinde önemli ve saygın bir konuma sahip olduğunu görürüz. Kadın ev sorumluluklarının dışında  hayatın içinde yer almış,  çeşitli devlet kademelerinde  naip ve hatta idareci olarak önemli roller üstlenmiştir. Ancak Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kadın daha pasif bir konuma gelmiştir. Bu değişimde şüphesiz yeni coğrafi yerleşim ve buna bağlı olarak Arap halkı başta olmak üzere bölgedeki diğer toplumlarla etkileşimin payı vardır. Bu değişimi doğrudan İslamiyet' e bağlamak  peşin hüküm vermek olur; çünkü dinimizde kadına çok değer verildiği çeşitli ayetlerle sabittir. Nitekim bu dönüşüm de İslam dini dolayısıyla ilişkilerin yoğunlaştığı geleneksel Ortadoğu alışkanlıklarının ve hatta  Bizans geleneğinin etkisi olmuştur.

Kaynak : Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürümüz Doç. Dr. Emine Altunay Şam;

Atatürk, 1923 yılında "...şuna inanmak lazımdır ki dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir" ya da ''...toplumun başarısızlığının asıl sebebi kadınlara karşı olan bilgisizlikten ileri gelir, bir toplumun bir organı faaliyette iken diğer bir organı işlemez ise o toplum felç olur" derken bu yaklaşımını dile getirmektedir. Bu hedef için önemli bir başlangıç olarak 1924 yılında yürürlüğe konulan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim merkezileştirilmiş, aynı zamanda kızlarımıza ilkokul, ortaokul ve yüksekokul öğreniminin kapıları açılmıştır. Bunun anlamı cinsiyet ayrımı gözetilmeden eğitimde eşitlik olanağının yaratılmasıdır.

Amasya Üniversitesi

Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü

 5 aralık kadın hakları günü sözler ile ilgili görsel sonucu

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
5 Aralık 2018, Antalya- Turkey