HAVASIZ ve SUSUZ BİTKİ


Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

Merhaba Gönül Dostlarım,

Bir Damla Su Olmadan 60 Yıl Yaşayan Bitki
David Latimer’ in tam 60 sene önce aklına gelen bir fikir, bugün herkesi şaşırtan mucizevi sonuçlara yol açtı! Doğanın kendine yeterli olup olmadığını merak eden yaşlı adam, bir miktar tohumu şişenin içine yerleştirdi ve kapağını kapattı! Tam 60 yıl boyunca ne su ne de hava almayan bitki, kendi kendine yarattığı ortamda yaşamaya devam etti. Bugün 86 yaşında olan Latimer, deneyin ulaştığı başarıyla gurur duyuyor.
1960 yılında eve getirdiği şişeyi botanik bahçesine dönüştüren İngiliz David Latimer, bitkilerin kendi kendilerine yeterli olabilecekleri bir ortamda hayatta kalabileceğini ispatlamak için bu deneye giriştiğini belirtti.
Bu fikrin “Şişe Bahçeleri”nin moda olduğu zamanlarda aklına geldiğini ve çok geçmeden hayata geçirdiğini belirten emekli elektrik mühendisi, “Tradescantia bitkisi şişenin ağzına kadar her yerini dolduracak kadar büyüdü. Yalnızca 1970’  lerin başında iki kez su vermiştim” dedi.
60 yıl önce ağzı kapatılan şişedeki bitki güneş enerjisi ihtiyacını gün ışığından alırken, su ve hava ihtiyacını ise kendi yarattığı nem ve oksijenden elde etti. Dökülüp çürüyen yapraklar ise, bitkinin ihtiyaç duyduğu besini meydana getirdi.
Deneyin sonuçları, insan müdahalesi olmadığı sürece, taibatın kendi kendine yaşayabilme ve hayatta kalabilme gücüne işaret ediyor.
Şişeyi elinden çıkarmayı düşünmediğini belirten Latimer, sözlerini şöyle noktaladı: “Onu çocuklarıma bırakacağım. Sonuçta bu bir deney olarak başladı ve hala bir deney olmayı sürdürüyor!”

Alıntı : www.onedio.com

Günün Sözü : Dünya sadece bizim değildir." İnsanlar toprağın sahibi değil kiracısıdır. " Doğa insansız yaşar, insan doğasız yaşayamaz..."

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ağaç, bitki, açık hava ve doğa

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
20 Şubat 2019, Antalya-Turkey




TESEUS' SUN  GEMİSİ


teseus'un gemisi

Merhaba Gönül Dostlarım,

Felsefe


TESE' SUN GEMİSİ



Antik Yunanistan’da Teseus adlı efsanevi bir kral varmış. Atina şehrinin kurucularındanmış.
 Kral Teseus gemisiyle denize açılıp tehlikeli düşmanları ve canavarları mağlup edermiş.
 Onun kahramanlıklarını anmak isteyen Atina halkı Teseus’un gemisini limanda korumaya alarak anıt yapmaya karar vermiş. Limanda anıt halinde bekleyen geminin tahtaları zamanla çürümeye başlamış. Gemiyi sağlam tutabilmek için çürüyen tahtaları aynı malzemeyle değiştirmişler. Tahtaları aynı malzemeyle değiştirseler de birçok değişiklikten sonra bir soru gündeme gelmiş. Tahtaları değişmiş olan gemi hala Teseus’un gemisi mi, yoksa yeni bir gemi mi?
Bir gemi ne zaman kendi olmayı bırakır? Bir tahtası bile değişince hala aynı gemi olmuyor, ama ona kişilik addediyoruz. Peki bir insan ne zaman kendi olmayı bırakır, kendisi nedir ki? Gemi tahtalardan oluşur da insan etten mi oluşur?
Teseus
Et yemektir, dışarıdan zorla alırız. Ben dediğimiz beden bizim bile değildir. Başkasıdır, zira dünyaya da bizi başkası getirir. Başkası yetiştirir, yedirir, öldürür. “Ben” bedense, öyle bir şey yoktur.
Ödünç bedenlerimizde, “yemek” bedenlerimizde bile duramıyoruz. Teseus’un gemisinden hiçbir farkımız yok. Bir yapıyız ve çürümemek için “beni” yani bedenimizi söküp yenisini takıyoruz. Her an ölüyor ve yenileniyoruz. Hücrelerimizin ömrü var, ölüyorlar ve yenileri kendince yaşıyor. Bizim haberimiz bile olmuyor. Beyin hücreleri hariç değişmeyen hücre yok. Beynin içinde de bilgiler değişiyor, onun olayı o.
cansız mankenBeden değişiyor da içindeki(ya da dışındaki) kişilik değişmiyor mu? Küçükken düşündüklerimiz ile şimdiki arasında büyük fark var. Çoğumuz atalarımızdan farklıyız. Dünden beri bambaşka kişilere dönüşenler olmuştur. Bu yazının başlangıcından beri birçok şey değişti. Hayat böyle, hayat değiştirici ve zorlayıcı.
Teseus’un gemisi yok edilse de var. Çünkü hikayesi var. Anıt olarak korunan gemi hikayeyi hatırlatmak içindir, geminin tahtalarını değil. Gemi hala aynı gemi midir, önemli değil. Amaç gemi değil, hikayedir.
Hayat bir hikayedir. Üzerine yazdığımız kağıtlara beden diyoruz. Kağıtlara mı hayranız, yoksa anlatıya mı? Ben ölür, kağıt çürür, hikaye kalır. Hikayenizi havalı kağıtlara, süslü bedenlere yazmanız belki bir etki yaratır, ama iyi bir hikaye basit bir kağıtta bile etkileyicidir. En güzel hikayeler ise kağıtlara ihtiyaç duymaz.
 Alıntı :
Doğuhan Murat Yücel
doğuhan murat yücelDoğu Han, hayatın soran tarafı. Sorularla yaşayan bir münzevi. Yazıları düşünmek için yazıyor. Şunu fark etti: Her zaman birlikte düşünüyoruz. Sonra dmy.info’ya yazmaya başladı. Sitede dördüncü yılı, ancak yaklaşık on yıldır yazmaya çabalıyor. Daha doğrusu, düşünmenin doğru şekli olan, birlikte düşünmeye, biz olarak ifade etmeye çalışıyor. Bazen can sıkıntısından, bazen de insanların ihtiyacına yönelik konu seçiyor. Yazıların kısa, öz olması ve insanlığın imdadına yetişmesi için çabalıyor. Çünkü hepimiz öleceğiz, ancak insanlığın ömrü bizden de kısa.
DMY Felsefe

Günün Sözü :
Görüntünün olası içeriği: okyanus, yazı, açık hava, su ve doğa

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
19 Şubat 2019, Antalya- Turkey








BAŞARININ SIRRI

parkta oturan adamlar resmi ile ilgili görsel sonucu


Merhaba Gönül Dostlarım,

Çok çalışmak her zaman başarı getirir mi? Bazen daha az çalışmak, gerçekten daha iyi sonuçlara ulaşmanızı sağlayabilir. Uzun süre verimsiz çalışmaktansa, daha az sürede etkin ve verimli çalışmak… İşte bütün mesela bu! Peki bunun için ne yapabiliriz? Yeni bir şey yapmaya da gerek yok, yaptığımız bazı şeyleri bırakmak bunun için yeterli. İşte daha üretken olabilmek için bırakmamız gerekenler…
Öyleyse, neden küçük girişimler, daha büyük kuruluşların başaramadığı şeyleri başardı. Facebook, 13 çalışanı bulunan Instagram’ ı bir milyar dolara satın aldı zamanında mesela. Başarının bir kısmı şansa bağlı elbette  gerisi ise etkin ve verimli çalışmaya.
Başarının sırrı çok çalışmak değil, akıllı çalışmak.
İşte, daha üretken olabilmek için yapmayı bıraktığım 5 şey.
1. Fazla mesai yapmayı bırakın ve verimliliğinizi arttırın
2. Çok sık “evet” demeyin
3. Her şeyi Kendiniz Yapmayı Bırakın
4. Mükemmeliyetçi olmayı bırakın
5. Çalışmayı bırakın ve hiçbir şey yapmadığınız zamanlarınız olsun
Kaynak: www.matematiksel.org
BAŞARININ SIRRI

Çok bunalmıştı ve hiçbir çıkış yolu bulamıyordu. Nefes almak için parka gitti. Bir banka oturdu, başını ellerinin arasına aldı ve bu durumdan nasıl kurtulacağını düşünmeye başladı.

Tam bu sırada birden, önünde yaşlı bir adam durdu. ‘Çok üzgün görünüyorsun. Seni rahatsız eden bir şey olduğu belli… Benimle Paylaşmak ister misin?’ diye sordu yaşlı adam. İşadamının yakınmalarını dinledikten sonra da, ‘Sana yardım edebilirim’ dedi. Çek defterini çıkardı.


İşadamının adını sordu ve ona bir çek yazdı. Çeki ona verirken de şöyle dedi: ‘Bu para senin. Bir yıl sonra seninle burada buluştuğumuzda bana olan borcunu ödersin. Hadi al’ dedi. Ve yaşlı adam geldiği gibi hızla gözden kayboldu.


İşadamı elindeki çeke baktı. Çekte 500 bin dolar yazıyordu ve imza ise John Rockefeller’ e aitti, yani o gün için dünyanın en zengin adamına. ‘Tüm borçlarımı hemen ödeyebilirim’ diye düşündü. John Rockefeller’ e ait bu çekle her şeyi çözebilirdi.

Ama çeki bozdurmaktan vazgeçti. Bu değerli çeki kasasına koydu. Onun kasasında olduğunu bilmenin güveniyle yepyeni bir iyimserlikle işine tekrar dört elle sarıldı.

Büyük küçük demeden tüm işleri değerlendirmeye başladı. Ödeme planlarını yeniden yapılandırdı. İyi yapılan işler yeni işleri doğurdu. Birkaç ay sonra tekrar işlerini yoluna koyabilmişti.


Takip eden aylarda ise borçlarından tümüyle kurtulup hatta para kazanmaya başlamıştı. Tüm bir yıl boyunca çalıştı durdu. Tam bir yıl sonra, elinde bozulmamış çek ile parka gitti. Kararlaştırılmış saatin gelmesini bekledi. Tam zamanında yaşlı adamın hızla ona doğru geldiğini gördü.


Tam ona çekini geri verip başarı öyküsünü paylaşacakken bir hemşire koşarak geldi ve adamı yakaladı. Hemşire ‘Onu bulduğuma çok sevindim, umarım sizi rahatsız etmemiştir’ dedi. ‘Çünkü bu bey sürekli olarak huzur evinden kaçıp, bu parka geliyor. Herkese kendisinin John Rockfeller olduğunu söylüyor’ diye ekledi. Hemşire adamın koluna girip onunla birlikte uzaklaştı.


İş adamı şaşkın bir şekilde öylece durdu kaldı. Sanki donmuştu. Tüm yıl boyunca arkasında yarım milyon dolar olduğuna inanarak işler almış, yapmış ve satmıştı.


Birden, hayatının akışının değiştiren şeyin para olmadığını fark etti.

Hayatını değiştirenin yeniden kendinde bulduğu kendine güven ve inançtı.

Başarının sırrı, kasamızda duran değil, kendi kalbimizde ve kafamızda olanlardır. Başka yerde aramaya gerek yok.

https://youtu.be/4tl4Mrf5TYU

Günün Sözü;
Che Guavera’ nın da dediği gibi “Kaybetmekten korkma, bir şeyleri kazanman için bazı şeyleri kaybetmen gerekir. Ancak unutma, kaybettiğinde değil vazgeçtiğinde yenilirsin.”

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
11 Şubat 2019,Antalya-Turkey





PERİ MASALI GİBİ…


peri masalı resim ile ilgili görsel sonucu


Merhaba Gönül Dostlarım,

Bugün bir başka Belgin Eryavuz yazısı ile tekrar birlikteyiz. Yazıdaki uslubun ve ahengin  yumuşaklığını tüm okuyucularım mutlaka hissedeceklerdir.
En iyi dileklerimle, Esen kalın

PERİ MASALI GİBİ…


‘’Önemli olan sıra dışı şeyler yaşamak değil; ne yaşıyorsan onu hissederek hayatı bir peri masalı gibi yaşayabilmektedir.’’ diyor Prof. Gülseren Budayıcıoğlu – ‘Kral Kaybederse’ isimli romanında.

İçinde tevekkül var.

Farkındalık var.

Yaşam sevinci var.

Bu nedenle çok sevdim bu cümleyi. Romanı okurken, dönüp dönüp bir daha okudum içime sinmesi adına.

Kendisini gerçekten iyi tanıyan; duygularının farkındalığında, içindeki çocuğun sesini duyarak eyleme geçen insanlar vardır hani.

Yaşadığı olaylar, çektiği acılar, zorluklar ya da engeller her ne olursa olsun; yaşamına sahip çıkar onlar. Elindeki tek fırsatın bu olduğunu herkesten daha iyi bilir.

İşte böylesi insanlar peri masalı tadına en yakın olanlar bana göre.

Kendisine bakmaktan, iç sesini dinlemekten, zayıflıklarından korkmuyor. Onlarla yüzleşecek cesarete sahip.

Gerçeklerin içini acıtacağını bildiği halde, zaman zaman içine dönüp bakmayı beceriyor. Böylece oluşacak grimsi bulutları; henüz başlarken; elinin tek bir hareketi ile yok ediyor.

Pozitif enerjisi yüksek olduğu için diğer insanlarla kolay iletişim kuruyor. Onları dinliyor. Sadece anlattıklarını değil, kalplerinin derinlerinde var olan kaygıları, belki acıları anlıyor.

En önemlisi onları hoş görecek kadar erdem sahibi.

Ön yargılarıyla değil, tamamen insani saf sevgi duygularıyla bakıyor etrafına çünkü. 
Yaptıklarını yargılamıyor. Kızmıyor. Kolay öfkelenmiyor. İnsanları anladıkça hoş görüsünün arttığını da biliyor.

Böylesi bir yaşam işte düşümdeki peri masalı tadında…

Peki bizler ne kadar yakınız onlara ya da ne kadar uzakta?

Henüz yolun başında da olabiliriz. O muhteşem yolun ortalarında da.

Önemli olan o yolun tılsımını hiç bırakmamak galiba.

Ben inanıyorum ki; başkalarını anladıkça, yargılamadan hoşgörüyle baktıkça; kendi iç dünyamıza daha farklı gözlerle bakmakta ustalaşabiliriz. Daha önceden farkında olmadığımız değerlerimizi fark edebiliriz.  Kendimizle her daim barışık kalmanın yollarını öğrenebiliriz.

İşte o zaman önümüzde beliren; hoş görünün gölgesinde bir yaşam şekli olur.

Maddi değil manevi anlamda alabildiğine zengin.

Sevgi yolundan nasiplenmiş.

Erdemli.

Zarafet dolu.

Şükretmenin elindekileri çoğaltmak olduğunun farkındalığında.

Böylesi bir yaşamda peri masalı tozları havada uçuşmaz mı sizce de?

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

04.12.2018

‘’Önemli olan sıra dışı şeyler yaşamak değil; ne yaşıyorsan onu hissederek hayatı bir peri masalı gibi yaşayabilmektedir.’’ diyor Prof. Gülseren Budayıcıoğlu

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
18 Ocak 2019, Antalya-Turkey


AKLIMIZDA KALANLAR
Ä°lgili resim

Merhaba Gönül Dostlarım,
Yeni yıl yeni umutlarla geldi. Bugün 2019' u kutladığımızın beşinci günü,  her yılda olduğu gibi yeni yıl mesajları ile karşıladığımız birbirimize iyi dileklerimizi, sevgilerimizi ilettiğimiz değişik mekanlarda yeni yıl kutlamaları ile karşıladığımız ve  aynı zamanda  2018' in sıkıntılarını geride bırakıp yeni yıla yeni umutlarla girdik
"Yeni bir yıla girerken sevgi ve barış diliyorum. Savaşların, acıların ve felaketlerin, geçip giden koca bir yıl gibi geride kalması umuduyla.. 
Kardeşliğin doğduğu, sevgilerin birleştiği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de umutlu, yine de sevgi dolu nice yıllara!"
2019 yılının bu ilk " Gerçek Dostlar" yazısında ,  çok değerli yazarlarımızdan  sayın İpek Ongun' un güzel yazılarından birini sizlerle paylaşmak istiyorum.
İçimizdeki Güzellikler,
içimizdeki güzellikler ile ilgili görsel sonucuGönlümüzün güzelliği sevgi ise, beynimizin güzelliği de düşünebilme yeteneğimizdir. O yeteneği her an, her dakika kullanalım. Unutmayalım ki düşünen insan, özgür insandır.
Kişi düşünebiliyorsa pek çok sorununu çözümleyecek, pek çok şeyi bilecektir. Herkesi dinleyin. Annenizi, babanızı, arkadaşlarınızı dinleyin. Sonra da düşünün ve sorular sorun… Neden? Nasıl? Nerede?
Sonra da oturup kararlarınızı kendiniz alın. Kararları yalnız aldığınız zaman, eziyetler de güçlükler de sonuçta bütünüyle size aittir artık. Karar alırken sorumluluk almayı da bilin. İşte bu, büyümek ve olgunlaşmaktır; özgür insan olma yolunda atılan ilk adımdır.
Büyüklerinizle, yaşıtlarınızla, kendinizden küçüklerle konuşun, tartışın. Konuşarak pek çok şey öğrenildiği gibi, pek çok sorun da çözümlenebilir. Toplumumuzda, bu tür konuşma pek yaygın değil ne yazık ki! Ya susuyor, ya bağırıyoruz. Konuşmayı bilmiyoruz. Sizler bunu değiştirin.
İçimizin bir başka güzelliği de iyimserliktir. Yüreğinizin ibresi hep iyimserlikten yana olsun.
Asırlardır kötümserler, köşelerinden dünyanın kötüye gittiğinin doksan dokuz nedenini sayarlarken iyimserler epey yol almış; pek çok iş başarmışlardır. En azından denemişlerdir.
Zaten yapılan araştırmalar, başarılı olanların üstün zekalılardan çok, sıradan ama olumlu ve iyimser kişiler olduğunu ortaya koyuyor.
İçimizdeki güzellikler arasında neşenin yeri bambaşkadır. Hele gençliğinizin getirdiği neşe ve kahkahaları sakın kısıtlamayın. Bazı kişilerin “Sırıtıp durma!” gibi bilgece (!) uyarılarına aldırmayın. Tam tersine daha çok gülün. Bol bol kahkaha atın. Sorunlarınıza bile gülerek bakabilirseniz yükünüz anında hafifleyecektir.
Güldürü dergileri, neden bu kadar çok okunuyor sanıyorsunuz?
Onca sorunun, çevre kirliliğinin, savaşların, ölümlerin, çıkarcılığın, cahilliğin yer aldığı dünyamızda sevgi, iyimserlik ve neşeye her zamankinden fazla gereksinmemiz var. Bu nedenle hayatınızı daha güzel yaşamak istiyorsanız, önce içinizdeki güzellikleri geliştirin, ortaya çıkarın.
Sevinin, düşünün, konuşun, iyimser olun ve doyasıya gülün!
İpek Ongun ipek ongun kimdir ile ilgili görsel sonucu
içimizdeki güzellikler ile ilgili görsel sonucu
İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
5 Ocak 2019, Antalya-Turkey





İKİ ŞEY


İki şey seni vasıflı insan yapar:
1. İradeye hakim olmak
2.Sözlerin ve davranışlarının
uyumlu olması

İki şey sana değer katar:
1. Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2. Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek

İki şey seni geri bırakır:
1. Kararsızlık
2. Cesaretsizlik


İki şey seni kâşif yapar:
1. Vasıflı çevre
2. Birazcık delilik

İki şey senin ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:
1. Baskın yeteneği bulmak
2. Cidden sevdiğin işi yapmak

İki şey başarının sırrıdır:
1. Ustalardan ustalığı öğrenmek
2. Kendini güncellemek

İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır:
1. Niyetin saf (halis) olması
2. Ruhsal farkındalık

İki şey seni milyonlarca insandan ayırır:
1. Problemin değil çözümün parçası olmak
2. Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek

İki şey gelişmeyi engeller:
1. Aşırılık (abartı)
2. Felaket odaklılık

İki şey çözüm getirir:
1. Tebessüm (gülümseme, sırıtma ya da kahkaha değil)
2. Sükut (susmak)

İki şey “kalitesiz insanın” özelliğidir:
1. Şikayetçilik
2. Gıybet (çekememezlik), dedikodu

İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:
1. Bakış açısını değiştirmek
2. Empati yapmak (muhatabın yerine kendini koymak)

İki şey yanlış yapmanı engeller:
1. Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek
2. Kul hakkından korkmak

İki şey seni gözden düşürür:
1. Demagoji (laf kalabalığı)
2. Kendini ağıra satma (övme, vazgeçilmez gösterme vs.)

Alıntı : Sözcükler Ötesi




Günün Sözü :

Görüntünün olası içeriği: yazı

https://www.youtube.com/watch?v=0gAkTe3U-4g

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
26 Aralık 2018, Antalya-Turkey