GAZETECİ ÇOCUKLAR  ( 2 )


Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, ayakta duran insanlar, çocuk ve açık hava



Merhaba Gönül Dostlarım,

Yukarıda resmi görülen gazeteci çocuğu görenler mutlaka hatırlayacaktır, 21 Temmuz 2017 tarihinde " Gazeteci Çocuklar " başlıklı bir yazımı daha önce  sizlerle paylaşmıştım.
Yazının tamamını okuduğunuzda Gazeteci Çocuğun 60 yıl sonraki hali alttaki resimde görülüyor, insan oğlu nereden nereye...

Pek çoğumuzun gördüğü 1958 yılındaki fotoğrafın öyküsü,


Yıl 1958. Küçükayasofya’ daki Şehit Mehmet Paşa Sokağı’ ndan bir çocuk elinde gazetelerle koşturarak geçiyor. “Yazıyor, yazıyor” diye bağırırken sol elinde gazeteler, sağ elinde ise müşterilerine gösterdiği tek bir gazete var.
eski istanbul resimleri kumkapı ile ilgili görsel sonucu60 yıldır yaşlanmayan çocuk... İşte o fotoğrafın öyküsü Bu sırada sokaktan Babıâli’nin ünlü foto muhabiri, İstanbul Belediyesi Fotoğrafhanesi’ ni kuran Hilmi Şahenk geçiyor. Büyük usta o anı tek kare fotoğrafla ölümsüzleştiriyor. Çocuk Küçükayasofya Meydanı’na doğru koşturarak, Hilmi Şahenk ise Sultanahmet’ e doğru yavaş yavaş yoluna devam ediyor. Hilmi Şahenk’in İstanbul’u her açıdan gören fotoğraflarının yanı sıra, gazeteci çocuk fotoğrafı da meşhur oluyor. Hatta gazeteci çocuğun fotoğrafı yıllar geçmesine rağmen o siyah-beyaz haliyle bile güncelliğini koruyor. Hilmi Şahenk 1972 yılında, ardından binlerce kare fotoğraf bırakarak hayatını kaybediyor.
Hayreddin Baş 60 yıl sonra aynı sokakta, hem kendisini hem de fotoğrafın öyküsünü anlattı:
“Fotoğrafın çekildiği yıl 1958. O zaman Kadırga İlkokulu’na gidiyordum. Sabahları ve öğleden sonra gazete satıyorum. Fotoğrafın çekildiği yer bizim evimizin yan sokağı olan Şehit Mehmet Paşa Sokağı. O sokak biraz meyillidir. Yukarıdan aşağı doğru geliyorum. Aşağıdan yukarıya doğru, başından fötr şapka, krem trençkotlu birisi geliyordu. Boynunda da fotoğraf makinesi. Benim fotoğrafımı çekti. Çekerken fark ettim ama herkes yoluna gitti.”
40 YIL SONRA GÖRDÜM
“1998 yılında Sultançiftliği’ nde bir tanıdığımızın marangoz dükkânına gittim. Orada Hürriyet gazetesinin bir ilavesinde fotoğraflar vardı. Gazeteyi inceleyince önce arabayı gördüm fotoğrafta. Tanıdım. İbrahim Ağabey’in arabası bu dedim. Sonra kendimi fark ettim. O fotoğrafı oradan kesip aldım. Kendi dükkânımın duvarına astım. O zamana kadar fotoğrafın varlığından haberim yoktu. Sonra fotoğrafı her yerde gördüm. Bazen söylüyorum arkadaşlarıma, bu çocuk benim diye.”
eski istanbul resimleri kumkapı ile ilgili görsel sonucuİSTANBUL ÇOK DEĞİŞTİ
“İstanbul çok değişti. Her yıl yeni bir şeyler yapıldı. Eskiden sahildeki yol yoktu mesela. Kumkapı Tren İstasyonu’ nun oradaki duvara oturunca ayaklarını denize sokardın. Şimdi kocaman yol var. Eski binaları da yıktılar. Eski İstanbul’u özlüyorum.”
Haber: Eyüp SERBEST/ Hürriyet Gazetesi Yazarı

Alıntıdır..
Önce Kendinizi Sevin, sonra da Sevdiklerinizin, sahip olduklarınızın ve size değer verenlerin kıymetini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... Unutmayın ki, sizin şikayet ettiğiniz yaşamınız, belkide  başkasının hayali olabilir.



https://youtu.be/-IZMt2vdd-I



Günün Sözü :

" İnsanlara diledikleri gibi var olabilmeleri için bir şans verilmeli."
İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
30 Mart 2018, Antalya- Turkey






GARİP AMA GERÇEK OLAYLAR


UFO



Merhaba Gönül Dostlarım,

Dünyada meydana gelen birçok olay, gelişme, oluşum bizi hayretlere düşürebiliyor. “Yok artık!”, diye hayrete düşeceğimiz ne olduğu anlaşılamamış ve çözülememiş birçok olay gerçekleşiyor. İnsan mantığıyla açıklanamayan bu tüyler ürperten yaşanmış olaylar dünyada hemen her gün karşılaşılan, cevapsız sorulara neden olan olaylar, bilimin gelişmesine de katkı da bulunuyor.
İşte bu tüyler ürpertici olaylar…

UFO

UFO’ların gizemini çözen hala olmadı. Ama UFO gördüğünü iddia eden birçok kişiye rastlandı. 18 Ekim 1973 tarihinde ordu kuvvetlerinde bulunan 4 pilot, Ohio yakınlarında bir UFO ile karşılaştıklarını iddia ediyor. Bu olay UFO olayları arasında önemli bir yere sahip. Çünkü hem birden çok kişi tarafından görülmüş hem de tehlikeli bir karşılaşma olmuş.
Bildirilenlere göre, uçaktaki 4 pilot, Ohio üzerinde uçarlarken, bir anda kırmızı bir ışık görürler. Her ne kadar uçağın kanatlarına benzese de, uçaktan daha parlak olduğunu görürler. Bir süre sonra bu parlak ışık ordu kuvvetlerinin bulunduğu helikopterin yanında uçmuş. Hemen alçalan helikopter bu şekilde çarpışmayı engellemiş. Balona benzediği ve bir otobüs büyüklüğünde olduğu söylenen bu cisim, aşağıda bulunan kişiler tarafından da doğrulanır. Yine de net bir açıklama getirilemez.
Timur'un Naaşını  İncelemek...

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, gülümseyen insanlar, sakal

Sovyet bilim adamları 1941 yılında Timur'un mezarını açıp naaşını incelemek istedi. Bölgede yaşayan Özbekler ise Timur'un savaşçı ruhunun yeniden yeryüzüne döneceğinden, savaş çıkıp kan döküleceğinden korktukları için bu duruma karşı çıktılar.
Sovyet bilim adamları 19 Haziran 1941 tarihinde Timur'un naaşını mezarından çıkarıp Moskova'ya götürdüler.
Kehanet vuku mu buldu bilinmez ama;
Mezar açıldıktan tam 3 gün sonra, Nazi Almanya'sı, Sovyet Rusya' ya savaş ilan etti.

Shanti Deva – Geçmiş Yaşamını Hatırlama

Shanti Deva – Geçmiş Yaşamını Hatırlama

1930 yılında Hindistan’ın Delphi şehrinde yaşayan 4 yaşındaki Shanti Deva isimli çocuk, anne ve babasının daha önce Hindistan’ın Mathura şehrinde yaşadığını söyledi. Daha önceki yaşamında 3 çocuk annesi olduğunu ve adının Ludgi olduğunu da buna ekliyor. Daha sonra aile bu durumu araştırmaya karar veriyor.
Shanti’nin ailesi Muttra diye bir köye gidip, orada daha önceden Ludgi isimli bir kadının yaşayıp yaşamadığı araştırılıyor. Aldıkları cevap ise böyle bir kadının yaşamış olduğu… Aile bu cevabı aldıktan sonra kızlarını bu köye götürme kararı alıyor ve 4 yaşındaki küçük kız köye gidince bir anda, o köyün lehçesiyle konuşmaya başlıyor. Çocuklarını ve kocasını hatırladığını da buna ekliyor.
Eski yaşamı ile ilgili 24 kanıtı olan Shanti Deva, bu şekilde ailesine de eski yaşantısını kanıtlamış oluyor. Reenkarnasyon’ un gerçek olabileceğini de…

Gizemli Cüce

Gizemli Cüce
2008 yılında yönetmen Jose Alvarez, Arjantin’de bir film çekerek bu cüceyi şans eseri görüntülemeyi başarıyor. Yönetmen Alvarez, bu konu ile ilgili olarak El Tribuno gazetesine, “Tam arkadaşlarla balık tutmaya gittiğimiz günden bahsederken bir anda bir ses duyduk. Sanki biri taş atıyordu. Tam o anda çimlerin oynadığını gördük, önce onu köpek sandık. Sonradan bu tüyler ürpertici cüceyi görünce gerçekten hepimiz çok korktuk” diyor.
Cücenin nereden geldiği hakkında henüz bir fikir yok. Sonradan orada yaşayan yerliler bu cüceden korkmayı bırakıp onunla şakalaşmaya başlamışlar.

Freddy Jackson’ ın Hayaleti

Freddy Jackson'ın Hayaleti

Gördüğünüz fotoğraf 1919 yılında çekilmiş ve Victor Goddard tarafından 1975 yılında bir gazetede yayınlanmış. Fotoğrafta yer alan kişiler 1. Dünya Savaşı’ nda görev alan hava takımı. Fotoğrafa öylece bakıldığında pek bir şey fark edilmiyor. Ama öyle birisi var ki, bu fotoğrafta bulunması imkansız. Çünkü bu kişi fotoğraf çekilmeden 2 gün önce uçağın pervanesine takılıp ölüyor. Fotoğrafta arka tarafta soldan 4. kişinin Freddy Jackson olduğu görülüyor. Fotoğrafı görenler hemen Freddy Jackson’ı tanıyor ve gözlerine inanamıyor.


Overtoun Köprüsü – İntihar Köprüsü

Overtoun Köprüsü – İntihar Köprüsü

İskoçya’nın Milton yakınlarında bulunan ve 1859 yılında inşa edilen Overtoun Köprüsü, İntihar Köprüsü olarak da tanınıyor. Köprüyü bu kadar ünlü yapan ise açıklanamayan birçok olayın yaşanmış olması. Bu köprüden köpeklerin atlayıp intihar etmesi burayı ünlü yapıyor.
İlk kez 1950 ve 1960 yılları arasında bu olaylar bildiriliyor. Koli yani bildiğiniz Lessie cinsi bir köpek bir anda köprünün tepesinden 15 metre boşluğa atlıyor. Kurtulan köpeklerin olduğu ama tekrardan bu köprüye çıkarak atlamaya devam ettikleri biliniyor. İlginç kılan ise oradan atlayarak intihar eden bütün köpeklerin hep aynı taraftan ve aynı açı ile atlaması.
Bazı kişiler köprünün perili olduğuna inanıyor. Ama 1994 yılında bir adam kendi bebeğini bu köprüden atıyor ve ardından kendi de atlıyor. Bazı kişiler, bu köprünün sırat köprüsü olduğunu belirtiyor ve bazıları geçerken, bazıları düşüyor. Bazıları ise hiç uğramıyor…

James Worson – Ortadan Kaybolan Adam

James Worson – Ortadan Kaybolan Adam

3 Eylül 1873 yılında James Worson adındaki bir adam 30 km’ lik bir mesafeyi rekor kırmak için koşmaya karar vermiş. Bunun nedeni sürekli olarak ne kadar hızlı koştuğundan bahseden Worson, bunu kanıtlamak istemek.
Hammerson Burns ve Barham Wise adındaki 2 arkadaşı Worson’ u atla arkasından takip etmeye başlamış. Yolun yarısına geldiklerinde ise Worson’ un ayağı bir taşa takılmış ve arkadaşları hayatlarında duydukları en korkunç çığlığı duymuşlar. Worson ise tökezleyip düşeceği yere bir anda ortadan kaybolmuş. Eğitimli köpekler ile bu Alanda birçok araştırma yapılmış ama Worson’ a dair hiçbir iz bulunamamış. Olay sonrasında da Worson’ u gören kimse olmamış.

Hayalet Gemisi – Ourang Medan

Hayalet Gemisi – Ourang Medan

Ourang Medan bir Hollanda kargo gemisidir ve Endonezya sularında içerisinde bulunan mürettebatı ile batar. İlginç olan ise arkasında birçok açıklanamayan sır bırakmasıdır. Bu gemide tüm mürettebat, köpeklerde olmak üzere suratlarındaki korku dolu ifadelerle suya gömülür. Bu kişileri korkutan şeyin ne olduğu ise merak konusu!
Birçok insan onların UFO’ nun ya da gökyüzünden gelen hayaletlerin öldürdüğünü düşünüyor. Gemide kimyasal zehirleme de olduğu söylentiler arasında. Hatta bazılarına göre bu gemi hiç var olmamış…

Alıntı : hadibakalım.com
Önce Kendinizi Sevin, sonra da Sevdiklerinizin, sahip olduklarınızın ve size değer verenlerin kıymetini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... Unutmayın ki, sizin şikayet ettiğiniz yaşamınız, belkide  başkasının hayali olabilir.

https://youtu.be/bf4KlvN06gk

youtub gizemli film müzikleri ile ilgili video

Günün Sözü :  

Ä°lgili resim


İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
29 Mart 2018, Antalya-Turkey





HAYAL AĞACIM ( 3 )

Görüntünün olası içeriği: açık hava



Merhaba Gönül Dostlarım,

Türkiye Cumhuriyeti’ nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk büyük bir devlet adamı idi. Atatürk’ün bu vasfı, gerek yerli gerek yabancı bilim adamları, fikir adamları, büyük askerler ve devlet adamları tarafından çeşitli inceleme ve yazılara konu teşkil etmiştir. Bu konudaki genel kanaat, Atatürk’ün modern devlet hayatının gerektirdiği değerlerle dolu müstesna bir şahsiyet olduğudur.

Önce Kendinizi Sevin, sonra da Sevdiklerinizin, sahip olduklarınızın ve size değer verenlerin kıymetini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... Unutmayın ki, sizin şikayet ettiğiniz yaşamınız, belkide  başkasının hayali olabilir.

HAYAL  AĞACIM 


atatürkün insanlık vasfı ile ilgili görsel sonucuTüm zamanların en şahane, en anlamlı mektubudur nedir derseniz, gözümü kırpmadan o’ nu söylerim. Atatürk’ün Çanakkale’de can veren Anzak askerlerinin annelerine yazdığı mektup:
“Bu memleketin topraklarında kanlarını döken kahramanlar!
Burada, dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle
yanyana koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı 
dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”
Bu nasıl bir yürek, bu nasıl bir olgun ruhtur...
Ne zaman Çanakkale’ye gitsem, işte bu yazının önünde durur , kendimi tutamaz, hüngür hüngür ağlarım. Bu satırları sadece bir muzaffer komutan yazmamış derim içimden, “savaşın ne kötü bir şey olduğunun farkında bir bilinçli asker” yazmış.
#afiÅŸler · Dijital Baskı Nedir | http://dijitalbaskicilik.com/Kendi de 1923’de Adana’ da açık açık söylüyor zaten, “Savaş zorunlu ve hayati olmalıdır. Hakiki düşüncem şudur: Ulusu savaşa götürünce vicdan azabı duymamalıyım. Öldüreceğiz diyenlere karşı, “ölmeyeceğiz” diye savaşa girebiliriz. Ancak, ulusun hayatı tehlikeye girmedikçe, savaş bir cinayettir.”

Bence Çanakkale gezisi , “gezi” niyetine değil, müfredatta resmen ders olarak okutulmalıdır.
Japonya’da var, duymuşsunuzdur. Belli bir yaşa gelen çocukları önce Hiroşima’ ya götürüp harabeleri gezdiriyorlar, sonra da en ileri teknoloji fabrikalara götürüyorlar. “Bakın” diyorlar, “ Biz bu felaketi yaşadık, ama toparlandık, bu düzeye geldik”.
Bin saat ders anlatsanız ,çocuğun tam da kafasında şekillendiremeyeceği bir duyguyu, iki mekanı göstererek şıp diye verebiliyorsunuz.
Ben kendi adıma toprağa basmaya çekiniyorum Çanakkale’ yi gezerken. Sanki bir şehidin, hem de ufacık tefecik cılız bedenli, incecik enseli bir askerciğin bedenine mi basıyorum acaba hissiyle ürpererek dolaşıyorum oralarda.
Rehberler hep anlatırlar, hala şiddetli bir yağmur yağdı mı, sabaha asker düğmeleri toplarlarmış topraktan. Düşünsenize, yağmurdan sonra açan hüzünlü bir çiçek niyetine...

Anafartalar Kahramanı. Çanakkale Savaşı'nın 100'üncü Yılında Atatürk'ün Hatıraları http://oned.io/h/472637Gitmediyseniz bir yanınız eksik diyorum. Mutlaka çocuğunuzun elinden tutun ve gezin Çanakkale’ yi. Aç bilaç, çıplak ayakla, günde bir öğün şekersiz üzüm hoşafı girmiş mideyle, sadece ve yalnızca vatan sevgisinin verebileceği güçle savaşan o askerciklerin hikayesini dinlesinler.
Bugünün dünyasında şikayet ettikleri, ellerindeki telefonun modelinden, ayakkabılarının markasına saçma sapan detayların ne ayıp, ne boş olduğunu anlasınlar.
Hayatta en değerli şeyin somut, maddesel şeyler değil de, bugünün deyimiyle “bağımsızlık” , o zamanın ifadesiyle “istiklal” olduğunu fark etsinler.
Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm Çanakkale şehitlerinin aziz ruhlarının önünde saygıyla, sevgiyle ve sonsuz minnetle eğiliyorum.
bige güven kızılay resim ile ilgili görsel sonucu
Bige Güven Kızılay 18.03.2018

Günün Sözü : Bir millet, savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin yaşayacak sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuyla kaimdir."  Mustafa Kemal ATATÜRK

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
28 Mart 2018, Antalya-Turkey







HAZIR  CEVAPLAR KÖŞESİ

İlgili resim


Edebiyat : 


Merhaba Gönül Dostlarım,

Bugün sizlerle çok farklı bir konuyu paylaşmak istiyorum. ' Hazır Cevaplar Köşesi'  bir tebessümün dahi insan hayatında neleri değiştirebildiğine hayal bile edemeyiz.
KÜÇÜK BİR TEBESSÜM. Tebessüm etmek, gülümsemek, gamzelerin belirmesi nasıl sıcak bir yaklaşım olur değil mi? Karşınız da ki size gülümsüyor, size neşe katıyor. Pozitif enerji veriyor. Diğer taraftan bir başkası asık suratla karşınızda sizinle konuşuyor. Hiç çekilmez değilmi. Sinirleniriz, geriliriz. Bu gibi durumlarda ne yapmamız ve neler söylememiz gerektiğini en iyi öğreten bir kitap. Okumanızı tavsiye ederim.
Aşağıdaki yazıda  dünyaca ünlü bazı kişilerin böyle zor durumlarda kaldıkları zamanlarda vermiş oldukları esprili cevapları Anekdotlar halinde anlatmağa çalışacağım.

Hazır Cevaplar 3Hani, Öyle insanlar vardır ki, çoklarını keder ve hüznün kuytularına çeken olaylardan zeka tomurcukları, hikmet meyveleri devşirmeyi başarırlar. Öyle insanlar vardır ki, çoklarının seneler boyu, hatta ömür boyu takılıp kaldığı bir kırıcı söz ve hareketle kendileri yüz yüze geldiğinde, bu söz ve harekette boğulma tehlikesini ince bir latife, tatlı bir nükte, bir hazır cevapla savuştururlar.
Elinizdeki kitap, bunun bir delili. Hassas bir kalbe eşlik eden ince bir zekanın, bir gerilim, çatışma, daralma veya keder anının kasvetini nasıl dağıtabileceğini gösteriyor. İçerdiği yüzlerce nükteyle, bizlere tatlı sözün ve tebessümün önemini ve değerini fısıldıyor...
Selim Gündüzalp           
ZAFER YAYINLARI                 

Önce Kendinizi Sevin, sonra da Sevdiklerinizin, sahip olduklarınızın ve size değer verenlerin kıymetini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... Unutmayın ki, sizin şikayet ettiğiniz yaşamınız, belkide  başkasının hayali olabilir.
    HAZIR  CEVAPLAR
Anekdot (Fransızca anecdote): Bir edebi eserde anlatılan bir olayın başlı başına ayrı bir bütünlük gösteren parçasıdır. Kısa hikaye, fıkra, menkıbe anlamlarını da taşır...
bir olayın başlı başına bir bütünlük gösteren küçük parçası, öykümsü niteliği olan kısa anlat yazın terimi  kısa, özlü bir anlatımı olan, ince anlamlı, güldürücü öykücük.


DİYOJEN RESİM ile ilgili görsel sonucuAnekdotlar
1. Dünya ganimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa:
– `Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem` der. Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir:
– `Ben çekilirim.`
MEHMET AKİF RESİM ile ilgili görsel sonucu2. Bir toplantıda, bir genç Mehmet Akif' i küçük düşürmek ister:
– `Affedersiniz, siz veteriner misiniz?` Mehmet Akif hiç istifini bozmadan şöyle yanıtlamış:
– `Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?`

3. Sokrates ve eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş. Bir gün eşi Sokrates`e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş. Bakmış kocası hiç bir tepki göstermiyor; bir kova suyu alıp başından aşağı boşaltmış.
Sokrates, gayet sakin: – `Bu kadar gök gürültüsünden sonra bir sağanak zaten bekliyordum` demiş.

4. Bernard Shaw ile Churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğnelermiş. Bernard Shaw, bir oyununun ilk gecesine, Churchill`i davet etmiş ve davetiyeye de bir pusula iliştirmiş:
churchill ile ilgili görsel sonucu– `Size iki kişilik davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz. Tabii dostunuz varsa.` Churchill, hemen cevap göndermiş:
– `Maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. İkinci gece gelebilirim, tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa.`

5. Bir gün Eflatun, öğrencilerinden birini kumar oynarken yakalamış ve şiddetle azarlamış. Talebesi:
– `İyi ama ben çok az bir paraya oynuyordum` diye itiraz edecek olunca Eflatun cevap vermiş:
– `Ben seni kaybettiğin para için değil, kaybettiğin zaman için azarlıyorum.`

galilei ile ilgili görsel sonucu6. Meşhur bir filozofa:
– `Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz?` diye sorulduğunda:
– `Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan` demiş.

7. Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile` ye hasımlarından biri:
– `Efendim` demiş, `Kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi?`
Galile: – `Doğru` demiş, `Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama,
seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?`

8. Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere çıkacağı yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca,
Yavuz ona: – `Sen sır saklamayı bilir misin?` diye sormuş.
Vezir: – `Evet hünkarım, bilirim` dediğinde, Yavuz cevabı yapıştırmış: – `İyi, ben de bilirim.`

9.Bir şemsiye tamircisi, yazmış olduğu türleri incelemesi için Sheaksper’ a gönderdiğinde, ünlü yazarın cevabı şu olur:
Dostum siz şemsiye yapın, hep şemsiye yapın, sadece şemsiye yapın..

10. Dostlarında biri, Fransız kralı 15. Lui’ ye: Majesteleri, demiş. Akıl vergisi almayı hiç düşündünüz mü?
Hiç kimse budalalığı kabul etmeyeceğine göre, herkes böyle bir vergiyi seve seve öder.
Kral, alaylı alaylı gülerek:
Hakikatten enteresan bir fikir, cevabını vermiş. Bu buluşunuza karşılık, sizi akıl vergisinden muaf tutuyorum.

napoleone ile ilgili görsel sonucu11.Fransa hükümet ricalinden bir kadın Napolyon’ un bir muharebede tenkide kalkışıp parmağını harita üzerinde gezdirerek: Önce şurasını almalıydınız, sonra buradan geçerek ötesini zapt etmeliydiniz, gibi fikirler belirtmeye başlayınca, Napolyon: Evet, demiş. Onlar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım.

12.İdam edilmek üzere olan bir mahkuma: Diyeceğin bir şey var mı? diye sorduklarında: Bu bana iyi bir ders oldu!!

13.Sultan Alparslan 27 bin askeriyle Bizans topraklarında ilerlerken, keşfe gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla:300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor, der.
Alparslan hiç önemsemeyerek şöyle der: Biz de onlara yaklaşıyoruz.

14. Bir filozofa sormuşlar: Şansa inanır mısınız?
Filozof : Evet, yoksa sevmediğim insanların başarısını neyle açıklardım

15.Sokrat Ölüme mahkum edildiğinde, eşi: Haksız yere öldürülüyorsun, diye ağlamaya başlayınca,
Sokrat: Ne yani, demiş. Birde haklı yere mi öldürülseydim!

16.Churchill, avam kamarasında konuşurken, muhalif partiden bir kadın milletvekili, Churchill` e kızgın kızgın şöyle seslenir:
– `Eğer, karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir karıştırırdım.`
Churchill, oldukça sakin kadına döner ve lafı yapıştırır: – `Hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi seve seve içerdim

Alıntı : edebiyatögretmeni.com, 22 Aralık 2012 tarihinde admin tarafından eklendi

Günün Sözü :

Kavga İle İlgili Sözler

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
26 Mart 2018,  Antalya-Turkey