17 Eylül 2023 Pazar

PAZAR SOHBETLERİ ( 1/ 2023)
















 

Merhaba Gönül Dostlarım,

Doğan Kuban,
Hakkında

Açıklama

Doğan Kuban, Türk mimar ve akademisyen. Türkiye'nin ilk ve en önemli mimarlık tarihçilerindendir. Vikipedi
Doğum: 10 Nisan 1926, Paris, Fransa
Ölüm tarihi ve yeri: 22 Eylül 2021, İstanbul

Doğan Kuban,
“Çamlıca'ya inşa edilen camiyi konuşmaya bile değmez, Sultanahmet'in kopyası, cami dediğin cemaat uğradığı zaman cami olur, dağa tepeye cami yapılmaz, Anadolu'yu dolaşın, bulamazsınız.
*
“Restorasyon, ancak ideal tarih bilinciyle mümkün olur, kendimizi kandırmayalım, bu bilinç bizde eskiden de yoktu, padişah bile babasının yaptırdığı evi yıkar, kendisininkini yapardı, yıka yıka giderdi, Topkapı da buna dahildir, göçerliktir bu.”
“İstanbul'da artık plan yapılamaz, dünyada da bu kadar büyük şehri planlayamazsınız, çareyi Anadolu'da aramalı, Anadolu şehirlerini eğitim ve sanayiyle cazibe merkezi haline getirmeli.”
“Toplumda kültür yok, 200 küsur üniversite var ama, hoca yok, cehalet kurbanı olarak devam ediyoruz, vasatlık her yerde.”
“Bir kültürün birikmesi, bakkaldan mal almaya benzemez. Kentli olmak, kente her taşınanın kentli olduğu anlamına gelmez. Kentli olmak, çağdaş uygarlığı bütünüyle olmasa bile, biraz anlamış olmak demektir.”


“Beştepe'ye yapılan sarayla ilgilenmedim bile, mimari olarak iyi isimlerle çalışmıyorlar, değerlendirmesi yapılacak bir şey değil, zaten orada asıl mesele yeşili yok etmiş olmak!”
“En tehlikeli şey inşaatçılıktır, çünkü inşaatçı aslında bir şey üretmez, arkasında entelektüel bir gelişme yoktur. İktidar, eğitime-sanayiye para harcayacağına, ekonomiyi inşaata indirgiyor, halkı istismar ediyor, cahil bir kitle para kazanmış oluyor, bu kadar, inşaatçılık ülkeyi batıracak.”
“İşe gitmek için her gün yolda üç saat kaybediyorsan, geri kalmış bir şehirde yaşıyorsun demektir.”
“Eski Türkiye daha namusluydu. Şimdi namussuz demek istemiyorum, ama cahil olduğu için kolayca kötülük yapabiliyor, haksızlık, adaletsizlik, cahilliğinden kaynaklanıyor, bir gün sonrasını düşünmediği için böyle oluyor.”
“Bu ülkede ağaç ve orman katliamı var, su katliamı var, insan ve özellikle kadın katliamı var, hepsinin üzerinde, hayvanlarıyla birlikte doğa katliamı var, kent yaşamı katliamı var.”
“Atlı bozkır göçerleri yağmayla yaşardı, fethettikleri toprakları yağma ederler, halkı esir alırlardı, biz de kendi kentlerimizi yağma ediyoruz, atlı bozkır göçerleriyle atsız göçerlerin yağması arasında pek bir şey değişmedi, kentlerimizi yağmalıyoruz, içine de kendimizi hapsediyoruz.”
“Türkiye cehaletiyle övünen bir ülke.”
“Türkiye, tarihi hastalığı olan cehalet ve yolsuzlukla savaşıyor. Bu savaşı halk, kendine karşı yapıyor.”
“, ister kadınları boğazlamak, ister tarihi ve doğal çevreyi yok etmek, ister ağaç kesmek, ister hırsızlık yapmak, ister tarih bilmeden onunla övünmek, ister dindar olmadan dini istismar etmek… Hepsi cehalete dayalıdır.”
“Bürokrasinin cahiller elinde toplanması, hastalık alametidir.”
“Çağdaş hiçbir ülke cahil kadrolarla idare edilmez.”
“Eğitimin her düzeyde çökmesi, hastalıktır.”
“Düşünenler çoğalmadı ve utanmıyoruz. En çok ölüleri, cenazeleri, camileri, AVM' leri, borsaları, gökdelenleri, yolları, sarayları, otomobilleri düşünüyoruz.”
“ planlama yok, çünkü planlama yapacak adam işbaşına getirilmiyor, önce yağma yapılıyor, sonra plan yapılıyor, birisi oy almak istiyor, öbürü ev sahibi olmak istiyor, bu ikisi birbirleriyle çok iyi örtüşüyor!”
“Türkiye'de felsefe olmadığı için, eleştiri kavramı gelişmedi, az gelişmiş toplumda eleştiri yaptığı zaman, küfür etmiş sayılıyorsun!”
“Türkiye Cumhuriyeti, İslam toplumları tarihinde gerçekleştirilen en büyük uygarlık projesidir. 20'nci yüzyılın en büyük toplumsal devrimi, Türk devrimidir. Şimdilerde ise maalesef, İslam toplumlarının çağdaş dünyayla sürüp giden uyuşmazlığı, Türkiye'ye de bulaştırıldı.”
“Atatürk ‘benim tek mirasım akıl ve bilimsel düşüncedir' demiş, hiçbir devlet adamı veya devlet kurucusu böyle bir şey söylememiş,
“Türk aydını, Amerikan sömürgeciliği ve kırsal kültür tarafından esir alındı, olan bitenler ahlaki ve entelektüel iflastır, aydınlar doğrudan katılmıyor olsalar da, toplumu saran ahlaki çöküntüyü sanki normal bir olguymuş gibi izlemekle yetinerek, hoş göstererek, ona ortak oluyorlar.”
“Oysa bu toplumda, hangi koşullarda olursa olsun, insanlık için düşünüp çalışacak çok insan olduğunu Kurtuluş Savaşı'nda öğrendik.
Günümüzde de varlıklarıyla geleceği hazırlayan milyonlar var.
Sesleri az ya da çok çıkabilir, düşünceleri bulanık olabilir, ama çağdaş dünyanın ortaklarıdır, bu ülkenin dünyayla er geç buluşacağı tek yol, çağdaş uygarlık yoludur.”

Alıntı

 the Year    Gerçek Dostlar    ⚠️   17 Eylül 2023   İbrahim Birol      http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/


16 Eylül 2023 Cumartesi

ADAM İLE ERKEK ARASINDAKİ FARK

 
























Merhaba Gönül Dostlarım,

Adam ile erkeği ayırmak.....

1. Evet her adam erkektir ama ne yazık ki
her erkek adam değildir.. Çünkü adam olmak erkeklik gibi cinsiyet meselesi değil, şahsiyet meselesidir. Bir adamı önce karakteri ele verir!
2. Erkek olmak için p....olması yeter ama adam olmak için bir de yüreğin olması gerekir.. Gerçek adamlar aslan yüreklidir, vicdan sahibidir, iyi niyetlidir..
3. Bir erkek ne istediğinden asla emin değildir. Sağı solunu tutmaz, maymun iştahlıdır, savaşmaz, kolay vazgeçer. Bir adam ise ne istediğini her zaman iyi bilir ve onun peşinden gitmekten korkmaz da gitmeye üşenmez de..
4. Erkek dediğin anı yaşar, geleceği düşünmez. Sadece eğlencenin peşindedir. Adam dediğinse gelecek planı yapar. İş hayatı hakkında da aile hayatı hakkında da kafasında belirlediği hedefleri vardır.
5. Bir erkek “Kalbi atsın yeter” ile “Bu kızı götürsem ne havam olur” arasında gider gelir. Bir adam ise bir kadının sadece dış görünüşüne bakmaz. Birlikte olacağı kadında güzellik dışında da özellik arar.
6. Adam dediğin zor ve rahatsız edici konulardan kaçmaz. Onlarla yüzleşir.
Haksızsa özür dilemesini de bilir af dilemesini de. Erkekse mümkün olduğunca sorunları görmezden gelir ve mecbur kalmadıkça özür dilemez.
7. Bir adam ne zaman bir kadınla ciddi olacağını ve bir sonraki aşamaya geçeceğini
iyi bilir. Bir erkek ise asla tam anlamıyla kendini ilişkiye vermez ve evliliğin e’sini duyarsa arkasına bakmadan kaçar.
8. Bir adam hem sosyal olup hem sorumluk sahibi olabilir. Nerede durması gerektiğini iyi bilir. Bir erkekse yarın yokmuş gibi parti yapmanın peşindedir. Kısacası bir adam ne yapılması gerekiyorsa onu yapar, bir erkekse sadece istediğini yapar!
9. Bir adam sözünün eridir. Söz ağızdan bir kez çıkar der ve arkasında durur. Bir erkeğinse sözleri havadır. İşin özeti erkek söz verir adam tutar!
10. Ve oyunlar erkek çocukları içindir adamlar için değil! Bir adam asla bir kadının kalbiyle veya aklıyla oyun oynamaz!
Uzun lafın kısası zordur adam olmak ama değer her çabaya. Çünkü günün sonunda kadınlar hayatlarına kaç erkek girdi diye saymaz, kaç adam tanıdıklarına bakarlar..
Umarım anlaşıldı...

Alıntı.. 



the Year    Gerçek Dostlar    ⚠️   16 Eylül 2023   İbrahim Birol      http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/


15 Eylül 2023 Cuma

TEVAZU VE İNCELİK SAHİBİ OLABİLMEK

 






















Merhaba Gönül Dostlarım,

İKİ YAKLAŞIM FARKI
*Bir adam kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır.
*Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektaş Veli'nin dergâhına kurban olarak bağışlamak ister.
*O zamanlar dergâhlar ayni zamanda aşevi fonksiyonu görüyordu.
*Durumu Hacı Bektaş Veli'ye anlatır ve Hacı Bektaş
ş Veli 'helal değildir' diye bu kurbanı geri çevirir...
*Bunun üzerine adam;
*Mevlevi dergâhına gider ve ayni durumu Mevlâna'ya anlatır .
*Mevlâna ise bu hediyeyi kabul eder.
*Adam aynı şeyi Hacı Bektas Veli'ye de anlattığını; ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlâna'ya bunun sebebini sorar.
**Mevlâna şöyle der:
*-Biz bir karga isek Hacı Bektas Veli bir şahin gibidir.
*Öyle her leşe konmaz.
*O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.
*Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş dergâhı' na gider ve Hacı Bektas Veli'ye, Mevlâna'nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektas Veli'ye sorar.
*Hacı Bektaş 'da söyle der:
*- Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise *Mevlâna'nın gönlü okyanus gibidir.
*Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir.." ama onun engin gönlü kirlenmez.
*Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir."
*Böylesi tevazu ve incelikle, birbirlerini yermek yerine yüceltebilmeyi becerebilen bir insan olmamız dileğiyle…

Alıntı

 the Year    Gerçek Dostlar    ⚠️   15 Eylül 2023   İbrahim Birol      http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/


12 Eylül 2023 Salı

İYİLİK HAKKINDA








Merhaba Gönül Dostlarım,


İYİ İNSAN OLMAK

İnsan ne yerse o kokar. Ne okursa onu konuşur. Kimi seviyorsa kalbi o kadardır.

Sizsiniz kendinizle ilgili tüm cevapları, kendinizi tanıyacak olana sunan.

Yaşamınız verir sizi ele.
Müzik arşivinizden bellidir kişiliğiniz.
Aşkı sevme biçiminiz.
Dinlediğin tarz müzikte saklıdır sevgiye olan şiddetiniz.

En kötüye vereceğiniz cezadır adalet.
Herkes sever doğduğu toprağı, oraya bomba düştüğünde belli olur kimliğiniz.

Sevgi, bir bütün diyalog evrene karşı.
Yağmurda ıslak bir kediye puslanmıyorsa gözleriniz, aşk sözlerini sakının siz.

Komşunuzla sohbetimiz kadar uzaktakine
olan bağımız.
Mesafe denilen tanım sadece zamanla ilintili. Yoksa yalnız bir gecede bir kahve yudumlarken de onu anabiliriz.

İnsan çevresi kadar güçlüdür. Kaç el uzattıysan o dostluklarla sınanırsın karanlığında.

Aile bağın kadar bağlısın hayata.

Sana karşı yapılan her şeye rağmen duruşundadır tavrın.
Gizlediğin iyilik kadar büyük, anne baba sevgisine izin verdiğin kadar küçük.

Tek bir dünya var “vicdanının” etrafında dönen.
Tüm karakterindir onun içinde geçen...

Alıntı 

****

"İyilik, daha çok insanın karakterinde yatan bir özelliktir. Karakter, insanın daha çok dış dünyası ile kurduğu ilişkinin niteliğini belirler."

 the Year    Gerçek Dostlar    ⚠️   12 Eylül 2023   İbrahim Birol      http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/



11 Eylül 2023 Pazartesi

SABAH SOHBETLERİ 3/3


HAYDİ ÇOCUKLAR OKULA














Merhaba Gönül Dostlarım,

23/2024 Eğitim-Öğretim yılının; Sağlıklı, neşeli, mutlu ve başarı dolu günlerle geçmesi temenisiyle. Tüm eğitim neferlerine, öğrenci ve velilerimize huzurlu ve başarılı bir eğitim öğretim dönemi dileriz…
Amaç, hayat boyu eğitimi benimseyen, modern dünyada söz sahibi olabilen, eğitimden aldığı güçle yoğun rekabet ortamının şartlarına uyum sağlayabilen, bağımsız düşünebilen ve sorgulayan bireyler yetiştirmek dileğiyle 2023/2024 Eğitim – Öğretim Yılını Kutluyorum..

Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ebediyete intikal etmiş bulunan, fedakarca görevini ifa ederken şehitlik makamıyla şereflenen, gazilik unvanıyla onurlanan eğitim camiamızın aziz neferlerini saygı ve şükranla yad ediyorum.

İbrahim Birol
****

Okul, çocuğun ruhsal gelişiminde ve kişilik organizasyonunda son derece büyük öneme sahiptir. Bizim çocuksu ve basit olarak gördüğümüz birçok okul yaşantısı çocuğun iç dünyasında travmalara ve zorlanmalara sebep olabilmektedir.

Okulda Takılan Lakaplar

Çocukken çoğumuz bu olaylara şahit olmuşuzdur. Şişman çocuklar “şişko”, gözlüklüler “dört göz”, kulağı büyük olanlar “kepçe”, çok çalışanlar “inek” lakaplarına maruz kalmıştır. Çocukların birçoğu bunları zamanla halletmekteyken bir kısmı da takılıp kalırlar ve örselenirler. Kulakları biraz büyükçe olan bir genç danışanım, kulaklarına arkadan yaklaşıp “kepçe naber” diye şakalaşan bir arkadaşı yüzünden yıllarca saçlarını kulaklarını kapatacak şekilde taramak zorunda hissetmişti. Bu genç kulaklarını düzelttirmek için bir estetik cerraha gitmiş ve estetik cerrahın büyük bir duyarsızlıkla “hakikaten kepçeymiş” demesi ikinci bir travmaya neden olmuştu. Bunun üzerine ezik, kendine güvenemeyen, her şeye alınan ve hatta okula gitmek istemeyen bir duruma gelmişti. Bunun gibi okulda yaşanan örseleyici olaylar çocukların akademik kariyerini olumsuz yönde etkileyebilmekte, bu yüzden okulu bırakmalarına bile yol açabilmektedir.

Okulda Şiddet

Bir danışanım okulda bir çocuk tarafından devamlı tartaklandığını, bu yüzden korku yaşadığını ve okula gitmek istemediğini söylemişti. Ailesi bunu bilmediğinden çocuğun haylazlık yaptığını ve derse ilgisinin az olduğunu sanıyordu. Bu durumu tespit ettikten sonra okul müdürüyle ve öğretmeniyle konuşularak bu durumun sonlandırılması sağlanmış ve çocuk depresyonundan kurtularak derslerinde başarılı olmaya başlamıştı. Aynı şekilde öğretmenlerin bilerek veya bilmeyerek uyguladıkları duygusal şiddet de çocuğu etkiliyor. Çocuğa sınıfın ortasında hakaret etmek, dalga geçmek, yapamadı diye aşağılamak, sınıf içinde küçük düşürmek, bağırmak çocuklarda gördüğümüz en önemli travmatik yaşantılar. Bu çocuklar o dersin hocasıyla yaşadıkları sorundan dolayı derse motive olamamakta ve zayıf almaktadırlar. Bazılarında bu daha da ileri gidip o dersi asla yapamayacağı inancına yol açmaktadır. Bir danışanım İngilizce öğretmeninin kötü davranması ve “sen aptalsın, yapamazsın, beceremezsin” şeklinde hakaretleri yüzünden İngilizceyi kesinlikle öğrenemeyeceğini, konuşamayacağını düşünüyordu. Yapılan müdahale sonrasında üniversitede hazırlık sınıfını çok kolay bir şekilde geçebilmeyi başarmıştı.

Arkadaş Tarafından Dışlanma

Okullarda arkadaş gruplarının oluşması doğal bir süreçtir. Ancak bazı çekingen çocuklar kendilerini ifade edemediklerinden ve yanlış anlaşıldıklarından sınıf içinde dışlanmalara maruz kalabilmektedirler. Bir genç, çok dışa dönükken yaşadığı bir olay yüzünden sosyal çekingenlik içine girmiş, arkadaşlarının davetlerine katılmamaya, onlardan uzaklaşmaya başlamıştı. Bu tutumu, arkadaşları tarafından “bizi istemiyor, hava atıyor” şeklinde yorumlandığından dışlanmasına sebep olmuştu. Çocuk çaresizlik içine girmiş ve okula gidemez hale gelmişti.

Okul Çağındaki Çocuklarda Travmayı Nasıl Anlarız? (7-12 yaş arası)

  • Okul öncesi dönemdeki davranışlara gerileme; bu durum, akranları tarafından reddedilmeye yol açabilir ve yeni gelişmeye başlayan yetersizlik ve özerklik duygularının ortaya çıkmasını engelleyebilir
  • Okula gitmek istememe ve okul başarısının düşmesi
  • Travmayla ilgili tekrarlanan oyunlar
  • Saldırganlık: Erkek çocuklarda özellikle silahlara, savaş oyunlarına ilgi gösterme
  • Uyku sorunları, kabuslar
  • Anne-babaya yapışma ve onlardan ayrılamama
  • Doğal olaylardan (yağmur ve rüzgar gibi) korkma
  • Dikkat ve konuşma sorunları.
  • İsyankar davranışlar
  • Vücutta ağrılar

Ergenlerde Travma Sonrası Tepkiler (13-18 yaş arası)

  • Dünya ve kendi gelecekleri hakkında olumsuz tutumlar
  • Kendi korkuları ve travmaya verdikleri tepkilerle ilgili endişe; özellikle kendilerini suçlu ve çaresiz hissetme gibi tepkilerinin anormal olup olmadığını merak etme.
  • Risk-alma veya duygularını davranışlarla dışa vurma davranışları (örneğin okuldan kaçma, rastgele cinsel birliktelik, madde kullanımı)
  • İştah ve uyku sorunları
  • Günlük etkinliklere karşı ilgi kaybı
  • Okul başarısında düşme


Yapılması Gerekenler

Bu durumda çocuğun bir psikolojik destek alması şarttır. Çünkü okulda yaşanan her olay kişiliği doğrudan etkileyebilmekte ve geleceğinin yönünü değiştirebilmektedir. Bu tür travmalar normal süreçte okuması gereken bir çocuğun okul harici çözümlere yönelmesine (çalışma gibi) yol açabilmektedir. Bu yüzden birçok okuyup çok başarılı olabilecek çocuk toplum adına kaybedilebilmektedir. Olayı basit olarak görmeyip erken müdahale etmeli ve yolundan çıkmak üzere olan çocuğu tekrar yoluna döndürmelidir.

DOÇ. DR. ADNAN ÇOBAN

PSİKİYATRİST-PSİKOTERAPİST

 the Year    Gerçek Dostlar    ⚠️   11 Eylül 2023   İbrahim Birol      http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/