11 Temmuz 2024 Perşembe

HAYAL AĞACIMIN ALTINDA...

 


Merhaba Gönül Dostlarım,

Zihnim sürekli alarm halinde... Yoruldum.

Sadece bedenimi değil, ruhumu da dinlendirmeye ihtiyacım var benim.
Deniz kenarında, dalgaların ayağıma bir karış kala kuma vurduğu, küçük, salaş bir kafede oturmak istiyorum.
Kimse konuşmasın.
Dalgaların sesi, kuşların ötüşü, ve rüzgar dışında hiç bir ses duymadan , sus pus, ööööyle oturup bakasım var.
Sessizce önüme mis kokan bir sade kahve gelsin. Köpüklü köpüklü...
Yanında incecik bir bardakta su.
Önce suyu yudumlarım, sonra kahveyi.
Fincanın kulpundan tutarım, önce bir koklarım, içime çekerim, öyle yudum alırım.
Güneş yüzüme yüzüme vursun. İçim ısınsın. Gözlerim kamaşsın ama rahatsız olmayayım.
O sıcaklığın beni iliğime kemiğime, dişimin kovuğundan , kirpiğimin teline kadar iyileştirdiğini, şifa verdiğini düşüneyim..
Denize bakayım konuşmadan...
Deniz çarşaf gibi olsun. Martılar konsun üstüne.
Hani güneş üstüne vurunca gümüş rengi olur ya, işte öyle görünsün...
Cebimde bir yarım simit olsun. Onu alıp martılara, serçelere minik minik atayım.
Sessizlik... huzur...
Saatlerce oturayım orada...
Sonra kalkayım , tembel tembel yürüyeyim birazcık.
Yol boyu sümbüller olsun, kokuları burnuma dolsun keskince...
Çimler yeni biçilmiş olsun. Taze biçilmiş çim kokusuna bayılırım.
Sonra... Bir mimoza ağacı bulayım, oturayım altına.
Şöyle bağdaş kurayım çocukluğumdaki gibi. Sırtımı dayarım gövdesine...
Gümüş rengi deniz hala önümde olur, ona bakarım dalgın dalgın...
Derin derin nefes alır veririm. Doğayı çekerim içime ilaç gibi.
Gözlerimi kapatırım sonra... Sadece ses ve kokuları duymak için.
Zihnimi susturmanın tek yolu bu gibi geliyor bana.
Çok yorgun zihnim, çok karışık, çok...
Hayal ağacımın altına gidip oturasım var anlayacağınız.
Oh, bunun hayali bile iyi geldi..🙂
Bir de bakmışım orası mimoza ormanıymış..🙂
Benim gibi içi sıkılan , kafası karışan herkes gelmiş bir ağaca sırtını dayamış oturuyor.
Saatler sonra göz göze gelelim.
Hepimiz aynı anda kalkıp, el ele tutuşalım.
Huzur içinde denize bakalım, ve aynı dileği geçirelim içimizden:
“Gözümün nuru memleketim huzur bulsun”.
Bige Güven Kızılay
HAYAL AĞACIM - Hayykitap
Sayfa 53 ( Mimoza )

https://youtu.be/qc7s7FqP6hs?si=-8DTmCgeiB8hKKBh

The YearGerçek Dostlar   11 Temmuz  2024 İbrahim Birol      http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/

6 Temmuz 2024 Cumartesi

İYİ Kİ BU GüZEL ÜLKENİN BİR TÜRKAN ŞORAYI VAR...

 

Merhaba Gönül Dostlarım,

“Dün gece bir kaç film seyrettim…

Canım çıktı ağlamaktan…
O Türkan yok mu, o Türkan?

Yine öptürmedi dudaktan…”
Demet Akalın’ın bu şarkısı yeri göğü inletirken bile, bir kez olsun kızmadı; sinirlenmedi…

Oysa, parçanın nakarat bölümlerinde, "Taçsız Kraliçe" Türkan Şoray’ın 40 yıl süren “Öptürmem…” yasağı tiye alınıyordu…

Hep o “ömre bedel” gülümsemesi ile, alttan aldı, gençleri teşvik etti…
Ne var ki, bakıyorum da şöyle TV’deki dizilere, gıcır gıcır Yeşilçam filmlerine…
Neden?
Neden gencecik, filiz gibi Türkan Şoray’ler gelmiyor, gelemiyor?
O “Sultan” koltuğu neden hep boş?..
Bugün 28 Haziran, yani ikimizin de doğum günü…
Ben 69’a “merhaba” diyeceğim kısmetse…
O büyülü simsiyah gözlerin sahibesi ise 77’ye ilk adımı atacak; aynı dakikalarda…
Kamerayla tanışması 15 yaşında…
O dostluk 62 yıldır devam ediyor…
Bakışları ömre bedel.
Onun gibi “buğulu buğulu” bakan bir kadın oyuncu daha gelmedi…
O bakışlar, kim bilir kaç kuşağın kalbini deldi, geçti?
Bilir misiniz?
Taa yıllar önce, onun için dudaktan kulağa yayılan üç kelimelik bir efsane vardı:
“Sakın gözlerine bakma, ölürsün!”
Allah korusun; kimsecikler ölmedi, ama kendini kaybeden dünya kadar erkek olmuştur!
Türkiye ona hep "Beyazperdenin Sultanı" gözüyle baktı…
Yeşilçam’da sevginin, saygının, rakipsizliğin sembolü oldu…
Adı "Bakışlarıyla büyüleyen kadın"a çıktı…

13 yaşındaydı.
Mahalleye avuç içinden fal bakan bir kadın gelmişti.
Baktı, gözleri ömre bedel kara kızın avucuna. Şaşırdı; dudaklarından şunlar döküldü: “Sen yıldız olup gökyüzünde parlayacaksın…”
Ömründe ilk kez bir film setine gittiğinde, 16 yaşına yeni basmıştı…
O gün hayatı ve tabii ki, “kaderi” değişti…
Filmin adı; “Köyde Bir Kız Sevdim” idi.
Türker İnanoğlu, o günü sonra şöyle anlatıyordu:
“Kara gözlüydü…
Üzerinde yeşil bir manto vardı…
Bir kenara oturdu, etrafına bakınarak…
İnsanın yüreğinin içine dalan bakışları vardı… Müthiş güzeldi…
O ana kadar sinemaya böyle bir güzel gelmemişti…”

Bizim sinema seyircisi, sevdi mi tam severdi… Türkan Şoray’ın şansı açılıyordu…
Avucuna bakıp fal açan o kadın haklı mıydı acaba?
Üçüncü filmde başrolü Göksel Arsoy’la paylaştı…
Yakışıklı oyuncunun rolü gereği üç sevgilisi vardı; biri de terk edilen kızı oynayan Türkan Şoray’dı…
Seyirci gencecik o yıldızı öylesine sevmişti ki, filmin sonunda koltuklara vura vura, Göksel Arsoy’un canlandırdığı karaktere “Bu kara gözlü kızla evlen!” diye bağırmaya başlamıştı…
Olacak şey değil; ama gerçek!

Bakın, burası çok önemli…
Türk Sineması’nın Sultanı Türkan Şoray 60 yıl içinde tam 222 filmde başrolde oynadı…
Böylece, dünyanın “en çok film çeviren” başrol kadın oyuncusu unvanını hala elinde tutan bir yıldız…
Bu rekoru, şu yaşlı dünyada henüz kimseler kıramadı…
Fatma Girik, Hülya Koçyiğit ve Filiz Akın’la birlikte “Yeşilçam’ın Dört Yapraklı Yoncası”nın güzellerinden biri olmanın tadını çıkarıyor…
(Fatma Girik’i rahmetle anıyoruz…)
Bu dörtlü yıldız kümesinin içinde sadece Türkan Şoray yönetmenlik yaptı…
Altın Portakal”da dört kez “En İyi Kadın Ödülü”nü havaya kaldırdı…
31 yıl önce “Devlet Sanatçısı” unvanına layık görüldü…
Kendi adını taşıyan ilkokul yaptırdı…
Yıllar önce…
UNICEF Türkiye iyi niyet elçisi seçildi…
Sahneye çıktığında, dünyaya şöyle seslendi:
“Sevgiyle yapılamayacak bir şey yoktur…
Gücü sevgiyle birleştirirsek birçok sorunun üstesinden gelebiliriz…”

Dört yıl (2018 Haziran’ı) önce, “Yeteri kadar iyi senaryo gelmiyor…” diyerek, oyunculuğu bıraktığını açıkladı…
Türkan Şoray’ın hayatını taa yıllar önce kendisinden 22 yaş büyük bir erkek değiştirdi… 1962 yılında, Galatasaray eski asbaşkanı Rüçhan Adlı ile birlikte yaşamaya başladı…
Tam 20 yıl birbirlerinin ellerini bırakmadılar… Rüçhan Adlı, eşinden boşanamadığı için, nikah masasına oturamadılar…
(Evlenselerdi acaba Türkan Şoray Taçsız Kraliçe olabilir miydi?)

Tiyatro oyuncusu Cihan Ünal ile 1983'te evlendi…
Dört yıl sonra ayrıldılar…
Yağmur adında kızları var…
Rüçhan Adlı döneminde bir anda “Şoray Kanunları”nı hayata geçirdi…
Kimilerine göre Rüçhan Adlı, "Efsane Kadın" Türkan Şoray’ın ruh eşi, akıl hocası, menajeri ve finans danışmanıydı…
Güzel sanatçı o günleri kitabında şöyle anlatıyor:
“İlk filmlerimde öpüşmüştüm…
Ancak o sırada seyirciyle güçlü bir bağımız yoktu…
Film çekerken anlaşmalarıma bazı şartlar koymam bu yüzdendi…
En önemli madde altı numaralı olandı…
Filmde öpüşme ve açık sahne olmayacaktır… Nokta…”
Elazığ’da çekilen “Cemo” filminin çekiminde, dörtnala giden attan kayalıkların üstüne düştü…
Doktorlar acı haberi verdi: “Boyun omurlarında kayma var… Hiç hareket etmemesi gerekir… Felç olabilir…”
Hayranlarının duasıyla Azrail’i tuşa getirdi…
Bitiriyoruz…
Her ülkenin bir “Türkan Şoray”ı vardır, illaki, ama bizim Türkan Şoray’ımız bu güzel ülkeye Tanrı’nın bir hediyesidir…
Çevirdiği tüm filmler iz bırakmıştır, ama bir film ile bir TV dizisine attığı imzalar bugün bile Türk Sineması’nın gurur eserleridir…
Önce sinema filmi: “Selvi Boylum Al Yazmalım”…
Neredeyse 45 yıldır tüm kuşakları etkiledi, etkilemeye devam ediyor…
Bir sinema şaheseri…
Kadir İnanır ve Türkan Şoray’ı zirveye taşıyan filmdir…
Bir benzeri hala çekilemedi…
İkinci pırlanta emeği…
Televizyon dizisi, “İkinci Bahar”dır…
Sultan, bu kez Şener Şen ile oynadı…
Üstlendiği rolü oynamadı; yaşadı…
TV ekranları bir daha böyle bir diziye ev sahipliği yapmadı…
Hala çok güzel, çok etkileyici ve çok özel…
İyi ki bu güzel ülkenin bir Türkan Şoray’ı var…
Ne mutlu bize…
alıntı

https://youtu.be/KIAH5GDOcS4?si=imhEWTe_mvnST0Og

https://youtu.be/6ge95ye1PC0?si=DMPAmrjkASTxuku6

The YearGerçek Dostlar   6 Temmuz  2024 İbrahim Birol      http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/



1 Temmuz 2024 Pazartesi

KENDİNİ İHMAL ETME

 

Merhab Gönül Dostlarım,

Sanki bütün insanlar senin evinin düzeni temizlğini izliyor.
Gününün çoğunu kontrolsüzce evin temizliğine, düzenine ayırıyorsun.
İllaki her şey 4/4 lük olacak diyorsun.
Çocukların dağıtıyor hemen topluyorsun,
5 dakika sonra yine dağılıyor. Kar yağmaya devam ederken evin önünü süpürmek gibi.
Kendine ayırdığın bir zamanın yok.
Arkadaşınla kahve içsen, aklın tezgahtaki bulaşıkta kalıyor.
Paran olsa bile, “bu akşam da dışarda yiyelim” diyemiyorsun.
İmkanın var ama illaki “her şeyi ben yapacağım” dediğin için eve yardımcı veya gündelikçi sokmuyorsun.
Sırf her şey senin istediğin gibi olsun diye,
her şeyi kendin yapmak zorunda kalıyorsun.
Ya sonra?
Anneliğini azaltıyor,
Eşliğini minimuma indiriyor,
Kendini ise eritiyorsun.
Eve misafir gelecek mesela. Misafir 3-4 saat kalacak ama sen sanki sınava girecek gibi 5 gün önce başlıyorsun hazırlığa. Sanki misafir değil, müfettiş geliyor.
İstiyorsun ki herkes seni başarılı,güçlü, maharetli bilsin.
Bilse ne olacak sanki.
Rolünün esiri olacaksın.
Her şey düzenli olmasa ne olacak peki?
Misafiri kendinden üstün görmesen, mutfaktan çıkmayan değil de, beraber yesen.
Lokantaya gelmiş değil de,eve gelmiş gibi davransan.
Mesela kendini kanıtlamaya çalışmasan.
Mesela @aman varsın bir şeyler de eksik olsun” desen,kendini bu kadar paralamasan
ne rahatlarsın değil mi?
Bak böyle davrandığında kendini rahatlatacak ama hayatı kaçıracaksın.
Kimse sana madalya takmayacak.
Daha çok değerli olmayacak, daha çok sevilmeyeceksin.
Başkaları daha azıyla daha çok sevilip el üstünde tutulurken sen hep hizmet üreteceksin.
Keşke eşinle, çocuğunla çevrenle, arkadaş
ve akrabalarınla daha çok paylaşsan sözünü,kalbini,fikrini.
Keşke kendini daha çok önemsesen,gevşesen..
Eşinle daha çok sohbet edip daha çok görüşsen.
Anneliği kutsallaştırıp kadın olduğunu unutmasan.
Bak bu dediklerimi bir gün diyeceksin ama iş işten geçmiş olacak belki de.
Belkide çocuklar büyümüş gitmiş, eşinle yıllar sonra yüzyüze kalacaksın.
Her şey düzen değil.
Her şey iş ve para değil.
Her şey başkasının ne düşündüğü hiç değil..
KENDİNİ İHMAL ETME.
Sonra hep alacaklı olursun ama kimse kendini borçlu hissetmez.

SERHAT YABANCI ( Yazar )

The YearGerçek Dostlar   1 Temmuz  2024 İbrahim Birol      http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/