12 Nisan 2022 Salı

İSLAMDA KİBİR VE BÜYÜKLENME

























Merhaba Gönül Dostlarım,

Ramazan davulcuları, biraz daha fazla bahşiş alabilmek için ekâbir takımını öven maniler söylerlerdi. Elbette “adamına göre muamele” onlara özgü değildi...

"GELDİM bekçiden ileri/Medh eylemeye (övmeye) sizleri/Bu gece size sultanım/Vasf edelim (tarif edelim) saatleri.” Ramazan davulcusu, padişahtan veya saray erkanından “okkalı” bir bahşiş alma hayaliyle işte böyle maniler okurdu sahur vaktinde. Sadece saraylılar değil, zenginler de ayrı bir değere sahipti davulcular için: “Meşhurları ettik tamam/Letaife (şakalara) verdim nizam/Ey benim ağam efendim/Bahşişime nedir kelam?”

METHİYE GELENEĞİ

Krallara, zenginlere abartılı övgüler düzülmesi her dönemde görülen evrensel bir olgudur. Kökleri İslam öncesi Arap kültürüne uzanan “methiye” geleneği Müslümanlık tarihi boyunca varlığını sürdürmüştür. Örneğin şair Senaî (ö.1131) uzun yıllar Gazne sultanlarını öven methiyeler kaleme aldıysa da rivayete göre bir meczubun kendisi için “sultana yaranmak için şiirler yazıp saraya götürüyor, yağcılık yaparak kese kese altınlar alıyor” sözlerini duyduktan sonra yazdığı tüm methiyeleri yırtıp atmış, saraydaki görevlerinden de istifa etmiştir.,

ÖVGÜYÜ BIRAK, DERDİNİ SÖYLE

Hz. Peygamber, insanları överek “göğe çıkarma” yaklaşımını hiçbir zaman tasvip etmemiştir: Sahabeden birisi bir kabile heyetiyle birlikte Resulullah’ ı ziyarete gelir. Selam verip söze girdikten sonra onu, insanların kabile liderlerini övdüğü ifadelerle övmeye başlar: “Sen bizim velimizsin, sen bizim efendimizsin! Bizden daha güçlü, daha kudretlisin! Bizden daha faziletlisin. Sensin cömert, misafirperver olan!” Hz. Peygamber, bu hitap biçiminden hiç hoşlanmadığını yüz ifadesiyle belli ederek ona şöyle cevap verir: “Söyleyeceğinizi söyleyin... Şeytan sizi kendi vekili yapmasın”.

*Bu cevapta, abartılı övgülerin insanı kibre sevk edeceği iması aşikardır. Malum... Kuran’da anlatıldığı şekliyle şeytanın insan karşısında eğilmeyi reddetmesi, kibrin, büyüklenmenin ilk örneğidir. Hz. Peygamber, başka hadislerinde de aşırı övgünün insanların manevi mahvına neden olabileceğine işaret etmiştir: “Birbirinizi [aşırı şekilde] övmekten sakının. Çünkü bu, [bir nevi] öldürmektir.”

ÖLÇÜ MESELESİ

Öte yandan Resulullah’ ın iyi davranışlarına tanık olduğu kişileri güzellikle anıp başkalarının duyacağı şekilde takdir ettiği bilinir. Ayrıca zarif bir dille yazılmış şiirleri de memnuniyetle karşılamıştır. Dolayısıyla kınanan davranış, insanlar hakkında olumlu konuşmak değil, çıkar gözetip “dalkavukluk–yağcılık” ölçüsüne varan veya daha da fenası, insanları ilahlaştıran abartılı övgülerdir. Nitekim Kuran’ın ilk suresi olan Fatiha, ilahi övgünün (hamd) yalnızca Allah’a yöneltilmesi gereğini vurgular: “Hamd, alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.”

NABZA GÖRE ŞERBET Mİ

Elbette insanların birbirlerine abartılı övgülerini eleştirmek kolay. İyisi mi biz başkalarını bırakıp kendimize bakalım. İşimizin olduğu yüksek mevkideki bir kişiye tavrımız, sokaktaki insana tavrımızdan farklı mı? Acaba patrona da işe yeni başlamış mezuna da aynı hürmetle mi yaklaşıyoruz? Çıkarımız olan kişilerin şakalarına, kendimizden “aşağı (!)” sandığımız kişilerin şakalarından fazla mı gülüyoruz? Bunlar ince ve zor sorular. Umalım ki hepimiz, gönül rahatlığıyla “Ben parasına, mevkiine göre insanlar arasında ayrım gözetmem” diyenlerden oluruz.

11 Nisan 2022 Hürriyet Gazetesi

Naci Cem Öncel
Naci Cem Öncel
the Year 
Gerçek Dostlar  ⚠️                                        İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ -    11 Nisan 2022 Antalya-Türkiye

11 Nisan 2022 Pazartesi

RAMAZAN AYI CÖMERTLİĞİN ZİRVESİDİR

 




Merhaba Gönül Dostlarım,

Ramazan tüm aylar içinde cömertliğin zirvesidir. Cömertlik, Kuran’da “tepede kurulmuş güzel bir bahçeye” benzetilir.

Adamın biri tek başına çölde yolculuk ederken gökyüzünden güçlü bir ses işitir. Hayretler içinde başını kaldırdığında havada süzülen tek bir bulut görür. Bu yalnız yolcu, o sıradışı bulutu dikkatle takip etmeye başlar. Taşlık bir araziye gelen bulut, birden güçlü bir yağmura dönüşür ve üzerine yağdığı dereyi sularla doldurur. Yolcu, yağmur sularıyla bir anda gürül gürül akmaya başlayan dere boyunca yürüdüğünde yolu bir bahçeye düşer. Bir adamın, elinde küreğiyle oraya buraya koşturup dereden gelen suları bahçeye dağıtmaya çalıştığını görür. Şaşkınlık içinde izlediği adam işini bitirip tüm bahçesini güzelce suladıktan sonra onun yanına gelir. Selam verdikten sonra adama, bir kayalığın yanı başında böyle güzel bir bahçesinin olmasının, böyle bir yağmur yağmasının sırrını sorar: “Sen ne oldu da böyle bir lütfa nail oldun?” “Madem merak ediyorsun, söyleyeyim” der adam... “Şu gördüğün bahçe ürün verince oturup hesap yaparım... Üçte birini çoluk çocuğumla yerim. Üçte birini de tohumluk yaparım. Ama bunların hepsinden önce ürünün üçte birini dağıtırım. İşte benim yaptığım bundan ibarettir.”

KENDİNE YATIRIM

Cömert adam kıssasını güzel bir örnek olarak sahabeye anlatan kişi, bizzat Hz. Peygamber’di. Ashabın “rüzgâr kadar cömert” biri olarak nitelediği Resulullah, elindekileri paylaşmaya daima özen göstermiş, cimriliği ise çok zararlı bir manevi hastalık olarak tarif etmiştir. Öyle ki onun ifadesiyle “bir insanın kalbinde cimrilik ve iman asla bir arada bulunmaz.” Kuran, nefsi cimrilikten arındırmayı manevi huzura kavuşmak, yani “felaha çıkmak” olarak tarif eder: “Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Haşr, 9)” Öte yandan aslında insan başkalarına ikramlarda bulunurken “kendi iyiliğine harcar”. Yani cömertlik, kişinin kendinde yaptığı bir tür manevi yatırımdır.

BAŞKASINDAN ESİRGEME

Cömertlik deyince aklımıza ilk olarak maddiyat gelir. İnsanlara evinde, sofrasında ikramda bulunmak, sevdiği bir nesneyi hediye etmek de cömertliktir. Ama cömertlik, bunun da ötesinde insanın kendindeki bilgiyi, deneyimi başkalarıyla paylaşmasıdır. Eski devirlerde maneviyat başta olmak üzere eğitim, talebelerin yeminiyle başlardı: “Hocamın (ustamın, mürşidimin) hocasından alıp bana öğrettiklerini ben de başkalarına öğreteceğime söz veririm.” Böyle davranmayıp bilgisini “cimrice” kendine saklayan; kalfasına, çırağına öğretmeyen bazı ustaların teknikleri, onların ardından kaybolmuş, yeniden keşfedilmeleri bazen yüzyıllar almıştır.

EN GÜZEL HEDİYE

Elbette cömertliğin kendisini en fazla hissettirdiği konuların başında sevgi ve ilgi gelir. Yeterince sevgi ve ilgi görmeyen çocukların büyüdüklerinde çok daha hırçın, uyumsuz ve sorunlu oldukları artık herkesin malumu. Televizyonlar sevgisizliğin uç örneklerini göz önüne seren dizilerle dolu. Gelin biz bu ramazanda cömertliği sadece soframızla veya ihtiyaç sahiplerine yardımla sınırlamayalım. Şefkatte, güler yüzde ve güzel sözde asla cimri olmayalım. Sevgide daima “akarsu gibi” cömert olalım. Bakarsınız, biz de gönüllerde yeşeren “güzel bahçelere” vesile oluruz.

9 Nisan 2022 Hürriyet Gazetesi

Naci Cem Öncel
Naci Cem Öncel




the Year 
  Gerçek Dostlar  ⚠️                                                                                             İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara  
 10 Nisan 2022 Antalya-Türkiye



































































10 Nisan 2022 Pazar

SEVGİ VE VEFA BÖYLE BİR ŞEY İŞTE..

 




Merhaba Gönül Dostlarım,

BİR BARDAK SÜT

Nurgül, yoksul bir ailenin çocuğuydu ve okul giderlerini karşılamak için kapı kapı dolaşarak eşyalar satıyordu.
O gün, hiçbir şey satamamıştı ve karnı da çok açtı.
Bundan sonra çalacağı ilk kapıdan yiyecek bir şeyler istemeye karar verdi.
Kapıyı açan sevimli genç bayanı görünce utandı.
Yiyecek bir şeyler yerine:
“Affedersiniz, bir bardak su rica edebilir miyim?” diyebildi yalnızca.

Genç bayan, çocuğun aç olabileceğini düşünerek kocaman bir bardak süt getirdi ona. Çocuk, sütü yavaş yavaş içine sindirerek içtikten sonra :
“Çok teşekkür ederim, borcum ne kadar?” diye sordu genç bayana.
Genç Bayan, “Borcunuz yok” diyerek, yüzünde sıcak bir gülümsemeyle devam etti;
“Annem, gösterdiğimiz şefkat ve nezaket karşılığı olarak asla bir bedel ödenmesini beklemememizi öğretti bize” dedi.
Çocuk :
“O halde çok teşekkürler, yürekten teşekkür ederim size” dedi.
Nurgül, evin önünden ayrıldığı zaman kendisini yalnızca bedensel olarak değil, ruhsal olarak da güçlü hissediyordu.
Yıllar sonra genç bayan çok ender rastlanan bir hastalığa yakalanmıştı. Yöredeki doktorlar çaresiz kalınca, hastalığı ile ilgili araştırmalar yapılması için onu büyük kente gönderdiler.

Dr. Nurgül, görüş alışverişi yapması için çağrıldığı hastanın hangi kasabadan geldiğini duyunca heyecanlandı. Artık genç olmasa da yıllar önce kendisine sevgiyle yaklaşan bayanı ilk gördüğü anda tanımıştı ve onun yaşamını kurtarmak için elinden geleni yaptı.
Uzun süren tedaviden sonra bayan sağlığına kavuştu.

Dr. Nurgül, denetlemesi için önüne getirilen faturaya şöyle bir baktı ve üstüne bir şeyler yazarak zarfın içine koydu ve hasta bayanın odasına gönderdi.
Kadın elleri titreyerek aldı zarfı eline.
Açmaya korkuyordu ... Hastane faturasını asla ödeyemeyeceğini ve geri kalan yaşamı boyunca bu faturayı ödemek için çalışacağını biliyordu. Sonunda zarfı açtı ve faturaya iliştirilmiş bir not dikkatini çekti.
Kâğıtta şunlar yazılıydı:

“Hastane giderlerinin tamamı bir bardak süt karşılığı ödenmiştir.”

SEVGİ VE VEFA BÖYLE BİR ŞEY İŞTE..

the Year 
  Gerçek Dostlar  ⚠️                                                                                             İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara  
 9 Nisan 2022 Antalya-Türkiye


4 Nisan 2022 Pazartesi

NEREDE O ESKİ RAMAZANLAR

 















Merhaba Gönül Dostlarım,

Fıkhi olarak, Ramazan-ı Şerif'in başlayabilmesi için aynı hilal şeklinde görülmesi şarttır. Bunun için hilal gözlenmeye başlanır. Görüldüğü takdirde bu durum şahitler ve kadı huzurunda '' re'ye'l -ayn'' teyit edilir. Kadı da buna dair bir belge hazırlar ve sadrazam vasıtasıyla padişaha iletirdi. Hilal, Şaban-ı Şerif'in 29'unda görülürse ertesi gün Ramazan-ı Şerif ilan edilirdi. Hilal görülmezse 30 gün tamamlanır, ondan sonraki günün Ramazan-ı Şerif olduğu ilan edilirdi. İstanbul'da hilalin görüldüğü haberi Süleymaniye Camii kandilcilerine haber verilir ve ilk kandil yakılır. Buradan diğer minareler de kandillerini yakarlar, aynı şekilde mahalle aralarında çocukların peşine takıldığı davullarla bekçiler tarafından ertesi günün Ramazan-ı Şerif olduğu ilan edilirdi.

. . . .

Dünyanın en güzel ülkesinde, en son, en mükemmel din olan İslamiyetin idraki ile nice Ramazan aylarını sağlık, huzur, bereket ve mutlulukla kutlamamız dileğiyle, hayırlı Ramazanlar 🙏

Bu oruç günlerinin, halen dünyada açlıkla mücadele eden insan sayısının 200 milyona ulaştığı; her dakika dünyada 11 kişinin açlıktan öldüğü gerçeğini hatırlamak; çözüm bulmak İçin vesile olmasını dilerim.

・・・
Ne feryad edersin divane bülbül
Senin bu feryadın anam gülşene kalsın
Bu dünyada eremezsen murada
Huzur-i mahşere anam divana kalsın
Nesin methedeyim bir kaşı kare
Şu sineme açtı anam onulmaz yare
Dünya tabip gelse derdime çare
Derdimin dermanı anam Lokman'a kalsın
Erzurumlu Emrah

https://youtu.be/2V7vGtzdyYo


the Year 
  Gerçek Dostlar  ⚠️                                                                                             İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara  
 4 Nisan 2022 Antalya-Türkiye