16 Kasım 2021 Salı

BİR ŞİİR BİR ŞAİR (2)

 












Merhaba Gönül Dostlarım,

Orhan Veli Kanık :
Orhan Veli Kanık (13 Nisan 1914 – 14 Kasım 1950), daha çok Orhan Veli olarak bilinen Türk şair. Melih Cevdet ve Oktay Rifat ile birlikte yenilikçi Garip akımının kurucusu olan Kanık, Türk şiirindeki eski yapıyı temelinden değiştirmeyi amaçlayarak sokaktaki adamın söyleyişini şiir diline taşıdı. Şair 36 yıllık yaşamına şiirlerinin yanı sıra hikâye, deneme, makale ve çeviri alanında birçok eser sığdırdı.
Yeni bir zevk ortaya çıkarabilmek için eski olan her şeyden uzak duran Orhan Veli, hece ve aruz ölçülerini kullanmayı reddetti. Kafiyeyi ilkel; mecaz, teşbih, mübalağa gibi edebi sanatları gereksiz bulduğunu açıkladı. 'Geçmiş edebiyatların öğrettiği her şeyi, bütün geleneği atmak' amacıyla yola çıkan Kanık'ın bu arzusu şiirinde kullanabileceği teknik olanakları azaltsa da şair, ele aldığı konular, bahsettiği kişiler ve kullandığı sözcüklerle kendine yeni alanlar oluşturdu. Yalın bir anlatımı benimseyerek şiir dilini konuşma diline yaklaştırdı. 1941 yılında, arkadaşlarıyla birlikte çıkardıkları Garip adlı şiir kitabında bu fikirlerinin örnekleri olan şiirleri yayınlandı ve Garip akımının doğmasına sebep oldu. Bu akım özellikle 1940-1950 yılları arasında Cumhuriyet dönemi şiirinde büyük etki bıraktı. Garip şiiri hem yıkıcı hem de yapıcı özelliği ile Türk şiirinde bir mihenk taşı kabul edilir.

İstanbul`u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul`u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul`u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul`u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul`u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul`u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul`u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul`u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul`u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Bir şey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul`u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul`u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul`u dinliyorum.

Orhan Veli

https://youtu.be/5pqilzWYxE8

Günün  Sözü :

" Bilmezler yɑlnız yɑşɑmɑyɑnlɑr, nɑsıl korku verir sessizlik insɑnɑ; insɑn nɑsıl konuşur kendisiyle; nɑsıl koşɑr ɑynɑlɑrɑ, bir cɑnɑ hɑsret, Bilmezler." Orhan Veli

.YIL       Gerçek Dostlar   

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara                                                       16  Kasım 2021 Antalya-Türkiye

15 Kasım 2021 Pazartesi

SÖZCÜKLER...

 























Merhaba Gönül Dostlarım,


BUGÜNÜ YAŞAMAK - CAN DÜNDAR

Çok zaman önceydi.

O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.
insanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı.
Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı.
Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.
Bir parçasına dün dedi,
diğer parçasına bugün, 
öteki parçasına da yarın.
Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu.
Dünü düşünüp pişman oldu,
yarını düşünüp telaşlandı; 
ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.
Farkında olmadan rezil etti bu gününü.
Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu.
Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı.
Bu günü eline yüzüne bulaştırdı… Mutsuz oldu insan.
Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı;
ama bugünü hiç yaşayamadı.
Ne yarın ne de dün!



           Can Dündar

****

YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR


Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.


Ataol Behramoğlu

Günün Sözü :
" ... Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum
"İçtenliğin" ya da "dünya görüşünün" kirletmediği
Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum. "

.YIL       Gerçek Dostlar   

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara                                      15 Kasım 2021 Antalya-Türkiye




13 Kasım 2021 Cumartesi

HAFTA SONU SOHBETLERİ (5)

 




Merhaba Gönül Dostlarım,

Unutma sen herkesten daha değerlisin. Kendini sev yeter…

Miden ağrıyorsa; Yaşamında olan her şeyin senin en yüksek hayrına olduğunu bil ve sevgiyle hazmet

Boynun ağrıyorsa; olaylara farklı açılardan bakıp pozitif taraflarını görmeye çalış, Şimdiki bakış açın doğru olmayabilir inadı bırak

Belin ağrıyorsa; paraya olan kötü bakış açını farkedip değiştir

Ayak ve bacakların ağrıyorsa:
Sol taraf için ; geçmişle bağlarını kopartıp geçmişte yaşamaktan vazgeç
Sağ taraf için ; gelecekten korkma, kendi geleceğin için ÖZ’ e ve akışa güven!!!

Başın ağrıyorsa; değersizlik duygunun farkına var, kendini önemse!

Geceleri uykunuzda dişlerinizi gıcırdatıyorsanız; biriktirdiğin öfkeleri serbest bırak!

Gözlerinde bozukluk ve ağrı varsa; görmen gereken neyi inatla görmek istemiyorsun farkına var ve görmeyi seç

Kulaklarında ağrı varsa ve duyma bozukluğu yaşıyorsan, inatla kendini etrafın ve iç sesine kapatma, duymayı seç, o seslerden sana mesaj var unutma!

Regl ağrın varsa; dişiliğini ve bunun sana sunduğu avantajları sevgi ile kabul et

Sırtın ağrıyorsa; suçluluk duygusundan vazgeç!

Omuzların ağrıyorsa; başkalarının yüklerini, sorumluluklarını taşımaktan vazgeçmenin zamanı gelmiş de geçiyor bile!

Boğazınız ağrıyorsa; kendini sevgiyle ifade etmeyi seç, çekingenlikten vazgeç

Alerjin varsa; kendi gücünü reddetmeyi bırak. Kime alerjin olduğunu düşün! ve serbest bırak

Diş ağrın varsa; kararsızlığı bırakma vaktin gelmiş demektir.

Bağırsaklarında problem varsa; ihtiyaç duymadığın şeyleri atmanın zamanı geldi de geçiyor…

Kalbin ağrıyorsa; içerisi üzüntü ve beklentilerinin karşılanmamasıyla doludur. Bütün bu duyguları silkin ve denize dök. Unutma sen herkesten daha değerlisin.

Kendini sev yeter… 

Alıntıdır

Günün Sözü:










.YIL       Gerçek Dostlar   

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara                                                       13  Kasım 2021 Antalya-Türkiye


12 Kasım 2021 Cuma

ATATÜRK İLE İLGİLİ BİR ANEKTOD

 










Merhaba Gönül Dostlarım,


"Size Ata ile ilgili bir anekdot okuyayım"

İçişleri Bakanı Şükrü Kaya Atatürk’e gelerek;
– Size hakaret ettiği için bir köylüye dava açacağız! demiş.
Atatürk sormuş;
- Ben bu adamı tanıyor muyum?
- Hayır, demişler.
Atatürk sormuş;
- O beni nerden tanıyormuş?
- O da sizi tanımıyor Paşam!
Atatürk;
- Uzatma da anlat, demiş.
Şükrü Kaya anlatmış:
-Adam tütün tiryakisiymiş.
Tütün bulmuş, tütün kâğıdı bulamamış. Tütün kâğıdı bulamayınca, gazete kağıdına sarmış içmiş. İçerken fazla sarılan gazete kağıdı yanmış, sakalı da tutuşmuş. Ve bildiği en bariz küfürü; “Senin gibi Atatürk’ün…” demiş.
Atatürk sakin, Şükrü Kaya’ya sormuş:
- Sen hiç, gazete kağıdına sararak tütün içtin mi?
Cevap:
- Hayır Paşam!.
- Ben Trablus’ta içtim, demiş Atatürk. Berbat bir şey. Lakin, adam küfredecek kişiyi bilememiş. Ben hükümet değilim, tütünü üreten de ben değilim. Başbakana ve Tarım bakanına küfretmeliydi. O adama dava açılmayacak. 


" Atatürk’ün hukukun üstünlüğüne ve adalete olan inancına  nedenli sahip olduğunun  bir göstergesi."

.YIL       Gerçek Dostlar   

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara                                                       12  Kasım 2021 Antalya-Türkiye



YIL       Gerçek Dostlar   

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara                                                       






























.YIL       Gerçek Dostlar   

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara