21 Kasım 2022 Pazartesi

BİTKİLERİN DİRENİŞİ

 























Merhaba Gönül Dostlarım,

Bitkilerin dili yok sanırsınız. Ama onlar gözlerinizle görebileceğiniz, ellerinizle hissedebileceğiniz bir dile sahiptir. Karnı acıktı ise yapraklarındaki belirtilerle bunu size duyurmaya çalışır. Verdiğiniz besin fazla geldiyse yine renk ve şekil değiştirerek sizi uyarır. Bunun için bitkinin kullandığı değişik dilleri bilmek gerekir.

****

Peter Tompkins/Christopher Bird’ in BİTKİLERİN GİZLİ YAŞAMI kitabına dair aşağıda ki derlemeyi okumanızı öneririm.

Bitkiler, bütün canlılarla iletişim kurma konusunda bizim hayallerimizin ötesinde bir hassasiyete sahip. Her biri doğanın bir parçası. Belki bir gün onları daha iyi anlama imkânımız olursa bize tarihin bütün yaşanmışlıklarını bile anlatabilirler.
Avatar filminin esin kaynağı da bu çalışmalar ve elde edilen sonuçları.
Bilelim ki dünyanın herhangi bir yerinde bir bitkiye kötü davranılırsa, bütün bitkiler bunu hissediyor.. 

Alıntı

Yeşil Direniş - Ekoloji ve Yaşam Gazetesi


****

Ağaç Korkutmak

yukarıdaki zeytin ağacı 2000 yıldan fazladır yaşıyormuş. “Her canlının DNA’sı yaşamak için her şeyi yapar” dedi .
Babaannem ve ekledi:
Ağaç meyve vermezse alırsın baltayı sanki onu kesecekmişsin gibi bir iki yerine saplarsın, kesilmemek için canlanıverir.
Bu yöntem kadim bir gelenek olarak binlerce yıldır uygulanırmış. “Ağaç korkutma” denirmiş.
Çiçeksiz ağaçlar birden çiçek açarmış.
Sadece ağaçlar mı otlar bile direnirmiş ölmemek için.

Yüzyıllık kurumuş sandığınız ağaçların birden filiz vermesinin sebebi de bu; yok olmak istememek!

Netten Alıntıdır 


the Year 


  Gerçek Dostlar  ⚠️     22 Kasım 2022


17 Kasım 2022 Perşembe

ANNELER ASLA ÖLMEZ...

 












Merhaba Gönül Dostlarım,

Bugün sizlerle çok farklı, içeriğinde biraz hüzün, belki biraz keder olan aşağıdaki satırlarımı paylaşmak istiyorum,

Hayat enerjimiz annelerimizden geçiyormuş, hayatta olan (ve olmayan) bütün enerjik annelere selam olsun... Evet, anneler vefat edebilir ama asla ölmez!

 Biz farkında olmadan, annelerimizi, gizli bir şifre gibi her hücremizin içinde taşırız. Annemiz vefat etse de bize enerji vermeye devam eder...

Uzun yıllardır yatağa bağlı olarak hayatını sürdürmüş olan, eşimin ve benim sevgili annemiz, çocuklarımın biricik ananesi ve gençlerin sevgili Güner Annesi 12 Kasım 2018 Pazartesi sabahı Allah' ın rahmetine kavuştu.
Hayat dolu bir insan ellerimizin arasından bir su tanesi gibi kayıp gitti.

Annemiz  aile büyüğümüz değerli insan  Güner Onkök' ün  vefatının  4.sene-i devriyesinde, bizleri yalnız bırakmayan, mesajlarını gönderen, dualarını esirgemeyen akraba, dost ve arkadaşlarımıza şahsım ve aile bireylerimiz adına sonsuz minnet ve şükranlarımızı iletiriz. 

Allah  ebedi aleme intikal edenlerimizin cümlesine rahmetiyle muamele eylesin. Ruhlarını şad mekanlarını cennet eylesin.
En iyi dost en iyi sırdaş insanın annesidir. Aslında bunu bazıları anladığında geç kalıyor o yüzden en büyük tavsiyem büyüklerimizin hayatta iken kıymetini bilelim..
Anne babalar lütfen evlatlarınızın elinden tutun düştüğünde yanında olun ki güçlü olsunlar elinden tutan anne ve babaları olursa hayata karşı daha güçlü olur zaten ömür boyu yara alacaklar..
 Evlatlar annelerine ve babalarına sahip çıksın.  Hem anne hem baba olan vatan için evlatlarını şehit veren nice anne ve babaların acılarını  bir ulus olarak birlikte paylaşıyoruz.. 
Gençler Lütfen! onlar hayatta iken büyüklerinizin değerini bilin geç kalmadan doya doya sevginizi yaşayın yoksa çok geç kalırsınız ondan sonra ki sevginiz bir işe yaramaz. 
Hiç bir anne baba evlatsız kalmayı hiç bir evlat annesiz babasız kalmayı hak etmiyor, yaşarken sevdiklerinizin ve ailenizin kıymetini bilin.. 

Önce Kendinizi Sevin ve sonra da Sevdiklerinizin değerini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun...En iyi dileklerimle. Esen kalın...
İbrahim Birol
Günün Sözü : " Anne ailenin güneşidir. Bir ailede o olmazsa orada büyüyen çocuklar gölgede kalmış meyveler gibi olgunlaşmazlar. "

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
17 Kasım 2022 Antalya-Turkey

16 Kasım 2022 Çarşamba

YETERKİ UMUTLAR TÜKENMESİN

 







Merhaba Gönül Dostlarım,

“Her gün işe gitmek için otobüse binmeye başlamıştı.
Otobüsle giderken bir durak sonra yaşlı bir kadın bindi
ve pencerenin yanına oturdu.

Yaşlı kadın bir çanta açtı ve tüm yol boyunca pencereden bir şeyler atmaya başladı,
her sabah aynı duraktan otobüse binip aynı şeyi yapıyordu
ve bir gün adam dayanamadı,
yaşlı kadının yanına gidip,
ona pencereden ne attığını sordu.

Yaşlı kadın ona
-bunlar tohum, dedi.
-Tohum mu?
-Neyin tohumları? dedi adam.

Yaşlı kadın ;
-Etrafa bakıyorum ve her şey çok boş...
Keşke yol boyunca çiçek izleyerek seyahat edebilsek.
Güzel olurdu, değil mi?
Bunlar çiçek tohumları, dedi.

-Ama tohumlar asfaltın üstüne düşer, arabalar ezer, kuşlar yer...
Bence tohumların yol kenarında tutması çok zor?
Siz boşuna çabalayıp duruyorsunuz,
dedi adam.

Ve yaşlı kadın dedi ki;
-Kesinlikle haklısınız.
Ama unutmayın ki bazı tohumlar kaybolsa da bazıları çukurda bitecek ve sonunda fışkıracaktır.

-Ama...
Büyümeleri uzun sürer,
üstelik suya ihtiyaçları var, dedi adam.

-Ben yapabileceğim her şeyi yapıyorum. Elbet, Yağmurlu günler gelecek elbet dedi
ve yaşlı kadın tohum atmaya devam etti...

Adam işe gitmek için otobüsten indi,
yaşlı kadının biraz aklını kaçırmış olabileceğini düşündü.
Daha sonra bu olayı ve yaşlı kadınla yaptığı konuşmayı unuttu gitti.

Birkaç ay sonra...
İşe giderken pencereden dışarı bakıyordu ki, tüm yolun çiçeklerle dolu olduğunu gördü...

Tek gördüğü rengarenk çiçek açan bir yol kenarıydı!

Yaşlı kadını ve onun uzun zamandır otobüse binmediğini hatırladı.
Sürücüye sordu:
-Tohum atan yaşlı kadın otobüse binmiyor mu? diye.
Şöför
-yaşlı kadın uzun zamandır otobüse binmiyor sanırım vefat etmiş, dedi.

Adam üzüldü ve koltuğuna geri döndü, çiçekleri izlemeye devam etti.

Aniden küçük bir çocuğun gülüşünü ve haykırışını duydu.
Bir kız çiçekleri gösteriyordu...
-Bak baba...
Şu çiçeklere bak ne kadar güzel...
Otobüsteki herkes ve adam çiçeklere bakarak mutlulukla gülümsedi...

Hayatımızda olmasını ve gerçekleşmesini istediğimiz güzel şeyler için;
Ya olmazsa,
başaramazsam,
bu yaptığım işe yaramazsa,
gerçekleşmesi çok zor,
yapabilmem imkansız,
bu şekilde yaparsam komik duruma düşerim, diye düşünmemeliyiz.

Umut etmekten ve gerçekleşmesi için çabalamaktan asla vazgeçmemeliyiz!

Elbet bir gün umudumuz çiçek açacaktır.

Güzel, güneşli, umut dolu günlere...”

Netten Alıntıdır




the Year 


  Gerçek Dostlar  ⚠️     16 Kasım 2022


15 Kasım 2022 Salı

BİR GARİP ORHAN VELİ

 



İstanbul



















Merhaba Gönül Dostlarım,

Ölüm yıl dönümünde saygıyla anıyoruz.
Ben Orhan Veli
1914'te doğdum. Bir yaşında kurbağadan korktum, iki yaşında gurbete çıktım, yedisinde mektebe başladım; dokuz yaşında okumaya,
on yaşında yazmaya merak saldım.
On üçte Oktay Rıfat'ı, on altıda Melih Cevdet'i tanıdım. şarkı söylemesini çok severim.
On dokuzundan sonra âvarelik devrim başlar. Yirmi yaşından sonra da para kazanmasını
ve sefalet çekmesini öğrendim. Yirmi beşte başımdan bir otomobil kazası geçti. Çok âşık oldum, hiç evlenmedim.
Ünlü Şair Orhan Veli, 10 Kasım 1950 yılında Ankara'da sokakta yürürken bir belediye çukuruna düştü ve başından yaralandı. Bu düşüşün önemsiz bir şey olduğunu düşünen Orhan Veli iki gün dinlendikten sonra İstanbul'a gitti. İstanbul'da bir arkadaşının evinde öğle yemeği yerken fenalık geçirdi ve 14 Kasım 1950 hastaneye kaldırıldı. Beyin kanaması geçirdiği anlaşılan Orhan Veli aynı gün akşama doğru hayata gözlerini yumdu.
İyi ki doğdun Orhan Veli Kanık...
Hani şu 36 yıl boyunca "insan" gibi yaşayıp , cebinde 28 kuruşla ölen onurlu şair...
İmkânsız şey şiir yazmak Aşıksan eğer;
Ve yazmamak, Aylardan Nisansa . . .

****

ORHAN VELİ*

Cağaloğlu Yokuşu’nun her iki yanı kitapçılarla doluydu. Kitapçılar o gün kapının önüne çıkmış, yokuşun başına doğru bakıyorlardı.

Ve onu gördüler… Omuzlarda taşınıyordu. Bayazıt Cami’nde kılınmıştı namazı. Yürümeyi çok sevdiğini bilen arkadaşları karar vermişlerdi; namazdan sonra Cağaloğlu Yokuşu’ndan aşağıya doğru son kez birlikte yürüyecek, Sirkeci Garı’nın önünde cenaze arabasına teslim edeceklerdi...

O gün, Orhan Veli’nin naaşı Cağaloğlu Yokuşu’nda hangi kitapçının önünden geçiyorsa, o kitapçı saygıdan dükkanının kepenklerini kapatıyordu...

O sırada, askerliğini İstanbul’da yapmakta olan bir Anadolu çocuğu bu görüntü karşısında sorar: ”Abi merhum kimdi, ne iş yapardı?”

“Şairdi evladım, şair…”

Bu yanıt üzerine kaldırımın kenarına gelen asker etrafındakilere “çekilin” talimatını vererek iki yanını boşaltır ve Orhan Veli’nin tabutu önünden geçerken topuklarını birbirine vurur, omuzlarını dikleştirir ve de selama durur!

Böyle uğurlanır kitap ve mürekkep kokulu Cağaloğlu’ dan, bir “garip” Orhan Veli…

Büyük ustaya sevgiyle...

*Sunay Akın'dan

#Garip #OrhanVeli #OrhanVeliKanık #14Kasım1950

Garip Şiir Akımı' nın öncüleri arasında yer alan Orhan Veli Kanık'ın Anlatamıyorum şiiri, dünyada en çok okunan ikinci şiir unvanına sahip.  
ANLATAMIYORUM...

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;

https://youtu.be/ZWYUnPBh-fI


the Year 


  Gerçek Dostlar  ⚠️     15 Kasım 2022