18 Aralık 2023 Pazartesi

NARDUGAN BAYRAMI' NIN HİKAYESİ

























Merhaba Gönül Dostlarım,
Nardugan Bayramı nedir?
Yılbaşı geleneği Türklere mi özgü, Hıristiyanlara mı? Cevabı biz değil, bilim insanları tarihle ve Nardugan ile veriyor.
Toplumda çok tartışılan ve belli kesimin Hıristiyanlara mal ettiği bir konudur Yılbaşı kutlamaları. Peki ya gerçekten öyle midir? Cevabı için Nardugan’ı bilmek anlamak ve anlatmak gerekir. Ki bunu da bilim insanı sümerolog Muazzez İlmiye Çığ çok güzel anlatır.
Öncelikle biz Nardugan’ı anlatalım sonrasında sözü Çığ’a bırakalım.
Nar=güneş,
Tugan, dugan= doğan
Ve Doğan güneş.

Hepimizin NARDUGAN BAYRAMI kutlu olsun..
Bolluk, bereket ve güzellikler bizimle olsun.
Yıl sonu yaklaşıyor.

Türklerde çam süsleme geleneği...

Türklerin, tek Tanrılı dinlere girmesinden
önceki inançlarına göre,
yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı bulunuyor.

Buna hayat ağacı diyorlar.
Bu ağacı, imge olarak bizim bütün halı, kilim
ve işlemelerimizde görebilirsiniz.

Türklerde güneş çok önemli. İnançlarına göre gecelerin
kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı
22 Aralık'ta gece gündüzle savaşıyor.

Uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek utku kazanıyor.

İşte bu güneşin utkusu, yeniden doğuşu,
Türkler büyük şenliklerle akçam ağacı altında kutluyorlar.

Güneşin yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarak algılanıyor.

Bayramın adı
NARDUGAN

(nar=güneş, tugan, dugan=doğan) Doğan güneş.

Güneşi geri verdi diye Tanrı Ülgen'e dualar ediyorlar.

Duaları Tanrıya gitsin diye ağacın altına armağanlar koyuyorlar; dallarına alacalı ipler bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar Tanrıdan...

Bu bayram için, evler temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor. Ağacın
çevresinde yırlar söyleyip oyunlar oynuyorlar.

Yaşlılar, büyük babalar, nineler görmeye gidiliyor; bir araya gelerek birlikte yiyip içiliyor.

Yedikleri; yaş ve kuru meyveler, özel yemek
ve şekerleme... Bayram, yakınlarla bir araya gelerek kutlanırsa ömür çoğalır, uğur getirirmiş.

Akçam ağacı yalnız Orta Asya'da yetişiyormuş.
Araplar bu ağacı bilmezlermiş, bu yüzden olayın, Türklerden
Hıristiyanlara geçtiği, bunu da Hunların Avrupa'ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları söyleniyor.

İsa'nın doğumu ile hiç bir ilgisi yok.

"Doğum, güneşin yeniden doğuşu"

Sümerolog
Muazzez İlmiye Çığ 


The Year  Gerçek Dostlar   15 Aralık 2023   İbrahim Birol      http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/





TOPLUMSAL DUYARLILIK

 





Kapı Zili



  

  Merhaba Gönül Dostlarım,

Zaman zaman gazetede okuduğumuz, TV de izlediğimiz ya da şahit olduğumuz olayları eşimizle dostumuzla konuşuruz. Bu konuşmalarda üzülür, sevinir ya da bu konuda herhangi bir görüş bildiririz. Hatta entellektüel yönümüzü kullanarak çok soyut çıkarımlarda da bulunabiliriz. Aradan geçen zaman içinde o an için çok önemli olan olayları unutup, başka şeyler üzerinde yoğunlaşırız. Bu süreç böyle devam eder gider. Ta ki konuşup tartıştığımız olaylar bizim karşımıza somut düzeyde çıkıp, bizim hayatımızı etkiler hale gelene kadar…İşte o zaman bakış açımız değişir, biz başkalarından duyarlılık ve yaşadığımız sıkıntının çözümüne yardımcı olacak somut bir hareket bekler duruma geliriz. İşte toplumsal duyarlılık veya bilinç denen şey, ancak bu aşamada devreye girmektedir. Oysa biz Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Birimi olarak, öğrencilerimizin bu bilinci kendileri için her şey yolunda iken de öğrenmeleri gerektiğine inanıyoruz. 
Alıntı: elbistansevgi.meb.k12.tr
Toplumsal Duyarlılık Nedir? Toplumsal duyarlılık veya bilinç, yaşadığımız dünyayla ve yaşadığımız olaylarla ilişki kurmak ve bu konuda sorumluluk almaktır. Staub (1979) bu konudaki düşüncelerini şöyle açıklıyor: Pozitif sosyal davranışlar, başkalarının ihtiyaçlarına yönelik olan davranışlardır. Bir kişinin sosyal sorumluluk içeren davranışlarda bulunması için, başkalarının ihtiyacını, hedeflerini anlaması ve de buna uygun davranışları üretmesi gerekmektedir. Bu davranışlar maddi ve manevi olarak çok çeşitli şekillerde olabilir. 
&&&&
Kapı Zili

Geçen kış işimden çıkarıldım. Geçimimi sağlamak için gazete dağıtımcısı olarak geçici bir işe girmek zorunda kaldım. Dağıttığım evlerden birinin posta kutusu mühürlenmişti, bu yüzden kapıyı çalmak zorunda kaldım.

Dengesiz adımlarla yaşlı bir adam olan BayXu, yavaşça kapıyı açtı.

“Efendim, posta kutusunu neden mühürlediniz.?” diye sordum.

“Bunu bilerek mühürledim” diye cevap verdi.

Garip bir şekilde gülümsedi ve devam etti:

“Seninle bir konuyu tartışmak istiyorum. Her gün gazeteyi bana teslim ederken lütfen kapıyı çal ya da zili çal ve bizzat bana ver.”

“Elbette ama bu ikimiz için de sakıncalı ve zaman kaybı” diye cevap verdim. Bu düzenleme beni şaşırttı.
O, “Sorun değil, her gün evdeyim. Buna ne dersin… Kapıyı çalma ücreti olarak sana her ay fazladan 500 yuan vereceğim” dedi.

Yalvaran bir ifadeyle ekledi:

“Eğer bir gün kapıyı çalarsanız ve benden haber alamazsanız lütfen polisi arayın!”

Şok oldum ve “Neden.?!” diye sordum.

“Eşim vefat etti, oğlum yurt dışında, ben burada tek başıma yaşıyorum, kim bilir benim zamanım ne zaman gelir..?” diye cevap verdi.

O anda yaşlı adamın buğulu, nemli gözlerini gördüm.

“Gazeteye okumak için abone olmuyor musun..?” diye sordum.

“Hiç gazete okumam… Kapı sesi için abone oluyorum..!” diye cevap verdi.

Sonra da ellerini kavuşturdu ve şöyle dedi:

“Genç adam, lütfen bana bir iyilik yap.!! İşte oğlumun yurt dışı telefon numarası. Bir gün kapıyı çalarsan ve benden haber alamazsan lütfen oğlumu ara ve ona haber ver.. ”

Bunu okuduktan sonra arkadaş çevremizde, yalnız yaşlıların da olduğuna inanıyorum.

Bazen, yaşlılıklarında neden hala çalışıyorlarmış gibi sabah ve akşam selamlarını veya WhatsApp üzerinden mesaj gönderdiklerini merak edebilirsiniz.

Aslında bu sabah ve akşam selamlarının anlamı; Kapı Zilini Çalmak gibidir. Bu birbirimize güvenlik dilemenin ve özen göstermenin bir yoludur.

Günümüzde WhatsApp çok kullanışlı ve artık gazetelere abone olmamıza gerek yok.

Vaktiniz varsa yaşlı aile üyelerinize WhatsApp’ı nasıl kullanacaklarını öğretin.!

Bir gün onların sabah selamlarını ya da paylaştığı yazıları elinize almazsanız hasta olabilirler ya da başlarına bir şey gelmiş olabilir.

Lütfen arkadaşlarınıza ve ailenize iyi bakın, sabah selamlarımızın birbirimiz için önemini anlayın.!

Alıntı      

  • Paylaş .
  • 15 Aralık 2023 Cuma

    YAŞ ALDIKÇA DAHA ÇOK KONUŞUN

     






















    Merhaba Gönül Dostlarım,

    *Yaş aldıkça daha çok konuşun*
    *Doktorlar, şu anda hafıza kaybını önlemenin bir yolu olmadığı için emeklilerin (yaş alanların) daha fazla konuşması gerektiğini söylüyor. Tek yol daha fazla konuşmak*
    *Yaş alanlarda daha fazla konuşmanın en az üç faydası vardır*
    *Birincisi: Konuşmak beyni harekete geçirir ve beyni aktif tutar, çünkü dil ve düşünce birbirleriyle iletişim kurar, özellikle hızlı konuşurken, bu doğal olarak daha hızlı düşünme yansımasıyla sonuçlanır ve ayrıca hafızayı geliştirir.
    Konuşmayan yaş alanların hafızasını kaybetme olasılığı daha yüksektir*
    *İkincisi: Konuşmak çok fazla stresi azaltır, akıl hastalığını önler ve stresi azaltır.
    Çoğu zaman hiçbir şey söylemeyiz ama onu kalplerimize gömer ve kendi kendimizi boğarız.
    _ Doğru! Yani! Yaş alanlara daha fazla konuşma fırsatı vermek güzel olurdu*
    *Üçüncü: Konuşma, aktif yüz kaslarını çalıştırabilir ve aynı zamanda boğazı çalıştırabilir ve aynı zamanda akciğerlerin kapasitesini artırabilir, aynı zamanda gözlerin ve kulakların bozulma riskini azaltır ve baş dönmesi gibi gizli riskleri azaltır. sağırlık*
    *Kısaca emekliler yani yaş alanlar * Alzheimer'ı önlemenin tek yolu insanlarla mümkün olduğunca çok konuşmak ve aktif iletişim kurmaktır.
    Bunun başka bir tedavisi yoktur.*
    *Öyleyse daha fazla konuşalım ve diğer yaş alanlarla, akraba ve arkadaşlarla daha fazla konuşalım, konuşmaya teşvik edelim*
    *Yardımcı ve sağlıklı olabilir; yaş alan vatandaşların yaşamı üzerindeki potansiyel etkisi nedeniyle*
    lutfen paylaşın.


        





    11 Aralık 2023 Pazartesi

    MUTLULUĞUN RESMİ

     


    Merhaba Gönül Dostlarım,

    “Televizyon yoktu..
    Gazete de her zaman olmazdı.
    Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç!
    Dışarıda kar...
    Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki.
    Kuzinenin üzerinde demir maşa...
    Maşanın üzerinde de ekmek dilimleri.
    Aydınlık bir kış sabahı ve kızarmış ekmek kokusu...
    Sucuk lükstü. Yumurta lezzetli.
    Ekmek her zaman ekmek gibi...
    Bir kez olsun kümesten yumurta almamış,
    bir kez olsun o kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve fakat alışveriş
    merkezlerinin restoran katlarında boğucu bir gürültü ve havasızlık
    içinde hamburger keyfine fit olmuş çocuklar ve gençler için ben ne kadar yaşlıyım...
    Dışarıda kar...
    İçeride kanaat...
    İçeride huzur...
    Televizyon yoktu.
    Gazete de her zaman olmazdı.
    Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç!
    Portakal kabuklarını sobanın üzerine dizer,
    kokusuna ram olurduk.
    Kestane közlemek büsbütün bir gecenin akıllara seza mutluluğuydu.
    Sonra illa ki, büyüklerin anlattığı hikâyeler, hatıralar...
    Birçoğu arızalı ve tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma
    dizilerin ve filmlerin açtığı hasarlar yerine,
    geniş ve besleyici bir masal dünyası...
    Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret
    kalacağımız kimin aklına gelirdi?
    Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi,
    sağlıklıydı, lezzetliydi ve mis gibi kokardı.
    Çay da kokardı...
    Domates de...
    Bütün bu nefasete, küçücük bir bakkal dükkânının zenginliği yetiyordu.
    Dışarıda kar...
    İçeride huzur...
    ...
    Ne güzel cahildik.

    Mutluluğun resmini çiziyorduk...”

    The Year  Gerçek Dostlar   11 Aralık 2023   İbrahim Birol      http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/


    9 Aralık 2023 Cumartesi

    ALTIN ÖĞÜTLER

     



    Merhaba Gönül Dostlarım,

    60 YAŞIN ÜSTÜNDEKİLERE 24 ALTIN ÖĞÜT !

    Yaşınız kaç olursa olsun sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim

    1.Yaşam boyu tasarruf ettiğiniz parayı kullanma zamanıdır. Bunları, onu biriktirmek için bulunduğunuz özverileri bilmeyenlere bırakmayınız. Size üzüntü verecek yatırımlar için kullanma zamanı değildir, sizin için huzur ve sükunet dönemi başlamıştır artık.

    2.Çocuklarının ve torunlarının, parasal problemleri ile uğraşmaktan vazgeç; senin için harcadıkları paralar için suçlu hissetme kendini. Eğitim dahil, onlar için en iyisini yapmaya çalıştın daima. Şimdi sorumluluk onlarındır.

    3.Biraz bencillik yap, ama tefeci olma. Gezintiye çık ve başkalarının hoşuna gidecek şeylerin peşinden koşmaktan vazgeç.

    4.Sağlıklı, büyük fiziki hareketler gerektirmeyen bir yaşamın olsun. Ölçülü bir şekilde jimnastik yap ve iyi beslen.

    5.En iyisini ve en zarifini al. Bu dönemde, ana gaye, paranın sizin tarafınızdan, zevkinize ve arzularınıza göre harcanmasıdır. Unutma ki, ölümden sonra para, sadece kin ve nefrete yol açar.

    6.Küçük şeyler için kendini üzme, hatırlamak isteyeceğin güzel anlar gibi unutulması gereken kötü anlarında olur

    7.Yaşa bağımlı kalma, sevgini hep canlı tut.

    8.Kendine iyi bak, temizliğine dikkat et. Görünüşün Görkemli olsun: sık sık kuaföre git, tırnakların bakımlı olsun, cildiyeciye, diş hekimine git, düzenli bir şekilde parfüm ve krem kullan. Artık genç ve yakışıklı olmasan bile, en azından bakımlı olursun.

    9.Modern olmak önemli değil, iyi bir klasik olmaya çalış. Saçlarını boyatarak ve şatafatlı giyinerek gülünç olma.

    10.Gün, bu gündür. Kitapları ve gazeteleri oku, radyo dinle, TV de ki güzel programları seyret, internete gir, mailler gönder ve al, sosyal ağlara katıl, dostlarına telefon et.

    11.Gençlerin düşüncelerine saygılı ol, onlar senin bildiklerine bilmeseler de, yaşadıklarını yaşamasalar da, senin yaşına geldiklerinde muhtemelen senin konumunda olacaklardır, kendi düşüncelerini de söyle onlara, dinlemesini bilen yararlanır, yanılmış olsalar bile, onlarla tartışma.

    12.Sadece anılarınla yaşama, “bizim zamanımızda” deyimini çok sık kullanma, senin zamanın da bu gündür. Kıymetini bil…

    13.Çocukların ve torunlarınla birlikte yaşamaktan kaçın, sadece onları görmeye git veya davet edildiğinde onlarla beraber ol.

    14.Gerektiğinde bir yardımcı kadın bulundur evinde. Gündelik Yaşamını mümkün olduğunca ve imkanların nispetinde kolaylaştır.

    15.Seyahat etmek, yürümek, resim yapmak, dostlarınla oyun oynamak veya bir şeylerin koleksiyonunu yapmak gibi hoşuna giden bir “hobin” mutlaka olsun, olanakların dahilinde ki şeyleri yap.

    16.Yeni veya faydalı bir şey öğrenmeye gayret et ve zoruna gitse bile ileri teknolojinin gerisinde kalmamaya çalış.

    17.Sosyal ve kültürel etkinliklere katıl. Müzeleri gez, sinemaya git… Önemli olan, biraz evden uzaklaşmaktır.

    18.Eğer arzu ettiğin bir yere davet edilmezsen, sakın gücenme, Unutma ki, gençliğinde, sende birilerini hayal kırıklığına uğratmış olabilirsin, anne ve babanı fazlaca davet etmemiş olabilirsin.

    19.Az konuş, çok dinle, yaşamın ve geçmişin, sadece seni ilgilendirir. Bir şey ile ilgili fikrini soran olursa, kısa konuş ve sadece, iyi ve hoşa giden şeylerden bahsetmeye çalış. Yavaş bir tonla ve kısa konuş, eleştirme.

    20.Her şey gelip geçicidir, olduğu gibi kabul et. Bir dönemin doğruları bazen başka bir dönemin yanlışları olarak kabul edilebilir.

    21.Acılar ve üzüntülerle hep karşılaşılır, onlarla ilgili problemleri fazlaca dile getirme. Azaltmaya gayret et. Sonuçta, sadece sizi etkilerler bu yaşta sorunlarınız sadece sizin ve doktorunuzun problemleridir.

    22. Her fırsatta gül, yaşadığın ve sağlıklı olduğun için mutlu ol, unutma sen şanslısın, hayatının geleceğinin belirsiz olması gibi, ölümünde başka bir meçhul evre olacaktır.

    23.Eğer biri size, artık hiçbir işe yaramıyorsunuz derse, duymamazlıktan gel ve bunu dert etme. Sende kendi dünyanda sana göre önemli bir şeyler yapmışındır. Mühim olan bunu senin hissetmendir.

    24.Unutma hayat hikayen iyi veya kötü olsun, bir daha tekrar etmeyecektir. A.B.Ö