21 Haziran 2019 Cuma

HER ŞEYE RAĞMEN





Görüntünün olası içeriği: ağaç, bitki, gökyüzü, çiçek, açık hava, doğa ve su

Felsefe

Merhaba Gönül Dostlarım,

" İnsanlar binlerce yıldır neden yeryüzünde bulunduklarını ve varlıklarının bir anlamı olup olmadığını sorgulamışlardır. Bugün de aklı başında, düşünen ve maddenin ötesinde manayı bulmayı hedefleyen her bireyin kendine sorduğu sorulardır bunlar. Neden  yaşıyorum? Varlığımın bir anlamı var mı? Elbette inanan kimseler olarak varlığımızın bir anlamı olduğunu ve bu dünyada imtihan için bulunduğumuzu biliyoruz."
Alıntı
****

Hayatın amacı nedir?

" Dünyada hiçbir şey amaçsız, boş ve anlamsız değildir. Allah’ ın yoktan var etmiş olduğu insanın da yaratılışının belirli bir amacı vardır. Bu amaç, insanın Allah’ a kulluk etmesidir. Yani onu tanıması ve tanıtması insanın yaratılış amacıdır."
Alıntı
****
" Hepimiz, dünya görüşümüz ve  inanç sistemimiz ne olursa olsun, hayatımıza bir anlam vermek zorundayız. Şöyle ya da böyle bir anlam haritasına sahip olmadan bu hayatta adım atmak mümkün değil. Şüphesiz dini inanç hayata anlam verme konusunda bize engin bir anlam denizi sunuyor ama nedense bunu görmeyenler, anlamı din dışı alanlardan aramaya yönelenler de var."
Erol Göka
GAZETE YAZAR
****
Benim felsefeme göre yukarıda alıntı olarak yazımıza naklettiğimiz üç paragrafta da gerçekler apaçık olarak  kısada olsa  anlatılmakta "Allah’ ın yoktan var etmiş olduğu insanın da yaratılışının belirli bir amacı vardır. Bu amaç, insanın Allah’ a kulluk etmesidir. Yani onu tanıması ve tanıtması insanın yaratılış amacıdır."

hayatın anlamı ile ilgili resimler ile ilgili görsel sonucuSizin felsefenize göre hayatın anlamı  nedir? diye sorduğumuzda, 
bu sorunun cevabı her insana göre değişik ve Yanıtı iletişim olarak sizce de mümkün olmayabilir. Üzerinde uzlaştığımız sözcüklerle, üzerinde uzlaşmadığımız hayatın anlamını ifade edemeyiz. Bir de yöntem sorunu vardır. Hayat halihazırda içinde döndüğümüz bir harekettir. Çoğumuz sebebini, anlamını soramayıp dönüş içinde ayakta durmaya çalışırız. Dönme dolap gibi düşünelim. İçinde doğup büyüdünüz ve dolap, dönme, dönüş gibi şeyleri dahi bilmiyorsu nuz. Çünkü doğanızda yok. Hayatın anlamını sormak bir hata gibi gelecektir. Bazı aklıevveller aramakta ısrar etse de dışına çıkmadıkça bu dolabı görmek imkan dahilinde değildir.
Yani kısacası değerini bilmek lazım hayatın… Hayat gerçekten çok kısa… Yaşamanın, aldığımız nefesin ve hala bedenimizde olan ruhun değerini bilmeli… Unutmamak gerek; bir tekrarı daha yok bu hayatın, erteleme hayatı ve küçücük bir yaşanma ihtimali olan isteklerini…

DÜN BİTTİ…
BUGÜN HALA DEVAM EDİYOR…
YARIN BELKİ OLMAYABİLİR…

Her şeye rağmen, hayatın anlamını ve değerini bilmek lazım hayat gerçekten çok kısa...
İbrahim Birol

Görüntünün olası içeriği: oturan insanlar, masa, bitki, ağaç, açık hava, su ve doğa
Ensesinden tutunacaksın hayatın;
Sımsıkı,
Girivereceksin koynuna...
Öyle ottan b...n şeylere sıkmayacaksın canını...
Boşvereceksin;
Giden gidecek,
Biten bitecek...
Sen bitmeyeceksin.
Sarılacaksın sabahlara...
Güneş'e, Ay'a, Yıldız'a...
Belki bir Temmuz sıcağına...
Belki bir kuşun kanadına...
Bergamotlu tazecik bir çaya...
Küçücük bir limon ağacına...
Deniz kokan ılık rüzgarlara...
Sarılacaksın sevdaya...
Kar, kış demeyeceksin
Sarılacaksın umuda...
Ekmek gibi...
Su gibi...
Son nefes gibi...
Bırakacaksın;
Yüreğine yüreğine, dolacak Hayat...

T.Tuğba Baş (14/01/2016)


Günün Sözü :
  " Ne kadar aklımıza uygun yaşıyorsak, hayatın anlamını o kadar az anlarız." Leo Tolstoy

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
21 Haziran 2019, Antalya-Turkey



18 Haziran 2019 Salı

KARDEŞTENDE YAKIN




hüseyin baradan ile ilgili resim ile ilgili görsel sonucu




Merhaba Gönül Dostlarım,


Aşağıdaki yazıyı okuduktan sonra neler hissettiğinizi bir kez daha düşünün, insanlar ile ilgili ön yargılı davranmamamız gerektiğini hatırlatan örnek bir yazı.
Ben kendim ağlamamak için çok zorlandım.

Aşağıdaki hikaye gerçek yaşanmış bir hayat hikayesidir. 
Ama öncesinde ilgili kişinin kim olduğunu bilmeyenler için bir hatırlatmada bulunalım.
Hüseyin Avni Baradan, Türk sinema ve tiyatro oyuncusu, gazeteci. "En iyi kötü kalpli adam" olarak tanınan Hüseyin Baradan; oğlunun ifadesine göre 450 filmde, kendisinin bir röportajında yaptığı açıklamasına göre de 467 filmde oynamış bir sanatçıdır. Vikipedi
Doğum tarihi: 15 Haziran 1932, İzmir
Ölüm tarihi ve yeri: 30 Haziran 2004, İzmir
Meslek: Sinema-tiyatro oyuncusu, gazeteci, fotoğrafçı
TV şovları: Gurbet Kuşları

İbrahim Birol


KARDEŞTEN DE YAKIN
Sinema sanatçısı Hüseyin Baradan , eşi Hayriye Baradan ile Yunan Adaları'na gemiyle çıktığı gezide , büyük bir acı yaşadı...
Gemi Girit'e yaklaşırken eşini kaybetti , yapayalnızdı...
İşte o an kendi deyimiyle karşısında bir " melek " buldu...
" Melek " , Girit'te bir seyahat acentasının sahibi Manolis Gavrilakis' ti...
Gavrilakis , İlk kez gördüğü bu Türk'ün acısına ortak oldu , sıkıntılarını paylaştı... " Annem " dediği Hayriye Baradan' ın cenazesinin İzmir'e çok kısa bir süre içinde gelmesini sağladı...
" Kurban Bayramı' nda , 45 yıllık eşim Hayriye Baradan 'la uzun süredir görmeyi düşlediğimiz Yunan Adaları'na gideceğimiz için çok mutluyduk " diye söze başladı
Hüseyin Baradan...
Günlerdir sadece çok yakınlarının bildiği bir sırrı açıklamadan önce derin bir soluk aldı , " o acı günlere dönmek canımı acıtıyor ama artık yaşadıklarımı paylaşmak istiyorum " dedi ve başladı anlatmaya...
" Kurban Bayramı' nda Yunan Adaları'na düzenlenen bir geziye eşimle birlikte iştirak ettik... Gezi Kuşadası'ndan başlayacak , Mikonos , Rodos , Girit ve Santorini Adaları' nı kapsayacaktı. Gemimiz " Odesus " mükemmeldi...
Gemi kaptanı , 10 yaşına kadar Türkiye'de yaşamış bir Rum çocuğuydu . Gemide Türkler de vardı... Hatta Batı Dersaneleri' nin sahibi de eşiyle birlikte gemideydi...
Rodos' a geldiğimizde, özel bir gündü...
Eşime " dolaşmaya çıkalım mı" dedim... " Kendimi iyi hissetmiyorum , ben gemide dinleneceğim . Sen gez gel " dedi bana...
Dışarı çıktım ama her yer kapalıydı . Açıkçası eşim yanımda olmadan pek keyif alamadım... Kısa sürede döndüm gemiye... Girit'e doğru yola çıktık...
Akşam yemeğinde yine dostlarımızla birlikte eğlendik... Saat 09.30 sıralarında gemi sallanmaya başladı . Eşim tedirgin oldu , " Hüseyin ben kamarada dinleneceğim " dedi.
Ben de onu yalnız bırakmak istemedim.
Odamıza çekildik... Bu arada, eşim " ben fena oluyorum " deyince telefonla doktoru çağırdım.. İnanmazsınız ama, bir ambulansta bile olmayacak sıhhi teçhizatla, bir doktor ve iki hemşire iki dakika içinde kamaraya girdiler.
Hemen eşime müdahale ettiler... Tansiyonunu ölçtükleri sırada , " Hüseyin, ben ölüyorum " dedi ve gitti...
O doktorların gayretini yaşamayan bilemez . Ama sonuçsuz kaldı...
Donup kaldım... Beni dışarı aldılar . Gemi personeli benim için seferber oldu . Girit'e geldik , gemi kaptanı , iki hemşire ve ben karakola , ifade vermeye gittik.
Gemi iki saat sonra kalkacak... Bize iştirak eden rehberler de " ihtiyacınız olur ", diyerek 500 dolar bırakıp gittiler... Girit Adası' nda yapayalnız bir adamım . Param kısıtlı... Beni morga götürdüler , polis ifademi aldı.
Perişan bir haldeyim . Karakolda genç bir adam var... Birden, " Ben size yardım etmek istiyorum " dedi , " Ben Comodor Seyahat Şirketi' nin sahibi Manolis Gavrilakis..."
Kendisine " Çok teşekkür ederim " dedim...
" Bakın çok yorgunsunuz . Ben şimdi sizi bir otele götüreceğim . Biraz dinlenin " dedi...
Peki deyip çıktık,
" Astoria " diye 5 yıldızlı bir otel... Orada sıkıntılıydım , yerimde duramadım... Az sonra Manolis eşiyle birlikte geldi . Yarı İngilizce , yarı Rumca anlaştık..
Sohbetimiz sırasında , kendisine " Manolis , benim vizem yok , gemi de gitti ben şimdi ne yapacağım " diye sordum...
" Sen bunu hiç düşünme . Ver bana pasaportunu , için rahat olsun..." diye yanıtladı sorumu...
" Manolis ne yapmam gerekiyor " diye tekrar sordum...
" Beni dinler misin " dedi " Sen şimdi buradan git... Hayriye Anne' yi bana teslim et.."
Bir an şaşırdım.. " Hüseyin ilk kez gördüğün bir adama nasıl güvenirsin ? " diye kendi kendime konuşurken , ondan bir teklif daha geldi:
" Ben size bir şey sormak istiyorum... Sizde çok kıymet verilen kendinden büyük insana ne denir ?.."
" Ağabey " dedim..
" Müsaade edersen ben size ağabey diyeceğim . Buyrun yazıhaneme gidelim " dedi.
Yazıhane çok güzel bir yerde... Ben ağlıyorum , ama onun nişanlısı benden fazla gözyaşı döküyor . Şaşkın bir haldeyim...
Manolis , " Ağabey " dedi , " Ben herşeyi ayarladım . Şimdi sen buradan uçağa bineceksin , Atina' ya gideceksin... Havaalanında seni bir araba karşılayacak . Şoförün elinde, isminin yazdığı bir levha göreceksin . Otelde 134 nolu odada kalacaksın.
Şoför ertesi sabah seni otelden alacak , Atina Havaalanına gideceksin.. Oradan Türk Hava Yolları' nın 10.45 sefer sayılı uçağına bineceksin . İstanbul'a vardığında 14.35' te kalkan İzmir uçağına bineceksin..."
Bunları söyledikten sonra , yazıhanesinin bir köşesinde bulunan " ikonu " bana uzattı ve ekledi:
" Ağabey sen Müslümansın . İnanmayabilirsin ama al çantana koy . Bu seni rahatlatır..."
Aldım ikonu , çantama koydum.
Haydi şimdi havaalanına gidiyoruz " dedi..
Peki dedim , " Eşimin cenazesi nasıl gelecek ?.."
" Sen onu düşünme " diye yanıtladı sorumu ve devam etti: " Anne bana emanet... Bu işler biraz fazla sürer , ama sakın merak etme... En kısa zamanda anneyi İzmir'e göndereceğim..."
Arabasına bindik , elinde bir paket , yolluk hazırlamış , suyundan ekmeğine varıncaya kadar herşey var... Çekindiğimi anlayınca , ısrar etti :
" Bak bu saate kadar hiçbir şey yemedin... Bunları mutlaka ye.."
Bir de ilaç verdi , " bunu da 6 saatte bir içersiniz . Sizi rahatlatır..."
Manolis ve eşi uçak kalkıncaya kadar bekledi . Beni uğurladılar. Uçakta yalnız kalınca " 45 yıllık karını ellerin elinde nasıl bıraktın " diye başladım içten içe ağlamaya...
Atina' ya geldik . Kapıda bir Mercedes , yanında bir şoför , elinde " Mr. Baradan " yazılı bir levha... Dediği otele girer girmez telefonum olduğunu anons ettiler , danışmaya gittim...
" Abi ben Manolis , rahat geldin mi.. Ağlama bak , sakın ola ki otelde yememezlik içmemezlik etme... Saatte bir arayacağım seni... İlacını içtin mi ? "
Gece yatmadan önce , saat 01.00'de bir telefon daha... " Abi hapı içersen sakın içki içme..."
Ertesi sabah 09.00'da araba geldi... Beni aldı , Atina Havaalanına vardık . İçeri girer girmez , yine telefon anonsu..
" Alo abi ben Manolis , nasılsın , iyi misin . Hiç üzülme , anneye otopsi yapıldı en yakın zamanda göndereceğiz.."
Bu arada Hüseyin Aslan , Hakan Tartan , Dışişleri Bakanlığı devreye girmiş.. Hakikaten bürokrası uzun iş... Geldik İstanbul'a...
Hava alanına iner inmez , " Sayın Hüseyin Baradan , danışmaya gelmeniz rica olunur " diye bir anons... Gittim yine Manolis...
" Abi Manolis , geldin değil mi , şimdi rahatladım oh... İlacını içtin mi..."
Bu arada iki kez Hüseyin Aslan'ı üç kez de oğlumu aramış " merak etmeyin baba az sonra uçakla geliyor" diye...
İzmir'e gelince beni Ege Koop Genel Başkanı Hüseyin Aslan ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina karşıladı....
Büroya gelince , Manolis' i aradım... Bana söylediği tek şey ; " Anneyi düşünme , cenaze pazar günü geliyor " oldu.
Pazar günü cenazeyi almaya gittiğimizde şaşkınlıktan dona kaldık... Manolis cenazeyi gelin gibi süslemişti . Gözyaşlarımı tutamadım...
Ertesi gün Hocazade Camii' nde yapılan dini törenden sonra Hayriyemi toprağa verdik... Onca kalabalığa karşın beni en çok duygulandıran, tam tören saatinde Manolis' in cep telefonundan araması oldu:
" Abi üzülme sakın ha, ağlamayasın... Çok kalabalık var değil mi ?.. İnsanın sevilmesi kadar güzel bir şey yok . Ben her zaman yanındayım artık.."
Eşimi defnettikten sonra Manolis' i aradım telefonla... " Sevgili dostum... En acı günümde yanımda oldun... Söyle bana , senin için ne yapabilirim ? "
Tek bir şey söyledi Manolis , " Bunları düşünme , beni kardeşinin yerine koy bu bana yeter . Ama ille de bir şey yapmak istiyorsan , İzmir'in methini çok duydum , hele Kordon' u pek güzelmiş... İkinci balayımı İzmir'de geçireceğim. Bana rakıyla balık ısmarlarsın , ödeşiriz..."
Gördüğün gibi Hürolcuğum ; yarımseverlik , ne dil , ne din , ne ırk hiçbir şey dinlemiyor . İnsanlık başka bir olay... Biliyor musun , oradan buraya cenaze masrafları 6000 dolar... Uçak , yol , otel paraları bunun dışında... Söyle Allahaşkına , böyle bir iyiliği bugün kim yapar ?...
Bu yaşadıklarımdan sonra , Yunan Başkonsolosluğu'na , Yunan Konsolosluğu'na , Yunan Dışişleri Bakanlığına , Kültür Bakanlığı'na , Girit Valisi'ne , Girit Belediye Başkanı'na birer mektup yazdım .
Dedim ki :
" Sizin işte böyle bir vatandaşınız var , onunla gurur duyun..."
Acıyla dostluğu birarada yaşamak nasıl bir şey bilir misin Hürol... İşte ben bunu ilk kez gördüğüm bir insanla o kadar yoğun yaşadım ki...
İnsanlığını kaybetmiş bu kadar puştun içinde yaşarken , böyle şeyler bana çok ama çok ağır geliyor..
(Kaya Erdal Çapan )
Necah Koç
Naftalin Kokulu Zamanlar

Günün Sözü :

ön yargı ile ilgili sözler ile ilgili görsel sonucu

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
18 Haziran 2019, Antalya-Turkey



15 Haziran 2019 Cumartesi

BABALAR GÜNÜ






Merhaba Gönül Dostlarım,

Yarın Babalar Günü. Babalar Günü, pek çok ülkede haziran ayının üçüncü pazar günü babaların onuruna kutlanan özel bir gündür.


Psikologların analiz ve düşüncelerine bakıldığında karşımıza,
" Babasız evlerde büyüyen erkek ve kız çocukların kişilik, duygusal ve sosyal gelişimlerinde farklılıklar gözlemlenmektedir. Bağımlı, saldırgan ve öfke kontrol güçlüğü ile benlik saygısının düşük olduğu araştırmalarda saptanmıştır. 
Okulda da başarı düzeyi düşük ve otoriteye başkaldırdıkları gözlenir. Sağlıklı baba modeli yoksunluğu erkek çocuğu okul öncesi dönemde ise, çocuğun cinsel kimliği gelişiminde olumsuz etkileyebilme olasılığına neden olabilir. Babasız büyüyen kız çocuklar ise karşı cinsle ilişki kurmakta zorlanırlar. Araştırma sonuçları çatışmalar sonucu yıpranmış bir ailede yaşayan çocukların, boşanmış ailelere oranla daha fazla problemler yaşadığıdır."

Fatih Kılıçarslan / Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Sosyal Hizmet Uzmanı, Başhekim Yardımcısı

                                                                        Halböyle iken,

Aile büyükleri hayata gözünü yummuş ve aile büyüklerini hiç tanımadan büyüyen nice insan var.

Kaç yaşında olursanız olun babanız sizin çocuk mutluluğunuzdur. Bu nedenle babalar kız çocuklarının ilk aşkı, erkek çocuklarının ise ilk kahramanıdır.  
Babaları, Soma’da göçük altında kalan  madencilerimizin ve  ayrıca vatan uğruna şehit düşen şehitlerimizin  geride bıraktıkları Aileleri ve çocuklarının,  şehit olarak yitip giden babalarına, Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sonsuz sabırlar diliyorum. Ruhları Şad olsun.


şehit aileleri resim ile ilgili görsel sonucu
Bu olayların ardından, her Babalar Gününde olduğu gibi bu Babalar Gününde de toplum olarak bir burukluk hissetmemek mümkün mü?  içimizde...
" Bende babamı bu hayatta her ne kadar hiç görmemiş ve tanımamış olsam da"
Tüm babaların ve  baba adaylarının bu özel gününü bir kez daha candan  kutlamak istiyorum.

Lütfen babalarınız hayattayken onların kıymetini bilen evlatlardan olmayı başarmak için çaba sarf edin.
Herkesin babası kendine özeldir ve onlara özel olduklarını her zaman hissettirmelisiniz.

 " Babanın Kıymeti" başlıklı aşağıdaki yazıyı  bugünün anısına  sizlerle paylaşmadan önce, Duyguların adamı Bedirhan Gökçe’ nin" baban Giderse" şiirinden birkaç mısra ile,
 bugünlük benden bu kadar…

Baban giderse
Senin için gerçek ağlayan gider,
Nefesin canın ömrün sırtın gider,
İki kapılı bu handa menzilin gider,
Dardayken yetişen elin gider,
Aklın gider, canın gider,
Şu dağlanmış yüreğinde
Çocuk kalan yanın gider
Öpülecek elin gider
Bayramın gider…

Bu hafta sonunda yapılacak olan YKS. ( Yüksek Öğretim Kurumu) Sınav' ına girecek olan Liseli genç öğrencilerimize başarılar diliyorum.


İbrahim Birol