16 Aralık 2020 Çarşamba

ŞEB-İ ARUS VUSLATIN 747. GECESİ ( Vefa Vakti)

 


































Merhaba Gönül Dostlarım,

Şeb-i Arus


Şeb-i Arus, Türkçe: Düğün Gecesi, (Farsça şeb: gece, Arapça arus: düğün), Mevlevilikte Mevlânâ Celaleddin-i Rumi’nin öldüğü gecedir. Mevlana Celaleddin Rumi, bu geceyi Rabb’ ine, sevgiliye kavuşma gecesi olarak düşündüğü Düğün Gecesi olarak adlandırır. Rumi’nin ölüm yıl dönümlerinde 17 Aralık tarihlerine denk gelen haftalarda yapılan ve Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri olarak isimlendirilmeye başlanılan törenler, halk arasında “Şeb-i Arus” olarak da anılmaktadır.

Konya’da her yıl geleneksel olarak düzenlenen Mevlana’nın ölüm günü.               

7 Aralık Pazartesi ve 17 Aralık Perşembe saat 19.00’da Konya Mevlâna Kültür Merkezinde icra edilecek olan Hz. Mevlâna’nın 747. Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri, İl Hıfzıssıhha Kurulu kararı gereğince seyircisiz yapılacaktır. Program televizyonlardan naklen yayınlanacaktır.  


 Yaşanan salgın süreci nedeniyle bazı festivaller ertelenmiş ya da iptal edilmiş olabilir. Teyit almak için ilgili festivalin sosyal medya hesaplarından güncel bilgilere ulaşabilirsiniz. Festivaldeki olası tarih, saat değişiklikleri ve sorularınız için festivalin resmi organizatörü ve festival sitesinden güncel bilgilere  ulaşabilirsiniz.             

 ORGANİZATÖR

Konya İl Kültür Turizm Müdürlüğü
Telefon:
(0332) 353 40 20
E-posta:
iktm42@ktb.gov.tr
Website:
https://konyakultur.gov.tr

                                          

 https://youtu.be/qFQviDV3MTA

https://youtu.be/Qdi-it43j30


https://youtu.be/0m8LV_aHfrc

https://youtu.be/dDSeLm-ptj0

Günün Sözü : " Ey can; Kimseyi kırma. Sözden ağarı yoktur. Beden çok yükü kaldırır ama, gönül her sözü kaldıramaz." Hz. Mevlana                                                                                                 

 Gerçek Dostlar  ⚠️                                                                                                                 İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/      16 Aralık 2020 Antalya-Türkiye






14 Aralık 2020 Pazartesi

MEVLANA' NIN VASİYETNAMESİ







Merhaba Gönül Dostlarım,

Yaşamını “Hamdım, piştim, yandım” sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 Pazar günü Hakk’ ın rahmetine kavuştu. Mevlâna’nın cenaze namazını Mevlâna’nın vasiyeti üzerine Sadreddin Konevî kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevî çok sevdiği Mevlâna’yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine, Mevlâna’nın cenaze namazını Kadı Sıraceddin kıldırdı. Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine yani Allah’ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen 

mevlana celaleddin rumi

“Şeb-i Arûs” diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.                                    
****

Türk ve İslam aleminin en büyük mutasavvıflardan Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin 17 Aralık 1273'te vefatının ardından bıraktığı ve Eflaki' nin "Ariflerin Menkıbeleri" eserinde yer alan vasiyetnamesi, insanlığa yol gösteriyor.

Selçuk Üniversitesi (SÜ) Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ali Temizel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Hazreti Mevlana'nın hayatı ve eserlerinin, kimliğine yönelik doyurucu bilgiler verdiğini söyledi.

Mevlana'nın vasiyetnamesi

Temizel, Mevlana'nın eserlerinde sürekli zikrettiği öğretinin özünü vasiyetnamesinde de vurguladığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Vasiyetnameler ahlaki öğütlerdir. Esas mesajı bu vasiyetnamede gizlidir. Mevlana vasiyetnamesinde İslam dininin emirlerini özet olarak ifade ediyor. Toplumun sosyal yaşantısı, insanın kendisi ve çevresiyle ilişkileri konusunda tavsiyelerde bulunuyor. En başta iman esası, Allah'tan korkmayı vasiyet etmektedir. Vasiyetnamesi, Eflaki' nin Ariflerin Menkıbeleri eserinde yer alıyor. Hazreti Mevlana'nın vasiyeti şöyledir, 'Ben size, gizli ve aleni Allah'tan korkmanızı, az yemenizi, az uyumanızı, az söylemenizi, günahlardan çekinmenizi, oruç tutmaya ve namaz kılmaya devam etmenizi, daima şehvetten kaçınmanızı vasiyet ederim. Halkın eziyet ve cefasına dayanmanızı, avam ve sefihlerle düşüp kalkmaktan uzak bulunmanızı, kerem sahibi olan salih kimselerle beraber olmanızı vasiyet ederim. İnsanların hayırlısı, insanlara faydası dokunandır. Sözün hayırlısı da az ve öz olanıdır. Hamd yalnız tek olan Allah'a mahsustur. Tevhid ehline selam olsun."

“Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir.” diye buyuruyor Hz. Pîr Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi ve nasıl bir gidiş ki mübarek vuslatı her yıl düğün bayram gibi kutlanıyor. Hz. Mevlânâ’nın Şeb-i Arus’ u, 747. Vuslat yıldönümü cümleye mübarek olsun inşallah...
🍂
“Ölüm günümde tabutum götürülürken benden bu dünyanın derdi, gamı var, dünyadan ayrıldığıma üzülüyorum sanma. Bu çeşit şüpheye düşme. Sakın öldüğüm için bana ağlama, yazık oldu, yazık oldu deme. Eğer nefse uyup şeytanın tuzağına düşersem, işte hayıflanmanın sırası o zamandır. Cenazemi görünce ayrılık ayrılık deme. O vakit benim ayrılık vaktim değil, buluşma vaktimdir. Beni toprağın kucağına verdikleri zaman sakın veda veda deme; çünkü mezar, öteki âlemin, cennetler mekanının perdesidir. Batmayı, gözden kaybolmayı gördün ya. Bir de doğmayı gör. Düşün, güneşle ayı! Gözden kayboldukları zaman bir ziyan geldi mi?
Bu hal sana, batmak, kaybolmak gibi görünse de, aslında bu hal, doğmaktır. Yeniden hayata kavuşmaktır. Mezar, insana hapishane gibi, zindan gibi görünse de, orası ruhun kurtulduğu yerdir. Hangi tohum yere atıldı, ekildi de tekrar bitmedi, topraktan baş kaldırmadı. Hangi kova kuyuya sarkıtıldı da, dolu çıkmadı?” Hazret-i Mevlânâ

Hz. Mevlânâ’nın Şeb-i Arus’ u, 747. Vuslat yıldönümü cümleye mübarek olsun inşallah...

Bu makale çeşitli yazılardan alıntı yapılarak ibrahim Birol tarafından düzenlenmiştir. Mevlam okuyanlardan razı olsun.

https://youtu.be/iNm76HwBHvM

Günün Sözü : “Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir.” Hz. Pîr Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi

Gerçek Dostlar  ⚠️                                                                                                                 İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara                            14 Aralık 2020 Antalya-Türkiye


13 Aralık 2020 Pazar

PAZAR SOHBETLERİ (13)

 



Merhaba Gönül Dostlarım,

Bugün, çok değerli yazarlarımızdan Belgin Eryavuz' un ' SI-KIL-DIK '  başlıklı  aşağıdaki  yazısını sizlerle paylaşmadan önce, tüm dünyayı etkisi altına alan, neredeyse bir yılını tamamlayacak olan yeni tip koronovirüs' ün yaşam düzenimizi nasıl etkisi altına aldığını, dünya genelinde her geçen gün daha fazla yayılırken, yaşamımızı değiştiren salgın nedeniyle bir çok insanın hayatını kaybettiğini ve dünya genelindeki istatistiki bilgileri ve yeryüzünde ve atmosferimizde yapmış olduğu değişikliklerden bazılarını bir önceki yazımda sizlerle paylaşmıştım.

" Dünyaya geldiğimiz andan itibaren ilerleyişimiz sürekli devam eder. Hayat bazen normal akışında ilerlerken bazen de karşımıza bazı zorluklar çıkartır."

"Zorluklara atılan her adım, ilerlemenin bir basamağı demektir. Unutmamamız gereken şudur ki, her kışın yaza, gecenin gündüze döndüğü gibi her tünelin sonunda da bir aydınlık bizi bekler."

En iyi dileklerimle, Esen kalın,

İbrahim Birol

****

SI-KIL-DIK 

Gün geçmiyor ki bir kişinin ağzından bu sözcüğü duymayalım. Hatta sadece etrafımızdakilerden değil; kendi içimizden de yineleyip duruyoruz sessiz çığlıklarımıza yükleyerek.

                                                                                                ‘’Sıkıldık.’’

Evet doğru.

Dünyaca yaşadığımız olağanüstü şartların getirdiği kısıtlamalar, özgürce yaşam hakkımıza saldırı gibi geliyor. İstediğimiz gibi dışarıya adım atamıyoruz.

Gezemiyoruz. Sevdiklerimizle buluşamıyoruz.       Sımsıkı sarılıp kalp sıcaklığımızı hissedemiyoruz.

İstediğimizi alırken dahi her şeyden uzak durmaya çalışıyoruz.

Öncelikle kendimize sonra da başkalarının yaşam hakkına olan saygımızdan, 

maskeyle nefes almaya çabalıyoruz.

Keyfi olan her şeye ara vermek zorunda olduğumuzu biliyoruz. Bunu ihlal 

etmenin başkalarının sağlığını hiçe saymak olduğunun da farkındayız.


Böyle davranmayan, umarsızca, arsızca gününü hoş geçirmeye çalışanlara içten içe kızgınlık da duyuyoruz.

Üstelik insan 

davranışlarını inceleyen 

uzmanlar, hissettiğimiz 

her duygunun bastırılmadan yaşanmasından yana.

Hepsi kabulüm. Ama sıkılmayı anlamakta zorlanıyorum bazen.

Çünkü unutmamamız gereken tek bir gerçek var.

O da sağlıkla nefes alıp uyandığımız her günün, bizlere şükür edilesi kocaman bir hediye olduğu.

Eğer güne sağlıkla başlayabiliyorsak; hiç birimizin sıkılmaya, şikayet etmeye, 

bencil davranmaya, egoistlik yapmaya hakkı yok.

Çünkü tüm bu zorlu yaşamın, kaosun ve bilinmezliğin içinde; canını hiçe sayarak 

çalışan, sevgiye ve meslek aşkına sığınan kocaman yürekli sağlık görevlileri var.

Onlar yaşadıkları maddi manevi yoksunlukları arkalarında bırakıp; bizlere güvenli 

bir dünyanın kapılarını yeniden aralamak için mücadele ediyor. Gecesini 

gündüzüne katıyor. Yorgunluğunun, yoksunluğunun ve özlemlerinin arkasına 

sığınmıyor.

Peki bizler ne yapıyoruz?

Keyfimizce yaşayamadığımız için sıkılıyoruz.


İşte benim kabul etmekte zorlandığım nokta burada. Çünkü ben inanıyorum ki her birimizin, kendisi ve başkaları için yapabileceği yararlı şeyler mutlaka var.

İlk adımı söylememe izin verin lütfen.

Sıkılmayı bir kenara bırakalım.

Sonunu göremediğimiz bu devasa zorluğun 

içinde yaşarken, saygımızı koruyalım.

Gerekmedikçe, sadece canımız istiyor diye, 

sadece sıkıldık diye, keyfi olarak dışarıya çıkmayalım.

Maskemizi kurallarına uygun takalım. İnanın o kadar kolay ki.  

Mesafemize her yerde dikkat edelim.

Temizliğe gereken ihtimamı gösterelim.

Sonraki adımlar ise; her birimizin gönlünden geçenlere, bu güne değin 

hayata geçiremediğiniz hayallerimize kalmış.

Üretmenin, paylaşmanın basamaklarında hepimize yer var.

Unutmayalım ki yaşama uyum gösterdiğimiz ve gerekli 

kurallara saygıyla uyduğumuz sürece daha iyi bir dünya gerçeğine inanabiliriz.

Özgürce nefes alacağımız, sevgi dolu kucaklaşmalar yaşayacağımız ve tüm 

özlemlerimizi gidereceğimiz anların yakın olması umudumla.

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

01.12.2020

Günün Sözü :


Gerçek Dostlar  ⚠️                                                                                                                 İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara                            13 Aralık 2020 Antalya-Türkiye



11 Aralık 2020 Cuma

CORONA VİRÜSÜN İKTİDARI

 





 Merhaba Gönül Dostlarım,  

Koronavirüs salgını dünyada etkisini artırarak sürdürüyor. Dünya genelinde salgında tespit edilen toplam vaka sayısı 66 milyonu, can kaybı da 1 milyon 523 bini geçti.

Çin'in Wuhan kentinde Aralık 2019'da ortaya çıkan COVID-19 virüsü, 200'den fazla ülke ve bölgeye yayılarak salgına dönüştü. Birçok ülkede vaka ve can kayıpları rekor kırdı.

Dünya genelinde yeni tip koronavirüs (COVID-19) nedeniyle can kaybı 1,5 milyonu, vaka sayısı da 66 milyonu aştı                                                                                                                                           TRT Haber  (5 Aralık 2020 verileri)                                                                                                     ****


                                                

                         
1 GRAM...

Dünyadaki  " CORONA " virüsün toplam ağırlığı 1 grammış..!

-420 milyon insanı eve kapattı.
-Ozon tabakasını onardı.
-Bir milyar ton petrolü depolarda tuttu.
-20 trilyon dolar kaynak tüketti.
-45 savaşı dondurdu.
-100 milyon insanı işsiz bıraktı.
-Binlerce şirketi iflas ettirdi.
-Hava kirliliğini %75 oranında temizledi.
-Üretim ve tüketimi alt seviyeye düşürdü.
-Bütün ülkelerin kapılarını kapattı.
-Dünyanın bütün gündemini değiştirdi.
-Tüm borsaları alt üst etti.
-Her türlü trafiği minimize etti.
-İnsan temasını sonlandırdı.
-Suya sabuna dokunmayı en üst düzeye çıkardı.
-Gezegenin tamamını kırmızıya boyadı.
-İki milyar talebeye tatil yaptırdı.
-Bütün teknolojileri alt etti.
-Milyonlarca insanın ağzına gem vurdu.
-Bütün insanları eşitledi.
-Dünyayı sarstı, silkeledi.
-7 milyar insanı şaşkına çevirdi.                                                                                                    Ama göreceksiniz ki insan,                                                                                                        " 1 GRAM " bile akıllanmadı..!
😳                                                                                                                     Alıntı : Hakan Can

Günün Sözü :













Gerçek Dostlar  ⚠️                                                                                                                 İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara                            11 Aralık 2020 Antalya-Türkiye



9 Aralık 2020 Çarşamba

MEVLANAYI ANLAMAK











Merhaba Gönül Dostlarım,

2020 yılında Şeb-i Arus Mevlana' yı Anma Törenleri (Hz. Mevlâna'nın 746. Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri) 7 Aralık Pazartesi günü başlayıp 17 Aralık Perşembe günü bitecektir. 

 Mevlana haftası nedeniyle, Mevlana' nın tanıtımı  ile ilgili yazı ve sözleri bir araya getirdiğimiz  paylaşımlarımız aynı şekilde devam ediyor...                                                    En iyi Dileklerimle, Esen Kalın,

İbrahim Birol

****

Konya’da düzenlenen 4. Uluslararası Mevlana Sempozyumu’nun ikinci gününde Mevlana’nın eserlerinde işlediği “sevgi” kavramı üzerinde duruldu.

Mevlana ölümü nasıl oldu? Mevlana ölüm tarihi…
Mevlana’nın 744. Vuslat Yıl Dönümü Uluslararası Anma Törenleri kapsamında Selçuk Üniversitesi (SÜ) Mevlana Araştırmaları Enstitüsü tarafından Enstitü binasında gerçekleştirilen sempozyumda Hz. Mevlana üzerine araştırma yapan akademisyenler, büyük mutasavvıfın eserlerinde işlediği “sevgi” kavramını anlattı.

Mevlana’dan hayata dair

Erciyes Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atabey Kılıç, yaptığı sunumda, sempozyumda Türkiye ve dünyanın önde gelen bilim insanlarının bir araya geldiğini söyledi.

Sempozyumun ülke genelinde Mevlana’ya ilişkin en başarılı sempozyumlardan biri olduğunu belirten Kılıç, “Burada, başta Mesnevi ve Divan-ı Kebir olmak üzere Mevlana’nın eserleri inceleniyor. Eserlerindeki kavramlar üzerinde duruluyor.” ifadesini kullandı.

Kılıç, 30 bine yakın beyiti olan Mesnevi’nin şerhleriyle ilgili araştırmalar yaptığını dile getirerek, “Şimdiye kadar bu konuda doktora tezleri yaptırdım. Bu şerhlerin hepsini derleyip, toparlayıp büyük bir seri halinde yayınlama hayalini kuruyorum. Bir de o şerhlerden hareketle bir sözlük oluşturmak istiyorum.” diye konuştu.

“SADECE SEMA AYİNİ ŞERİFİNİN İZLENMESİYLE MEVLANA’YI ANLAMAK ÇOK ZOR”

Mevlana’yı anlamak için araştırmak, okumak gerektiğini vurgulayan Kılıç, şunları kaydetti:
“Sadece sema ayini şerifinin izlenmesiyle, bir sembolik halin, hareketin seyriyle Mevlana’yı anlamak çok zor. Sema izlemek, tiyatroya gitmek gibi basitçe düşünülebiliyor. Ancak oradaki her bir figürün, her bir hareketin mutlaka Mevlevilik’ ten gelen bir anlamı var. Eğer onlar da anlatılabilirse, gelenler, en azından yerli turistlerimiz; ‘Bu nedir, orada serilen kızıl postun anlamı nedir, okunan duanın anlamı nedir?’ diye düşünürse daha faydalı olur, Hazreti Mevlana daha çok anlaşılır.”

“MEVLANA’NIN SEVGİYE, HOŞGÖRÜYE, İNSANA BAKIŞI ÇOK FARKLIDIR”

Hz. Mevlana’nın büyük bir alim olduğunu aktaran Kılıç, şöyle devam etti:

“Mevlana sadece bizim, İslam dünyasının değil, bütün dünyanın çok önemli bir değeri. Özellikle sevgiye, hoşgörüye, insana bakışı çok farklıdır. 13. yüzyıl dünyası Orta Çağ’ı yaşarken, karanlığın içerisinde, çok büyük bir vahşet, dehşet, kirin-pisin, kargaşanın içerisinde, üstelik Anadolu Moğollar tarafından işgal edilmişken, bu dönemde bu kadar büyük bir şahsiyetin ortaya çıkması mucizattandır.”

Kılıç, Hz. Mevlana’nın Kur’an-ı Kerim’den yola çıkarak insanı Allah’ın yarattığı en üstün varlık olarak gördüğünü, onun hiçbir ayrım yapmadan bütün insanlara değer verdiğini bildirdi.

Hz. Mevlana’nın verdiği mesajlarla etkisinin halen devam ettiğine işaret ederek, “Yaşadığı yıllardan 800 yıl sonra bile hala onun etkisi varsa, Orta Asya’yı, Anadolu’yu, Ortadoğu’yu, Amerika’yı bile bu kadar etkiliyorsa bu konuda çok başarılı olmuş demektir.” diye konuştu.

Alıntı : kacgun2017.com

https://youtu.be/3obVJp149IM
























Gerçek Dostlar  ⚠️                                                                                                                 İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara                             9 Aralık 2020 Antalya-Türkiye