Pazar Sohbetleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazar Sohbetleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Eylül 2021 Pazar

PAZAR SOHBETLERİ (4) 2021


.YIL



Merhaba  Gönül Dostlarım,


Karıkoca birlikte tatile çıkarlar...

Gittikleri yerde kamp kurarlar.
Tatillerinin ikinci gününün akşamı güzel bir yemek yiyip uykuya dalarlar.
Birkaç saat sonra kadın uyanır ve kocasını da uyandırır. Adam uyku
sersemidir;
Güzel bir rüyadan uyandırıldığı için de biraz kızgındır:
''Ne oldu? Ne istiyorsun?'' diye sorar. ''Yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle.
'' Adam gökyüzüne bakar ve yanıtlar: -Bunun için mi uyandırdın beni?
Baktım işte. Bir sürü yıldız görüyorum ışıl ışıl parlayan milyonlarca yıldız. Karısı tekrar sorar.
Peki ,bu sana neyi gösteriyor?
Artık iyice uykusu kaçan adam biraz düşünür ve yanıtlar: -Teolojik olarak Allah'ın kudretini ve kendi acizliğimi görüyorum.
-Felsefi olarak, evrenin sonsuzluğunu ve onun karşısındaki önemsizliğimizi görüyorum.
-Astronomik olarak galaksilerin , yıldızların , gezegenlerin varlığını görüyorum.
-Yıldızların konumuna bakarak saatin 3 olduğunu görüyorum.
-Meteorolojik olarak da bugün havanın çok güzel olacağını görüyorum.
Niye sordun bunu bana?
Sana neyi gösteriyor?
Necati, çadırımızı çalmışlar!..                                                                                                       
                      
😁😁

****



Psikoloğa Giden Bir Adam;
"Geceleri uyuyamıyorum efendim’’ demiş...

Sürekli yatağın altında biri var gibi geliyor, yatağın altına girip orda uyumayı deniyorum...
Bu defa da yatağın üstünde biri var gibi geliyor..!
Adamı dikkatle dinleyen psikolog; ''Hallederiz bu saplantıyı’’ Demiş...
Bana haftada iki kere geleceksin.
''6 Aylık bir tedavi sonunda sizi iyileştireceğimi umuyorum.’’
Peki her viziteye ne kadar ödeyecem ?
Her vizite 200 TL,
Buna göre 6 Ayda 9600 TL ödeyeceksin...
Adam peki deyip gitmiş , gidiş o gidiş !
Psikolog;
''Bir kaç ay sonra adama sokakta rastlamış..’’
Ne oldu hastalığınız diye sormuş ?
10 TL ye hallettim!
Psikolog şaşkın bir ifadeyle;
Nasıl oldu diye ?
Adam;
Sizden çıktıktan sonra, ilerde ki kafeye oturdum.
Çay söyleyip kara kara düşünürken; yan masada bir amca gördüm...
Ona uzun uzun hastalığımı anlattım!
''Karyolanın bacaklarını kes dedi..’’
- Kestim!
Mesele halloldu...
😁

İyi bir hafta sonu geçirmeniz ve her şeyin gönlünüzce olması dileğimle,

İbrahim Birol

Günün Sözü :

"Bazen çözümler çok basittir, ama insan kendisi karmaşık hale getirir"

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara                                                                                  12  Eylül 2021 Antalya-Türkiye


12 Temmuz 2020 Pazar

PAZAR SOHBETLERİ (7)












                                                                                                                                                                                                                                                                                                      
    Sosyal Yaşam                           

Merhaba Gönül Dostlarım,

Bugünkü ' Pazar Sohbetleri' yazı dizimizin konusu, yaşlılar arasında yapılan bilimsel araştırmalar sonucu yaşlılık dönemindeki insanlarda yaşam kalitesi ve bu dönemde kişilerdeki bazı değişikliklerin neler olduğu hususunda bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.

İyi bir tatil günü geçirmeniz dileklerimle,

~ İbrahim Birol ~

****
 Yaşam Doyumu :
Araştırma, yaşlılarda yaşam doyumunu etkileyen bazı faktörlerin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Araştırma, Kastamonu Aile ve Sosyal Politikalar Genel Müdürlüğü’nden yazılı izin alınarak, 1 Kasım 2013’de Kastamonu Huzurevinde kalan yaşlılarla görüşülerek araştırmacılar tarafından toplanmıştır. Araştırmanın evrenini Kastamonu İli Merkez Huzurevinde kalan 100 yaşlı birey, örneklemini ise araştırmaya katılmayı kabul eden 50 yaşlı birey oluşturmuştur. Araştırma kapsamına 65 yaş üstü bireyler alınmıştır. Veriler araştırmacılar tarafından hazırlanan yaşlılar için tanımlayıcı bilgi formu, Yaşam Doyumu Ölçeği kullanarak toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 21.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotları (Sayı, Yüzde, Ortalama, Standart sapma), Mann-Whitney U testi, KruskalWallis testi kullanılmıştır. Koroner arter hastalığına sahip olma, kadın olma, eğitim düzeyinin düşük olması, sıkıntılı zamanlarda yalnız kalmayı tercih eden, çocuk sayısı iki olan yaşlıların yaşam doyumu düşük bulunmuş, ancak anlamlı fark saptanmamıştır (p>0.05). Ancak genel anlamda araştırmaya katılan yaşlıların “yaşam doyumu” düzeyi orta (7,900±4,024) olarak saptanmıştır
Yaşlılık bilişsel, fiziksel alanda bir gerileme, üreticilik rolünün bırakılması, sosyal konumda değişme, kişilerarası desteğin zayıflaması, sağlığın kaybı gibi döneme özgü sorunlarıyla bir kayıplar dönemi olarak tanımlanabilir (Işık 1991). Kayıpların birbiri ile birleşmesi kişinin kendine olan saygısını azaltmakta ve yaşamdan yeterli doyum sağlanamamaktadır. Yaşlıların tüm boyutlarıyla gereksinimlerinin karşılanması yaşam kalitelerinin artması, yaşamdan zevk alıp üretken ve mutlu olması dolayısıyla yaşam doyumunun artması anlamındadır. Yaşam doyumu, bireyin ruh sağlığını etkileyen ve yaşamın her evresinde dolayısıyla yaşlılığa uyumu da belirleyen en önemli etmenlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Neugarten yaşlılarda yaşam doyumunu belirlemek için 5 ölçüt kullanmaktadır. 
Buna göre yaşam doyumu yüksek olan yaşlıların; 
1. Günlük yaşamdaki etkinliklerden zevk alması, 
2. Yaşamının bir anlam taşıması, yaşamıyla ilgili amaçlarının olması ve geçmiş yaşamının sorumluluğunu kabul etmesi,
3. Yaşamı boyunca öngördüğü amaçlara ulaştığı inancına sahip olması, 
4. Olumlu bir "ben" imgesine sahip olması ve yaşlılığında zayıflıkları ne olursa olsun, kendini değerli bir varlık olarak kabul edebilmesi, 
5. Yaşama karşı genelde iyimser bir tutum içinde olması beklenmektedir (Neugarten et al 1961). Ericson’ a göre yaşlanan birey yaşamını gözden geçirir ve önceki yıllarını başarılı ve yaşanmış olarak kabul ederse, hem yaşamdan aldığı doyum artar hem de geleceğe iyimserlikle bakar. 
Hayatını harcanmış olarak düşünen yaşlılar ise umutsuzluğa düşerler, hayal kırıklığına uğrarlar, sürekli geçmişleriyle hesaplaşarak pişmanlık duygusu yaşayabilirler. Yaşlı bireylerin sürekli geçmişleriyle hesaplaşma ve yaşadıkları zamandan zevk alamama durumlarında ise yaşam doyumu düzeyleri de azalır. Düşük yaşam doyumu düzeyi puanı sosyal ilişkiler, zihinsel ve fiziksel sağlıktaki ciddi problemlerin göstergesi olarak kabul edilmektedir (Fred, 1984). 
Alıntı : dergipark.org.tr

****
Yaşlılık dönemindeki değişiklikler:

60' ını aşıp 70'e yaklaşmakta olan arkadaşlarımdan birine kendinde ne gibi bir değişiklik hissettiğini sordum.
Bana hepinizle paylaşmak istediğim aşağıdaki çok i
lginç satırları yolladı:

  1. Ailemi, kariyerimi ve pozisyonumu sevdiğim yılların ardından, şimdi eski arkadaşlarımı sevmeye başladım.
  2. Bir atlas olmadığımın farkına vardım. Dünyayı omuzlarımda taşımam gerekmiyor.
  3.  Meyve sebze satanlarla pazarlık yapmayı bıraktım. Sonuçta, bir kaç kuruş fazla ödememle cebimde bir delik açılmayacağını biliyorum ama o bir kaç kuruş, zavallı adamın kızının okul masraflarını ödemesine yardımcı olabilir.
  4.  Taksi şoförüne ödeme yaptığımda, para üstünü almıyorum. Ekstra para kazanmak yüzüne bir tebessüm kondurabilir. Ne de olsa benden çok daha fazla yoruluyor.
  5. Yaşlılara "Bu hikayeyi anlatmıştınız." demeyi bir kenara bıraktım. Ne de olsa, bu hikâyeler hatıralarını canlandırmalarına ve geçmişi tekrar yaşamalarına yardım ediyor.
  6.  İnsanları hatalı olduklarında bile düzeltmemeyi öğrendim. Ne de olsa, herkesi mükemmel yapma sorumluluğu bana ait değil. Huzur mükemmeliyetten çok daha önemli.
  7.  Cömertçe ve bolca iltifat ediyorum. Ne de olsa, bu yalnızca karşımdakine değil, benim de ruh halime iyi geliyor.
  8. Giysilerimdeki kırışıklığı ya da bir lekeyi dert etmemeyi öğrendim. Sonuç itibariyle, kişilik görünüşten daha çok öne çıkar.
  9. Benden farklı kişilerle tartışmaktan kaçınıyorum. Ne de olsa, onlar iyi ilişkiler yürütmenin önemini bilmiyor olabilirler ama ben biliyorum.
  10. Beni kirli oyunlarıyla saf dışı bırakmak isteyen biri olduğunda, sakinliğimi koruyorum. Sonuçta, ben ne kirliyim ne de kimseyle bir yarış halindeyim.
  11.  Duygularımdan utanmamayı öğreniyorum. Ne de olsa, beni insan kılan duygularım.
  12. Bir ilişkiyi koparıp atmaktansa egomu bir kenara bırakmanın daha iyi olduğunu öğrendim. Sonuçta ego tek başıma olmama neden olacakken ilişkiler asla yalnız kalmamamı sağlar.
  13.  Her günü son günümmüş gibi yaşamayı öğrendim. Ne de olsa, öyle de olabilir.
  14.  Beni mutlu eden şeyleri yapmayı öğrendim, ne de olsa ben kendi mutluluğumdan mesulüm, başkasınınkinden değil...

Alıntı

Günün Sözü :"İnsanın başına gelebilecek en acıklı durumlardan biri, bir gün ansızın ağaran saçlarımız ve kırışıklıklarla dolmuş yüzümüzle kısır bir çalışma yaşamının sonuna geldiğimizi görüp, geçmiş yıllar boyunca tüm beceri ve yeteneklerimizin yalnızca çok küçük bir bölümünü kullanabildiğimizin farkına varmaktır." - V.W. Burrow

Gerçek Dostlar  ⚠️

12  Temmuz 2020, Antalya-Türkiye


12 Nisan 2020 Pazar

PAZAR SOHBETLERİ (1)



Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve oturan insanlar



Merhaba Gönül Dostlarım,

Bugün günlerden Pazar dışarıda harika bir ilkbahar güneşi, tabiat yavaş yavaş kendine gelmeğe başladı, çoluk çocuk kırlara, bayırlara çayırlara yayılmak için ideal bir gün ama biz evlerde kapalı kalarak dışarıda olup biteni balkonlardan, pencerelerden bakarak bu güzel güne bir anlam verme çabası içersinde bocalamaktayız.
Ev hallerimiz bu görünümü verirken ben de sizlerle sayfamızda bir kaç yazı paylaşımında bulunmak istedim, can sıkıntımızı belki bir nebze olsun hafifletir ümidiyle, 
Evde kalalım. sağlıklı olalım... 

Bugünkü paylaşımın  ilk bölümünü Sözcü Gazetesi köşe yazarı Bekir Coşkun' un bir yazısını ve ardından içinde bulunduğumuz gündemi yansıtan güzel bir fıkra ile bu yazımı noktalamak istiyorum.

İbrahim Birol
****

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yakın çekim!! KORKU !!
...Hiçbir aşının, ilacın, çarenin olmadığı çağlarda kolerayı, vebayı, tifoyu, veremi yok eden insanoğlu,
bu zıkkıma teslim olacak değil…
Sevdiklerinizi uzaktan gözlerinizle öpün…
Güzel sözcüklerle yüreklerine sarılın…
“Kimseye bir şey olmayacak” diyerek, gülücüklerle evinize çiçekler serpiştirin…
Dileyin:
Kader hiçbirimizi sevdiklerimizden ayırmasın…
★★★
Kimi zaman “Ülke batıyor, sokağa çıkın” diyoruz…

Çıkmıyorlar…
Şimdi “içeri girin” diyoruz,,,Girmiyorlar…



Hepimiz korkuyoruz açıkçası…
Çünkü düşmanı tanımıyoruz… Bildiğimiz yuvarlak bir şey… Rüzgarda ters dönmüş şemsiye biçiminde uzantıları var… Zıplayarak mı gidiyor, yuvarlanarak mı yol alıyor?.. Havada mı, yerde mi?.. Maske takıyorsun gerçi, ya maskenin içindeyse…
NATO eğitiminde sıra Türk askerine kültür sorusu sormaya gelmiş, bizim

komutan “Nasıl olsa bilir” diye “Oğlum atom nedir?” diye sormuş, Mehmetçik yanıtlamış:
“Fena patlar…”

Güvenlik kamerasından gördünüz; küçük dükkanda oturmuş ahbaplar sohbet ederlerken, içlerinden birisi hapşırınca, herkes düşe kalka ok gibi dışarı kaçtı, en önde tezgahtar…
Bildiğimiz fena patlıyor, o kadar…

Ve hepimiz derin endişeler içindeyiz…
Kimsenin yüzü gülmüyor…
Her an yakınımızdan birisini alıp götürecek korkusu, hepimizin yüreğinde dolaşıp duruyor…

Sabahları ilk güneş perdenin arasından içeri süzüldüğünde, korkular-endişeler dünde kalsın…
“Düzelecek” deyin…


Mutfaktan gelen çaydanlığın tıkırtısı, kızarmış ekmeğin kokusu yıllarca eksik olmasın, dileyin…
Bir küçük belanın dünyayı esir alacağını, illa ki bizim canımızı yakacağını düşünmeyin…
Hiçbir aşının, ilacın, çarenin olmadığı çağlarda kolerayı, vebayı, tifoyu, veremi yok eden insanoğlu, bu zıkkıma teslim olacak değil…
Sevdiklerinizi uzaktan gözlerinizle öpün…
Güzel sözcüklerle yüreklerine sarılın…
“Kimseye bir şey olmayacak” diyerek, gülücüklerle evinize çiçekler serpiştirin…
Dileyin:
Kader hiçbirimizi sevdiklerimizden ayırmasın…
#BekirCOŞKUN 🇹🇷 SÖZCÜ - 25 Mart 2020]


****

Bir grup İngiliz, Amerikan ve Türk gemiyle yolculuk ediyorlarmış. 
Birden şiddetli bir fırtına kopmuş. Geminin batacağını anlayan kaptan hemen yolculara koşup gemiyi boşaltmalarını istemiş. Fakat kimse buna inanmayarak kendini denize atmayı kabul etmemiş.
Bir süre sonra bütün yolcuların ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gören kaptan 
hemen bir tayfasını çağırmış. "Git bir de sen dene onları gemiden atlamaya ikna etmeyi" demiş. 
Tayfa gitmiş ve kısa bir süre sonra geri dönmüş. Kaptan merakla sormuş:
-Eee, noldu?
-Hepsi atladılar efendim.
Kaptan çok şaşırmış
-Nasıl olur, daha demin kıllarını bile kıpırdatmamışlardı. Ne dedin onlara?
-Çok kolay. İngilizlere "Sizin gibi soylu insanlar batmak üzere olan bir gemide olmamalılar" dedim.
Amerikalılara deniz suyunun insan vücudu için çok faydalı olduğunu söyledim.
-Peki ya Türklere ne dedin?
-Onlara da "Denize girmek yasak! " dedim.



 Hoşça kalın, sağlık dolu günler dileklerimle.


https://youtu.be/inBKFMB-yPg

Günün Sözü :

Sağlık İle İlgili Sözler - Güzel Sözler - Güzel Mesajlar - İnce Sözler


12  Nisan 2020, Antalya-Türkiye









27 Mart 2016 Pazar

PAZAR SOHBETLERİ




 























Merhaba  Dostlar,

Bu Gün günlerden Pazar olması, beni ev içinde bazı ev işlerine yardımcı olabilmek adına (Pazar alış verişi vs.) oyalanmama ve bu yazımı geç yazmama sebebiyet verdi. Neyse Pazar günleri, insanların aile bireyleri ile  birlikte geç kalkıp geç kahvaltı ettikleri bir gündür, diğer günlerden ayrı bir güzelliği vardır, istediğin her şeyi yapmakta serbest olduğun, her şeyi doya doya yaşayabildiğin bir gün olarak bilinir, Tabii ki bu herkes için geçerli olmayabilir, vardiyalı çalışan insanlarımız ve hafta sonunu iş yerinde geçiren dostlarım olduğunu biliyorum, onlara en büyük temennim, izinli bir Pazar gününde bu güzel dakikaları aileleriyle veya sevdikleri ile  beraber yaşamaları.

Değerli dostlar, bu yazımda sizlere 15.09.2004 tarihinde yani bundan yaklaşık 12 yıl önce çok değerli mesai arkadaşlarımla paylaştığım, geçmişte yaşanmış bir hikayeden bahsedeceğim.



" Seçim Hakkı"
Jerry, çevresindekiler tarafından çok sevilen insanlardan biriydi. Keyfi her zaman yerinde, her zaman söyleyecek olumlu bir şey bulurdu. Hatta bazen etrafındakileri çıldırtırdı bile " Bu adam bu halde bile nasıl iyimser olabiliyor?" diye. Birisi ona nasıl olduğunu sorarsa" Bomba gibiyim" diye yanıt verirdi.
Hep " Bomba gibiyim"... Jerry doğal bir motivasyoncu idi.
Yanındaki insanlardan biri, o gün, kötü günündeyse, Jerry yanına koşar duruma nasıl olumlu bakılacağını anlatırdı. Bu tarzı fena halde düşündürüyordu beni. Bir gün Jerry' e gittim ""Anlamıyorum" dedim  "Nasıl  oluyor da, her zaman ve her koşulda bu kadar olumlu bir insan olabiliyorsun? nasıl başarıyorsun bunu" Jerry "Her sabah kalktığımda kendi kendime, Jerry bu gün iki seçimin var, havan ya iyi olacak ya da kötü, derim. Her zaman havamın iyi olmasını seçerim. Kötü bir şey olduğunda yine iki seçimim var. Şikayetini kabul etmek ya da, ona hayatın olumlu yanlarını göstermek. Ben olumlu yanlarını göstermeyi seçerim. "Yok ya" diye dalga geçtim." Bu kadar kolay yani" " Evet kolay" dedi Jerry.
Hayat seçimlerden ibarettir. Her durumda nasıl davranacağını seçersin, sen insanların tavrının iyi yada kötü olmasını seçersin, yani sen hayatını nasıl yaşayacağını seçersin.
Jerry' nin bu sözleri beni oldukça etkiledi, onu uzun yıllar görmedim. Ama hayatımdaki talihsiz olaylara dövünmek yerine olumlu seçimler yaptığımda hep onu hatırladım.
Yıllar sonra Jerry' nin başına çok talihsiz bir olay geldi. Soygun için gelen hırsızlar, Jerry' i delik deşik etmişler.
Ameliyatı 18 saat sürmüş, haftalarca yoğun bakımda kalmış. Taburcu edildiğinde kurşunların bazıları hala vücudundaymış.
Ben onu olaydan 6 ay sonra gördüm " Nasılsın?" diye sorduğumda "Bomba gibi" dedi.
"Bomba gibi"
"Olay sırasında neler hissettin Jerry ?" dedim "Yerde yatarken iki seçimim vardı diye düşündüm, ya yaşamayı seçecektim, ya ölümü, ben yaşamayı seçtim" " Korkmadın mı?  şuurunu kaybetmedin mi?"
" Ambulansla gelen sağlık görevlileri harika insanlardı. Bana hep iyileşeceksin, merak etme" dediler.
Ama acil servisin koridorlarında sedyemi hızla sürerlerken, doktorların ve hemşirelerin yüzündeki ifadeyi görünce ilk defa korktum. Bu gözler bana " Bu adam ölmüş" diyordu" bir şeyler yapmazsam biraz sonra ölü bir adam olacaktım" " Ne yaptın " diye merakla sordum " Kocaman bir hemşire   yanıma yaklaştı ve bağırarak herhangi bir şey isteyip istemediğimi sordu " Evet" diye yanıt verdim " Var" doktorlar ve hemşireler merakla sordular. Derin bir nefes alarak kendimi topladım ve bağırdım " Benim kurşunlara alerjim var" doktorlar ve hemşireler gülmeye başladılar.
Tekrar bağırmaya başladım " Ben yaşamayı seçtim, beni bir canlı gibi ameliyat edin, otopsi yapar gibi değil" Jerry, sadece doktorların büyük ustalıkları sayesinde değil, kendi olumlu tavrının da büyük katkısı ile yaşadı.
Yaşaması bana bir ders oldu. Her gün hayatımızı dolu dolu yaşamayı seçme şansımız ve hakkımız olduğunu, bir kez daha hatırladım.

Bu yazıyı okudunuz, şimdi iki seçiminiz var:

1- Bu yazıyı unutup gitmek,
2- yazıyı dikkate alıp bir yerde saklamak, arkadaşlarınıza göndermek

Fransız, France Baltazar Schartz ın bu yazısını okuduktan sonra düşündüm, iki seçimim vardı:
1- Çöpe atmak
2- Birileri ile paylaşmak, ben seçimimi yaptım. Ya siz?

Her zaman " Bomba gibiyim" demeniz dileğimle,