8 Nisan 2018 Pazar

KIRK YAMA











Kitap Tanıtım

Merhaba Gönül Dostlarım,

Daha önceki yazılarımda  'Hayal Ağacım' ve ' Kehribar Zamanı Aşk' adlı Romanları ile sizlerle tanıştırdığım değerli yazarımız Bige Güven Kızılay' ın yazmış olduğu en son  kitabı olan ' Kırk Yama ' hakkında bazı bilgileri sizlerle  paylaşmak istiyorum.
bige güven kızılay resim ile ilgili görsel sonucu
Uzun yıllar tekstil sektöründe çalıştıktan sonra 2003 yılında kendi markası Pesh Collection' ı kuran Bige Güven Kızılay, yazma serüvenine bir kitap daha ekledi. İlk romanı olan Kehribar Zamanında Aşk, Ekim 2015’ te Hayykitap’ tan yayınlanmış olup, kendi anneanne ve dedesinin gerçek hayat hikâyesidir. Facebook’  ta ' Hayal Ağacım' sayfasında yazılarını okurlarıyla buluşturuyor.
Bige Güven Kızılay, 2015 yılında yayınlanan Kehribar Zamanında Aşk, 2016 yılındaki Hayal Ağacım' ın ardından bu kez okuyucularıyla Hayykitap tarafından yayınlanan'  Kırk Yama ' romanı ile buluştu. 
Bakın, yeni romanıyla ilgili yazar neler söylüyor; 
"Bir heyecanlıyım ki sormayın... Yine içim kıpır kıpır... Hani üç kitap oldu artık, alışmışsındır demeyin. Alışılmıyor öyle. Hiç azalmadan , hatta artarak devam ediyor insanın yürek çarpıntısı...Her yazar öyle olur mu, bu bana ait bir durum mu bilemiyorum...:)

insan resimleri ile ilgili görsel sonucuHani çocukken katlanan masal kitapları vardı hatırlar mısınız? Kapağını kaldırırsınız, canlanmış gibi şekiller çıkar içinden... Bu defa öyle bir roman oldu. Kapağı bir kaldıracaksınız, sadece duygular değil, hüzünler, neşeler değil, şarkılar , şiirler çıkacak içinden... Çocuk kahkahaları, Erzurum deyimleri, tabak çanak tıkırtıları gelecek kulağınıza...
Bir bahar sabahı kavak yelleri uçuverecek kulağınızın kenarından, bir kış günü gıcır gıcır karlara basacaksınız.

İşte öylesi bir yolculuk oldu KIRK YAMA.
Yüreğimin ta içinden dökülerek yazdım. Umarım çok severek okursunuz hepiniz.

"Hani birbirine çok yakışan şeyler vardır. Aslında tek başına da var olurlar, öyle de güzeldirler ama bir aradayken bambaşka bir şölene dönüşürler.
Denizle güneş gibi... Simitle çay gibi... Kahveyle kitap gibi...
Denizi düşünün mesela... Kendi kendine de şahanedir, ama getirin güneşi, ışıklarını yansıtın içine, o gümüş gibi pırıltılarla ne efsane olur...
Simidi tek başına da yersiniz, çayı her şekilde, günün her saati içersiniz, ama bir lokma simidi ağzında çayla şenlendirmek gibisi yoktur.
Dostluklar da böyledir işte. Tek başınıza da pekâlâ var olur, yaşayıp gidersiniz. Ama yanınızda can gibi bir gerçek dost varsa, o güneşin denizin içine süzülmesi gibi bir şey olursunuz beraber. Sadece kendinize değil, etrafa da keyif verirsiniz.
Pekiii, dostluğun yanına en çok ne yakışır derseniz, gözümü kırpmadan “emek” derim.
Emek, enteresan kelimedir. Kocaman bir paketin içinde, yanında birçok başka kelimeyle gelir. “Vefa” gibi, “Sabır” gibi, “Fedakârlık” gibi, “Empati” gibi, “Özen” gibi.
Emeksiz sevgi, sevgisiz emek olmaz.

İşte bu roman, bir dostluk hikâyesi. Hem de, taa 1970’ lerin sonunda başlayıp 90’ lara uzanan... "

Alıntı :istekadınlar.com

Önce Kendinizi Sevin, sonra da Sevdiklerinizin, sahip olduklarınızın ve size değer verenlerin kıymetini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... Unutmayın ki, sizin şikayet ettiğiniz yaşamınız, belkide  başkasının hayali olabilir. 

Günün Sözü :" Birileri bizi dinlediği veya izlediği zaman, bu bizim yaratma gücümüzün gelişmesine, düşüncemizin açılıp genişlemesine sebep olur. İçimizde yeni yeni düşünceler gelişip hayat bulmaya başlar. "
İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
8 Nisan 2018, Antalya-Turkey

7 Nisan 2018 Cumartesi

SÜMERLİLER' DEN BİR MEKTUP VAR...




sümer medeniyeti ile ilgili görsel sonucu

                                                                                                                                                           



Merhaba Gönül Dostlarım,

Bugünkü sayfamızda dilerseniz geçmiş Tarihimizle ile ilgili bazı bilgilere yer vermek istedim. 


" Kıymetli okurlarım, yazılarımı takip edenler fark etmişlerdir. Sümerlere ait tabletlerin büyük bir çoğunluğu İstanbul Arkeoloji Müzesi ve Philadelphia Üniversite Müzesi’ ndedir. Tabletlerin bir parçası İstanbul’da ise onunla eşleşen diğer parça da Philadelphia’ dadır. Şimdi diyebilirsiniz ki Amerikalılar (ç)almış götürmüş işte, fakat ilk müzecimiz Osman Hamdi Bey’i unutmayalım, onun sayesinde biz de bir zamanlar kendi topraklarımız olan yerlerden eski eserleri kurtarabilmişiz. Ayrıca bazen şahsıma eleştiriler geliyor, yazılarımda niye değerli hocamız Muazzez İlmiye Çığ’dan bahsedilmiyor diye ama bazı yayınladığım çiviyazılı tabletlerin çevirilerini yapan, o emeği harcayan başka bir bilim insanı, o yüzden Muazzez hocamızdan bahsedilmiyor. Tabii ki Muazzez hocamız da tabletler kopyalamış ve çeviriler yapmıştır. Fakat Sümerler hakkında çok kitap yazıp bizleri bilgilendirdiği için daha çok tanınıyor. O halde bir başka kahramanı daha burada size tanıtayım, belki bilenleriniz de vardır “Hatice Kızılyay”. Hatice hanım da İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Eski Şark Eserleri bölümünde Muazzez hanımla beraber çalışmış, tabletleri kopyalamış ve çevirilerde bulunmuştur. Şahsım adına bu değerli Türk bilim insanları önünde saygı ile eğiliyorum.
Bu yazımda konu, atasözleri ve özdeyişler. Bilindiği üzere ülkemizde atasözleri ve özdeyişler yaygın olarak hala kullanılmaktadır. Fakat günümüzden yaklaşık olarak 3500 sene öncesine ait Sumer çiviyazılı tabletler incelendiğinde onlarda da atasözleri ve özdeyişler olduğu görüyoruz. (Bu bile Türklerin bir kolu olduğunu bence tasdik ediyor). Dünya yazılı tarihinin ilk örnekleri. Tespit edilebildiği kadarıyla İstanbul’ daki müzede 80 tane kadar, Philadelphia’ daki müzede ise 12 tane kadar tablet bulunmakta ve bunlar da 300 kadar atasözleri ve özdeyişler içermekte. Sizlere fikir edinebilmeniz açısından altta birçok örnek sunuyorum. Lütfen okurken bazı anlamsızlıklardan dolayı tabletlerin çevirilerinin Sumerce’den Türkçe’ye yapıldığını ve güç çevrildiğini unutmayalım. "

Dip.Ark. Kadir YILDIRIMSAL
Sümerler! Sümer tarihi ile ilgili araştırma notları, Sümerlerin kuruluşu, yıkılışı ve Nuh Tufanı ile ilgili araştırma ve inceleme notları. Sümerlerde Din, Sümer kültürü ve Sümerlerin yıkılışı.






Otomatik alternatif metin yok.Sümerler! İlk medeniyet, ilk devlet ve ilk sosyal toplum. Tarihin başlangıç noktası kabul edilen Sümerler, insanoğlunun dağınık ve otorite altına girmeden yaşadıkları karanlık çağlarda muazzam genişlikte bir coğrafyayı yurt edinenler ilk devlet ve yönetim biçimini oluşturmuş, ilk kültürel eserleri ve yazıyı ortaya çıkartarak insanoğluna medeniyeti armağan etmiş efsanevi bir toplum olmuştur.
Sümerler neden bu denli önemli? Bu sorunun yanıtı aslında çok açık. Tarih bilimi, Sümerleri en az ilk insanı önemsediği kadar önemser. Zira insanoğlu, toplumsal yaşantıya ve devlet düzenine geçmeye başladıktan sonra Tarih bilimine bulgu ve bilgiler sunmaya başlamıştır. Bu bakımdan İlk Toplum ve İlk Devlet Olan Sümerler, Tarih açısından ilk insandan daha büyük öneme sahiptir. 


SÜMERLER İLE İLGİLİ SÖZLER ile ilgili görsel sonucuSevgili hocamız Muazzez İlmiye hanımdan ...
Anlayana!!!
Dört bin yıl öncesinden size bir mektup var deseler tepkiniz ne olurdu? Sümerli bir şair ve öğretmen olan Ludingirra binlerce yıl öncesinden bize bir mektup yazmış. Mektubunda şunları söylüyor;
“Ben bir Sümerli öğretmen, şair ve yazarım. Yaşım yetmiş beşi bulduğundan öğretmenliği bıraktım fakat şairlik ve yazarlık ölünceye kadar sürecek.

Bu yaşam öykümü daha çok gelecek kuşaklar için yazmaya başladım. Bizim ulusumuz, dilimiz, geleneklerimiz, sosyal yaşantımız, sanatımız unutuluyor artık.
Bu güzel ve uygar ülkemize her yerden göz diktiler.
sümer medeniyeti ile ilgili görsel sonucuGöklere uzanan basamaklı kulelerimizin, görkemli tapınaklarımızın, arı gibi çalışan çarşılarımızın, her tarafa ulaşan kervanlarımızın, dümdüz uzanan yollarımızın, bol ürün veren tarlalarımızın, nehirlerimizde ve açtığımız kanallarda salına salına yüzen teknelerimizin, her türlü bilgiyi veren okullarımızın ünü uzak ülkelere kadar yayıldığından; ilkel olan bu ülkelerin halkı kıskandı bizi.
Fırsat buldukça üzerimize saldırdılar. Kentlerimizi yakıp yıktılar.
Biz yaptık, onlar yıktılar; biz yaptık, onlar yaktılar. Halkımız hatta krallarımız tutsak oldu.
Ailelerimiz dağıldı. Tarlalarımız, bahçelerimiz bakımsızlıktan kurudu; hayvanlarımız açlıktan öldü ve böylece kökü binlerce yıl önceye dayanan ulusumuz yoruldu, dayanamayacak hale geldi ve içimize yavaş yavaş sızıp bizi yiyen yabancıların kucağına bırakıverdi kendini.

sümer medeniyeti ile ilgili görsel sonucuOnlar yönetiyor bizi şimdi. Topraklarımıza ilkel geldiler; sayemizde uygar olmaya başladılar. Ne yazıdan, ne tarımdan, ne sanattan, ne dinden, ne okuldan, ne attan, ne arabadan, ne aydan, ne yıldan haberleri vardı.
Hepsini bizden öğrendiler. Sonra da “biz yaptık, biz bulduk” diye övünmeye başladılar.
Hep korkuyorum, bir gün gelecek, adımız da uygarlığımız da unutulacak. Biz ne yaptık, ne başardıysak hepsini onlar üstlenecekler.
Bu durum beni yıllardan beri üzüyordu. Ben küçük bir adamım, bunu önlemek elimden gelmez diye yakınıyordum. Bir gün aklıma geldi.
Ben bir yazar olduğuma göre; ulusumuzun bulduklarını, başardıklarını, geçmişini, geleneklerimizi yazmaya karar verdim. Böylece herkese ulaşacağını umut ediyorum.
Bizim uygarlığımız belki binlerce yıl sonra yaşayan insanlara da geçecek. Bizim attığımız temeller üzerine yenilerini koyacaklardır.
Ah! Onlar da bizi hatırlayıp bıraktığımız kültür mirasları için teşekkür edebilseler!..”
(Muazzez İlmiye Çığ'dan alıntıdır.)

https://youtu.be/OK9CwZJq8tU

SÜMERLERLE İLGİLİ VİDEO ile ilgili video

Günün Sözü :
“Türk tarihi ile uğraşan bütün Avrupalı tarihçilerin biricik gayesi vardır, o da Türkleri tarihlerinden koparmaktır.” Artur Sraton

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
7 Nisan 2018, Antalya-Turkey

6 Nisan 2018 Cuma




"YAŞAMAK İÇİN ( ALIVE)"

yaşamak için alive resim ile ilgili görsel sonucu



Merhaba Gönül Dostlarım,

Bugünkü yazımda, 1972 yılında Uruguay' dan Şili' ye uçmakta iken And Dağlarına çarparak parçalanan uçağın ve konusu Gerçek hayattan alınan aynı zamanda beyaz perdeye taşınan elim uçak kazasını  sizlerle paylaşmak istedim.


Uruguay Hava Kuvvetleri Uçuş 571 ya da And Dağları uçak kazası, havacılık tarihinde özel yeri olan bir uçak kazası. 12 Ekim 1972 tarihinde 45 kişiyi taşıyan bir uçak And Dağları'na çarpıp düşmüş, hayatta kalan 16 kişi ancak 23 Aralık 1972 günü kazanın üzerinden iki aydan uzun bir süre geçtikten sonra kurtarılabil miştir.

Görüntünün olası içeriÄŸi: bir veya daha fazla kiÅŸi ve açık hava12 Ekim 1972 Cuma günü, Uruguay'ın Old Christians isimli rugby takımı And Dağları üzerinden geçen bir uçuşla Şili' nin Santiago şehrinde yapacakları karşılaşma için yola çıkmıştı. Ancak fırtınalı dağ ... Aralarında doktor olmadığı gibi hiç bir tıbbi gereçleri yoktu ve zayıf düşen ölüyordu. 

Filmin Konusu: Uruguaylı rugby takımı oyuncularının bulunduğu bir uçak And dağlarına düşer. Bu çarpışmadan yolcuların çoğunluğu sağ olarak kurtulur. Kazazedeler sekiz gün boyunca uçağın enkazında kurtarılmayı beklerler. Ancak beklenen yardım bir türlü gelmez. Nando Parrado (Ethan Hawke) liderliğinde hayatta kalmanın çeşitli yollarını deneyen grup, bir süre sonra son bir çareye başvuracaktır… Gerçek hayattan sinemaya uyarlanan film, hayatta kalma mücadelesinin heyecan dolu öyküsünü aktarıyor izleyecisine.

1972 And Dağları Uçak Kazası

uçak kazası ile ilgili sosyal medyadaki olumsuz sözler ile ilgili görsel sonucu1972 yılında dünya tarihine geçen dramatik bir uçak kazası yaşanmıştır. Bu kaza sonucunda yolculardan bazıları hayatlarını kaybetmiş bazıları da hayatta kalabilmek için hayatını kaybeden arkadaşlarının etini yemek zorunda kalmıştır. Arkadaşları dememin sebebi uçakta bulunanlar Uruguay Ulusal Rugby Takımı’ nın oyuncuları olmasıdır. Uruguay Hava Kuvvetleri’ne bağlı 571 sefer sayılı tarifeli Fairchild  FH-227 tipi yolcu uçağı, 13 Ekim 1972 tarihinde Uruguay Milli Takımı sporcularını çıkacakları bir müsabaka için ülkeleri Uruguay’dan komşu ülke Şili’ ye götürmek için havalansa da uçak trajik bir şekilde Ant Dağları’na çakılmıştır. Bu kazaya ayrıca ”And Dağları Uçak Kazası” da denilmektedir. 13 Ekim tarihinde gerçekleşmiş olan bu trajik kaza sonrasında uçak Ant Dağları’na çakılmıştır. Kaza sırasında uçağın kuyruk kısmı yoğun tipi sonucu, And Dağları’ nın tepelerinden birine çarpmış ve uçağın kuyruk kısmı gövdeden ayrılmıştır. Bu kısımda oturan kişiler orada hayatlarını kaybetmişlerdir. Uçağın orta ve ön sıralarında oturanlar ise, uçağın gövdesi üzerinde buz üzerinde kayması sonucu ciddi anlamda yaralanmıştır. Bu kişilerden birçoğunda iç kanamaya bağlı travmalar baş göstermiştir.
 Hiçbir şekilde yaralanmayanlar da vardır. Onlar en şanslılarıdır ve kurtulmuşlardır.


yaÅŸamak için alive resim ile ilgili görsel sonucuUçakta bulunan 45 kişi arasında Uruguay Ulusal Rugby takımın yanı sıra oyuncuların eş ve dostları ve ayrıca da 5 kişilik mürettebat vardı. Uçak düştüğünde bu kişilerden 29’ u hayatta kalmıştı. Pilotlar hayatlarını kaza esnasında kaybetmişti. 13 Ekim 1972 tarihinde And Dağları’na çakılan uçağı arama kurtarma çalışmaları başlasa da uçağın nereye düştüğü o günkü teknoloji sebebiyle bulunamadı. Uçağın uçuş veri kaydedicisi incelendiğinde kazaya pilot hatasının neden olduğu anlaşılmıştır. Kaza sonrasında ilk başlarda günlerce arama kurtarma ekiplerini bekleyen kazazedeler günler geçtikçe zorlu hava şartlarına karşı direnemez bir hale geldiler. Geceleri uçağın sağlam kalan gövdesinde geçiren kazazedeler, bulabildikleri bavullardan tüm yiyecek ve içecekleri bir araya toplamış ancak bunlar kısa sürede bitmiştir.
Öncelikle yaralıları teker teker kaybetmeye başlayan kazazedeler, sonrasında açlıktan ölümlere de şahitlik etmiştirler. Bunun üzerine bazıları ölen arkadaşlarının etini yemek zorunda kalmış ve böylelikle hayatta kalmayı başarmıştır. Bir süre sonra kendilerini kurtaracak herhangi birinin olmayacağını kanaat getiren bir gurup olay yerini terk edip kurtulmaya çalışsa da And Dağları buna engel olmuştur. Kazadan tam 72 gün sonra 23 Aralık 1972 tarihinde kaza yerini tespit edebilen arama kurtarma ekibi, hayatta kalan 16 kişiyi kurtarmıştır. Kazadan canlı kurtulan 13 kişi sonradan hayatını kaybetmiştir. Bu trajik kaza böylelikle dünya tarihine de geçmiş ve ayrıca 1993 yılında ”Yaşamak İçin /Alive” adlı film kazazede ve ölenlerin anısına çekilmiş ve başrolde dünyaca ünlü Hollywood yıldızı Ethan Hawke oynamıştır.

Alıntı

https://youtu.be/si12yPyTnSs                   https://youtu.be/d9t5Q0R40to

yaşamak için alive resim ile ilgili görsel sonucu

Günün Sözü :

uçak kazası ile ilgili sosyal medyadaki olumsuz sözler ile ilgili görsel sonucu

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
6 Nisan 2018, Antalya- Turkey