KIRK YAMA





Kitap Tanıtım

Merhaba Gönül Dostlarım,

Daha önceki yazılarımda  'Hayal Ağacım' ve ' Kehribar Zamanı Aşk' adlı Romanları ile sizlerle tanıştırdığım değerli yazarımız Bige Güven Kızılay' ın yazmış olduğu en son  kitabı olan ' Kırk Yama ' hakkında bazı bilgileri sizlerle  paylaşmak istiyorum.
bige güven kızılay resim ile ilgili görsel sonucu
Uzun yıllar tekstil sektöründe çalıştıktan sonra 2003 yılında kendi markası Pesh Collection' ı kuran Bige Güven Kızılay, yazma serüvenine bir kitap daha ekledi. İlk romanı olan Kehribar Zamanında Aşk, Ekim 2015’ te Hayykitap’ tan yayınlanmış olup, kendi anneanne ve dedesinin gerçek hayat hikâyesidir. Facebook’  ta ' Hayal Ağacım' sayfasında yazılarını okurlarıyla buluşturuyor.
Bige Güven Kızılay, 2015 yılında yayınlanan Kehribar Zamanında Aşk, 2016 yılındaki Hayal Ağacım' ın ardından bu kez okuyucularıyla Hayykitap tarafından yayınlanan'  Kırk Yama ' romanı ile buluştu. 
Bakın, yeni romanıyla ilgili yazar neler söylüyor; 
"Bir heyecanlıyım ki sormayın... Yine içim kıpır kıpır... Hani üç kitap oldu artık, alışmışsındır demeyin. Alışılmıyor öyle. Hiç azalmadan , hatta artarak devam ediyor insanın yürek çarpıntısı...Her yazar öyle olur mu, bu bana ait bir durum mu bilemiyorum...:)

insan resimleri ile ilgili görsel sonucuHani çocukken katlanan masal kitapları vardı hatırlar mısınız? Kapağını kaldırırsınız, canlanmış gibi şekiller çıkar içinden... Bu defa öyle bir roman oldu. Kapağı bir kaldıracaksınız, sadece duygular değil, hüzünler, neşeler değil, şarkılar , şiirler çıkacak içinden... Çocuk kahkahaları, Erzurum deyimleri, tabak çanak tıkırtıları gelecek kulağınıza...
Bir bahar sabahı kavak yelleri uçuverecek kulağınızın kenarından, bir kış günü gıcır gıcır karlara basacaksınız.

İşte öylesi bir yolculuk oldu KIRK YAMA.
Yüreğimin ta içinden dökülerek yazdım. Umarım çok severek okursunuz hepiniz.

"Hani birbirine çok yakışan şeyler vardır. Aslında tek başına da var olurlar, öyle de güzeldirler ama bir aradayken bambaşka bir şölene dönüşürler.
Denizle güneş gibi... Simitle çay gibi... Kahveyle kitap gibi...
Denizi düşünün mesela... Kendi kendine de şahanedir, ama getirin güneşi, ışıklarını yansıtın içine, o gümüş gibi pırıltılarla ne efsane olur...
Simidi tek başına da yersiniz, çayı her şekilde, günün her saati içersiniz, ama bir lokma simidi ağzında çayla şenlendirmek gibisi yoktur.
Dostluklar da böyledir işte. Tek başınıza da pekâlâ var olur, yaşayıp gidersiniz. Ama yanınızda can gibi bir gerçek dost varsa, o güneşin denizin içine süzülmesi gibi bir şey olursunuz beraber. Sadece kendinize değil, etrafa da keyif verirsiniz.
Pekiii, dostluğun yanına en çok ne yakışır derseniz, gözümü kırpmadan “emek” derim.
Emek, enteresan kelimedir. Kocaman bir paketin içinde, yanında birçok başka kelimeyle gelir. “Vefa” gibi, “Sabır” gibi, “Fedakârlık” gibi, “Empati” gibi, “Özen” gibi.
Emeksiz sevgi, sevgisiz emek olmaz.

İşte bu roman, bir dostluk hikâyesi. Hem de, taa 1970’ lerin sonunda başlayıp 90’ lara uzanan... "

Alıntı :istekadınlar.com

Önce Kendinizi Sevin, sonra da Sevdiklerinizin, sahip olduklarınızın ve size değer verenlerin kıymetini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... Unutmayın ki, sizin şikayet ettiğiniz yaşamınız, belkide  başkasının hayali olabilir. 

Günün Sözü :" Birileri bizi dinlediği veya izlediği zaman, bu bizim yaratma gücümüzün gelişmesine, düşüncemizin açılıp genişlemesine sebep olur. İçimizde yeni yeni düşünceler gelişip hayat bulmaya başlar. "
İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
8 Nisan 2018, Antalya-Turkey