19 Mayıs 2020 Salı

KADİR GECENİZ MÜBAREK OLSUN






                                                                                                                                                  

Merhaba Gönül Dostlarım,

Bugün hem 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlanıyor, hem de bin geceden daha hayırlı olan Kadir Gecesi idrak ediliyor. 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı' nın bul yıl 101.yıl dönümü kutlanıyor. 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal Atatürk Bandırma Vapuru ile Samsun'a çıkmıştır ve bugün İtilaf Devletleri' nin işgaline karşı Türk Kurtuluş Savaşı' nın başladığı gün kabul edilir. 
Kadir Gecesi ise, Allah’ ın insanlara peygamberler vasıtasıyla son hitabı ve nihaî mesajı olan Kur’an’ ı indirmesi insanlığın hidayetinde bir dönüm noktası teşkil ettiği için bu olayın gerçekleştiği gün ve gece özel bir anlam taşır. Bu iki anlamlı günü kutlamak her zaman nasip olmaz.

****

Her olayı Hayır bil.
Her geceyi Kadir bil.
Her geleni Hızır bil.
Hz. Mevlana



Birçok hayır ve bereketi içinde barındıran, manevi hazzın yükseldiği bu mübarek gecede, yüce Rabbimizin bizleri affetmesi ve güzellikler vermesi için dua edelim. 
Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi' nin İslam âlemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbimden diliyorum.
Kadir Gecenizi kutlar, bu gecenin hayır ve bereketiyle hepimizi huzura eriştirmesini dilerim.
Rahmet ve bereket kapılarının açıldığı, Cenab-ı Allah’ ın kendisine açılan elleri geri çevirmediği, Kur’an-ı Kerim’in indirildiği bu mübarek gecede, ümit ederiz ki, zor günler geçirdiğimiz; fakat gelecek adına umutla dolu olduğumuz şu dönemlerde yeniden bir uyanışa vesile olur. 

Kadir Geceniz mübarek olsun..


~ İbrahim Birol ~


18 Mayıs 2020 Pazartesi

19 MAYIS ATATÜRK' Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI

              En güzel 19 Mayıs sözleri! Mustafa Kemal Atatürk 19 Mayıs mesajları! Resimli 19 Mayıs sözleri! Atatürk'ü Anma ve Gençlik Spor Bayramı sözleri                                                                                          

                                                                                       

Merhaba Gönül Dostlarım,



Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

İsmail Hakkı Durusu
101 yıl önce 16 Mayıs 1919’da İstanbul’dan yola çıkan Bandırma Vapuru, Karadeniz’de dört gün süren zor yolculukla yolcularını sağ salim Samsun’ a ulaştırdı.İstiklal Savaşı’nın fitilini ateşleyen Atatürk’ün Samsun’ a gidişinde önemli rol oynayan bu vapurun kaptanı " İsmail Hakkı Durusu, dört gün, Karadeniz’in sert dalgalarıyla mücadele 
ederek kıymetli yolcularını 19 Mayıs’ da Samsun’ a ulaştırmayı başarmıştı.19 Mayıs 1919 Kurtuluş Savaşımızın başladığı gün. Nitekim bugünü çok önemseyen Atatürk, doğum günü olarak kendine 19 Mayıs’ ı seçmiştir.                             
****




Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yazıİBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Atatürk’ün Bandırma Vapuru ile İstanbul’dan Samsun’ a hareketinin başlangıç noktası, Galata Rıhtımı’ ndan seslendi. İmamoğlu “İstanbul’dan yola çıkan Mustafa Kemal Atatürk, ‘Ya istiklal, ya ölüm’ ülküsünü ta o günden ruhunda taşıyan bir komutandı, liderdi ve bu duyguyla yola çıkmıştı. 19 Mayıs 1919’da, Samsun’ a çıkana kadar ki o 4 günlük heyecanı yaşayan Atatürk ve silah arkadaşları, hiç geriye bakmaksızın yola koyuldular” dedi.


Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının, Bandırma Vapuru ile İstanbul'dan Samsun'a hareketi, “Yüzyılın Rotası” etkinliği ile yeniden canlandırılıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, internet ortamında hareket ederek 4 günde Samsun'a varacak olan Bandırma Vapuru' nu Galata Rıhtımı 'ndan 12.10' da yolcu etti.
İstanbul'dan 16 Mayıs 1919'da yola çıkan Bandırma Vapuru, 4 günün sonunda 19 Mayıs'ta Samsun'a ulaşabilmişti. “Yüzyılın Rotası” etkinlikleri kapsamında gerçek rotasına sadık kalınarak internet ortamında hareket eden Bandırma Vapuru, 19 Mayıs Salı günü Samsun'a ulaşacak.

“HİÇ GERİYE BAKMADAN YOLA KOYULDULAR”

Tarihteki adıyla Galata Rıhtımı' ndan Bandırma Vapuru' nu sanal ortamda yolcu eden İmamoğlu, vapurun çok eski olduğunu ve “Samsun'a kadar gidebilir mi?” endişeleri ile yola çıktığını hatırlatarak “Bandırma Vapuru' nun ömrünü tüketmiş olduğu bile konuşuluyordu. Kız Kulesi'ne vardığında bile İngiliz görevlileri tarafından sorguya alınan vapurun, denizde rotasında ilerlerken bir İngiliz torpidosu tarafından vurularak batırılacağı bile konuşuluyordu. Rauf Orbay bu bilgiyi veriyordu. İstanbul'dan yola çıkan Mustafa Kemal Atatürk, ‘Ya istiklal, ya ölüm' ülküsünü ta o günden ruhunda taşıyan bir komutandı, liderdi ve bu duyguyla yola çıkmıştı. Geri dönmenin mümkün olmadığını, Türkiye'nin istiklal ve istikbalinin, Anadolu'nun ayağa kalkmasıyla mümkün olduğunu kafasına yazmış, hazırlığını yapmış ve yola koyulmuştu. 19 Mayıs 1919'da, Samsun'a çıkana kadar ki o 4 günlük heyecanı yaşayan Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, hiç geriye bakmaksızın yola koyuldular” diye konuştu.

“UĞURLAR OLSUN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK”

İmamoğlu, 19 Mayıs 1919'un Atatürk'ün ayağını Samsun'a basmasının başlangıç anı olduğunu dile getirerek “Yani umutların Bandırma Vapuru'na yüklendiği, geleceğe dönük bütün güzelliklerin ve güzel duyguların içine dolduğu o vapurun yola çıktığı yer burası. İşte 16 Mayıs'ta, vapurumuzu, Atamızın istiklale yola çıkışına eşlik etme adına buradayız. Uğurlar olsun Mustafa Kemal Atatürk” dedi.

Alıntı Sözcü İstanbul

Bu sene 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı' nda korona virüs salgını nedeniyle kutlamaların yapılmayacağının üzüntüsü içerisinde olduklarını ifade eden Terme Belediye Başkanı Ali Kılıç, "Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkışını yıllardır özellikle Samsun'da büyük bir coşkuyla kutluyorduk. Ancak korona virüs salgını nedeniyle kutlamalar yapılmıyor. Biz de bu durumda yine bir etkinlik düzenleyerek kutlamaları sosyal medya üzerinden yapmaya karar verdik. Gösterilerin video kayıtlarını vatandaşlarımızın izlemesini istiyoruz. Bu seneki 19 Mayıs' ın telafisini önümüzdeki yıllarda gerçekleştirme ümidi içerisindeyiz"

Alıntıdır


https://youtu.be/FyREWa7MJ-M
Günün Sözü :
19 Mayıs Mesajları! 2018 resimli 19 Mayıs'a özel kutlama sözleri ...


16 Mayıs 2020 Cumartesi

RAMAZAN SOHBETLERİ 2020 (6)




DERVİŞİN DUASI




                                                                                                                                       
Merhaba Gönül Dostlarım,

İçinde bulunduğumuz bu ramazan ayında " Ramazan Ayı Sohbetleri" başlığı altında başlattığım yazı dizimin 6.' ıncısı ve sonuncusuna gelmiş bulunuyoruz.
Her yıl Ramazan Ayının başlangıcında ' Hoş geldin Ey Şehr-i Ramazan' övgüleriyle karşılanan ve göz açıp kapayıncaya kadar çabuk geçen rahmet ve bereket ayı; Ramazanın son günlerini yaşamaktayız. Son dönemeç hükmündeki son haftaya gelindiğinde;  Camilerimizin ve  meclislerin Koronavirüsten  kapalı olması nedeniyle ibadetlerimizi evlerimizde idrak etmekteyiz., naatlar ve ilahiler yerini hüzünlü sözlere bırakarak " Elveda Ey Şehr-i Ramazan' şekline dönüştü. 

Koca Yunus' un; bir beytinde " Bildik gelenler geçtiler, gördük konanlar göçtüler" dediği gibi, her başlangıcın bir sonu vardır, Ramazan' da diğer zamanlar gibi gelmeye- gitmeye, başlamaya- bitmeye mahkumdur. Önemli olan geldiğinde ve konduğunda yapılacaklardır. Gittikten ve göçtükten sonraki pişmanlıklar bir fayda vermeyecektir.

Şimdi yapılacak şey; Ramazana elveda derken, onun bizden hoşnut gidip gitmediğinin muhasebesini yaparak, bizim bu ayın af nimetinden istifade edip etmediğimizdir.
Geride kalan Ramazan günlerini en verimli şekilde  değerlendirmemiz gerekmektedir.

" Elveda Ey Şehr-i Ramazan"

Alıntıdır
****
Bir Derviş Hikayesi,

Camide zengin bir adamla bir derviş yan yana namaz kılıyorlardı. Birbirlerine olan yakınlıklarından dolayı ne okuduklarını ve ne dua ettiklerini duyuyorlardı. Derviş namazdan sonra ellerini açtı:

” Ya Rabbi! Karnım çok aç beni şu yemek ve şu tatlılarla rızıklandır,” diye dua etti.

Dervişin duasını duyan zengin adam, içinden şöyle geçirdi:

” Bana duyurmak için sesli dua ediyor. Böyle yapmaktansa doğrudan gelip para isteseydi verirdim. Şimdi ona bir şey vermem.”

Zengin adam böyle düşünürken derviş caminin bir kenarına çekilmiş ve uykuya dalmıştı. Az sonra camiye elinde tepsiyle bir adam geldi. Doğruca, uyuyan dervişin yanına giderek dervişi uyandırdı ve elindeki tepsiyi derviş verdi.

Derviş tepsinin üzerini açtı. Zengin adam geriden bu hadiseyi takip ediyordu. Tepside dervişin az önce duada istediği yiyecekler vardı. Derviş yemekleri yedikten sonra tepsinin üzerini örterek adama geri verdi.
Bu işe hayret eden zengin adam merakla yemekleri getiren kişiye yaklaştı:
” Arkadaş sen kimsin?”
” Ben hamallık yapan biriyim.”
” Bu adamı tanıyor musun?”
” Hayır.”
” Bu yemekleri kim gönderdi?”
” Kimse göndermedi, ben getirdim.”
” Peki tanımıyorsun da niye getirdin?”

Anlatayım: ” Ben fakir biriyim. Hamallık yaparak geçimimi sağlamaya çalışıyorum. Yükünü taşıdığım zengin biri bana fazlaca para vermişti. Hazır elime geçmişken eşimin ve çocuklarımın istediği yiyecekleri yapmak için gereken malzemeleri alıp eve gittim. Eşim yemekleri yaparken ben uyuya kalmışım. Rüyamda Peygamber Efendimizi (s.a.v.) gördüm.” Bana buyurdular ki:

– Şu camide bir veli var. Onun canı bu yiyecekleri istedi. O yemeği ona götür. Yiyebildiği kadar yesin. Kalanını da siz yiyin. Allah (c.c.) size bereket verir. Bunu yaparsan senin cennete girmene ben kefil olurum.
Uyanır uyanmaz hemen tepsiyi buraya getirdim. Gerisini siz de gördünüz.”

Zengin adam bu durum karşısında hayretler içinde kaldı ve hamala sordu:

” Bu yemekler için ne kadar masraf ettin?”
O zamanın parasına göre bir şeyler söyler. ”Şu kadar para ”
” Sana yaptığın masrafın on mislini vereyim, bana kazandığın sevabın bir kısmını ver.”
” Olmaz.”
” Yirmi mislini vereyim.”
” Olmaz.”
” Elli mislini yok… Yok… Yüz mislini vereyim.”

” Boşuna uğraşma. Ne verirsen ver yine de vermem. Bunun karşılığında Peygamber Efendimiz (s.a.v.) benim cennete girmeme kefil oldu. Bütün dünyayı versen yine de vermem. Eğer senin bu sevaptan nasibin olsaydı, bu iş sana nasip olurdu. Baksana, yan yana namaz kılmışsınız ama senin paran nasip olmamış...

Alıntıdır


https://youtu.be/FLqHWqRvzS4

Günün Sözü :

😕 Elveda ya şehri ramazan!  #elveda #ramazan #razı #mutlu #dargın #yazık #islam #müslüman #oruç #arefe #arefegünü #ilmisuffa


























15 Mayıs 2020 Cuma

BAŞARININ SIRRI SEVGİDİR



























                                                                                                                          
Merhaba Gönül Dostlarım,

Hayata karşı tutumlarımız, beklentilerimiz, karşımız da ki kişiye sunduklarımız ve ondan neler almak istediklerimiz açıkça masaya konulduğu takdirde, henüz yolun başında bile epeyce yol almış olacağız. İleride, önümüze çıkabilecek umutsuzluk ve mutsuzluk duvarlarını ortadan kaldırmış olacağız.
İlişki türünüz ne olursa olsun, tek yolu gerçeklik olsun.
Çünkü, insanlar birbirlerinden sadece sevgi beklerler.
Çünkü, her insan kendi savaşının kahramanıdır ve ona başarılı olması için motivasyon nedeni gerekmektedir, bu da ancak sadık ve samimi bir sevgiyle mümkündür.
Nerede SEVGİ varsa, orada BAŞARI ve ZENGİNLİK vardır” (Tunay, 2013).
Sevgi denizinin yontmayacağı sert taş yoktur. Sevginin bütün noksanlıkları gidereceği asla unutulmamalıdır.
Derin sevgi ruhuyla yoğrulmuş olan Yunus Emre "Gelin tanış olalım, sevelim, sevilelim" diyor. Sevgi birleştirir, kin ve düşmanlık ise ayırır. Mevlâna' nın dediği gibi: "Sevgi; acıyı tatlıya, toprağı altına, hastalığı şifaya, zindanı saraya, belayı nimete ve inkârı rahmete dönüştürür."
Sevgiyle kalın…
 Alıntı


Bugün, Belgin Eryavuz' un ' Sevginin Gücü ' başlıklı güzel bir yazısını sizlerle paylaşacağım


****

SEVGİNİN GÜCÜ


İçinde sevgi pırıltıları taşıyan konuları yazmayı seviyorum. Her satırda tebessümlerim eşlik ediyor bana.

Şimdi gelin beraberce Amerika’nın 
en önemli limanlarından bir tanesi 
olan Baltimore şehrine 
gidelim. 
Maryland eyaleti sınırları içindeki bu liman şehrinin kenar mahallelerinde yaşayan pek çok yoksul aile var.

Sosyoloji profesörü, bir gün sınıfındaki öğrencileri işte bu kesimlere gönderir.

Amaç o bölgede yaşayan çocuklar hakkında araştırma yapmaktır. Böylece yola koyulan gençler, bölgede yaşayan 200 kadar erkek çocuk bulur.


Sosyal durumlarını, yaşam şekillerini, eğitimlerini, alışkanlıklarını elden 
geldiğince araştırır. Sonuçta her bir çocuğun geleceği hakkında yorum 
yapabilmek için böylesi bilgilere ihtiyaçları vardır.

Araştırmayı yapan sosyoloji öğrencilerinin neredeyse tamamı, 
bu çocukların gelecekte şanslarının olmadığını belirtir. O an için 
gördükleri ve hissettikleri, kendilerinde bu olumsuz izlenimi yaratmıştır 
çünkü.

Aradan yıllar geçer.

Yirmi beş yıl sonra, bir başka profesör bu çalışmadan haberdar olur.
 Konu ilgisini çeker. O da kendi öğrencilerine bu konuyla alakalı bir başka
görev verir.

Bu sefer gençler, aynı çocukları bulmaya çalışacak ve geçen süre içinde 
nerede, ne durumda olduklarına bakacaktır.

Öğrenciler, tıpkı eskiden olduğu gibi Baltimore şehrinin kenar mahallelerine
dağılır. 
Şimdinin yetişkini, o zamanın küçüğü olan 200 ismi aramaya başlar.

Elbette aralarında göç edenler ya da ölenler olmuştur ama bunlar 
20 kadardır. Geriye kalan ve hala kendi yoksul mahallesinde yaşamaya 
devam eden tam 180 çocuğu bulmayı başaran öğrenciler; onlarla hemen 
iletişime geçer.

Sonuç inanılmazdır.

180 çocuktan tam 176 tanesi üstün başarılarla okullarını bitirmiş; iş adamı, avukat, doktor, mühendis gibi saygın mesleklerle geleceklerini kurmuşlardır. 

Düşünsenize sadece 4 çocuk firesi ile büyük bir başarı hamlesi karşımızdaki. Zor şartlar, yoksulluk, yeterli beslenememe, belki ilgisizlik başarının önüne geçememiş.

Sonuçları inceleyen profesör bu durumdan çok etkilenir.

Konuyu kendisi ele almaya karar verir.

Tek tek o başarılı çocuklarla görüşmeler yapar. Elbette tüm o görüşmelerde
 en çok merak ettiği soruyu da sorar. Zorlayıcı koşullara rağmen, başarılı 
olmalarının altındaki sebeptir ilgisini en çok çeken.

Çocukların hepsi sözleşmiş gibi mahalle okulundaki öğretmenlerini işaret eder. 
Onun sayesinde başarıya imza attıklarını belirtir.

Hal böyle olunca profesörün yolu bu sefer öğretmeni bulmaya kadar uzanır. 

Öğretmenin hayatta olduğunu öğrendiğinde ise büyük bir mutlulukla onu
 evinde ziyarete gider.

Karşısında yılların izini gururla taşıyan, yaşlı ama dinç bir kadın öğretmen bulur.

Öğrencilerinin unutmadığı bu 
kadın ne yapmıştır da, 
çocukların başarılı birer yetişkin olmasına olanak sağlamıştır.

Öğretmen, gözlerindeki ışıltı ve yüzündeki o özel tebessümü ile sadece iki cümle söyler.

‘Çok basit. Ben o çocukları ÇOK SEVDİM’.

Ne kadar güzel değil mi?

İşte içimiz ısındı bir anda ve biliyorum ki sizler de şu anda benim gibi tebessüm ediyorsunuz.

İşte SEVGİNİN GÜCÜ.

İşte SEVGİ böylesine etkili ve bulaşıcı.

Hep olsun ve yüreklerimizi hafifletmeye, umutlanmamıza vesile olsun dileğimle.

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ
09.05.2020



https://youtu.be/4Lq1Iq7btZg