19 Mart 2023 Pazar

BAHARIN HABERCİLERİ (2/3)

 













Merhaba Gönül Dostlarım,
Bursa’da filmlere konu olan Yaren leylek hikayesi her yıl mart ayında yeniden gündeme geliyor. Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Eskikaraağaç Leylek Köyü'nde balıkçı Adem Yılmaz ile Yaren leyleğin dostluğu uzun yıllardır hiç bozulmadan devam ediyor. “2023 Yaren leylek geldi mi?” sorusu da bu yıl da aynı olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini merak edenler tarafından araştırılıyor. İşte Yaren leylek ve Adem Amca hikayesi!


Yaren leylek ve Adem amca hikayesi geçtiğimiz 11 yılda 7’den 70’e herkesi mutlu etmişti. Bursa’da yaşanan yüz güldürücü olay senelerdir bozulmadan devam ediyor. 2023 yılı Mart ayının gelmesiyle birlikte “Yaren leylek bu yıl da geldi mi?” sorusu merak ediliyor. İşte filmlere konuk olan Yaren leylek ve Adem Yılmaz’ın hikayesi!


Adem Yılmaz duygularını, “Ayın 6’sından 15’ine kadar meraktan adeta öldüm öldüm dirildim. Gelecek mi gelmeyecek mi hep merak ettim. Şükürler olsun ki geçen yıl geldiği tarihten 11 gün sonra bu yıl da Yaren döndü. Ben ve köylüm çok mutlu olduk gelişine. Mutluluğumu tarif edemem, çok sevindim” sözleriyle ifade etti.

                                                the Year    Gerçek Dostlar    ⚠️   



17 Mart 2023 Cuma

BİZİ BİZ YAPAN DEĞERLER

 






Merhaba Gönül Dostlarım,


Ramazan davulcusunu bile gürültü yapıyor diye kovalayan nesle dönüştük. Terörün, şiddetin, geçimsizliğin, ayrımcılığın had safhada olduğu; şehitlerin gözyaşlarıyla toprağa verildiği; ‘özgürlük’ ve ‘hak’ kelimelerinin sözlükten bile çıkartıldığı, çocuk gelinlerin, kadın cinayetlerinin her geçen gün arttığı, komşulukların yok olmaya yüz tuttuğu bu günlerde ‘’nerde o eski günler’’ demek hakkımız olsa gerek.


****

Çabuk unutuyoruz her şeyi ,
Ve kaybediyoruz bizi insan yapan bir çok şeyi...
Mesela ,
Vefalıyız ama bir yanlış görene kadar ,
Değer veriyoruz insan eşya herşeye ,
Ama yerine daha değerlisini bulana kadar..
Önce düşünmeden konuşuyoruz ,
Konuştuktan sonra düşünüyoruz ...
Hayata insanlara sığ bakıyor derine inmeye gerek duymuyoruz ,
Derine inmek sorumluluklarımız dan kurtarıyor çünkü ...
Hâl den düşmeden hâl den anlamıyoruz ,
Başa gelmeden başına gelmişe sadece bakıp geçiyoruz...
Dua etmek için milyonlarca sebep varken
Biz derde düşünce paçalar tutuşunca sadece dua ediyoruz...
Yetinmeyi unuttuk ,
Ekmeği buluyoruz şükretmek yerine tazesini , tazesini bulunca da yanına başka şeyler arıyoruz ..
Velhasıl kelam biz bizi kaybettik ama
Daha ne aradığımızı bilmiyoruz..//
AHRÂZ SNR (Ahraz kelimesi, dilimizde oldukça kullanılan kelimelerden birisidir.

Ahraz kelimesi Arapça kökenlidir. TDK'ye göre ahraz kelimesi anlamı şu şekildedir: - Dilsiz (kimse)- Sağır ve dilsiz (kimse)

Yüzünüzden gülümseme, kalbinizden umut
hiç eksik olmasın..
Mutluluğunuz daim, HAFTA SONUNUZ
huzurlu,
Güzel gelişmelerin, bol olduğu bir gün geçirmeniz dileğiyle;
İbrahim Birol

"Bir bahçeniz olsun.
Ve mutlaka yaprak döken ağaçlar dikin.
Böylece zamanın geçtiğini daha iyi anlarsınız..."

Corbusier

  the Year    Gerçek Dostlar    ⚠️   


13 Mart 2023 Pazartesi

SAHİPSİZ ÇOCUKLAR (2/2)

 















Merhaba Gönül Dostlarım,

HEP ANNESİNİ ARADI GÖZLERİ

Şimdi, buradan başlayarak depremde sahipsiz kalan çocuklarımızın durumuna hep birlikte göz atalım. Bu çocuklar bir süre enkaz altında kaldı, tarifi çok zor bir korku yaşadılar. Ardından birileri onları o karanlıktan ve çektikleri acıdan kurtardı. Büyük kalabalıklara şaşkınlıkla baktılar. Hiç tanımadıkları, çok yabancı kalabalıklar onlara gülüyor, onlara yoğun ilgi gösteriyordu. Sanırım içlerini bir sevinç kapladı. Onlara bakan gözlerde sevgiyi, merhameti, şefkati, sevinci gördüler. Çocuklar hemen her türlü duyguyu bizim yüzümüzden okur ve hisseder. O coşku eminim içlerindeki o büyük korkuya ilaç gibi geldi.

Sonra ambulansa bindirilip hastaneye gönderildiler. Orada yine hiç tanımadıkları ablalar onları sevdi, okşadı, gözlerinin içine gülerek ve sevgiyle baktı. Sonra ambulans durdu, yine hiç tanımadıkları insanlar onları aceleyle alıp hastanede bir yatağa yatırdı. Sonra başka birileri geldi, onları soydu, muayene etti, kollarını acıtarak serumlar takıldı, belki biri ona su içirdi, belki tetkik için bir başka odaya götürüldü, başka bir yatağa yatırıldı, bazı aletlerin içine girdi çıktı.

Sonunda yine başka birileri onu bir yatağa yatırdı ve sonra gittiler çünkü bakmak zorunda oldukları başka hastalar, başka çocuklar geldi. Ortam soğuktu, kalabalıktı ve gürültülüydü. Arada bir yanlarına birileri gelip gitse de o yalnızdı.

İlk günden itibaren hep annesini aradı gözleri ama annesi yoktu. Orası kendi yatağı, kendi battaniyesi, kendi odası değildi. Karanlıklardaki korku gitmişti ama şimdi yavaş yavaş dozu artıp azalarak devam eden başka türlü bir duygu geliyordu, sancı gibi... Yeni gelen bu duyguyu hiç tanımıyor, içinden ağlamak bile gelmiyor, şaşkın gözlerle etrafa bakarken aslında tutunacak bir dal arıyordu.

Bir süre sonra yanına yine ablalar, abiler geldi, onu kucakladıkları gibi bir arabaya bindirdiler. Oradan belki bir başka arabaya, ya da uçağa... O yine etrafa şaşkınlıkla bakarken başka bir yerde, yine başka birileri, onu başka yataklara yatırdı, artık uzun süre kalacakları devlet bakımevleriydi orası. Yanına tanımadığı birileri gelip gitti, kimi ona güldü, kucağına aldı, sevdi, okşadı, kimi onu götürüp yıkadı, soydu, giydirdi, yedirdi, içirdi ve gitti çünkü onun mesai saati bitmişti. Bu sefer bir başkası geldi yanına, sonra o da gitti ve yerini yeni arkadaşına bıraktı.

Etrafta başka çocuklar da vardı, kimi ağlıyor, kimi de tıpkı onun gibi etrafa şaşkın gözlerle bakıyordu. Artık anlamışlardı annelerinin gelmeyeceğini... Son umutları da bitmişti.

Bir durgunluk çökmüştü hepsinin üzerine. Sanki bir anda yüz hatlarıyla birlikte bakışları da değişmişti bu çocukların.

İçlerindeki amansız korku gitmiş, sanki tüm duygularının üstü enkaz yığınlarıyla kaplanmıştı. Kulakları değil ama duyguları sağır olmuştu.

KAYBOLAN UMUTLARI GERİ GELECEK

Belki bir gün bir mucize gerçekleşecek, bir anda kendilerini, onlara sıcacık bakan, sarıp sarmalayan, mıncık mıncık seven, yanlarından hiç ayrılmayan, yanında rahat rahat ağlayabilecekleri, nazlanabilecekleri, gıdıkladıkça gülebilecekleri bir kadın, yepyeni bir anne onları oradan alıp gidecek.

Ve duygularının üzerine çöken enkazlar iyice katılaşmadan yavaş yavaş kalkacak, kaybolan umutlar, en çok ihtiyaç duydukları güven duygusu geri gelecek...

Devlet korumasına alınan çocuklara da bizim kadınlarımız bakıyor. Şefkatli, merhametli sevecen kadınlarımız. Onlara buradan seslenmek istiyorum. Annelerinden, babalarından, belki kardeşlerinden, alışkın oldukları evlerinden kopup oralara gelen çocuklarımızın her birinin kendini ne kadar güvensiz ve yalnız hissettiklerini, çok korktuklarını sakın unutmayın. Lütfen o çocukları giydirirken, yedirip içirirken, yıkarken, altını temizlerken hep onların gözlerine bakın. Sevgiyle, şefkatle ve gözünüzü ondan hiç ayırmadan bakın. Sık sık onlara dokunun, sevin, okşayın, konuşun onlarla. Arada bir gıdıklayın, oynayın, gülün onlara... Gülün ki, o çocuklar gülmeyi sizden öğrensin.

SEVGİYLE KALIN

Haftaya görüşmek üzere hoşça kalın, sevgiyle kalın. Sizler de bana gb@madalyonklinik.com adresinden ulaşabilirsiniz.

 Gülseren Budayıcıoğlu


  the Year    Gerçek Dostlar    ⚠️   



12 Mart 2023 Pazar

SAHİPSİZ ÇOCUKLAR (1/2)
















Merhaba Gönül Dostlarım,

Duygusal Enkazın Altında Kalan Sahipsiz Çocuklarımız
Hepinizin bildiği gibi insan yavrusu kendi başına hayatta kalamaz, ona bakıp büyütecek bir sahip gerekir. İşte bu nedenle bebek doğduğu anda sahibini arar, ona bağlanır ve sadece onun yanındayken kendini güvende hisseder. Doğduğu anda onu kucağına alan, ihtiyaçlarını karşılayan, onu sevgiyle sarıp sarmalayan kişi kimse, onu sahibi kabul eder ve bir daha ondan ayrı kalmak istemez. Sahibi ondan uzaklaştığı anda bebekte huzursuzluk ve huysuzluk başlar. Kendini en çok, annesinin memesini emerken, anne kokusunu içine çekerken güvende hisseder.
Zamanla, annesi ondan uzaklaşsa bile onun geri geleceğini öğrenir ve hasretle onu bekler. Anne, alışkın olduğu zamanda gelmezse bebekte yine bir huzursuzluk başlar ve anne geri gelene kadar bu huzursuzluk ve güven kaybı devam eder.
ONLAR İÇİN ANNE YAŞAM AĞACIDIR
Bebekler büyüdükçe ve anneye duydukları güven arttıkça ondan ayrı kalabildikleri süre de artar ancak anne geri gelmezse ne olur?
Çocuk ruhunda anne ya da anne yerine geçen kişi onun yaşam ağacıdır ve eğer o yoksa hayatta kalamayacağı şeklinde bir korkuya kapılır. Birileri onları yedirse, içirse, altlarını değiştirse bile kendilerini çok yalnız ve güvensiz hissederler. Hani bir uçurumun kenarında durursunuz, ayağınız yere sağlam bassa bile her an oradan aşağı yuvarlanabileceğiniz şeklinde bir korku gelir ya size, bebekler ve çocuklar da eğer anne yoksa buna benzer bir duygu hissederler. Bu korku da onları huzursuz, huysuz ve hasta yapar.
Beden sağlıkları hemen bozulur, iştah azalır, ateş yükselir, ishal, kusma gibi belirtiler başlar. Bebek hızla kilo kaybeder ve hayata tutunma güçleri hızla azalır. Yapılan araştırmalar, bu bebeklerin büyümelerinin bile durduğunu, boylarının yaşıtlarından kısa kaldığını gösteriyor.
Bütün bunlar bebek ya da çocuk ne kadar küçükse ve annenin geri gelişi ne kadar uzarsa o kadar fazla olur. Eğer anne geri dönerse bir süre sonra yavaş yavaş bütün bunlar düzelir. Ancak anne bir daha geri gelmezse, annesizliğin acısı çocuğun tüm hücrelerine işler. Bu bebeklerin bazıları, annesizliğe bağlı olarak ortaya çıkan bedensel hastalıklar nedeniyle ölür, geri kalanlar düşük bağışıklık sistemiyle hayatlarına devam eder.
Annesizliğin en büyük tahribatı ruhsal yapıda olur. Terk edilişin izleri ruh dünyasına damgasını vurur ve bu damga bir daha kolay kolay silinmez. Bu çocuklar yetişkin biri olduklarında bile terk edilmekten ölesiye korkarlar çünkü bir zamanlar anneleri tarafından terk edildiklerinde kendilerini uçurumun başında, her an ölümle burun buruna hissettiler.
Daha sonraki yaşlarında, eğer kaybettikleri anne yerine yine onları çok seven, şefkatli, hep güven veren, onları hiç terk etmeyeceğinden emin oldukları yeni bir anne hayatlarına girerse, zihinlerindeki terk edilme korkusu ve güvensizlik de zamanla azalır. (devamı 2/2’de)
 Gülseren Budayıcıoğlu


  the Year    Gerçek Dostlar    ⚠️   



8 Mart 2023 Çarşamba

BAHAR ÜLKEME ERKEN GELSİN

 






















6 Şubat Depremi


Merhaba Gönül Dostlarım,

.. Ülkeme bahar, erken gelmeli bu sene.
İlk çiçekler Maraş'ta açmalı.
Zelzele yarıklarına gül tohumu ekmeli
Bu sene ülkeme bahar erken gelmeli
Bir bahar ki, baharların en "ekmeli."
Ne kadar martı varsa İstanbul'da
Göçmeli bu sene İskenderun limanına
Malatya'da kayısı ağaçları
En verimli çağını yaşamalı bu sene.
Acı yasak olmalı bu sene ülkemde
Gaziantep'ten baklava taşınmalı
Adana, Diyarbakır, Adıyaman ve Urfa'ya.
Ah Şubat ah!
En kısacık ay.
Gözün aydın, kederin 11 aydan uzun oldu.
Bu sene az yağan karın devamı.
Sanırım siyah saçlarımıza yağdı.
Nemrut dağından umut rüzgarı esmeli.
Bu sene bahar, ülkeme erken gelmeli
Ve ilk çiçekler Maraş'ta açmalı
Ama en çok Hatay yeşillenmeli.
Nemli gözlerden düşen yaşlar
yaz yağmuru gibi kısa sürmeli.
Bütün memleket için üşüdü ya!
Enkaz altında kalan çocuklar.
O yüzden erken dönsün göçmen kuşlar.
Yaz gelmeden coşsun Adana güneşi.
Bir bahar gelmeli sanki cennetin kardeşi.
Fay hatlarına kırılan kalplerimiz
Toprağın her zerresi ile barışmalı.
Bir başka kokmalı bu sene çiçekler.
Çok daha uzun yaşamalı kelebekler.
Yeşile boyansın kararan yürekler.
Çilek kokuları, ölüm kokusunu silmeli
enkazdan çıkan kız çocukları.
Kirazları kulağına küpe yapmalı.
Bu sene ülkeme bahar erken gelmeli.
Yüzümüz ne zaman gülecek derken gelmeli
Ve ilk çiçekler Maraş'ta açmalı...!
HALİS ÜNLÜ

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ













  the Year    Gerçek Dostlar    ⚠️   




7 Mart 2023 Salı

HAYATIMIZI KAYBETTİK




















Merhaba Gönül Dostlarım,

HAYATIMIZI KAYBETTİK
"Hayatımızı kaybettik biz.
Ben bugün öğrendim ki hayat kaybetmek,
ölmek demek değilmiş aslında.
Yaşadığın evini,
Balkondaki çiçeğini,
Giydiğin terliğini,
Mutfak masasında hep oturduğun sandalyeni,
pilav tencereni,
Kahve fincanını,
Çay bardağını
Televizyonun karşısındaki koltuğunu, kapısını açtığında buram buram ailen kokan yuvanı
Eşini, dostunu, komşunu, manavını...
Trafikte denk geldiğin tanıdık plaka, çarşıda pazarda denk geldiğin komşunu.
Çocukluk arkadaşlarını, yürüdüğün yolları...
Bembeyaz bir gecede uyuyup simsiyah
bir sabaha uyandık biz.
Geçmişimiz yerle bir oldu
geleceğimiz meçhul.
Haftalık aylık yıllık planlarımız vardı şimdi
bir saat sonra ne olacak bilmiyoruz.
Çoğumuzun bir evi bile yok artık.
Yıllardır tırnaklarımızla yaptığımız yuvalarımız toprak şimdi.
Bizimse evlerimiz gibi bedenimiz ayakta ama içimizde ne varsa paramparça.
Hepimiz bir yerlere sığındık günü geçirmeye çalışıyoruz.
Hayat kaybetmek ölmek değilmiş, ben bugün anladım.
Rabbime şükürler olsun can emanetini almadı, var git biraz daha oyalan dedi.
Şimdi yeniden başlayacağız.
Bir oyun ve eğlence olan dünya hayatına
ve malına dalmadan..."
Yaşadıklarımızı unutmadan...
Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız.
Alıntı

" Aslında bu depremde hepimiz öldük, ancak bazılarımızı gömdüler. "
Depremde Ölenlere  Allah' tan Rahmet,  yaralılarımıza acil şifalar, Yakınlarına Sabır ve metanet  diliyoruz. 

https://youtu.be/fZUluo9vUNw


  the Year    Gerçek Dostlar    ⚠️   











6 Mart 2023 Pazartesi

BERAT KANDİLİ 2023

 














Merhaba Gönül Dostlarım,

Ramazan ayının müjdecisi olarak kabul edilen, Hicri Takvime göre Şaban ayının 15. gecesine denk gelen ve İslam aleminin üçüncü kandili olan Berat Kandili  miladi takvime göre bu sene 27 Mart Cumartesi (günü) gecesi dualarla idrak edilecek. İslam Dini inancında berat, günahlardan arınma, temize çıkma, ilahi af ve rahmete nail olma anlamlarına geliyor. Peki Berat Kandili nedir, ne demek? İşte Berat Kandili hakkında bilgiler
BERAT KANDİLİ NEDİR?                                                                                                                          Berat gecesi, Kur'an-ı Kerim'in Levh-i Mahfûz' dan Dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna "inzâl" denir. Kadir Gecesi'nde ise Peygamber'e ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da "tenzîl" denir.
BERAT KANDİLİ ANLAMI VE ÖNEMİ                                                                                                     Berat kelimesinin aslı ''Berâettir. Berat kelimesi; kurtulmak, beri olmak, suçlu olmamak anlamına gelmektedir. Berat ve beraet, beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak anlamlarındadır. Mü'minlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup, ilâhî bağışa ermeleri umulduğu için, sözlük manasına uygun olarak “Berat Gecesi” denilmiştir.
Bu gecenin dört adı vardır; mübarek gecenin en meşhur adı ''leyle-i beraa'' (Berat Gecesi) olmakla birlikte ''leyle-i mübareke'', ''leyle-i rahmet'' ve ''leyle-i sakk'' isimleridir.
Kurtuluş, af ve arınma anlamlarına gelen Berat, Müslümanlara kulluk bilinci ve hesap verme şuuruyla; hata, suç ve yanlışlardan kaçınmayı, günahlardan arınmayı; affedilmenin yanında affedici olmayı da, bağışlanma isteğinin yanında bağışlayabilme şuurunu da kazandırır.

Hazreti Muhammed'in, Berat Kandili' ne ilişkin şöyle buyurduğu ifade ediliyor: "Şaban ayının 15'inci gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Yüce Allah, bu gece dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve 'Yok mu tövbe eden, tövbesini kabul edeyim. Yok mu rızık isteyen, rızık vereyim. Yok mu şifa isteyen, şifa vereyim. Yok mu başka isteği olan ona da istediğini vereyim' buyurur."
hurriyet.com.tr
https://youtu.be/CvzPqHaoJRk
https://youtu.be/jJAje2J9xV4

" Ellerin semaya açıldığı Berat Kandili gecesinin  başta "Gönül Dostlarım" a sağlık, mutluluk ve huzur getirmesini ve ayrıca tüm islam alemine ve insanlığa hayırlara vesile olması temenisiyle  mübarek Kandiller dilerim."

  the Year    Gerçek Dostlar    ⚠️