22 Haziran 2020 Pazartesi

BABA OLMAK...




Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, açık hava

                                                                                                                                                           


Merhaba Gönül Dostlarım,


Dünkü Babalar Günü yazılarımıza ilave olarak  Babalar Gününe farklı bir başka yazı ile bugünün önemine bir atıfta bulunmak istiyorum.

Aslında her baba hayatta iken bir bavul bırakır oğluna. İçine yapamadıklarını, suya düşmüş hayallerini koyar. Bazen Orhan Pamuk’un babasınınki gibi “küçük, siyah bir bavul” olur. Bazen de hayali bavullar kalır biz oğullara. Eğer öyle bir bavula sahip isek.
Babamızı ne zaman özlesek onu açarız.


Geceleri, hanım ve çocuklar uyuyunca, hafızanın tavan arasına gider bakarız babadan kalma bavula. İçinde söylenmemiş sözler, kavuşulmamış sevdalar vardır. Bize açamadığı duygular vardır. Zaman ve mekân önemini kaybeder, bir devin kollarındaki çocuk oluruz yine. Oysa hüzünlüdür babamızın bavulu; onun “el âlem ne der?” diye yaşayamadıkları oradadır.

~ İbrahim Birol ~

****
Her erkek baba adayıdır ama her erkek baba olamaz...
Babalık adamlıktan daha üstün meziyetler ister,
Erkeklik cinsiyet ama babalık adamlık ve yürek meselesidir...

Baba vardır dünya umurunda değil,
Baba vardır kendini unutur çocukları için ayakta durur,
Baba vardır , acımasız umursamaz ,
Baba vardır çocuğunun saçının teline zarar gelse yerinde duramaz...

Bu böyle uzar gider,
Diyeceğim o ki,
Babalık biyolojik olarak babalıktan ötedir,
Biyolojik baba olmamış ama adam gibi adam olup babalık yapanlarında,
Evlatları için tüm gücüyle çabalayan babalarında ,

Hiç baba olmadığı halde babalığı ruhunda taşıyan adam gibi adamlarında ,
Baba olup babalığın hakkını verenlerinde
Babalar günü kutlu olsun....

Hayatta olmayan babaların da ruhları şad mekanları cennet olsun inşallah...

AHRÂZ SNR .....* RENA *



https://youtu.be/Fi4n1elVgT4

Günün Sözü :

Babalar Günü kutlu olsun! 2020 Babalar Günü mesajları! En güzel ...







21 Haziran 2020 Pazar

ŞEHİT AĞACI




                                                                                                                                                             


 








Merhaba Gönül Dostlarım,

90’ lı yılların başı.
Tıp doktoru. Aynı zamanda, heykeltıraş. Tatile giderken, Afyon’da mola verir.
Oturduğu çay bahçesine kalabalık bir grup insan gelir. Üstleri başları perişan, alayı
gariban, ağlamaktan gözleri şişmiş... Hayrola diye sorar? Şehit cenazesi taşıyan köylülerdir.
*
Üç yaşında olan ve ortalıkta neşeyle hoplayıp zıplayan kızına bakar, bir de
köylülere... Bir yanda saçının telini dünyaya değişmeyeceği evladı, beri yanda
evladını vatan için toprağa vermiş baba... Utanır. Bi şey yapmalıyım diye düşünür,
bu çocukları ölümsüzleştirmeliyim... “Şehit Ağacı” projesi hazırlar.
*
Terör şehitlerini künyelere yazacak, künyeleri ağaca takacak, çocukların birer
yaprak gibi ebediyen salınmasını sağlayacaktır o ağacın dallarında.
*
Projesini hayata geçirmek için aradığı fırsatı, anca 2003’te bulur. Resim Heykel
Müzesi’ nin açtığı yarışmaya katılmaya karar verir. İstanbul’a gelir. Künyeleri almak
için Tahtakale’ ye gider. Sorar soruşturur. Herkes aynı adresi gösterir... Ermeni bi
usta.
*
Mısır çarşısının hemen arka sokaklarından birinde bulur küçücük dükkanı, girer,
meramını anlatır. Ermeni usta dinler. Ve, o güne kadar heykeltıraşın hiç
düşünmediği detaya dikkatini çeker, “Asla paslanmaması lazım” der,
“Evlatlarımız ebediyete kadar ışıl ışıl olmalı”.
*
Olmalı ama, en pahalısıdır o bahsettiği paslanmaz künyeler, tanesi 1 lira 25
kuruş... “Ticari iş değil bu, parayı dert etme” der Ermeni usta, “vatan işi” der.
*
Beşte bir fiyatına, kâr filan almadan, hatta zarar ederek, 25 kuruştan verir. Üç bin
künye... Haftaya gönderirim der. Tam gününde gönderir.
*
Sonra, kısmet olmaz, araya başka işler karışır, hazırlandığı yarışmaya katılamaz
heykeltıraş... Künyeleri paket halinde evinin deposuna kaldırır. Taa ki, amacına
ulaşacağı 2009’a kadar.
*
Ankara Kızılcahamam Belediyesi, Şehit Fatih Duru adıyla park yapmaktadır.
Başvurur. Belediye başkanı derhal kabul eder, başımızın üstünde yerin var der.
Kurumuş bir sedir ağacı, heykele gövde olur. Ancak, sorun vardır. Akıp giden yıllar
içinde şehit sayısı altı bini aşmıştır, eldeki künye sayısı sadece üç bindir.
*
Parkın açılışına yetiştirme kaygısıyla, İstanbul’a gelmez, aksilik bu ya, Ermeni
ustanın adını-telefonunu da kaydetmemiştir, internete girer, eksik künyeleri
tamamlamak için askeri malzeme satan tüccarlarla temasa geçer. “Paslanmaz
istiyorum” der. “Abi merak etme, künyenin kralı bu” garantisi verirler. Zaman
dar... Ermeni ustanın 25 kuruştan verdiği künyeleri, 1’er liradan alır.
*
Tek tek şehitleri yazar, takar sedir ağacının dallarına... Cumhuriyet Bayramı’ nda
açılışı yapılır. Maymun iştahlı medyamız ilk gün hücum eder, Türkiye ağlayarak
seyreder, sonra unutulur gider.
*
Ve, kış gelir. Sadece tebrik yağmaz tabii şehit ağacına, yağmur da yağar. Üç bin
yaprağı ışıl ışıl parlarken... Gerisi paslanır!
*
Ermeni ustanın “Vatan işi bu, evlatlarımız ebediyete kadar ışıl ışıl olmalı”
sözü kulağında çın çın çınlayan heykeltıraş, ağlayarak, tek tek değiştirmek
zorunda kalır, Türk tüccardan aldığı garantili(!) künyeleri.
*
İnsan ol önce, insan.
*
Yılmaz Özdil 2017

https://youtu.be/HRPWtr_sTfw

https://youtu.be/tuXr4rTgmmw


"  Tüm Şehitlerimize ve Koronavirus nedeniyle vefat eden Sağlık Personellerimize Allah' tan Rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına  baş sağlığı ve sabırlar dilerim" Bu ulus sizleri hiç bir zaman unutmayacaktır. Ruhlarınız şad olsun...


Günün Sözü :
Şehit Sözleri - Anlamlı Şehit Mesajları, Şehitler İçin Dualı ...



BABALARIN DEĞERİ


Babalar Günü ne zaman? 2019 Babalar Günü yarın mı? İşte, Babalar ...



                                                                                                                                                       

Merhaba Gönül Dostlarım,


Bugün Babalar günü,

Babasız büyüyen çocukların durumlarını çok iyi bilen ve  babanın hasretini bir ömür boyunca  yaşayan ve yokluğunu bugün bile hala yüreğinde en derinden  hissetmekte olan, baba şefkati, sevgisi ve duygusu nedir hiç bilmeyen, hayatta babasını hiç bir zaman göremeyen  biri olarak, diğer  babasız büyümekte olan  çocuklarımızın ve onların  ailelerinin zorluklarını ancak benim durumumda olanlar çok daha iyi anlayabilirler.

Bunun en güzel örnekleri gözlerimizin önünde şehit mertebesine eren vatanları uğruna şehit düşen askerlerimizin ve Koronavirüs nedeniyle hayatlarını kaybeden sağlık personellerimizin  geride bıraktıkları aileleri ve onların çocukları gelecekte bu acıları  çok daha derinden ve fazlası ile hissedecek olmaları, beni hüzünlendiren ve etkileyen en önemli unsurlardan biridir...
Allah kimseyi küçük yaşlarda veya tüm yaşantısı boyunca babasız ve anasız bırakmasın,

"  Tüm Şehitlerimize ve Koronavirus nedeniyle vefat eden Sağlık Personellerimize Allah' tan Rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına  baş sağlığı ve sabırlar dilerim" Bu ulus sizleri hiç bir zaman unutmayacaktır. Ruhlarınız şad olsun...


Babaları halen hayatta olan tüm dostlarıma  ve ailelerine,  Allah' tan sağlıklı ve uzun ömürler diler, "Başımızın tacı babalarımıza yaşam boyu sağlık ve  mutluluklar temennisi ile  tüm babaların babalar gününü en iyi dileklerimle kutlarım. "

Önce Kendinizi Sevin, sonra da Sevdiklerinizin, sahip olduklarınızın ve size değer verenlerin kıymetini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun...
 En iyi dileklerimle. Esen kalın... 
Unutmayın ki, sizin şikayet ettiğiniz yaşamınız, belkide bir başkasının hayali olabilir.
~ İbrahim Birol ~


https://youtu.be/mLsyoSX1yfg

Fotoğraf açıklaması yok.




18 Haziran 2020 Perşembe

HİÇBİR ŞEY İÇİN GEÇ DEĞİLDİR






                                                                                                                                                     

Merhaba Gönül Dostlarım,

“Resimde” diyor, Paradjanov…
“Kişiler birbirine bakar, ama birbirleriyle konuşmazlar.”
“Filmde de durum farklı değildir” diyor…
“En iyi film, sağır ve dilsiz kişiler için yapılan filmdir. Çok fazla konuşuyoruz, çok fazla kelime var. Benim niyetim, konuşmanın ötesine geçen saf güzelliği bulabilmektir.”
***
Nedendir bilmem…Ne zaman film izlesem…Ne zaman televizyon seyretsem…
Hep bu söz aklıma geliyor!
***
Bilhassa televizyon izlerken…Hep bu açıdan yargılarım…
Dolayısıyla…Hep bir rahatsızlık…Hep bir huzursuzluk vardır…
***
Bu durumdan…En çok çevremdekiler rahatsız olur…
Anlayacağınız…Benimle televizyon izlemek…
Adeta bir işkencedir!
***
Geçen gece…Bir belgesel kanalında…
‘Fit olma’ ile ilgili bir programa denk geldim…
Konuşmanın az, araştırmanın yoğun olduğu…
Paradjanov’ un deyimiyle…
Saf güzelliği yakalayan bir programa şahit oldum…
Hiç eleştirmedim, yargılamadım!
Baştan sona soluksuz izledim…
***
Günde 2 dakikalık egzersizle…Fit olmanın yollarını gösteriyordu…
Şayet…Güç artırıcı egzersizler yapmazsak…
Her 10 yılda…Kas kütlesinin ortalama yüzde 5′ ini kaybediyormuşuz!
Bu, bilimsel bir gerçek! 35 yaşından sonra... 
Her on yılda yaklaşık olarak kadınlar 1 kg…
Erkekler ise 1,5 kg kas kaybediyor...
***
Kas hücreleri...Kalori yakarak aslında metabolik bir iş yapıyor…
Yaş aldıkça kas hücrelerinin azalması…
Bizim eskisinden daha az kalori yaktığımız anlamına geliyor…
Diğer bir deyişle… Metabolik hızımız yavaşlıyor…
Vücudunuzu şekle sokacak 7 basit egzersizBunun önüne geçmenin tek yolu…
Düzenli egzersiz yapmak!
***
Kaslar, yağ yakan fabrikalardır…Kas kütlesi…Kemik erimesini yavaşlatıyor, kilo almayı önlüyor…İnsülin direncini azaltıyor, denge yeteneğini geliştiriyor vb.
Fiziksel aktivitenin artması…Yiyeceklerin parçalanması sonucu oluşan şekerin…Kas dokuları tarafından kullanılmasını hızlandırarak…
Kan şekerini düşürüyor...Yani…Kas kütlesinin korunması…Her açıdan çok önemli…Bunun da yolu…Fiziksel aktiviteden geçiyor!
***
Programda…Egzersiz yapmanın yaşı olmadığı…Bunun için Hiçbir zaman geç kalınmadığı…Her yaşa özgü fiziksel aktivite programının bulunduğu…
2 dakikalık…Özgün egzersiz programıyla bile…Bunun üstesinden gelineceği vurgulanıyordu…
***
' Hiçbir şey için geç değildir’ demişken…Aklıma başka örnekler geldi…
Tolstoy…67 yaşında iken…7 yaşındaki oğlu Vanichka’ yı kaybeder…
Yaşadığı derin üzüntüden çıkmasına yardımcı olması için…‘Moskova Bisiklet severler Derneği’…Yazara bisiklet hediye eder…
Tolstoy, evladının yası ve 67 yaşı bir yana…Kendini bu işe verir…
Günlük işlerini bitirir bitirmez…Köylülerin şaşkın bakışları altında…Her sabah bisiklete biner…Tolstoy’ un şöyle dediği rivayet olunur:
“Öyle sanıyorum ki, bir çocuk gibi kendinden memnun olmanın yanlış bir tarafı olamaz.”
***
Elbette bunu yapan tek kişi Tolstoy değildi! 
Maria Cruie, Nobel ödülü alsa da…50’ li yaşlarında yüzme öğrenmiş…Kızları yüzmeyi öğretmiş! Yaşlı olmasına rağmen…Çok da güzel yüzüyormuş...
***
Miles Davis…Uyuşturucu bağımlısı olduğu dönemlerde…Ünlü boksör Sugar Ray Robinson’i görüp…Boks yapmaya başlamış…Bu sayede uyuşturucudan kurtulmuş…
***
Aynı şekilde Eisenhower…58 yaşında iken…Henüz başkan olmadan önce…Resim yapmaya başlamış...
Bu örnekler uzayıp gider…
Bize düşen…Her ne yapacaksak…Hemen şimdi başlamalıyız!
Sadık Gültekin, 21 Nisan 2020

Günün Sözü :" Bize düşen…Her ne yapacaksak…Hemen şimdi başlamalıyız!"
18   Haziran 2020, Antalya-Türkiye