Bu Blog; bilgilerin, fikirlerin, duygu ve düşüncelerin paylaşıldığı, öğrenmenin ve gelişmenin yollarının arandığı bir ortam yaratmak ve böyle bir amaca hizmet etmek isteyen bir " Gönül Dostunuz" tarafından hazırlanmıştır. Dünle beraber gitti, düne ait ne varsa, bugün yeni günde, yeni bir şeyler söylememiz, paylaşmamız ve yapmamız lazım... Paylaştıkça değer kazanan tek şey, Bilgidir. Saygılarımla...
8 Eylül 2024 Pazar
NARİN' İN CESEDİ BULUNDU
OKULLAR BUGÜN AÇILDI
" Okul çağına gelen çocuklarımızın ilk okula başlama günü bugün... Hem mutlu hem buruk hisler içindeyiz. Zaman çok hızlı geçiyor, çok çabuk büyüyorlar. Çocukların okul hayatları onlar için hiç kolay bir yolculuk değil."
****
Mimar Sinan Selimiye camii' nin kubbesini o genişliğe oturtmak için 13 bilinmeyenli bir denklemi matematiğin bilinen 4 ana işleminden farklı beşinci bir işlem oluşturarak çözmüştür. Ayrıca minarelerin şerefelerine çıkanların yolda birbirlerini görmemeleri ise büyük bir bir dehanın ürünüdür. Almanlar aynı sistemi meclislerinin önündeki dev kürede kullanmışlardır. Mimar Sinan ise bu sistemi 2 metre çapındaki minarelere yüzyıllar önce monte edebilecek bir dehadır. Almanların dehası ise, o kopya metale Selimiye' den daha fazla turist çekebilmelerindedir.
Selimiye camisinin zemini gevşek topraktır bu nedenle minarelerinin yakın zamanda yıkılacağı düşünülmüş uluslararası bir grup mühendis toplanıp camiiyi sağlama alma üzere incelemelerde bulunulmuş ve son olarak en son teknoloji olan metal kelepçelerle minarelerin temellerini sabitlemenin en iyi çözüm olduğuna karar vermişlerdir. Minarelerin temellerini açınca, koymayı düşündükkleri kelepçelerin aynıları ile karşılaşmışlardır. Mimar Sinan yüzyıllar önce aynı şeyi düşünmüş ve yapmıştı.
1950 lerde bir grup Japon mühendis Türkiye'de mevcut tarihi eserleri incelemek için izin alır sıra Selimiye ye geldiğinde ondan sonraki tüm incelemeleri iptal ederler ve kalan tüm zamanı bu camii ye ayırırlar çünkü camii bambaşka, bilinmeyen sistemlere sahiptir. Uzun süre incelemelerin sonucunda caminin altında mevcut raylı sistemi keşfederler bu sistem sayesinde o zayıf toprakta yapı ayakta kalabiliyor ve herhangi bir sarsıntıda 5 derece dolaylarında esneyebiliyordu bu şekilde yapı en ufak zarar görmüyordu. Bu sistemi keşfeden Japonlar ülkelerine döndüklerinde aynı sistemi gökdelenlerde uygulamaya başlarlar ve gökdelenlerin güvenliği,sağlamlığı katbe kat arttırılmış olur. Sonuç olarak bugün tüm dünyada gökdelenlerde bu sistem uygulanmaktadır.
Türk mimari tarihine adını altın harflerle yazdırmış olan Mimar Sinan, Kayseri’ nin Ağırnas Köyü’ n dendir.
@Unimetre sayfasından alıntı yapılmıştır.
3 Eylül 2024 Salı
NANOTEKNOLOJİ (2/2)
DOĞADAKİ EŞSİZ MODELLER (2/2)
İlk örneğimiz Japonya’dan.
Yıllar 1960’ı gösterdiğinde Japonya’da hızları 270 km’yi aşan trenler kullanılmaya başlanır. Ancak söz konusu hız nedeniyle trenler her tünel çıkışında, yolcuları rahatsız eden ses patlamaları sorunu ile karşı karşıyadır.
Trenlerin tünel içindeyken oluşan basıncı yemesi mümkün değildir. Bu soruna çözümü doğadan bulan yetkililer yalıçapkını kuşlarının gaga yapısını örnek alır. Gaga yapıları sayesinde denize sıfır sürtünme ile dalabilen kuşlar birebir taklit edilir. Böylece oluşturulan yeni model sayesinde ses azaltılır.
Bununla yetinmeyen araştırmacılar gökyüzünde sessizce uçabilen baykuşların kanat-tüy yapısını inceler. Ardından penguenlerin buz üzerinde rahatça kayabilme özelliğini incelemelerine ekler.
Sonuçta ses patlaması tamamen yok edilir. Üstelik yüzde 15 daha az elektrik harcayan trenler yüzde 10 daha da hızlanmış olur.
Bir diğer örneğimiz; cırt cırtlı bant.
Hemen hepimizin elbise, ayakkabı ya da başka eşyalarda bir şekilde kullandığı bu bantlar; iki tarafı bitişik tutmaya yarar. İki çizgisel kumaş bantın birbirlerinin karşıt yüzeylerine kenetlenerek yapışması esasına göre çalışır. Bu geçici bağlantı, yüzeyleri çekerek ayırdığımızda kendine has bir ses çıkarır ki işte ismi de buradan gelir.
İlk kez 1941 yılında İsviçreli elektrik mühendisi George de Mestral tarafından tamamen tesadüf sonucu bulunur.
Köpeğini düzenli olarak yürüyüşe çıkaran Mestral, her yürüyüş sonrası köpeğine ve çoraplarına yapışan dikenli otları temizlemekten adeta bıkmıştır. Ancak günlerden bir gün köpeğinden ve giysilerinden zorlukla ayrılan otu incelediğinde; aklına bambaşka bir fikir gelir. Fikrini hayata geçirmek için dikenli otun yapışma şeklini taklit eder ve ilk cırt cırtlı bantlar ortaya çıkar.
Bir başka örnek; hastane sterilizasyonu hakkında.
Bunun için derileri son derece kalın olan köpekbalıkları taklit edilir. Derisini gelişmiş mikroskoplarla inceleyen bilim insanları, üst üste binmiş küçük dokunaçlarla karşılaşır. Bu yapı şekli sayesinde köpekbalıklarının, içeriye girecek yol bulamayan bakterilerden ve olası diğer mikroskobik tehlikelerden korunduğunu keşfeder. Öz konusu detay kullanılarak, hastanelerdeki enfeksiyon yayılımı minimum seviyelerde tutulur.
Bir diğer örneğimiz çok kuvvetli yapışkan bantlar hakkında. Hani tuttu mu bırakmayan türdekiler.
Bunun için geko kertenkeleleri örnek alınır.
Kertenkelelerin cam gibi son derece pürüzsüz yüzeylere düz, hatta ters tırmanabilmesinin nedenleri araştırılır. Parmaklarına yakından bakıldığında çizgiler halinde milyonlarca yapışkan dokunaç görünür. O nedenle kertenkelenin bulunduğu yerden çekilip koparılması neredeyse imkansız olur.
İşte bu özellik taklit edilerek düz yüzeylere tırmanmanın ve çok güçlü bantların imalatı mümkün olur.
Bir başka örnek için ilham kaynağı kunduzlar olur.
Kalın kürkleri ile suyun içinde kalan ve hatta üşümeden uyuyan kunduzlar gözlenmeye başlanır. Detaylı inceleme sonrası, kalın kürkün içine hapsolan bir miktar hava sayesinde kuru kaldıkları anlaşılır. Buradan etkilenen mühendisler, ürettikleri yeni kumak sayesinde insanların da soğuk sularda beden ısılarını koruyabilmesine yardımcı olur.
Son örnekte tıpkı parmak izlerimiz gibi, kuyrukları özel ve benzersiz olan kambur balinalar var.
Ağırlıkları 30-40 ton arasında olmasına rağmen çok iyi yüzen, dalan ve zıplayan balinalar araştırıldığında; yüzgeçleri boyunca yer alan çıkıntıların sürtünmeyi azalttığı fark edilir. Neredeyse kütlelerinin yüzde 36’lık kısmına denk gelen bu özelliği; rüzgar tribünlerinin imalatında uygulayan mühendisler; kısa sürede istenen hedefe ulaşır.
Sizlerin de gördüğü gibi insanlığın önünde muhteşem bir kaynak var.
Doğa.
Ondan ilham alınarak yapılacak her bir araştırma, her bir deneme ve tasarım bizlerin yaşamına kolaylık olarak dönecek.
Bunu hiç unutmamak gerek.
Doğa ile uyum içinde, dengesini bozmadan ve saygı göstererek yaşamayı kendimize ilke edineceğimiz umutlu günlere.
Umalım ki çok uzaklarda olmasın.
Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ
01.08.2023
Kaynaklar: https://www.biyologlar.com; https://tr.wikipedia.org; https://www.hypatiabilim.org; https://evrimagaci.org; https://medium.com
The YearGerçek Dostlar 3 Eylül 2024 İbrahim Birol http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
-
Merhaba Değerli Dostlar, Ekim 2016 da başlattığımız her ayın başında o ayın tanıtımı ile ilgili yazılarımıza Nisan ayı ile devam e...
-
Merhaba Gönül Dostlarım, Bireyler arası iletişimde kelimeler, önemli bir işleve sahiptir. Bireyin sahip olduğu kelime hazinesi, onun anlama ...
-
Merhaba Değerli Dostlar, "Unutulmayanlar" adı altında yayınladığım yazı dizimin bugünkü konuğu Türk Sanat Müziği Güneşimi...
-
Merhaba Gönül Dostlarım, İyi bir hafta sonu geçirmeniz temennisiyle, Bugün yayınlayacağım Şair ve Yazarlarımızla ilgili yazıları...
-
Merhaba Dostlar, Yaklaşık 16 senedir yazılarını zevkle ve severek okuduğum, İnsan Kaynakları idar...





