4 Aralık 2021 Cumartesi

İSTANBUL' DA KIŞ KOKUSU

 




Edebiyat

Merhaba Gönül Dostlarım,

Karla arınan İstanbul

Her ne kadar, Tomris Uyar, “Şubat, kötü bir rüzgâr olarak geldi bu yıl,” dese de, kar İstanbul’a bambaşka bir hava verir. Şehrin hüznüyle birleşince, ortaya 1001 Gece Masalları nı andıran bir manzara çıkar. Karın İstanbul’a olan armağanı kuşkusuz, bu kadim şehri yorgunluklarından arındırıp ona zamansız, yaşsız bir çehre sunmasıdır. Ve bu halleri de en güzel Orhan Pamuk anlatır, İstanbul Hatıralar ve Şehir de…

“Kar çocukluğumun İstanbul’unun ayrılmaz bir parçasıydı. Kimi çocukların yaz tatilini bir yolculuğa çıkmayı iple çekmeleri gibi, ben de çocukluğumda karın yağmasını beklerdim. Dışarıya, sokaklara çıkıp karda oynayacağım için değil, kar altında şehir bana daha ‘güzel’ gözüktüğü için. Bu güzellikten şehrin çamurunun, pisliğinin, çatlaklarının ve bakımsız yerlerinin örtülmesindeki yenilik ya da şaşırtıcılık duygusundan daha çok, karın şehre getirdiği telaş ve hatta felaket havasını kastediyorum. Her sene üç beş gün yağmasına, şehrin bir hafta on gün kar altında kalmasına rağmen, kar her seferinde İstanbulluları ilk defa yağıyormuş gibi hazırlıksız yakalar, yollar kesilir, savaş ve felaket zamanlarında olduğu gibi ekmek fırınlarının önünde hemen kuyruklar oluşur ve en önemlisi bütün şehir aynı konunun, karın etrafında bir cemaat duygusuyla birleşirdi. Şehir ve insanları dünyanın geri kalanından iyice koparak kendi dertleriyle içlerine kapandıkları için karlı kış günlerinde İstanbul hem daha tenhalaşmış, hem de masallardan çıkma eski günlerine biraz daha yaklaşmış gibi gelirdi bana.”

İstanbul’un Boğaziçi’ni en güzel anlatan yazar ise edebiyatımızın dev isimlerinden Ahmet Hamdi Tanpınar’dır kuşkusuz. “Bir gece evvelinden başlayan yağmur, şimdi kara çevirmişti. Nuran, karlı havada Boğaz’ı çok severdi,” der Huzur da ve ardından da karlar altındaki İstanbul’u ve Boğaziçi’ni anlatarak bizi başka alemlere taşır.

“Pencereden, karşı sırtları örten karın üstüne akşam, çok hafif ve daüssılalı bir pastel kızıllığı atmıştı. Her şey bu tül kadar ince rengin altında bir rüya hafifliğinde yüzüyordu. Fakat hava pusluydu. Yine yağacaktı. Ara sıra vapur düdükleri onları gömüldükleri köşede arayıp buluyor, içlerini, ıssız dalgalara teslim olmuş kıyıların, boş yalıların, rüzgârla kamçılanan iskele meydanlarının, bir koridor gibi muzlim ve hayattan uzak yolların hüznüyle dolduruyordu.

Bu, İstanbul’un nadir görünen karlı havalarındandı. Sanki bütün mevsimi –lodosların yalancı yazına aldanarak- tembel tembel geçiren kış, birdenbire bu şubat sonunda, tam Şark usulü bir hızla harekete geçmiş ve bütün ihmallerini birkaç gün içinde tamamlamaya azmetmiş gibi, fırtına, sis, kar, tipi, eline ne geçerse hepsini kullanarak şehri altüst etmişti. Bir gün evvel, tulumbanın borusundaki suya varıncaya kadar her şey donmuştu. Bahçedeki ağaçlar üzerlerinden sarkan büyük buz parçalarıyla akşamın boşluğunda çok başka bir alemden gelmiş ağır, yaşlı hayallere benziyorlardı.”

Kış gelir ve adımlarımızı yavaşlatır. Dünya biraz daha yavaş dönmeye başlar. Hatırlamaya çalıştıkça unutur, unutmaya çalıştıkça da daha beter hatırlarız! Bizi neşeli bir baş dönmesine sürükleyecek ılık bir rüzgârdan da, sabahları yüzümüzü gülümsetecek sarışın güneşten de yoksundur kış. Ama çok önemli bir şeye sahiptir. Dinlemesini bileni huzuruyla sarıp sarmalar. Bilgedir kış. Bize yeniden doğabilmek için önce durup dinlenmemiz gerektiğini öğretir. Bir kış ikindisinde, üstümüzde battaniye, elimizde sıcak bir bardak çay ile kitaplarımıza gömülmüşken bir şiir çarpar gözümüze ve işte o zaman kışın kendine has güzelliklerini bir mucize gibi yaşar, o tatlı uyku haline kayarız.

“Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam!/ Uyandırmayın beni, uyanamam./ Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına,/ Allah aşkına, gök, deniz aşkına/ Yağsın kar üstümüze buram buram...” -Ahmet Muhip Dıranas

ELİF TANRIYAR

ELİF TANRIYAR

    

 " soğuk ayların en soğuğudur aralık ayı yüreğiniz üşür"                                                                                                                                          


.YIL       
Gerçek Dostlar   

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara                                                       4  Aralık 2021 Antalya-Türkiye

3 Aralık 2021 Cuma

BİR HAYAT DERSİ

 





Merhaba Gönül Dostlarım,

76 Yaşımda;
8 yıl sonra,
84 yaşında ceviz kıracağım.....😊😊
Geçtiğimiz gün bu dünyaya veda eden ALARKO' nun kurucusu Ishak Alaton'un hayat dersi niteliğindeki bir demeci:
Üniversitelerimizde yaptığım söyleşilerde bana en çok para hakkında soru sorulur....
Herhalde iş adamı olduğum için...
Ben, “paranın iki kişiliği vardır” derim....
Birincisi;
para bir değiş tokuş aracıdır...
Para verip yiyecek, giyecek, ev, bark,
hatta sağlık satın alabilirsiniz...
İkincisi ile gelecek korkusunu yenersiniz....
“Yaşlılığımda çaresiz, muhtaç, perişan kalmam,
çünkü kötü günler için paramı bir kenara ayırdım” dersiniz...
Ama para ötesi, yani para-üstü bir konu daha vardır...
Bunu parayla satın alamazsınız...
Bunun adı zevk ve keyiftir...
Zevk almak, keyif duymak, ancak KÜLTÜR ile mümkündür...
Resimden zevk almak için sergiler bedava,
müzik, kaset ve diskler üç otuz para....
Ayrıca konserler de pahalı değil...
Tiyatrolar hamburger fiyatına…
Aşk ve sevgi zaten bedelsizdir.....
Güneşin batışından, denizin hışırtısından ya da
bir satranç oyunundan zevk alabiliyorsanız,
kalenizle bedavaya şah çekebilirsiniz...
Güneşi kaç paraya batırabilirsiniz..?
Denizi hışırdatmanın fiyatı nedir..?
Yaşlılığınız için biriktireceğiniz; kötü gün parası kadar,
belki ondan da önemli olan bu zevkler ve mutluluklardır...
Bunlara sahip olmak ancak kültürle mümkündür....
Para kazanmaya emek verdiğiniz kadar kültür edinmeye de emek verin !..
İster genç olun; ister yaşlı, yaşınızla barışık değilseniz
ihtiyarsınız demektir...
Çok genç ölen yaşlılar olduğu gibi, ihtiyar doğanlar da vardır.......
Yaşlılar; ölüme daha yakın derler....
Ama ölüm, nüfus kâğıdı sormuyor...
Şimdiki tutkulu projem,
bir ceviz ormanı yetiştirmektir......
Fidanları dikmeye başladım bile...
Ceviz fidanı; 8 yıl sonra ağaç olup,
ceviz verirmiş...
Şimdi 76 yaşındayım. Yani 84 yaşımda ceviz kıracağım....
Bu kez kendi cevizlerimi…..
(İshak ALATON)
Kırdı da 89 yaşında vefat etti 👍🏻👏🏻

Alıntıdır

Günün Sözü:

" Yaşlılar; ölüme daha yakın derler.... Ama ölüm, nüfus kâğıdı sormuyor..."


.YIL       
Gerçek Dostlar   

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara                                                       3  Aralık 2021 Antalya-Türkiye

2 Aralık 2021 Perşembe

GERÇEKLER VE HAKİKAT








 NE İSTİYORSAK ONU SÖYLEMELİYİZ!

Kullandığınız her kelimeyle bir anlaşma imzalarsınız.
Hem kendinizle, hem karşınızdaki ile ve hem de bütün dünyayla!
Bir insan gelecekte ne yaşayacağını merak ediyorsa bugün ne konuştuğuna baksın.
*Sadece OLMASINI İSTEDİĞİNİZ şeyleri söyleyin.*
"Hasta olmak istemiyorum" yerine,
*”sağlıklıyım."*
"Yaşlanmak istemiyorum" yerine
*"Her daim genç kalacağım.."*
*Öyle ki beyin negatifi algılamaz. Söylenen her sözü gerçek kabul eder.*
Mesela siz, *"Unutma"* dediğinizde onu *"unut"* olarak algılar. *"Aklında tut"* demek daha doğrudur.
Birisine, *“Panik yapma”*
Dediğinizde daha fazla panik olacaktır. Bunun yerine *"sakin ol"* demek daha uygundur.
Bu yüzden, *ne istiyorsak onu söylemeliyiz!*
Birisi sizi gördüğünde *"hasta gibi görünüyorsun"* derse ve siz buna inanır, onaylarsanız, anında anlaşmayı imzalamış olur ve hastalanırsınız.
Bazı insanlar hastalıklarına sıkı sıkı sahip çıkarlar.
*"Benim şekerim var!"*
*"Benim tansiyonum var!"*
*”Benim kolestrolüm yüksek!”*...
*BENİM..!!!* diyerek sahip çıkarsanız o hastalık da sizi hayatta bırakmaz!
*"BEN" diye başlayan her cümleyi bilinçaltınız sahiplenir ve emir kabul eder.*
*FARKINDALIĞI OLAN KİŞİ İSE: bedeninin kendine verdiği mesajdan ders çıkarır* Ve şu soruların cevabını arar; *"Bilmem gereken şey ne?”* *”Hayatımda neyi değiştirmem gerekiyor?"* *"Nerede hata yaptım ki; hastalıkla bedenim beni uyarıyor?"*
Büyüklerin çok söylediği bir söz vardır:
*"Bir şeyi kırk kere söylersen olur."*
Hiç düşündünüz mü neden acaba?
*Çünkü dil neyi çok söylerse, bilinçaltı onu gerçek kabul eder ve beyin gerçekleştirmek için harekete geçer.*
*OLUMLU KONUŞMAK ve MÜSBET DÜŞÜNMEK işte bu yüzden çok önemlidir.*
*Ağzınızdan çıkan cümleleri değiştirin, hayatınız değişsin…*
Sözlerinizle birlikte, düşünceleriniz değişmeye başlar. Düşünceleriniz değiştikçe de; davranışlarınız değişir ve siz başka birisi olursunuz.
*Bir bakarsınız ki hayatınız söyledikleriniz, düşündükleriniz, davranışlarınız olmuş..*
Şimdi şu iki cümleye bakın. Ve iki cümlenin de ayrı ayrı size ne hissettirdiğini düşünün..
- “Bugün hava çok güzel ama yarın yağmur yağacak.”
- “Yarın yağmur yağacak olsa bile bugün hava çok güzel!”
Sadece iki kelime <AMA> ve <OLSA BİLE> kelimeleri cümledeki ifadeyi ne kadar değiştiriyor değil mi? İlkinde olumsuz bir duygu durumu ikincide ise her şeye rağmen mutlu olma durumu.
*Biz sade düşüncelerimizden değil, duygularımızdan da sorumluyuz.*
*İçimizdeki kinden, nefretten, intikam duygusundan yükselen eksi elektrik, dünyadaki bütün zerreleri ürpertiyor,*
*Veya içimizden yükselen ve içine yeryüzündeki bütün insanları, bütün hayvanları, bütün nebatatı, bütün eşyayı alan hayırlı bir dua, güzel bir dilek dalga dalga bütün zerrelere, iyinin, güzelin, temiz, asil ve yüce olanın ışınlarını yayıyor.*
*Ne olur kalbimizi, kafamızı hep sevgiyle, saygı ile, edep ile, incelikle ve güzel duygularla dolduralım."*
* Şems-i Tebrîzî der ki;*
* Eğer hala KIZIYORSAN* Kendin ile olan kavgan bitmemiş
*Eğer hala KIRILIYORSAN* Gönül evinin tuğlaları pekişmemiş
*Eğer hala KINIYORSAN* Af makamına ulaşmamışsın; öfke ve kin seni cayır cayır yakıyor
*Eğer hala ”BEN” demekten vazgeçmiyorsan* dizginlerin hâlâ nefsinin elinde ve sen bu esarete boyun eğiyorsun
*Eğer hala musibetlere üzülüyorsan* gerçeği bilmiyorsun
*Eğer hala şikâyet ediyorsan* hakikati göremiyorsun
Sağlıklı, huzurlu, mutlu güzel bir hayat sürmeniz dileğiyle.
- Alıntıdır



.YIL       
Gerçek Dostlar   

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara                                                       2  Aralık 2021 Antalya-Türkiye



1 Aralık 2021 Çarşamba

HOŞ GELDİN ARALIK AYI !




 Merhaba Gönül Dostlar,


Bu yazımı   2016-2017  Aralık aylarının ilk günlerinde sizlerle paylaşmıştım. Aralık ayı ve kış günleri hakkında daha farklı bir şeyler yazmak her zaman mümkündür fakat  ben yine de geçen seneki  yazımın  giriş Kısmını aynen aktarıyorum.

2018 yılının en son ayı olan Aralık ayının içindeyiz, iyisi ve kötüsüyle veya eskilerin deyimiyle günahı ve sevabıyla bir yılı daha geride bırakmak üzereyiz. Bir yaş daha yaşlandık,

Kış Ayı, yılın 4 mevsiminden biridir. Aralık , Ocak, Şubat, aylarından oluşur. Kış mevsimi, mevsimlerin belkide en soğuğudur. Kış mevsiminde hava sıcaklığı eksilere doğru düşer, bu düşmeyle kar ve yağmur artar. Türkiye'de kış ilk olarak Kuzey Doğu Anadolu Bölgesinden başlayarak batıya doğru ilerler. Kış mevsiminde sokaklarda kalan insan ve hayvanları da düşünmeden edemeyiz. Onlara yardım etmeli, onlar için imkanlarımız doğrultusunda sıcak ortamlar yaratmalıyız. Bu nedenle kış mevsiminin bir paylaşma mevsimi olduğunu da söyleyebiliriz.

 



Kış mevsimi denilince akla ilk gelen şeyler kar, kartopu ve kardan adam gelir. Bu kavramlar her ne kadar soğuk olsa da bizlere çocukluğumuzu hatırlatarak içimizi ısıtır. Hangimiz çocuk olmadık, hangimiz karda kardan adam yapmadık ki?Kış mevsiminde hava sıcaklığı çoğu bölgelerde sıfırın altına iner ve don olayı gerçekleşir. Kış mevsiminde güneş ışınları dünyaya yatay olarak gelir. Bu nedenle hava oldukça soğuk olur. Türkiye'de en çok Doğu Anadolu Bölgesi' nde ağır kış koşullarına rastlanır. Örneğin Erzurum'da kar kalınlığı geçtiğimiz yıllarda 1 metreye kadar ulaşmıştır. Hava sıcaklığı da -30 derecelere kadar düşmektedir. Kış mevsiminde insanlar daha kalın ve yünlü kıyafetleri giymeyi tercih ederler. 

Noel ve Yılbaşı Nedir? Neden ve Kimler Kutlar?


kardan adam resim ile ilgili görsel sonucuNoel, her yıl 25 Aralık tarihinde İsa'nın doğumunun kutlanıldığı Hristiyan bayramı. Eski takvimde günler gün batımıyla yenilendiği için, kutlamaları 24 Aralık akşamdan (Noel arifesi) başlayarak ertesi sabaha kadar sürer ve 25 Aralık'ta pek kutlanmaz. Bazı mezheplerde farklı tarihlerde kutlanılır. Örneğin, Ortodoksluk' ta Jülyen takvimine göre kutlarlar. Ayrıca Doğuş BayramıKutsal Doğuş  veya Milât Yortusu olarak da bilinir.
 Yılbaşı, herhangi bir takvime göre içinde bulunulan yılın bitimi ve yeni yılın başlangıcı. Dünyada en yaygın kullanılan takvim olan Gregoryen takvimini kullanan ülkelerde 31 Aralık'ı 1 Ocak'a bağlayan gece yılbaşı gecesi veya yılbaşı akşamı olarak adlandırılır ve kutlanır

Kış Mevsimi

Kış mevsimi zorluklarla doludur. Kar, yağmur, soğuk, fırtına… Bu kelimeler insana çok uzak ve sevimsiz gelse de kış mevsiminin zorlukları ile birlikte güzellikleri de vardır.

Kış mevsimi insanların bir araya gelmesine yardımcı olur. Yazın tatil amacı ile kendilerini sokaklara atan, farklı farklı yerlere dağılan insanlar kış mevsiminin gelmesini ile birlikte evlerine geri döner, evlerinde daha çok zaman geçirmeye başlar. Bununla birlikte sıcacık yanan bir soba, sobanın üstündeki kestaneler günümüzde çok fazla rastlanmasa da kış mevsiminin güzelliklerinden bazılarıdır.


Aralık ayında  doğan tüm Dostlarımın, Doğum Günlerini en iyi dileklerimle kutlar, Sağlık, Mutluluk ve Huzur içinde nice yeni yaşlar ve  yıllar  temenni ederim.

Önce Kendinizi Sevin ve sonra  Sevdiklerinizin kıymetini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun...
En iyi dileklerimleEsen kalın. 
Unutmayın ki, sizin beğenmediğiniz yaşantınız, bir başkasının hayali olabilir...

İbrahim Birol,

https://youtu.be/gKOiAR1PWJs

youtube sibel kış masalı ile ilgili video                           Günün Sözü :" Kışı sevmem ben, damı akan evler, ayakkabısı delik çocuklar, ocağı yanmayan analar, utanan babalar gelir aklıma sevmem ben Karı kışı."


.YIL       
Gerçek Dostlar   

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/                                                      1  Aralık 2021 Antalya-Türkiye