24 Ocak 2021 Pazar

PAZAR SOHBETLERİ (2) 2021

 


Merhaba Gönül Dostlarım,

"Kadın hayatta tek başına var olamaz ve mutlu olamaz" 
düşüncesini aklınızdan atmadığınız zaman mutlaka gider. Bazen de aslında kadın kendi gitmez; erkek onu yalnız bırakır, kadının bir duygusal bağı kalmaz ve ilk yol sapağında kadın gider. Bir kadına yapılacak en kötü şey, kendisini değersiz hissettirmektir. Savaşmak bazen yorar kadını. Evlenmeden önce yaşadığı erkek egemen toplumdaki savaşçı ruhunu, evlendikten sonra ya da biriyle beraber bir hayat sürdüğü zaman da devam ettirmek zorundadır. Zırhlarını giymeden, en modern toplumlarda bile hareket etmesi çok zordur.
Kalbi ile direnen, duygularını, emeğini içi yanarak bırakan kadın dayanacak gücü olmadığında gider.
Alıntıdır

****

Kadın bir dönemi kapattığında...

Erkek hep kadının konuşup konuşup susacağını, küsüp küsüp barışacağını, suçlayıp veya suçüstü yapıp affedeceğini, gidip gidip döneceğini düşünür.

“Böyle giderse bir arada olamayız.”

“Bu şekilde devam edersen ilişkimiz biter.”

Ben bu evliliği bu şartlar altında devam ettiremem.”

Sahiden de kadının ağzından böyle laflar çok çıkar. Sahiden de kadın dediklerini dememiş, unutmuş gibi yapar. Düzelmesini bekler. Hatta bazen fazla bekler, yıllarca. Bazen evlenebilmek için, bazen evliliğini korumak için. Erkek de bakar, içinden der ki: Bir yere gidemez bu. Düzelmek, düzeltmek için hiçbir şey yapmaz. Ama öngöremediği şudur. Kadın bitirmeye karar verdiğinde bitirir. Söylenecek her şeyi söylediği için artık konuşmaz. Erkeği de dinlemek istemez. Çünkü “tamam düzelecek gör bak” dediği hiçbir şey için kılını kıpırdatmamıştır.

Kadını yıllarca dinlemeyen erkek, o gerçekten gidince kalakalır. Gittiğine, bittiğine, onsuz, yalnız kaldığına inanamaz. Dönsün diye ısrar eder, yalvarır, son aşamada taciz eder. İnanamadığı ayrılığı reddetme halidir bu.

Ne mi yapar ayrılığı kabul etmeyen erkek?

Arar, mesaj yazar, görüşmek ister.

“Özledim” der.

“Seni görmem lazım.”

Aklına hiç mi gelmiyor eski günlerimiz.”

Gelmez mi? Ama kadın zaten o günlerden kaçtığı için sessizdedir. Muhatap olmadığından, dikkate almadığından, ceza verdiğinden değil. Artık huzursuz, mutsuz döneme onu bağlayan hiçbir şeyle temas etmek istememektedir. Huzursuzluğun, mutsuzluğun kaynağı kişiyle artık konuşacak, paylaşacak bir şeyi kalmamıştır.

Kadın bir dönemi kapattığında, o dönemi gerçekten kapatır. Geri dönmez.

Erkek, sevdiği kadın hep orada yanında, yatağında kalsın istiyorsa, onu dinlemeli. Bir köşeye çekilip onun dediklerini kendi kendine düşünmeli.

“Nasıl giderse bir arada olamayız?”

Ne şekilde devam edersem ilişkimiz biter?”

“Hangi şartlar altında evliliğimizi devam ettiremez?”

Bu gidiş, şartlar ne? Erkek, kadın bunları söylemeye başladığında onu dinlemeli. Çünkü kadın ayrılırım, giderim sözlerini ufak tefek, önemsiz şeyler için telaffuz etmez. Erkek ya aldatıyordur, ya içiyordur, ya çalışmıyordur, ya aşırı kıskançtır, ya kadını eziyordur. Ya da bunlara benzer, bir ilişkiyi temelden sarsan bir şey yapıyordur.

Erkek, kadın ayrılıktan bahsetmeye başladığında onun ne dediğini fark etmeli, kendi hanesinde bir sorun olduğunu kabul etmeli. İnsan ancak kabul ettiği şeyi değiştirebilir.

Eğer fark etmek, kabul etmek yerine kulak arkası ederse ayrılık kaçınılmazdır. Her kadının sabrının bir sınırı vardır. Kadın konuşur konuşur, küser küser, suçlar suçlar ve sonra bir gün gider. Bir daha da dönmez.


       









Duygu Kâmuran 

https://youtu.be/54LMN2B-Jwk

Günün Sözü :Kalbi ile direnen, duygularını, emeğini içi yanarak bırakan kadın dayanacak gücü olmadığında gider."

Gerçek Dostlar  ⚠️                                                                                                                 İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara                                             
24  Ocak 2021 Antalya-Türkiye



  






20 Ocak 2021 Çarşamba

BEKİR COŞKUN YAZILARI (1)







Merhaba Gönül Dostlarım,

Bir önceki ' Pazar sohbetleri (1)' başlıklı Bekir Coşkun' un Erkekler Evden giderse olarak paylaştığım yazımın devamı niteliğinde olan yine aynı kişiye ait  aşağıdaki bir başka yazısında ' Kadınlar Evden Gittiğinde'  bakalım neler oluyormuş hep birlikte okuyalım.

KADINLAR gittiklerinde arkalarında daha büyük boşluklar bırakırlar.

Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde "yetim-öksüz" kalan çok olur:

Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler...

Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar.

Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.

Sık sık boynunu büker "sarıkız".

O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz, değerini kimse anlayamaz krom hac tasının.

Balkon artık sessizdir, koridor kimsesiz.

*

Bir kadın gittiğinde.
..

Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında; bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci...

Bir anne gider...

Bir dost...

Bir arkadaş...

Bir sevgili...

Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde.

*

"Güzin Abla gitti..." 
dediklerinde, kaç kişinin gittiğini ve arkasında kalan "yetimlerini" düşündüm.

O benim dostumdu.

Dün Feyza’yı arayıp başsağlığı diledim.

O canımın sıkıldığı gün telefonda "Sana gelen bana gelsin" diyen sesini hiç unutmamıştım.

Yine ıslandı göz pınarlarım, ben dahi yetim kaldım.

Sözcükler yetim kaldı.

Hep böyle olur; bir kadın gittiğinde; övgüler, uyarılar, yakınmalar, dualar yetim kalır.

Kapı eşiğindeki "Dikkat et..." duyulmaz, annesi gitmiştir "geç kalma "  nın.

Kadınlar, arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler.

Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında. Ve bir kadın gittiğinde pek çok
 "yetim" bırakmıştır arkasında.

Bekir COŞKUN

29 Ağustos 2009
Günün Sözü :



Gerçek Dostlar  ⚠️                                                                                                                 İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara                                             
20  Ocak 2021 Antalya-Türkiye

17 Ocak 2021 Pazar

PAZAR SOHBETLERİ (1) 2021

 


Merhaba Gönül Dostlarım,

18 Ekim 2020 tarihinde aramızdan ayrılan değerli gazeteci ve yazarlarımızdan Bekir Coşkun' un bir yazısını 2021 yılının  ilk ' Pazar Sohbetleri' köşemizde sizlerle paylaşıyorum.

En iyi dileklerimle, Esen kalın,

İbrahim Birol

****                                             Sevgili BEKİR COŞKUN Ne Güzel Yazmış....

Bir erkek gidince;
Kentin tüm yolları çökmüş,
Dağları yan yatmış gibi olur.
Bir erkek gidince,
Raflarda kalır dizi dizi kitaplar,
çekmecede dosyalanmış evraklar,
ödenmiş senet koçanları, su, elektrik faturaları, banka dekontları,
maaş ekstreleri, taksit tarihleri, kalın bir defter içinde doğum günleri,
baş başa çekilmiş gülen resimler,
telefonlar, görüşme günleri, araba anahtarı, cep telefonu, dizüstü bilgisayar,
Boynunu büker kalır.
Bir erkek gidince;
Susar dış kapının gürültüsü,
Kahvaltı için ekmek almaya, gazete getirmeye giden olmaz.
'Gelince ne gerekli?' diye telefon eden,
'Hazırlan, akşam gidiyoruz' diyen,
'Boyunbağım nerede?'
'çoraplarım yıkanmamış mı?',
'Hani beyaz gömleğim?',
'Anahtarımı unuttum!',
'Sahi, saatim evde mi kalmış!'
'Evlenme yıldönümümüz dün müydü?' Sesleri eksilir..
Bir erkek gidince;
Ev kapanmaz ama ışıkları söner, karanlığa gömülür..
Bir erkek gidince bir evden;
Bir dede, bir baba, bir oğul, bir ağabey,
bir dayı, bir amca, bir kuzen, bir yeğen, bir torun,
bir delikanlı, bir sevgili, bir yiğit, bir savaşçı,
bir barışsever, göklerden bir kartal, ormandan bir aslan,
bir günün aydınlık kısmı, beynin yarısı, mevsimlerden yaz olanı,
kolun iş göreni, ayağın adım atanı kesilir.
Kısacası;
bir erkek gidince yatağın yarısı buz kesilir..
Bekir Coşkun.....* RENA *
Anısına sevgi, saygı, rahmetle....🤲🙏


https://youtu.be/G-WEMCvgZcc  



















































14 Ocak 2021 Perşembe

SİZ NEYİ SEÇERDİNİZ ?


Merhaba Gönül Dostlarım,

İnsanoğlu yaşamı boyunca sürekli kararlar verme, tercih ve seçim yapmak zorundadır. Okuyacağımız okuldan gireceğimiz işe, evleneceğimiz insandan oturacağımız eve kadar sürekli bir seçim ve tercih yapmak zorunda kalırız. Alacağımız kararlar sonunda üzülsek de kararı alan biz olduğumuzdan bu tecrübe hanemize yazılan bir artıdır. İleride yapacağımız seçimlerde bu acı tecrübeler bizlere yol gösterir. Bizde bu yazımızda seçimlerimiz, tercihlerimiz ve kararlarımızı isterseniz hep birlikte irdeleyelim. 

En iyi dileklerimle. Esen kalın,

İbrahim Birol

****

“Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur. Düşmem dersin düşersin, şaşmam dersin şaşarsın. Öldüm der durur, yine de yaşarsın…”
Mevlana Celaleddin Rumi


İşte tüm mesele bu! Seçim yapabilmek ve öyle ki her şey önümüze serildiğinde, yani her olasılığı, her varlığı, her farklı durumu seçmek şansımız olduğunda biz neyi seçerdik? Ve tek bir şey seçmek şansımız olduğunda diğerini de istemeden, hem onu, hem diğerini diyerek elimizdekileri de görmezden gelmeden gerçekten neye sahip olmayı seçerdik?

Cevaplarımız oldukça çeşitli zannediyorum; güzel bir aileye sahip olmayı diyebiliriz, çok aşık olmayı da diyebiliriz, belki sonsuz bir mal varlığını da diyebiliriz, belki çok iyi bir tahsil hayatını seçebiliriz veya çok ama çok ünlü olmaktır hayalimiz… Peki bir de şöyle soralım, çok ünlü olup hayat boyu tek başımıza olacağımızı bilseydik yine de çok ünlü olmayı seçer miydik? Ya da çok zengin olup hayatımızda mutluluğu asla bulamayacağımızı, yani bize verilecek olan tek şey olan zenginlik ile seçmediğimiz mutluluğu hayatımızın sonuna kadar kaybedecek olduğumuzu bilsek yine zengin olmayı seçer miydik?

Biraz daha düşünelim öyleyse, eğer çok iyi bir aileye sahip olacağımız ama bunun yanında asla zengin olamayacağımız bize söylenseydi yine de bu seçimimizde ısrar eder miydik? Sevgiyi, huzuru, bir dilim ekmeği paylaşmayı, yeri geldiğinde gülüp yeri geldiğinde ağlamayı, bazen zorluklara isyan etmeyi ama çokça zorluklardan yılmadan, bıkmadan birbirimize sarılmayı ve en önemlisi samimi bir kalbi yanımızda hissetmeyi o sahip olmayacağımız tüm zenginliklere karşı yine de en büyük zenginliğimiz olarak görüp de tercih edebilir miydik?

Bir de diğer türlü düşünelim, hayatımızda bırakamadığımız neler vardır? Bir tek şey seçmek şansımız olsaydı karar vermemizi engelleyecek olan… Bırakamadığımız muhteşem arabamız mı, bırakamadığımız çok kazandıran işimiz mi, bırakamadığımız aslında gerçekten sevmediğimiz ama sırf varlığı iyi geliyor diye yanında kaldığımız uzatmalı sevgilimiz mi? Bırakamadığımız gösteriş mi, bırakamadığımız para mı, bırakamadığımız ev mi? Tek bir şey seçmek şansımız olsaydı ve sorumuz arabanız mı, eşiniz mi olsaydı neyi seçerdiniz? “Eviniz mi, hayatınızın sonuna kadar yalnız olmanız mı?” diye sorulsaydı cevabımız ne olurdu? Muhteşem banka hesabınız mı veya bir daha görmek, belki sohbet etmek şansına bile erişemeyeceğiniz o sevdiğiniz canım kadın/adam denilseydi neyi seçerdiniz?

İşte hayatımız aynen bu şekilde seçimlerden ibarettir. Dünya önümüze serilmiştir, görmemiz için, seçmemiz için, karar vermemiz için, daha iyi anlayabilmemiz için, ders almamız için, el vermemiz için, değer vermemiz için, kıymet bilmemiz için, bazen özlememiz, bazen özlemlerimize dayanamayıp “Ben ne yaptım? Özür dilerim” diyerek boyun eğebilmemiz için… Dünya gerçekten önümüze serilmiştir; “seçemeyen” bizleriz. Hem evi isteriz, hem mutluluğu, hem aşkı isteriz, hem parayı, hem sevmeyi isteriz, hem de hiç fedakarlık etmemeyi…

Dünyanın akışı bizim ellerimizde, bugün bir şey ama tek bir şey seçecek olsaydınız, bu hangi değer olurdu? Bozdurup harcayabileceğiniz bir çek mi, o paranın almaya gücünün yetmeyeceği sıcak bir yuva mı?

Karar bize kalmış!                                                                                                                                                 10 Ocak 2019   Mutluluk 

Devamı: https://www.uplifers.com/dunya-onumuze-serilse-ve-tek-bir-secim-sansimiz-olsa-neyi-secerdik/#ixzz6jVvMqJlp

Günün Sözü: 
"Hepimiz hayatta seçimler yaparız. Zor olan onlarla yaşamayı bilmektir." The Words – Çalıntı 
 Gerçek Dostlar  ⚠️                                                                                                                 İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara                                             
14  Ocak 2021 Antalya-Türkiye


13 Ocak 2021 Çarşamba

TÜRK SİNEMA TARİHİMİZİN UNUTULMAZLARI (2 )

 


Merhaba Gönül Dostlarım,

Türk Sinema Tarihimizin Unutulmazları (1) olarak 30 Ekim 2020 tarihli yazımızda sizlerle Türk sinema  tarihimizin değerli kadın  oyuncularından biri olan Türkan Şoray hakkında bir paylaşımda bulunmuştum. Bugünkü yazımda Türk sinemasının 60'lı yıllardan bugüne en önemli aktrislerinden olan Fatma Girik' i tanıtmak istiyorm.. Sert ve mağrur bakışları, haksızlıkların karşısında oluşu, sözünü esirgemeyen yapısıyla karakteristik rollerin oyuncusu olan Girik, bu özellikleri dolayısıyla Erkek Fatma adıyla anılmıştır. Köy temalı filmlerin de vazgeçilmez oyuncusu olmuş, çevirdiği 180'den fazla filmle birçok ödülün sahibi olmuştur. 1988–1993 yılları arasında Şişli Belediye Başkanı olarak görev yapan Girik, Söz Fato' da isimli reality show programıyla toplumsal sorunlara farklı bir perspektiften bakıp, çözüm yolları aramıştır. Ezo Gelin, Keşanlı Ali Destanı, Büyük Yemin ve Acı aktrisin önemli filmlerindendir.                                                                      Çok değerli kadın oyuncumuz olan Fatma Girik ile yapılan bir röportajı sizlerle paylaşmak istiyorum.                   Ama öncesi Kısa bir biyografisi.

Fatma Girik, Türk oyuncu, eski siyasetçi. Vikipedi

Doğum tarihi12 Aralık 1942 (78 yıl yaşında), İstanbul
Boy1,67 m

Yaşlanmış olman 
🌹
Nadide bir çiçek olmana engel değil 🌺
Sen tabiat gibisin 🍀
Ruhunun güzelliği ile güzelsin 💕

*Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin afiş yüzü sizdiniz. Ne hissettiniz?
*Onur duydum. Pandemi nedeniyle katılamadım ama yüreğim hep oradaydı. Sinemaya adanmış bir hayat benimki. Bu adanmışlık içinde takdir görmek beni çok mutlu ediyor. Afişte ya ben ya Hülya Koçyiğit ya Türkan Şoray ya Filiz Akın olacaktı. Zaten bizler olmayacak da kim olacak? Bizim kadar emek veren var mı?                                          *Koca 63 yıl… Sevenleriniz sizi çok merak ediyor. Sağlık durumunuz nasıl?
*İyi değilim. Kendimi eskisi kadar iyi hissetmiyorum. Bacaklarım kötü durumda, birinin yardımı olmadan yürüyemiyorum. Çok oynak bir tansiyonum var. Bir de zaten beyin ameliyatı olmuştum, kafamda shunt takılı. Ameliyat olmasaydım kör olacaktım. Sağlığın gittikten sonra hayatın anlamı yok. Çok güzel yaşadım. Dilerim, herkes hayatı benim gibi yaşasın. Sonuçta yaşım da epeyce ilerledi. Bisiklete binip sek sek oynama çağım geçti ama yine de insan kendini iyi hissetmek istiyor. YAŞAMAK HER ŞEYE RAĞMEN DİRENMEKTİR


*Pandemi sürecinden nasıl etkilendiniz?
*Her ölenle ben de ölüyorum, her yakınını kaybedenle ben de üzülüyorum. “Bu nasıl bir çağ?” diye sorguluyorum. Acı çeken insanları gördükçe bir zamanlar yaşadığımız saadetin ne kadar güzel olduğunu daha da iyi anlar olduk. O eski günleri mumla arıyoruz. Dünya berbat durumda. 10 aydan fazladır evden çıkmıyorum, sadece bir kez hastane kontrolüne gitmiştim. Gazete okuyorum, kitap okuyorum, televizyon seyrediyorum… Yaşamak, her şeye rağmen direnmektir.🙏🧿🙏🧿

Alıntıdır

https://youtu.be/IiCn2kCDj8I

Günün Sözü : "YAŞAMAK HER ŞEYE RAĞMEN DİRENMEKTİR"  Fatma Girik
 Gerçek Dostlar  ⚠️                                                                                                                 İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara                                             
13  Ocak 2021 Antalya-Türkiye