19 Ağustos 2021 Perşembe

HAYATA DAİR İBRETLİK HİKAYELER

İKİ BARDAK SU

.YIL


Merhaba Gönül Dostlarım,

Bugünkü yazımı iki farklı hikayeden esinlenerek ve yazılanlardan okuyucuya ders verecek nitelikte olması hususunda özen gösterdim. 

Geçmişte bu tür  "Kıssadan Hisse"  şeklindeki yazılarımı " Gerçek Dostlar" sayfalarımda sizlerle paylaşmıştım.  

Bildiğin şeyin seni tatmin etmemesi, içini ferah tutmaması, ille de birinden o sözleri işitmen gerekir, seni dinleyip destek olacak biri gerekir. 

Bazen bir şeyi bilmek yeterli olmaz. O bilinenleri bize anlatarak destek olacak bir insana ihtiyaç duyar ve bunlardan dersler çıkarmaya çaba gösteririz.

Umarım bu tür yazılarla sizlerinde beğenisini  sağlayabilmişizdir.

Beğen, paylaş, kendine saklama :) Başkaları da faydalansın...

Esenlik dileklerimle,

İbrahim Birol

****
İKİ BARDAK SU.

Zamanın birinde bir hükümdar varmış, zenginliği tüm dünyaca bilinirmiş, hükümdar her gittiği yere hazinesinin bir bölümünü götürür ve bunları sergilemekten büyük onur duyarmış.

Hükümdarın yaşamda en çok güvendiği, tek akıl hocası bir bilge kişiymiş, günlerden bir gün bu bilge kişiyle otururken hükümdar şöyle bir soru sormuş; sen ki göğün gizemine ermiş, bilime yön vermiş bir adamsın.
İnsanlar, ister hükümdar denli güçlü, ister savaşçılar denli onurlu olsun ayağına kapanır ağzından çıkacak bir sözü beklerler.

Şimdi senin gibi bilge bir adamın fikrini merak etmekteyim.
Benim hükümdarlığım ve servetim hakkında ne düşünüyorsun?

Bilge bu soru karşısında hükümdarın gözlerine bakarak şu sözleri söylemiş; diyelim ki hükümdarım, kızgın ve uçsuz bir çöldesiniz.
Ölmemek için, size uzatacağım bir bardak suya servetinizin yarısını verir miydiniz?

Verirdim tabii.

Zaman geçti diyelim susuzluğunuz arttı, size uzatacağım bir sonraki bardağa servetinizin öteki yarısını da verir miydiniz?

Hükümdar biraz düşünür ve ardından, ölmemek için evet, der.

Bunun üzerine bilge kişi gülerek şu sözleri söyler; madem öyle,
o zaman övünmeyin fazlaca.
Çünkü haşmetlim, sizin servetiniz yalnızca iki bardak su, dur.

Ömrünüz sular kadar berrak ve uzun, kazancınız bereketli olsun,

**** 

İYİLİĞİN ŞARTI BEŞTİR














İYİLİĞİN ŞARTI BEŞTİR

Köyde yaşayan yaşlı bir ressam vardı. Olağanüstü güzel resimler yapıp iyi fiyata satardı. Bir gün köyden bir fakir gelip dedi ki : "Yahu senin durumun iyi. Neden kimseye yardım yapmıyorsun. Bak fırıncı fakirlere ara ara bedava ekmek veriyor. Kasap bazen bedava et veriyor. Sen neden hiç yardım etmiyorsun..?" Ressam tebessüm etti ama bir şey demedi.
Bu fakir bütün köyde sabah akşam ressamın aleyhinde konuşuyor ve ressamı kötülüyordu.
Bir gün ressam hasta oldu. Kimse de onun yanına gelmedi ve sonunda ressam öldü. Aradan bir kaç gün geçti. Artık ne fırıncı ekmek verdi fakirlere ne de kasap et verdi. Sordular; "neden fakirlerin hakkını kestiniz...?"
Dediler ki; "her ay başı o merhum ressam bize para verip fakirlere ekmek ve et vermemizi söylerdi. O ölünce para veren kalmadı. İşte o yüzden…" İyiliğin şartı beştir: Tez olmalı, gizli olmalı, gözde büyütülmemeli, sürekli olmalı ve yerini bulmalı...

Alıntıdır

Günün Sözü : " Ömrünüz sular kadar berrak ve uzun, kazancınız bereketli olsun" Gerçek Dostlar



İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara                                                                                  18  Ağustos 2021 Antalya-Türkiye





18 Ağustos 2021 Çarşamba

İŞ İŞTEN GEÇMEDEN !















.YIL


Merhaba Gönül Dostlarım,

SANA BİR SIR VEREYİM Mİ ARKADAŞIM;

* Çok yürek tüketme
* Her sorunu çözmeye çalışma
* Enerjini kendine harca
* Keşke dediğin şeylere takılma
* İyi ki dediklerini sık sık yap
* Kimseyi memnun etmeye çalışma
* Özverilerin için madalya bekleme
*Ev göçüp gidiyor olsa bile al eline kahveni çık açık havaya iç
* Herkesin nabzına göre şerbet hazırlama, unutma şeker zararlı, boşver
* Bir gün takdir edileceğin günü bekleme
Neden biliyor musun ?
Bunların hepsini yaptıktan sonra bir gün gelecek ki
Eyvahhh diyeceksin, yaşlıyım ve tek başımayım. Artık hiç bir işe gücüm yetmiyor. Ne kadar yolum var bilmem ama yoruldum ben diyeceksin...
Sonra bakacaksın ki etrafına sen varsın, ilaç poşetin var, hayal kırıklıkların var...
Gözünden iki damla yaş düşecek ya hah işte o yaşı düşürmemek için gözünden bu verdiğim sırrı iyi sakla...!
Alıntı

Günün Sözü:














İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara                                                                                  18  Ağustos 2021 Antalya-Türkiye


17 Ağustos 2021 Salı

OKUMUŞ OLMAK MUTLU BİR EVLİLİK İÇİN YETERLİ Mİ ?

 














.YIL


Aile ve Çocuk


Merhaba Gönül Dostlarım,

Söz evlilikten açılmışken 16 Şubat 2021 tarihinde aramızdan ayrılan çok değerli üstad Doğan Cüceloğlu' un   “Okumuş olmak mutlu bir evliliğin garantisi mi?” Evlilik ile ilgili kitabından  alıntı yazının bir bölümünü sizlerle paylaşmak istedim. Değerli hocamızı bir kez daha rahmet ve minnetle anıyoruz.

Esen kalınız
İbrahim Birol
****

İnsan sosyal bir varlıktır ve evlilikte insanın yaşamsal döngüsü içinde dahil olması gereken kurumlardan biri olarak nitelendirilebilir. Günümüzde her ne kadar yalnız başına yaşama eğilimi artıyor olsa  da yine de toplumun temelini oluşturan aile kurumunun fonksiyonelliği kendini devam ettirmektedir.

Kişinin bir ömür boyu birlikte yaşamak adına yaşamını birleştirdiği karşı tarafta kuşkusuz ki kendine uygun görmek isteyeceği davranış, tutum , inançlar, alışkanlıklar söz konusu olmaktadır. Tabii tüm bunların dışında karşılıklı saygı, sevgi, kabul ve aşk duygusunun varlığı da eş seçiminde aranan kriterlerin en başında gelmektedir.

Doğru eş seçimindeki kriterleri bir kaç başlık altında toplayacak olursak;

  • Alışkanlık, amaç, tutum, davranış ve değer yargılarındaki benzerlik
  • Fiziksel, sosyal, ruhsal anlamdaki benzerlikler
  • Amaçlara ulaşmada takip edilen yöntem ve metodlar arasındaki benzerlik
  • Ailelerin Sosyo-Kültürel anlamda birbirlerine kıyasla durumu
  • Ailelerin evliliğe bakış açılarındaki benzerlikler. Her iki tarafın eğitim düzeyinin birbirine uygunluğu Cinselliği anlama, yorumlama ve yaşama yönünden benzerlikler
  • Ekonomik hayata katılımda Kadın ve Erkeğin üzerine düşen rollerin benimsenmesi ve karşılıklı kabulü
  • Genel insan ilişkileri ve sosyal hayata katılımın değerlendirilmesi bakımından benzerlikler olarak sıralayabiliriz.      Alıntı : terapimed.com

****

“Okumuş olmak mutlu bir evliliğin garantisi mi?”

“Evlilik berbat bir şey hocam. Bir daha dünyaya gelsem asla evlenmezdim. Kendim öğretmenim, eşim doktor. İki çocuğumuz var. Çocukların tüm sorumluluğu benim üstümde. Eşim çok yoğun çalışıyor. Ben de hayatımdan bezmiş bir durumdayım. Her yere koşmaktan yoruldum. Ölümü özler mi bir insan? Zaman zaman ölümü istediğim oluyor. Üstüne üstelik eşim üçüncü çocuğu istiyor. Çünkü sadece eve geliyor ve uyuyor. Olmaz dediğimde sinirli oluyor. Küçük oğlumu ana sınıfına yetiştirip ancak kendi işime gidebildiğimi söylüyorum. “Bir de bebek olursa hepimiz perişan oluruz, farkında mısın,” diyorum. Sadece susuyor. Bu çocuklar bir şey ister mi, ne yer, ne içer, gününü nasıl geçirir, hiçbirinden haberi yok.
Evlendiğime pişmanım hocam. Belki her erkek böyle değildir. Belki çocuklarıyla ilgilenen babalar vardır. Ama bizim babamız sadece misafir gibi. Evliliğin böyle bir şey olduğunu bilseydim evlenmezdim.”
***
Okumuş olmak mutlu bir evliliğin garantisi mi? Biriyle, yüksek eğitimli diye evlilik tercihini yapmak ne kadar doğru? Yukarıdaki mektupta bu soruların cevaplarını alıyorsunuz.
Evlilik ilişkinizde yaşatacağınız değerler konusunda evlenmeden önce açık seçik bir fikriniz olmalı! Evleneceğiniz kişinin mühendis, doktor gibi eğitimli ya da varlıklı biri olmasından çok, hangi değerleri yaşadığı ve yaşatacağı önemlidir. Değerleri yaşamak kendiyle ilişkisinde, değerleri yaşatmak da diğerleriyle ilişkisinde insanı dürüst yapar.

Doğan Cüceloğlu

Günün Sözü :




İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/                                                                       17  Ağustos 2021 Antalya-Türkiye


16 Ağustos 2021 Pazartesi

NE İÇİN YAŞIYORUZ ?















.YIL


Toplum

Merhaba Gönül Dostlarım ,

Aile baskısı ve psikolojide ebeveyn çocuk ilişkisinde olduğu gibi eşlerin birbirine baskı uygulaması da oldukça sık karşılaşılan bir durumdur. Eşler arasındaki baskı içeren ilişki eşlerin birbirlerine olan tahammüllerini ve sevgilerini azaltarak evlilik ilişkisini bozabilir, hatta evliliklerin sonlanmasına neden olabilir. Eşler arasındaki baskı ilişkisi çift taraflıdır; baskı uygulayan birey de kendi baskısından baskı uygulanan birey kadar etkilenir. Baskı, baskı uygulayan tarafa aşırı sorumluluk yüklediği gibi, baskı uygulanan taraftan da var olması gereken sağlıklı sorumluluğu kaldırır. 

Aile küçük bir ekosistem olduğu için eş ilişkisindeki sorunların çözülemiyor oluşunun çocukları da etkileyeceği unutulmamalıdır. Böyle bir aile ortamında yetişmek, bireyin dünyayı keşfetmesini, çevresiyle sağlıklı iletişime geçebilmesini, yeteneklerini fark edebilmesini, özgüven duygusunu geliştirmesini sekteye uğratır. Aile baskısı ve psikolojide baskı uygulayarak kendi doğrularını yaptırmaya/oldurmaya çalışan aileler, isteklerine koşulsuz itaat edilmesini bekler. Böyle bir aile ortamında yetişen bireyin zihinsel, fiziksel ve bedensel yönden gelişimi engellenmiş olur.

Bireylerin kendi gelişimleri için destek veren, kendilerini gerçekleştirmelerine olanak sağlayacak şekilde sağlıklı sınırlar koyan aile, sağlıklı aile yapısının tanımıdır. Böyle bir aile ortamı içinde yetişen bireyler sorumluluk sahibi, duyarlı, özgüvenli, sağlıklı iletişim kurabilen, sosyal ve duygusal ilişkilerini yürütebilen ve karşılaşılan kriz durumlarını yönetme kapasitesine sahip kişilerdir.

Klinik Psikolog

Melis ERGEZEN

****

Eskiden kocam vardı, eşyam yoktu...
Şimdi eşyam var; ama eski kocam yok!..
Evlenmeye karar verdik... Anlaştık...
Eşya, düğün masrafı, düğün salonu, şaşalı bir düğün falan olmasın dedik....
Üç odalı bir eve girdik. Sadece temel ihtiyaçlar aldık...
Buzdolabı, ütü, ocak, halı, perde vb. Mobilya yoktu...
Bir iki tane sandalye almıştık. Yatak odası, oturma odası, yemek odası,
misafir salon takımı, gümüşlük gibi mobilya almamıştık...
.
Kocam işten direk eve geliyordu. Kazancımız yetiyordu.
Az bir masraf ile düğün yaptığımız için borcumuz yok gibiydi..
Beş altı ay böyle geçti. Ama evimize hayırlı olsuna, ziyarete, yemeğe gelen herkes bizi küçük görmeye başladı....
Mobilyasız olmaz dediler. Yerde yemek istemeyen oldu.
Dizim ağrıyor deyip bir daha gelmeyen oldu...
Her gelen alın alın diyordu. Alın demeleri kolaydı.
Ama neyle alacaktık?
Eşim de bunları duyuyor ve görüyordu.
Ama kazancımız yetmez diye yanaşmıyordu.
Sonra ne olduysa ben dayanamadım artık.
Ona illa mobilya takımı aldırdım. O da borca girdi.
Artık eve iki saat geç geliyordu. Mesaiye kalıyordu.
Olsun sabrettik. Beş altı ay sonra borcumuz bitti. Mobilya güzeldi.
Hayırlı olsun diyorlardı. Eh bizim de hoşumuza gitti...
.
Bir kaç ay sonra bu sefer de mutfak masası istedim.
Kocam onu da aldı. Yani aldırdım...
Niyetim dedikodu olmasındı aslında.
Kocam daha da geç kalmaya başladı.
Zira iki saat fazladan kalmaya alışmıştı.
Bunun da borcu bitti. İlk yemeklerimizi yedik.
.
Yatak odası almaya karar verdik.
Herkes şöyle olsun, böyle olsun derken pahalı bir yatak odası takımı aldık.
Pahalı bir şey şeydi. Kocam artık eskisinden
üç dört saat daha geç gelmeye başladı. Bunun borcu bir yıldan fazla sürdü...
Artık kocam eskisi gibi eve gelmiyordu.
Çok çalışmaya alışmış, ona göre de iş yoğunluğu olmuştu. Ben ise çok ileride fark edecektim ki, mobilyaya aşık olmaya başlamıştım.
Evin diğer tüm eksiklerini aldırttım. Tabi üç dört yıl geçmiş, artık ilk zamanlarda aldığımız eşyalar eskimeye başladı. Bu sefer evimize gelenler, bunu hala kullanıyor musun, hala aynı koltuk mu? Gibi sözler söylüyorlardı.....
.
Evde yürüyecek yer yoktu. Çocuğumuz, mobilyalardan evin içinde yürüyemez olmuştu. Sonra evin dar olabileceğini düşündük. Bu sefer daha geniş bir eve kiraya çıktık. Kira artmıştı. Ama olsun, eşyalarımız sığıyordu. ..
Ev ararken kendimize değil, eşyalarımıza ev arıyorduk..
Aradığımız, diğer değişle eşyalarımızın aradığı evi bulmuştuk. Fakat perde uymuyor, halılar küçük kalıyordu. Bu sefer sıra bunlara geldi...
Kısaca aldık ta aldık. Tabi yeni bir şey olsun, aldığımız mobilya tanıdıklarımızda olmasın diye çok arıyorduk. Zaman israfı, para israfı cabası...
Bitti mi? Yok! Araba serüveni başladı... Yıllarca yemedik arabaya yedirdik. İçmedik arabaya içirdik... Sonra mahalle baskısı ve başka nedenlerden dolayı ev almaya karar verdik. İşte bundan sonra evimizde ne tat ne huzur kaldı...
.
On yıllarca sürecek bir borca imza attıktan sonra kocam gece yarısı eve gelmeye başladı. İlk zamanlar onu bekliyordum. Sonra dayanamayıp yatmaya başladım. Ancak sabah olunca onun geldiğini fark ediyordum...
Kendi evimize geçtik. Ama tadımız, aşkımız, sevgimiz kalmamıştı.
Robot gibi bir hayatımız vardı... Aylarca hafta sonları dahil kocamı evde görmedim. Hep çalıştı, çalıştı, çalıştı...
.
Hafta sonlarımız da elimizden gitti. Ama fark edememiştim. Ben, kocam eskisi gibi benimle ilgilenmiyor zannediyordum. Ama bilmiyordum ki, aslında benimle ilgilenecek zamanı kalmamıştı. Tüm zamanını benim mobilyalarım, halılarım, arabam, perdem, evim ve bitmek bilmeyen hırsıma harcamıştı. Benimle değil, isteklerimle ilgileniyordu...
Uzun hikaye... Ne mi oldu sonra? Kocam artık evi umursamaz oldu. İş yerinde kalmalar falan... Şüphelenmeye başladım. Aldatıyor muydu diye düşündüm.
Eve geldiğinde elbiselerini karıştırıyor, kadın saçı arıyordum. Telefonunu alıp kurcalıyordum. Ama bir şey bulamadım. Üzerine gittim. Zorladım. Sonunda ağladı. İşten uzun zamandır çıkarıldığını, taksitleri ödemek için günlük, geçici işlerde çalıştığını, evin taksitlerini ödeyemediğini söyledi. Bir kaç defa intihar etmeye teşebbüs ettiğini ama ailesinin sefil olmaması için bundan vaz geçtiğini söyledi. Beraber ağladık. Ağlamakla borç ödenmiyordu. İcra mektubu geldi. Taksitleri epey geciktirdik. Banka evi icra yoluyla aldı. Bizi çıkarttı.
Eşyalarımızın bir kısmını sattık. Diğer borcu arabayı satarak ödedik...
.
Sonra üç odalı evimize geri döndük. Yıllarca sıkıntıdan sonra eski evimize geri döndük. Dersimizi aldık.
Aman ha size gelip de akıl verip para vermeyenlere aldanmayın. ..
Onu al, bunu al diyen çok olacak.
Ama bir kuruş para vermezler...
Kazancınıza göre evde, kazancınıza göre arabada ve kazancınıza göre eşyada gözünüz olsun...

ALINTI...

Günün Sözü : 

" Sahip olduğunuz en değerli şeyiniz ne paranız ne malınız ne de mülkünüzdür. Sahip olduğunuz en değerli şeyiniz ailenizdir ve onu kaybetmemek için elinizden gelen ne varsa yapmalı, onları daha çok sahiplenmelisiniz."  Güzel Cümleler

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara                                                                       16  Ağustos 2021 Antalya-Türkiye



15 Ağustos 2021 Pazar

KADER DEYİP GEÇELİM Mİ?

 















.YIL

Merhaba Gönül Dostlarım,

Birbiri ardına tanıklık ettiğimiz çevre krizleri, evrende bizden 8-10 ışık yılı uzaklıkta aniden meydana gelen bir yıldız patlamasının güneş sisteminde tetiklediği devinimlerin gezegenimize yansıyıp yol açtığı hadiseler değil.
Öyle olsaydı, içinde küçücük bir nokta olduğumuz sonsuz bucaksız evrenin dünyamıza tatsız bir sürprizi olarak çaresizlik duygusuyla baş eğebilirdik bu hadiselere.
Oysa hepimizin her geçen gün daha fazla şikâyetçi olduğu, artık günlük hayatımızı da doğrudan sarsmaya başlayan, ülkemize ağır zararlar veren, can kayıplarına neden olan bu çevre olayları, doğrudan insan davranışlarının kaçınılmaz, kestirilebilir sonuçlarıdır.
Üstelik, dünyayı yaşanması giderek zorlaşan bir yer haline getiren bu hadiselerin hepsinin sorumlusu durumundaki insanoğlu, yerküre üzerinde var olan canlılar içinde en akıllı türdür.
Alıntıdır
****
SEL...
Yağmur yağdı, Dere uyandı…
Yatağında Sağa dönmek istedi..
Bi baktı Sağını belediye satmış…
Sola dönmek istedi Bi baktı
Solunu Müteahhit kapmışş..
Ayağa kalkayım dedi
Başına tomruğu yedi
Eeee
Dere bu
O da koyverdi gitti…
Yani doğal afet falan değil diyorum…
Liyakatsizlik ve peşkeş Çekmek diyorum..
ve soruyorum..
Çobankızı
14/08/2021 tarihli "SEL..." Başlıklı yazısından alıntıdır.
****

KADER DEYİP GEÇELİM Mi?
Alt yapı yapmak geleceği inşa etmektir
Pahalıdır, zordur, zaman alır, ama geleceği kurtarır
Bir zamanlar bizlere “Dereci Başkan” demişlerdi Dereleri ıslah ettiğimiz için
- Emendere deresi
- Karaorman deresi
- Vakıf Deresi
- Kalem Deresi
toplam 12 km şehir içinde dere ıslah etmiş idik..
şimdi en şiddetli yağmurda kösele ayakkabı ile yürüyüşümüz ondandır...
*
buraya okuduklarınızı #doğalşehirsındırgı mottosuyla Sındırgı Belediye Başkanı Ekrem Yavaş kardeşim paylaştı, sosyal medya hesaplarından.
Karadeniz'deki sel felaketinden gelen görüntülere dikkatli baktınız mı hiç?
Bakarsanız
yaratılmışlar arasında en tehlikelisi insan diyeceğinize adımın ramazan olduğu gibi eminim.
*
İnsan doymak bilmeyen bir iştaha sahip.
Zahmetsiz işlerle kısa yoldan kazanmak,
kazandıkça daha fazlasını istiyor.
Sınır yok!
Daha fazlasını, daha fazlasını..
O hırsla gözü ₺€$£'den başka bir şey görmüyor!
Öyle olmasaydı
Doğaya meydan okur mu?
Bina yerine mezar taşları diker mi?
Bir-iki değil, onlarca örnek var.
*
Anadolu Ajansındayken bizim Marmara Adasındaki sel felaketi için bölgeye gitmiştim.
Dağın eteklerinden gelen sel
ne varsa katıp önüne suyu denizle buluşturmuştu.
Yukarıya doğru yol aldığımızda
dere yatağına sağlık ocağı ve karakol binası yaptıklarını gördük!
Suyun akışını değiştirenler afete zemin hazırlamıştı!
*
Elbet
Kadere iman edenlerdeniz.
Fakat
Fevekkül ile tefekkürü de bilenlerdeniz.
Allahaşkına nerede görülmüş
hep aynı hataları yaparak doğru yola ulaşılabildiği.
yi baktığınızda
bölgeden gelen fotoğraflara
bir doğal afetin sonucunu değil,
doğal olanın yok edilmesinin sonucunu da göreceksiniz.
Dere yataklarına yapılaşma izni vermek,
buna göz yummak insanlığa ihanet değil de nedir?
*
Sözün özü;
Doğayı yenmeye çalıştıkça yeniliyoruz.
Doğal afetlere engel olamayız, ama tedbir alabiliriz.
Bu vesileyle Balıkesir şehir merkezinde yok edilmiş dereleri ve dere yataklarına imar olaylarını gözden geçirmekte fayda var.
Her an her şeyin yaşanabileceğini unutmadan.
*
#Kastamonu#Sinop ve #Bartın’da gerçekleşen #selfelaketi'nde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza rahmet yaralılara da acil şifalar diliyorum.
Dua ve temennimiz, kayıpların daha fazla artmamasıdır.

*
Bu arada "Dereci Başkan" Ekrem Yavaş kardeşimi de yerel yönetim anlayışının nasıl olması gerektiği konusundaki öngörüsü için tebrik ederim.

14 Ağustos 2021 | Balıkesir | Ramazan Demir
Alıntıdır

Günün Sözü :
"Yangın ve Sel felaketlerinde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza rahmet yaralılara ayrıca acil şifalar diliyorum.
Dua ve temennimiz, kayıpların daha fazla artmamasıdır."
İbrahim Birol

 İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara                                                               15  Ağustos 2021 Antalya-Türkiye


13 Ağustos 2021 Cuma

HİKAYESİ OLAN ŞARKILAR (7)

 


.YIL




Merhaba Gönül Dostlarım,

" Hikayesi olan şarkılar" Olarak başlattığım yazı dizimizin bugünkü şarkısı "' Duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini'...

Türk sanat müziğinin başucu eseri, fasılların olmazsa olmazı şarkımızın hikâyesi..
1972 yılında Turgut Yarkent'e bir arkadaşı sevdiği kız için bir şiir yazmasını rica eder.
Turgut Yarkent; "Peki nasıldır bu kız, gözleri ne renk mesela?” diye sorar.
Arkadaşı “Unuttum” der.
Birkaç gün sonra kapısına gelen arkadaşı “şiiri yazıp yazmadığını” sorar…
“Peki! Kızın göz veya saç rengini hatırladın mı?” sorusuna yine yanıt vermeyince:
“Yakında hazırlarım merak etme” der.
Turgut Yarkent ne yazacağını düşünür ve sonunda kızın ağzından arkadaşına hitap edercesine şiiri yazar.
Duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini.
Yazık olmuş o gözlerden sana akan yaşlara.
Bir zamanlar sevginle ateşlenen başımı.
Dizlerinin yerine dayasaydım taşlara.
Hani bendim yedi renk, hani tende can idim.
Hani gündüz hayalin geceler rüyan idim.
Demek ki senin için, aşk değil yalan idim.
Acırım heder olan o güzelim yıllara.
Turgut YARKENT’ in yazdığı şiir Muhayyerkürdî makamında Selahattin Altınbaş tarafından bestelenir ve Milliyet Gazetesi’nin 1977'de açmış olduğu yarışmada, yılın en sevilen şarkısı ödülüne layık görülür.

Alıntıdır

https://youtu.be/XP4PyDx7Qmw


Günün Sözü : " Kimileri ‘Seviyorum’ der, çünkü ezberlemiştir. Kimileri diyemez, çünkü gerçekten sevmiştir. " Can Yücel

Gerçek Dostlar  ⚠️                      

 İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara                                                            13  Ağustos 2021 Antalya-Türkiye