11 Nisan 2020 Cumartesi

GERÇEK BİR DOST NASIL OLMALI?



Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakta duran insanlar, gökyüzü, bulut, açık hava ve su


Merhaba Gönül Dostlarım,


İçişleri Bakanlığı Koronavirüs önlemleri kapsamında 30 büyükşehir ile Zonguldak’ta cumartesi ve pazar günü sokağa çıkma yasağı ilan etti. Sokağa çıkma yasağı toplam 68 milyon  vatandaşı kapsadı.. Sağlık faaliyetleri ve kamu güvenliğinin kapsam dışında kalacağı, fırınların açık olacağı yasağa uymayan vatandaşlara adli ve idari işlem yapılacak.

65 Yaş üstü ve 20 yaş altı olarak zaten evde kalıyorduk şimdi yaş haddi olmadan 31 şehir' in tüm halkı olarak topluca iki gün evlerde kalmamız gerekecek.
Tüm dostlarıma sağlıklı ve mutlu günler dilerim...

****
Gerçek bir dost nasıl olmalı;

İnsanların yakın çevresi ve arkadaşları, hayatlarına doğrudan etki yapar. “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.” atasözü de bunu doğrular nitelikte. Peki insanın hayatını olumlu yönde etkileyecek gerçek bir arkadaş nasıl olmalı?

Hani, diyorum da, insanın gerçekten mükemmel bir dostu olsa…
“Ona”, şöyle, içine sindire-sindire, kocaman bir sarılsa…
Yüreklilikle söylediğiniz… ” Canım benim!.. dediğiniz…
Telefonda bile saatlerce konuştuğunuz, sıcacık biri…
Cesur, sempatik, azimli, kararlı…
Arayan, soran, ”Seni özlüyorum” diyen biri.
Böyle bir canlı ile her şeyi konuşabilir, paylaşabilirsiniz.
Yanıltmaz!
Anlayışla karşılar her şeyi…
Hataları, günahları-sevapları, her bir şeyi konuşabilirsiniz onunla…
Bir arayış içinde olmanıza gerek yoktur.
O kendiliğinden çıka gelir zaten.
Bir gün bakarsınız, kapınızda…
Bir de bakmışsınız sımsıcak sohbetler, derin konular, sırlar, paylaşımlar… Kimseye söyleyemediğinizi, en yakınınıza anlatamadığınızı, geçmişteki İzleri, geleceğe dairlerinizi, sadece ona anlatır olursunuz.
Kadın, erkek farketmez.
Bir dost bulun! Ama gerçek olsun.
Aradığınızda işinizi değil, sizi soran…
Kötü gününüzde ev sahibi, iyi gününüzde kiracınız olsun.
Anlatsın, konuşsun, açık-seçik, korkmadan yaşasın. Güvensin!
Cinsiyeti olmasın! Bir kartal kadar haşin, bir maymun kadar şaklaban, bir ceylan kadar narin olsun.
Doğrulari söylesin. Gözleriyle ve kalpten konuşsun.

Yaşasın!
Doya doya yaşasın, doya doya yaşatsın.
Beyninden değil, yüreğinden versin.
”Olsun varsın! paylaşırım.” desin.
Bir dostunuz olsun.
Sizi ve benliğinizdekileri paylaşsın...
Dost olsun!
Ama…
Gerçek bir dost...!
Alıntı

Günün Sözü "Eğer başka birinin hayatını biraz daha yaşanır hale getirme gücünüz varsa, bunu yapın. Dünyanın buna ihtiyacı var."
11  Nisan 2020, Antalya-Türkiye



9 Nisan 2020 Perşembe

İKİ HASTA ADAM



Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, ayakta, köpek ve açık hava



Merhaba Gönül Dostlarım,

“Güzel bakanlara,
kapısını güzelliklere açanlara,
kötülük beslemeyip,
yüreği iyilikle sınananlara,
bir kalp kazanmak için çalışanlara,
içindeki çocuğu sarıp sarmalayıp,
hala kapı aralığından baktığında
yaşamın en güzel şey olduğunun
farkında olanlara
SELAM ve SEVGİ olsun mutlu umutlu nice sağlıklı günler 
La Edri
****

İKİ HASTA ADAM

Aynı kalp rahatsızlığıyla aynı kaderi paylaşan iki yaşlı adam aynı odayı da paylaşıyorlardı. Tek fark biri cam kenarında diğeri ise duvar dibinde yatıyordu. Cam kenarındaki yaşlı adam her gün camdan bakarak arkadaşına dışarısını anlatırdı.
– Bugün deniz sakin, yine de hafif rüzgar var sanırım çünkü uzaktaki teknenin yelkenleri rüzgarla doluyor. Park bu sabah sakin, iki salıncak dolu iki salıncak boş, dünkü sevgililer yine geldi, aynı yere oturup konuşmaya başladılar, el ele tutuştular, ne kadar da birbirlerine yakışıyorlar. Erguvan ağaçları ne kadar güzel açmış her yer mor bir renk almış, erik ağaçları da beyaz çiçekleriyle onlara eşlik ediyor. Denizin üzerindeki martılar ne güzel de suya dalıyorlar, bugünkü yemeklerini arıyorlar.
Günler böyle geçip gidiyordu ta ki cam kenarındaki yaşlı adam kalp krizi geçirene kadar, o anda duvar kenarındaki adam düğmeye bassa kurtaracaktı arkadaşını ama şeytana uydu, bunca zamandır sadece dinleyebiliyordu, artık görebilirdi de, işte bunun için düğmeye basmadı ve hemşireyi çağırmadı. Aynı kaderi paylaştığı kişiyi ölüme gönderdi, ama o bunun haklı bir savunma olduğunu düşünüyordu.
Ertesi gün hastabakıcılar ölen yaşlı adamın yerine kendisini koymaya gelmişlerdi. Hemen yatağının yerini değiştirdiler, işte o günlerdir bakmak istediği manzarayı nihayet görecekti.
Başını kaldırdı ve pencereden baktı, gördüğüne inanamadı…
Sadece simsiyah bir duvar vardı.

Eğer hayata karşı tutkunuzu kaybettiyseniz, küçük şeylerle kendinize sürprizler yapmayı öğrenmeli ve mutlu olmak için fazla bir şeye ihtiyacınız olmadığının farkına varmalısınız. Tekrar nasıl mutlu olabileceğimizi öğrenmenin vakti geldi.
Alıntı

****
Gelecek üzerine kafa yormak yerine anda olan bitene odaklanırsanız, diğer türlü hissedemeyeceğiniz şeyleri hissedersiniz. Kendinize şu anda sahip olduklarınız için minnettar olma şansını verirsiniz.
Her şey geçicidir. Hayatımız kendi ellerimizde. Hayat bize sınırlı bir zaman içinde sunulan farklı imkan ve ihtimallerle dolu uçsuz bucaksız ve doğurgan bir alandır.

Hayatın kuleleri büyüklükleriyle bizi aşarlar. Ve uykumuzdan uyanıp onları yakalamamız için bizi beklerler. Kendimiz hakkındaki şüphelerimizden vazgeçmemizi isterler!

Kesin olmayan şeyleri istemekle çok fazla zaman harcarız. İnsanların değişmesini ya da hatta bazen kendimiz değişmek isteriz. Hayata at gözlükleriyle bakıp karanlıkla aydınlık arasındaki ufak çizgiyi, gerçekten etrafımızda neler olup bittiğini göremez oluruz.
Alıntı
Günün Sözü: "Yok öyle.. umutları yitirip, karanlıklara savrulmak. Unutma ! aynı gökyüzü altında, bir direniştir yaşamak."  Nazım Hikmet

Gerçek Dostlar ⚠️

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara
 Nisan 2020, Antalya-Türkiye

8 Nisan 2020 Çarşamba

YER KÜREYE SAYGI




Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, yazı ve açık hava



Merhaba Gönül Dostlarım,

Her konuya geniş açıdan bakmaya çalışırım. Her şerde de bir hayır aramaya çalışırım. Corona virüs maalesef en başta sebep olduğu ölümler ve ardında bırakacağı bir çok ekonomik zorlukla hepimizin hayatında ciddi bir üzüntü ve zorlu bir süreç bırakacak.

Ancak diğer yandan da gene insanlığa en büyük tehditlerden biri olan iklim değişikliği ve global ısınma konusunda da belki de uzun yıllar boyu sağlayamayacağımız bir faydayı da beraberinde getirecek.
Bir kaç hafta bile havalanmayan uçaklar, kullanılmayan arabalar tüketilmeyen fosil yakıtlar gezegenimizi bir nebze de olsa rahatlatacak. Bunun ölçülebilir etkileri Çin' de şuan bile daha temiz hava olarak görülüyor.


Umarım bu zorlu süreçten herkes diğer büyük tehlike konusunda daha bilinçlenmiş olarak çıkar. Unutmayın Buzulların altında on binlerce yıldır donmuş halde bekleyen mevcut hiç bir yaşam formunun daha önce maruz kalmadığı çok daha korkunç virüsler olabilir ve buzulların erimesiyle gezegenin dört bir yanına yayılabilirler!!!!!!!

'150 metrelik dev buzdağından bir gemi gibi olan bu kütle “Buzdağı sokağı” isimli Kanada Ferryland yerleşim yeri bölgesinden geçerken çekilen bir görüntüsü...

🚢 İngiltere'nin Southampton kentine doğru ilk seferine çıkan 16 katlı, 362 metre uzunluğunda, 66 metre genişliğinde, 73 metre yüksekliğinde, 227 bin tonluk  Titanic gemisinden 50ft daha büyüklüğe sahiptir...'
150 metrelik dev buzdağından bir gemi gibi olan bu kütle “Buzdağı sokağı” isimli Kanada Ferryland yerleşim yeri bölgesinden geçerken çekilen bir görüntüsü...


Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, bulut ve açık havaVeya Koronavirüs tedbirleri, hava kirliliğine bağlı 100 bin erken ölümü önleyebilir! 
Koronavirüs' ün yayılmasını önleme tedbirleri kapsamında yerel işletmeler, fabrikalar kapandı, sosyal hareketler kısıtlandı ve Çin genelinde ulaşım durma noktasına geldi. Bu sert karantina önlemleri, küresel sera gazının yaklaşık yüzde 27’sini üreten ülkede fosil yakıtların yakılmasında keskin düşüşlere ve çelik ürünlerin üretiminin de kesilmesine neden oldu. Oslo’ daki Uluslararası İklim Araştırmaları Merkezi’ne (CICERO) göre, hava kalitesi şubat süresince ince partikül madde konsantrasyonun yüzde 2030 oranında azalmasıyla iyileşti. Araştırmacılara göre, hava kirliliğinin bir yıl boyunca ülke genelinde mevcut seviyelerinde kalmaya devam etmesi durumunda yıllık önlenen erken ölüm sayısının 54 bin ve 109 bin arasında olacağını tahmin ediyor.
Bu rakam Çin’de şu anki yıllık hava kirliliğine bağlı ölümlerin % 5-10 oranında azalmasına tekabül ediyor. Çin’de her yıl 1 milyondan fazla insan (genellikle yaşlılar ve sağlık sorunları olanlar) düşük hava kalitesi nedeniyle hayatını kaybediyor.


www.yerkureyesaygi.org linkinden daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz.
#dünyanınsigortasısensin #yerküreyesaygı #somposigorta #evdekal


Günün Sözü " Sağlığımız için Evde Kal diyoruz. Sağlıklı günler için bugünleri sosyal mesafemizi koruyarak ve evlerimizde geçirelim. Tüm mevsimleri doğayla uyum içinde yaşayacağımız günlerin yakın olmasını diliyorum. EVDE KAL SAĞLIKLI OL! 


7 Nisan 2020 Salı

BERAT KANDİLİ



Görüntünün olası içeriği: ateş, gece ve yazı

Merhaba Gönül Dostlarım,

 “Bir zorluktan kurtulmak ve beri olmak” anlamına gelen ve Şaban ayının 14. gününün gecesinde idrak edilen Berat Kandili mağfiret gecesidir. Ramazan ayına günler kala idrak ettiğimiz bu son kandil gecesinde hayır kapıları sonuna kadar açılır. Peki, Berat ne demek? İşte cevabı...

Berat kelimesi; kurtulmak, beri olmak, suçlu olmamak anlamına gelmektedir. Berat ve beraet, beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak anlamlarındadır. Mü' minlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup, ilâhî bağışa ermeleri umulduğu için, sözlük manasına uygun olarak “Berat Gecesi” denilmiştir.
Berat gecesine ait beş haslet vardır:
-Her önemli iş bu gecede ayırt edilir.
-O gecedeki ibadetin fazileti büyüktür.
-İlâhi rahmet yayılır.
-Mağfiret gecesidir.
-O gece, Resûlullah’a şefaat hakkının tamamı verilmiştir.
" Ümit ederiz ki bu mübarek gece, zor günler geçirdiğimiz; fakat gelecek adına umutla dolu olduğumuz şu dönemlerde yeniden bir uyanışa vesile olur. Berat kandiliniz mübarek olsun…"

****


Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, çiçek, bitki, doğa ve açık hava


Ne güzel bir soruydu okuduğum ;

'Kendinize layık gördüğünüz en yüksek mutluluk nedir?’
Sahi nedir ?

Güzel yürekli insanlar öyle alışmışlar ki suskun tevazu sahibi olmaya,
istememeye,
kibar kalmaya...
Mutlu edince mutlu olmaya..
Hep onlar verir, hep onlar sessizdir.
Kendilerinin kıymetini bildikleri için 'Sen de kıymetlisin' diye hep çabalar, diğerine türlü şekillerde sevgi verir.
Sevgisi boldur onların, herkese yetecek kadar vardır.
Böyle insanların sevgileri cümleleri geçmiştir. Onlar hep vererek gösterir.

Aslında yaşamda alma-verme dengesini bozarlar.
Fazladan verirler belki de hiç almadıkları halde.
Alıcılar ise alışmıştır nasılsa verilecek diye.

Dünya öyle bir yer ki ;
Elbette 'veren el alan elden üstündür' işler.
Verdikleriniz daima binbir yolla size ödülüyle geri döner. Kıstıklarınız daima sizden imtihanlarla daha fazla kısılır. Esirgediğiniz her şey sizden de yaşamda esirgenecektir.
Ölçü budur.
Ve ilahi zamanlama hep mükemmeldir.

Anlayacağınız;
İyi insanlar da dünyadaki dengeyi bozar.
Bu yüzden alma-verme dengesini öyle güzel oturtun ki..
Kıymet bildiğiniz gibi kıymetinizi gösterenlerle sımsıkı elele gidin ve
Kendinize, o GÜZEL YÜREĞİNİZE gerçekten layık gördüğünüz yaşamı SEÇİN.

Şimdi kendinizle lütfen yüzleşin.
Kendinizi bilin.
Fark edin.
Layık olduğunuzun azına mı razı oluyorsunuz?

Ve sorun:
Kendinize layık gördüğünüz
en yüksek mutluluk nedir?..”

Duygu GİRAY



Gerçek Dostlar



5 Nisan 2020 Pazar

PAZAR GEZMESİ






Fotoğraf açıklaması yok.
Pazar Gezmesi 😔Mutlu Pazarlar...


Merhaba Gönül Dostlarım,

Bu salgın günlerinde en çok uzak durmamız gereken şeyler ile ilgili olarak İbn-i Sina' nın yapmış olduğu bir deneyde, zihinsel etkinin, sağlık ve bünye üzerindeki olumlu ve olumsuz etkisini deneylemiştir. Gereksiz korku, endişe, kaygı, stresin insan bünyesine verdiği zararı, hiç bir şey veremez. Bu salgın günlerinde en çok uzak durmamız gereken şeydir korku, endişe, kaygı, stres, panik. 
Kendinizin ve sevenlerinizin sağlığı için.
.
****
Hani olur ya bazı zamanlar gelir, tükenir gücümüz öyle ki elimizi kaldıracak takatimiz olmaz. Ruhumuz acı içinde kıvranıyordur o zaman bir mucize bekler hayattan insan...

Pazar Gezmesi


İki çocuklu bir aile hafta sonunu piknik yaparak geçirmeye karar vermişti.
Piknik yerine vardıklarında, anne yemeği hazırlarken, baba çocuklarıyla birlikte kısa bir yürüyüşe çıktı.
Yürüyüş uzun olmasa da, çocuklardan küçük olanı yorulmuştu. Yalvaran gözlerle babasına bakıp:
“Babacığım,” dedi, “çok yoruldum, beni kucağında taşır mısın?”
Baba, “Ben de biraz yoruldum oğlum,” der demez çocuk ağlamaya başladı. Baba tek kelime etmeden etraftaki ağaçların birinden kuru bir dal kesti. Dalı çakısıyla biçimlendirip yonttu, sonra da oğluna verdi.
“Al sana güzel bir at,” dedi.
Çocuk dal parçasında yontulmuş ata sevinçle bindi ve “Deeh! Deeh!” diye bağırarak annesinin sofra kurduğu düzlüğe doğru koşmaya başladı.
Küçük oğlunun birden yorgunluğunu unutup canlandığını gülerek seyreden baba, yanındaki kızına, eliyle küçük kardeşini göstererek, “Hayat budur işte, kızım” dedi. “Bazen kendini çok yorgun hissedersin. Öyle olduğunda, kendine değnekten bir at bul ve yoluna devam et.
Bu at da, yerine göre bir arkadaş, bir şarkı, bir umut, bir çiçek, biz özlem, bir hayal ya da bir çocuğun tebessümü olabilir.”
Murray Banks

Günün Sözü : "İnsan erdemli ya da rezil yaratılmamıştır. Ama ikisine de eğilimlidir, hangisi kolayına gelirse ona yönelir."  İbn-i Sina

Gerçek Dostlar

3 Nisan 2020 Cuma

ERGUVAN ZAMANI


erguvan



Merhaba Gönül Dostlarım,

Koronavirüs salgınıyla ilgili yazılarıma ara vererek sizleri bir nebze olsun başka bir yazıyla bu kasvetli dönemden bir nebze olsun  uzaklaştırmak istedim.
Başta kendi ülkem olmak üzere tüm dünya insanlarının bu mücadelede Tanrımın yardımcı olmasını ve bu salgından insanlığın bir an evvel kurtulmasını, ölenlere rahmet yakınlarına sabırlar dilerim. 
Tüm Dostlarıma sağlıklı, Mutlu ve daha Huzurlu günler temennisiyle.

Bugünkü  ' Erguvan Zamanı' başlıklı yazımda Erguvan Ağacını ve Çiçeklerini tanıtmaya çalışacağım, gerçi daha önceki yıllarda  Nisan aylarında Erguvan Ağacı ile ilgili bu ve buna benzer yazılarımı sizlerle paylaşmıştım.
Yazımın sonundaki Linki mutlaka izlemenizi tavsiye ederim.

İbrahim Birol
****

erguvanAdı Erguvandır. Rengi de Erguvan. Manası hüzün, utanç, güç ve kibir, naz ve niyaz, aşk ve işve, neşe ve de zarafetle tarumar. Hikayesi ise yüzyıllar boyu. Mevsimi bahardır, kısadır. Ancak Nisan’da ya da Mayıs’ta rastlarsınız ona. Lütfedip gelirse bir de Mart’ ın sonlarında. Az görünür, çok durmaz. Acelecidir ve de nazlı. Seyrek görünse de ardından çok konuşulur. İstanbullu zannedilir. Çokça sevmiş olsa da ana yurdu değildir İstanbul.
İlkbaharda doğanın uyanışı çok eski zamanlardan bu yana tıpkı bir bayram gibi kutlanır. Toprağın dirilişi, renklenişi ve bereketi, bayram yerine çevirir yeryüzünü. İlkbahar bayramsa, erguvanlar da doğanın ikram ettiği bayram şekerleridir. Ruhunuz tatlanır, gözleriniz şenlenir…


Yüzyıllar önce İstanbul’u ikiye ayıran su yolu “dünyanın kolyesi” olarak adlandırılmış. Bizanslılar vermiş bu ismi… Onlar için soyluluğun sembolü olan erguvan rengiyle birleşen lacivert suların, bir de güneşin ışıltılarıyla aydınlanışı, asırlar boyunca seyir zevkinin en güzelini sunmuş. Bugün ise stres ve zamansızlığın egemenliğini ilan ettiği İstanbul’da erguvanların izini sürmek, şehir insanı için yaşam motivasyonunu yenilemek gibi… Gözlerinizin gördüğü manzaranın, içinizi çocukların sebepsiz mutluluğuna benzer bir kıpırtıyla doldurmaması olanaksız. Kendinizi bahar kokusu ve morun en güzel halleriyle şımartmanız için. 


Erguvan Zamanı | Yağlı Boya TabloOsmanlı'dan önce de Boğaziçi'nde var olan doğal olduğu ve bazı Osmanlı padişahlarının fermanlar çıkararak, zaman zaman eksilen ağaçlar yerine yeni erguvanlar dikilmesini emrettiğini erguvanların şair ve yazarlara da ilham kaynağı olduğu bilinmektedir.
Boğaz' ın Anadolu ve Avrupa kıyılarında ressamın fırça darbeleri gibi erguvan ağaçlarının görülebildiği ve baharın müjdecisi ve tabiatın rengi erguvan ağaçlarının, pembe çiçek açan zarif dallarıyla  doğaya renk getirmektedir.
"Erguvanları korumak gerekiyor" 
Görüntünün olası içeriği: çiçek, bitki, ağaç, açık hava ve doğaBir ağacın yetişmesi 25-30 sene alıyor. Bu fidanlar, büyüyünceye kadar zaman geçecek. Varolan ağaç mevcudumuzu korumamız lazım. İnşaat sırasında veya yol açarken, ağaçları çok zalimce yok ediyoruz. Yeni ağaçlar dikiliyor ama mevcut, 50 senede yetişmiş ağaçları koruyamazsanız, o ağaçları uygun bir şekilde söküp taşımazsanız, o zaman yeni ağaç dikmenizin anlamı yok. İstanbul'da binlerce erguvan ağacı var. İstanbul'un yaşlı erguvan ağaçlarını korumak gerekiyor. Bazı yaşlı erguvan ağaçları, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edildi ve bakımı yapıldı. Erguvan, tarihi ve turistik kültürel mirasımız. Erguvan ağaçları, İstanbul'un tabiat mirası olarak koruma altına alınmalı."
Alıntı

https://youtu.be/xPmY0bIvLlY

Günün Sözü :" Gün bitti, Ağaçta neşe söndü.
Yaprak ateş oldu, kuş da yakut;
Yaprakla kuşun parıltısından
Havuzun suyu erguvana döndü.."


1 Nisan 2020 Çarşamba

GEZEGENİN İNTİKAMI



Görüntünün olası içeriği: kuş, muhtemelen şunu diyen bir yazı "3ή Its not Corona, its Karma"


Bir sürü hayvan öldürdük                           
Ağaçları Öldürdük
Okyanus Hayatını Öldürdük
Şimdi Gezegen Bizi Öldürüyor

We Killed Lots Of Animals
We Killed The Trees
We Killed The Ocean Life
Now The Planet Is Killing Us

Merhaba Gönül Dostlarım,

Bugünkü yazıma başlamadan önce, beni son derece mutlu eden önemli bir gelişmeden  bahsetmek istiyorum. 
Bilindiği üzere dört yılı aşkın bir süredir ' Gerçek Dostlar' adı altında 65780 görüntüleme kişi sayılarına sizler sayesinde ulaşan ve paylaştığım 990 adet konu başlıklı yazılarımın yorumlar bölümüne okuyucularımdan bu zamana kadar hiç yorum alamamış olmanın burukluğunu yaşıyordum. 
Fakat son günlerde nasıl olduysa siz Gönül Dostlarımdan değişik yorumlar gelmeye başlayınca şaşırmadım desem yalan olur. 
Oysa başlangıçta, " Blog da yer alan yazıları, düşünceleri, görüşleri tartışmak, yorumlamak, eleştirmek veya herhangi bir şekilde katkıda bulunmak isteyen dostlarımla, iletişim kurmaktan sonsuz mutluluk duyacağımı"  sizlerle paylaşmıştım. 
Değişik yorumlarıyla yazılarıma katkıda bulunan tüm Gönül Dostlarıma sonsuz şükranlarımı arz eder, tüm ' Gerçek Dostlar' Ailesine  sağlıklı ve mutlu nice güzel günler dilerim.
İbrahim Birol

****
Bugün yine son zamanların en büyük salgın hastalığı olan Koronavirüs hakkında yazılarıma devam etmek istiyorum.
Korona Virüs ile ilgili sebeplere ve  nedenlerine baktığımızda bir çok çeşitli spekülasyonlar yapılmış  olabilir. Fakat biz konuya  Manevi ve Bilimsel olarak iki farklı açıdan yaklaşımda bulunalım. İsterseniz konuyla ilgili düşünceleri ve değerlendirmeleri okuyucuların kendi yorumlarına bırakalım.

Manevi açıdan ele aldığımız zaman,
Yüce Allah tarafından yaratılmış olan kainat, insanoğlunun istifadesine sunulmuştur. Kuran-ı Kerim yeryüzü ve gökyüzündeki canlı-cansız bütün varlıkların belli bir ölçü ve dengeye göre yaratıldığını bildirmekte; insanın tabiattan faydalanma esnasında bu ölçü ve dengeyi bozmaması gerektiğine dikkati çekmektedir.

“Merhametli olanlara Rahman da merhamet eder. Yerde olanlara merhametli olun ki, gökte olanlar da size merhamet etsinler” buyuran Efendimizin uygulamaları tüm canlılara karşı hakkaniyet ölçüsünde hareket etmek gerektiğini öğretir.

BİR AYET ; “Şüphesiz Allah size adâleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayasızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan nehyeder. Düşünmeniz için size böyle öğüt verir.” (en-Nahl 16/90)
Güzergâhı değiştirdi
Bir sefer sonrası, yavrularıyla uyuyan köpeği rahatsız etmemek için ordunun güzergâhını değiştirmesi çağlar ötesinden günümüzün hayvan hakları savunucularına ufuk açacak niteliktedir. Hz. Peygamber, hayvanlara kaba kuvvet uygulanmasını yasaklamış, dövüşmeleri için kızıştırılmalarını, zevk için avcılık yapılmasını, men etmiştir. Kuş yuvalarının bozulmasını ve yavrularının alınmasını yasaklamış, evcil hayvanların ve ağıllarının temiz tutulmasını ve yavrularına hassas davranılmasını istemiştir. Efendimizin yeryüzünün mescid kılındığına dair atıfları yeryüzünün kutsal olduğunu ve korunması gerektiğini gösterir. Bu yaklaşım, hem İslâm’ daki tabiat görüşünün hem de çevrecilik anlayışının temeli ve en başta gelen prensibidir. Efendimizin temizliğin imandan olduğunu, bununla birlikte akarsu dahi olsa abdest alırken israf edilmemesi gerektiğine dair uyarıları da Müslümanların sahip olması gereken dengeli bir çevre bilincinin temelini oluşturur.
(“Hz. Peygamber’de Çevre Duyarlılığı” konulu makaleden yararlanılmıştır. Din ve Hayat Dergisi, Nisan 2008, s. 28-30)
Hazırlayan : Dr. Kamil Yaşaroğlu Marmara Üniv. İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi

****
Bilimsel olarak ele aldığımız zaman ;
Koronavirüs, belirtiler başlamadan önce ve hastalığın ilk haftasında EN BULAŞICIDIR


'Dünyanın sadece yüzde 0,01'ini oluşturan insanlar, canlıların yüzde 83'ünün yok olmasına yol açtı'

Yeni bir bilimsel araştırmaya göre 7,6 milyar insan, yeryüzünde yaşayan bütün canlıların yüzde 0,01'ini oluşturuyor. Ancak buna rağmen ortaya çıktığı ilk günden beri insanlık, gezegendeki vahşi hayvanların yüzde 83'ünün, bitkilerin ise yarısının yok olmasına yol açtı.
'Proceedings of the National Academy of Sciences' adlı dergide yayımlanan araştırmaya göre insanlar, yeryüzünün sanılandan çok daha küçük bir kısmını oluşturmasına rağmen canlıların yok olmasına sebep oluyor.
Guardian gazetesinde yer alan habere göre, bakteriler dünyadaki biyokütlenin yüzde 13'ünü oluştururken bitkiler ise yüzde 82 ile en kalabalık grup.
Böcekler, mantarlar, balıklar ve diğer bütün canlılar ise dünyanın biyokütlesinin sadece yüzde 5'ini oluşturuyor.
Okyanustaki hayat ise gezegendeki biyokütlenin yüzde 1'ini temsil ediyor.
Araştırmanın başında bulunan, İsrail' deki Weizmann Bilim Enstitüsü' nden Prof. Ron Milo, "Biyokütlenin farklı bileşenlerini oluşturan parçalara dair kapsamlı ve bütüncül bir araştırmanın daha önce olmamasına çok şaşırdım. Umarım bu araştırma insanların Dünya'da ne kadar baskın bir rol oynadığına ilişkin bir bakış açısı sunar" açıklamasında bulunuyor.
Proceedings of the National Academy of Sciences
Araştırmanın başında bulunan Milo, "Kızlarımla yapboz yaptığımda genelde bir filin yanında zürafa, onun yanında da gergedan olur. Eğer dünyada olan bitenin daha gerçekçi bir tablosunu vermek isteseydim, bir ineğin yanında bir inek, onun yanında da bir tavuk olurdu" sözlerini sarf ediyor.
Milo, insanların gezegendeki etkisinin asıl olarak yediklerimizle kendini gösterdiğini vurguluyor:
"Beslenme tercihlerimiz hayvanların, bitkilerin ve diğer organizmaların üzerinde büyük bir etkiye sahip.
"Bu çalışmanın insanların nasıl bir tüketimde bulunduklarına yönelik olarak bir bakış açısı sağlamasını isterim. Ben vejeteryan olmadım, ancak çevresel etmenler karar almamda etkili oluyor, et ya da tavuk mu, yoksa soya peyniri mi tüketmek isterim?"
bbc.com

https://youtu.be/6XayD5mnomQ

Günün Sözü : "Gönlünü hoş tut sen, sabreden muradına erer. Sevenlerin duası her yerde geçer. Mutsuzluk dediğin durmaz gider. Dönecek devrandan şüphen mi var." Hz. Mevlana

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/ - Google'da Ara
1  Nisan 2020, Antalya-Türkiye