Merhaba Gönül Dostlarım,
Almanya' daki yaşayan Türkler ve onların yaşadıkları sorunları anlatan bir kaç yazımı bu sayfalarımda daha önce sizlerle paylaşmıştım.
Türklerin Almanya’ya gittikten sonra yaşamış oldukları sorunları genel olarak değil kuşaklara göre gruplandırarak incelemek yerinde olacaktır; çünkü birinci kuşakla ikinci kuşak arasında ve diğer kuşakların da kendi aralarında birçok farklılık bulunmaktadır. Almanya’ya ilk giden birinci nesil Türk işçileri misafir işçi olarak adlandırılır, çünkü bir süre çalıştıktan sonra memleketlerine geri dönecekleri düşünülmektedir. Oysa bugün itibariyle onların Almanya’daki varlığı 55 yılını doldurmaktadır ve geri dönmeye de hiç niyetleri yoktur. Bu çalışmada, Türkiye’deki akrabalarının “Almancı” biçiminde hitap ettiği Almanya’daki Türklerin sorunları nesiller arasındaki farklılıklar gözetlenerek ele alınmıştır. Birinci nesil Türklerin dil, kültür ve konaklama gibi sorunları varken ikinci neslin iki kültür arasında kalmışlık ve üçüncü neslin de aidiyet sorunu ön plana çıkmaktadır.
Alıntı: dergipark.org.tr ****
(Gerçek bir hikayeden alıntıdır ) Kerstin, Sonja, Elisa ve Annemarie ismindeki dört arkadaş, 1983 yılında Stern Dergisi’nde çıkan yabancı düşmanlığıyla ilgili bir haberden etkilenerek bir sokak deneyi yapmaya karar verirler. Öğretmenlerine giderek fikirlerini paylaşırlar…
Buna göre kılık değiştirerek Türk çocukları gibi görünecek ve Köln sokaklarında gezerek Almanların onlara karşı davranışlarını gözlemleyeceklerdi. Köln-Holweide Gesamtschule’ deki öğretmenler, ortaokul öğrencilerinin bu fikrini beğenir ve onlara yardım etmeye karar verir.
Sınıfta 30 öğrenci vardır. Alman öğrencilerin dışında 4 Türk, 1 İtalyan ve 1 Yugoslav öğrenci bulunmaktadır. Öğretmenler deneye katılmak isteyen 8 öğrencinin makyajlarını yapıp saçlarını geçici boyayla boyarlar. Türk öğrenciler de hazırlanmaları için arkadaşlarına yardım eder.
Makyaj ve kıyafetler bilinçli olarak biraz abartılır. Öğrenciler artık sokağa çıkmaya hazırdır. Okuldan çıkarken en yakın arkadaşları bile onları tanıyamaz. Deney iyi başlamıştır. İkili, üçlü gruplar halinde dolaşmaya ve kırık bir Almanca konuşarak mağazaları gezmeye başlarlar.
Jan ve Rainer bir oyuncak mağazası gidip oyuncaklara bakar. Daha ilk anda mağaza sahibi “Hey Ali sakın bir şeye dokunma!” diyerek birini uyarır. Adı Ali değil Jan’dır. Rainer ise alışveriş yapan Alman bir akranına yaklaşmak ister, çocuk ona dönerek bağırır: "Uzaklaş, kokuyorsun!"
Aynı mağazada çocukların ücretsiz video oyunu denediklerini gören Jan ve Rainer bu kez oraya yönelirler, ancak mağaza sahibi daha fazla dayanamaz ve çocukları mağazadan kovar. O sırada mağaza görevlisinden de şu sözler duyulur: “Buraya yalnızca ısınmaya geliyorlar.”
Elisa ve Annemarie her zaman gittikleri parfümeri mağazasına giderek hep yaptıkları şeyi yapar; reyonları dolaşıp ürünlere bakarlar. Ancak sürekli göz hapsinde olduklarını fark etmeleri uzun sürmez. Bir süre sonra kendilerine potansiyel hırsız gibi davranıldığından emin olurlar.
Alex ve Rainer ise kaldırımda yaşlı bir kadının kendilerine doğru yaklaşırken çantasını endişeyle kolunun altına sıkıştırdığını fark eder. O sırada yanındaki kişinin "Tedbirli olmak iyidir, bunların ne olduğu asla bilemezsin" dediği duyulur.
Kerstin ve Sonje bir tezgahtan 2 mark karşılığında kestane satın almak ister. Satıcı, çocuklara 8 adet kestane verir. Ancak biraz sonra deneyde fotoğrafçılık görevini üstlenen Klaus Meyer-Andersen aynı tezgaha gittiğinde 2 mark karşılığında iki kat daha fazla kestane alacaktır.
Diğer çocuklar, Kölner Stadt-Anzeiger Gazetesi’ndeki ev ilanlarını arayarak Almanya’da yaşayan bir Türk ailenin çocukları olduklarını söyleyip ev hakkında bilgi almak isterler. Ancak bütün görüşmelerden olumsuz cevap alırlar. Evler ya satılmış ya da çoktan kiralanmıştır.
Sokak deneyi tamamlanır. Çocuklar Almanya’da yabancılara karşı aşağılama ve ötekileştirmenin olup olmadığına ilk elden şahit olurlar. Daha önce derste bu konu üzerinde çok konuşmuş olsalar da bu deneyin sonuçları onları oldukça şaşırtmıştır.
Sınıf öğretmeni Hermann Wübbels: “Deney onlara yardımcı oldu. Önyargıların ne kadar çabuk ortaya çıkabileceğini kendileri gördüler. Yabancı karşıtı sloganlar ve daha önce sınıfta duyulan şakalar bile artık neredeyse yok."
13 yaşındaki çocukların yabancı düşmanlığı konusundaki deneyi medyanın da ilgisini çeker. Birçok radyo ve televizyon programında yer alıp, WDR ve ZDF’ de yayın konuğu olurlar. WDR’ deki yayında ev ilanı arama deneyini bir kez daha yaparlar ve sonuç benzer şekilde yine tekrarlanır.
Her şey bittikten sonra Elisa, kendi ve arkadaşları adına deneyi şöyle yorumlayacaktır: “Biz aşağılanmanın nasıl bir şey olduğunu pek anlayamazdık. Ancak şimdi bunun ne demek olduğunu ve insanların size tepeden ve tiksinti içerisinde bakarak bunu yaptıklarını öğrenmiş olduk.”
(DiasporaTürk)
https://youtu.be/QPBzV5wm9Q0
Günün Sözü : " Zirveye giden yolun anahtarı, sabırlı bir şekilde sabırsız olmaktır." Mesut Özil ( Futbolcu)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder