9 Eylül 2016 Cuma



KADER UTANSIN!…
kader utansın resim ile ilgili görsel sonucu 


















Merhaba Değerli Dostlarım,

 Bazen çok bunaldığımız günlerde çok sık kullandığımız bir kelimedir " Kader Utansın" aslında utanması gereken Kader değildir, bunun nedenleri her insanda farklı olabilir, yapılan hataları biz hiç bir zaman kabullenemeyiz, devamlı birilerine yüklemeğe çalışırız, bunlardan en akla yatkın olanı ve an çabuk geleni 'Kader'dir. Bu konuda daha önceki bir makalemde bahsetmiştim. Aslında Kader sizi bir yol ayrımına kadar getirir, iyiyi ve kötüyü siz kendiniz seçersiniz. Seçim hakkı sizdedir. iyi veya kötü kader yoktur... Bunun tersini iddia eden birileri kadercidir, her bir iyi veya kötü olayı
Kadere bağlar, böylelikle Kendi kaderini kendi haksız yere suçlamış olur.
 Bir de üstüne üstlük, “Ne yapalım kader bu” deyip sorumluluktan kaçabilir misin?

insanın kaderi resim ile ilgili görsel sonucuKendinizi Sevin Ve Mutlu Olun...En iyi dileklerimle. Esen kalın.



Kader nedir ki bu kadar suçlu gösteriliyor? Acaba kader gerçekten suçlu mudur yoksa biz kaderi
yanlış mı biliyoruz. Galiba “İnsan tanımadığının düşmanıdır” sözü burada da geçerliliğini koruyor.

Kendine söz geçiremeyen, kadere taş atar. Kimseyi suçlayamayan, kaderi taşlar. Karşısındakine gücü yetmeyen kadere yüklenir. Böyle bir kör dövüşüdür gider. Kime vurduğunu bilemez, vurduğu yeri göremez, rast gele hücum eder. Beceriksizliğini, tembelliğini ve bilgisizliğini kendi üstüne almaz, eline geçen taşı kadere fırlatır, durur.
Yazar:

insanın kaderi resim ile ilgili görsel sonucuKADER UTANSIN!…
Sizde duymuşsunuzdur, kimileri yapıp ettiklerinden ötürü kaderi suçluyorlar..
“Kötü kader”…”Kader mahkûmu”…”Kader utansın” gibi laflar ediyorlar…
Size bununla ilgili bir anımı anlatayım da dinle…
Zor zamanlardı. Musibetler  yoldaşımız olmuştu. Kaygılarla, korkularla doluydu yüreklerimiz. Ufukta ışık görünmüyordu. Bir çıkış yolu arıyor, bulamıyorduk.
Üst üste toplantılar yapıyor, ileri sürülen çözüm önerilerini tartışıyorduk.
Bir arkadaşımız, neredeyse her konuşmasını, “Kader utansın!” diyerek bitiriyordu.
Kendi kendime sorular sorarak bu sözün anlamını inceden inceye düşünmeye başladım.
Utanması istenen “kader” ne demekti? Bu söz kimi suçluyordu?
Tehlikeli bir sözdü bu, kuşkusuz. Her söyleyişinde içim titriyordu adeta.
Onun adına endişe ediyordum. İyi bir insandı, severdim kendisini.
Konuşmak için uygun bir fırsat bulunca, “Dostum!” dedim, “Demin bir söz söyledin. Bu sözü daha önce de defalarca söylemiştin. Senin adına üzüldüm.”
Şaşırdı.
“Ne dedim ki?”
“Kader utansın” dedin.
“Evet … “
“Bu sözün ne anlama geldiğini, ucunun nerelere kadar gittiğini hiç düşündün mü?
İnsan, bazı tehlikeli sözleri farkında olmadan söyleyebiliyor. Bu da onlardan biri olmalı.”
“Ne var ki bunda? Hep söylenir. Ben de söylemiş bulundum.”
kaderci insan resim ile ilgili görsel sonucu“Sen de en az benim kadar bilirsin ki, insanın başına gelecek her olay bizi yaratan tarafından belirlenmiştir.
Kader, onun yaratıklar hakkındaki ilmidir.
Sen, kader derken, eminim, ilahi ilmi kastetmiyorsundur. Çünkü inanan bir insansın.”
Söylediği sözün ne kadar hatalı olduğunu fark etti. İnsaflı bir insandı arkadaşım, bana hak verdi.
“İyi ki uyardın, bazen düşünmeden konuşuyor, hata ediyoruz” dedi.
“Evet, utanması gerekenler var, farkındayım.
Bu arada kendimi de sorguluyorum. Olanlar biraz da bizim suçumuz. Kendimizi temize çıkarıp hatayı başkalarında aramayalım.
Verilen nimetlerin kadrini bilmedik. Üzerimize düşen görevleri layıkıyla yapmadık. Kusurlarımız birikti, bir yerde patlak verdi işte.
Kader adildir, zulmetmez. Biz nefsimize zulmettik.”

  Mart 29th, 2013 | Yazar:
 
Günün Sözü : İnsan ne ederse kendine eder... Ama sorarsan suçlusu ya Hayattı rveya Kaderdir.

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
Eylül 09, 2016,  Antalya









 

8 Eylül 2016 Perşembe

NE KUSURSUZ İNSAN ARA, NE DE İNSANDA KUSUR





Ne Kusursuz İnsan Ara, Ne De İnsanda Kusur


Merhaba Dostlarım,
   
Atalarımız der ki;” Her güzelin bir kusuru vardır!” O yüzden biz de diyoruz ki;
---”Her insanın mutlaka bir kusuru vardır!” Ve yine özlü Sözlerden birinde der ki;
---”Kusur arayan aynaya baksın!”
     Velhasıl bu konu ile ilgili yüzlerce söz, şiir, yazı örnek verile bilir. Öylesine geniş ve önemli bir konu. Çok çekici de desek yeri var. Bir insana;
--- Sen çirkinsin dersen, dayağı yersin.
      Amma aynı insana;
---Sen çok güzelsin dersen, övgüler alırsın.
    Demek ki, sözün ve konuşmanın çok büyük önemi var.
    Yine Atalarımız;
---“Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır!” demişler.
     Demek ki söylenilen sözlere çok dikkat etmeliyiz. Dönelim biz konumuza;
----Önemli olan insanda yüz güzelliği değil, ruh güzelliğidir. Düşünceleri (yani ruhu)güzel olan insan daima iyi insandır. Demek ki;
  ---   “ Kusursuz İnsandan ziyade Güzel İnsan olmak” önemli.. Sözümüzü Mevlana ile noktalayalım;
---“Çok insanlar gördüm sırtında elbise yok, çok elbiseler gördüm içinde insan yok!”
   
Mesele bu kadar açık ve basit! Kusur aramayı bırak, yaşamaya bak…
Kemal DOĞANAY

Kendinizi Sevin Ve Mutlu Olun...En iyi dileklerimle. Esen kalın.



Ne Kusursuz İnsan Ara, Ne De İnsanda KusurGünün birinde yolu bir dergâha düşen kendi halinde bir adam, dergâhta, bir Mevlevi ile bir Bektaşi'nin sohbet ettiklerini görünce yanlarına yaklaşır. Kendini tanıtır ve dergâhı merak ettiğini, nasıl zikir edildiğini izlemek için geldiğini söyler.

Erenler başlar adama çeşitli nasihatlerde bulunmaya, her biri kendi yolunu mümkün olan en tatlı dille anlatmaya çalışır. Adam bir yandan onları dinlerken, bir yandan da gözleri onların giysilerine takılır. Mevlevi'nin giydiği kıyafette kollar o kadar geniş ve uzundur ki hem içine üç kişinin birden kolu sığabilir, hem de uzun olduğu için yalnızca kolları değil, elleri de kapatmaktadır. Bektaşi'nin  kıyafetinde ise tam tersi bir durum vardır. Elbisenin kolu daracıktır, neredeyse tene yapışmıştır; üstelik kısa olduğu için, eller ta bileklere kadar açıktır. Bu duruma hayret eden adam, sebebini öğrenmek ister.

Büyük merakla, önce Mevlevi'ye sorar:
"Pirim, kıyafetinizin kolları neden o kadar geniş ve uzun; bunun özel bir sebebi var mı?"

Mevlevi hiç beklemediği bu soru karşısında oldukça şaşırır. İki kolunu da biraz yukarıya kaldırır, sonra ellerini birleştirerek kollarını daire sekline getirir ve şöyle der:

kusursuz insan ile söz ile ilgili görsel sonucu"Evet, özel bir sebebi vardır. Çünkü biz insanların günahlarını, ayıplarını, kusurlarını örteriz. Başkaları görmesin diye üzerini kapatırız."                      

Yanıttan oldukça hoşnut olan adam aynı merakla bu kez Bektaşi'ye döner:
"Peki ya siz, pirim" Sizin kıyafetinizin kolları neden bu kadar dar ve kısa?

Siz insanların günahları ve ayıplarını örtmez misiniz?

Bektaşi kendi kollarına bakar, birkaç saniyelik bir dalgınlıktan sonra gülümser ve adama bakarak şöyle der:

"Biz mi" Bizim geniş kıyafetlere ihtiyacımız yoktur.

Çünkü biz insanların günahlarını ve kusurlarını görmeyiz.

ÖZETLE:
Seveceksen öylece sev.
Ne kusursuz insan ara, ne de insanda kusur.
Birincisini zaten bulamazsın, ikincisinde ise, bulduğun her kusur, öğrendiğin her ayıp sahibini değil, seni çirkinleştirir. Her ikisi de seni mutsuz eder. Birincisini bulamadığın için, ikincisini ise bulduğun için mutsuz olursun?
Kaynak : dersimiz.com

https://youtu.be/488aUlKnC_8





Günün Sözü:
“Çok insanlar gördüm sırtında elbise yok, çok elbiseler gördüm içinde insan yok!” Hz. Mevlana

İbrahim Birol,   http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
Eylül 08, 2016, Antalya










7 Eylül 2016 Çarşamba

MERHABA DİYEBİLELİM HAYATA






Çok Değerli Dostlarım,

Bugünkü yazımızın konusu ' Merhaba Diyebilelim Hayata'
bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat, soluk almak güçleştiğinde, yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını; dağlara dönmeli yüzünü insan..
yeni patikalar yeni yollar seçmeli yüreğini ferahlatacak.. yeni insanlarla tanışmalı, yeni keşifler yapacak..
Hep isteyipte bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa gerçekleştirmeyi denemeli..
her geçen gece ölüme bir gün daha yaklaştığını ve zamanın bir nehir, kendisinin bir sal olupta, o dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalı..

Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler, her akşam aynı can sıkıntısıyla eve giriliyorsa, değiştirmeye çalışmalı bir şeyleri..
 

Bu konuda kendi kitabını yayınlayan çok değerli sinema sanatçımız Filiz akın kitabı hakkında ve Hayata merhaba  demenin anlamını aşağıdaki cümlelerle ifade ediyor.

Kendinizi Sevin Ve Mutlu Olun...En iyi dileklerimle. Esen kalın.


Filiz Akin, bu kitabi niçin yazdı? Kendi dilinden anlatıyor: Ben bu kitabı, sağlığı yerinde olup tek derdi can sıkıntısı olanların sıhhatlerinin kıymetini bilmeleri için, hasta yakınlarına sevgi ve şefkatin yerini görmeleri için, hasta olanlara moralin gücünü anlatmak için hazırladım. Can çiçekleri gibi inançla, inatla hayata tutunanların iyileşmeleri, hatta imkansızı başarmaları bile mümkün. Yıllar önce "Güzelliklere Merhaba" demiştik birlikte. Şimdi de bu kitabımla size ve hayata merhaba demek istedim. (160 Sayfa / Hayata Merhaba
Filiz Akin                                                                                       

Hiç düşündün mü ya da bileniniz var mı içinizde “MERHABA” ne anlama geliyor diye?
Çok ilginç bir o kadar da hoş ve sıcak bir anlamı varmış meğer. “Merhaba” aslında farsça kökenli olup “benden size zarar gelmez” anlamına geliyormuş. Çok hoş değil mi?
AVUÇ İÇİNDE KELEBEK RESİM ile ilgili görsel sonucuBunu öğrendikten sonra karşımdaki insana merhaba demek daha bir anlamlı benim için. Bir rüya gibidir aslında yaşanan her şey. Hepsi ayrı bir hikaye... Kimi zaman mutlu. Kimi zaman mutsuz son ile biten. Benim hikayelerim hep mutlu son ile bitti bitecek… Çünkü ben her mutsuzlukta “mutlu olunabilecek bir şeyler” olduğunu öğreniyorum... Sizde öğrenebilirsiniz dostlar inanın çok zor değil. Hayat o kadar kısa ki hiçbir şey üzülmeye değecek kadar önemli değil...Bazen mutlu olmak için bir güler yüz bir tatlı söz bile yeter. Bazen de bir merhabayla başlar mutlu şeyler. Bir merhaba hayatını değiştirir insanın baştan sona… Sabah kahvaltımızı ailemizle sevgi dolu bir ‘merhabayla’ başlasak onlara sizi seviyorum diyebilsek, yarın sanki yokmuş gibi mutluluğumuzu paylaşsak ve ardından, bu güzel yaz ayının güneşli günlerinde, kendimizi dışarıya atmak ne güzel olurdu. Bir sabah yürüyüşü ile birlikte, rastladığımız her insana ” merhaba” demek! Hatta kaldırımın kenarında, miyavlayan sokak kedisine “miyav” diye karşılık versek(!) veya küçük bir köpek yavrusuna(!) Serçelerle kargalarla selamlaşsak(!) Bakkal amcayla, esnafla, gördüğümüz herkese tebessüm edip o esirgediğimiz sözü söyleyebilsek.

hayata merhaba diyebilmek resim ile ilgili görsel sonucuSakın ola ki! İçinizden olacak iş mi demeyin. Bu düşünceleri tatbik etmeye çalışınız. Günümüz dünyasında, komşumuzu bile tanımaz olduk, ayaküstü hoşbeş sohbet etmek şöyle dursun, bir selamı bile esirger olduk. Çocukluk günlerimi gözden geçiriyorum da, dini bayramlarımızda, yılbaşında birkaç gün öncesinden, tanıdıklarımıza, arkadaşlarımıza bayram ve yılbaşı kartları gönderirdik. Yakınımızda olanları da, ziyaretlerde bulunarak, bir merhaba derdik, halini hatırını sorar istekleri varsa yerine getirmeye çalışırdık saygı ve hürmette eksik etmemeye özen gösterirdik. Şimdilerde ise kimse kimsenin kapısını çalmaz oldu. Teknoloji çağında hepimiz dijital olduk. Dijital tuşlara basarak gönül alır olduk. Neredeyse konuşmayı da unutacağız bu dijital Dünyada… Diyorum ki bugünden itibaren unutmayalım haydi bu sabah merhaba demeye başlayalım. Herkese tüm sevdiklerinize, görün o pozitif enerji nasıl size dönecek ve gününüz güzel geçecek… Sanal alemdeki dostlarımızı da ziyaret etmeyi ihmal etmeyelim. Şu an bu mesajı okuyan herkese benden “merhaba” = Benden size zarar gelmez dostlarım…
Sevgiyle ve güler yüzlü kalın… MERHABA

Kaynak:  MERHABA DİYEBİLELİM HAYATA güzel etkileyici yazılar YELDA YALÇIN

https://youtu.be/rG23RLJmrrY



Günün Sözü :
 Elveda diyecek kadar cesursan, hayat seni yeni bir merhaba ile ödüllendirir. Paulo Coelho

İbrahim Birol ; http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
Eylül 07, 2016, Antalya







6 Eylül 2016 Salı

HOŞGÖRÜ


 

hoşgörü resmi ile ilgili görsel sonucu
















Merhaba Değerli Dostlarım,

Bugün çok daha değişik bir konuyla tekrar birlikteyiz. Yazımıza Sayın Arzu Bıyıklıoğlu makalesi ile devam ediyorum, Konumuzun başlığı ' Hoşgörü'.
Hoşgörü kelimesinin açılımına bakalım " Hoşgörü Nedir?" Müsamaha, tahammül, katlanma, görmezden gelme veya göz yumma, başkalarının eylem yargılarında serbest bırakma, kendi görüşümüze ve çoğunluğun görüş biçimine aykırı düşen görüşlere sabırla, hemde yan tutmadan katlanma demektir.
Ayrıca izin verme, aldırmama, iyi karşılama anlamlarına da gelir."

Kendinizi Sevin Ve Mutlu Olun...En iyi dileklerimle. Esen kalın.


HOŞGÖRÜ

hoşgörü resmi ile ilgili görsel sonucuÖzellikle yaşadığımız şu son günlerin bize vermek istediği mesajlardan biri de ciddi anlamda hayatımıza hoşgörüyü davet etmemiz gerektiği. Kişisel ve toplumsal yargılardan sıyrılıp hoşgörünün samimi kollarına kendimizi bırakabilmek, hayatımızda tahmin bile edemeyeceğimiz güzellikleri sunacaktır bize. Bunun için önce hem küçük ölçekte yani kişisel çevremizde, ailemizde; hem de büyük ölçekte yani milletimizde kıyasıya uçuşan yargılarımızın farkına varmamız gerekir. Sonra da hoşgörülü olmanın ezilme, katlanma değil de aslında bir olgunluk, bir erdem olduğunu anlamamız bize huzurun kapılarını açacaktır..
Yargılarımız egonun sen, ben, onlar ayrımından, doğru-yanlış, iyi-kötü dualitesinden kaynaklanır. Hele bir de toplumda "ayıp olmasın" ve "elâlem ne der" gibi kökleşmiş düşünce kalıpları varsa (ki bu yargının onaylamasıdır) ciddi anlamda herkes birbirine, öncelikle de kendine zorluk çıkarmaktadır. Başkalarında ya da kendimizde beğenmediğimiz, eleştirdiğimiz, yanlış olduğunu düşündüğümüz her şey hayatımızı etkileyen yargılardır. Yargılarımızdan kurtulabilmenin ilk adımı yargıladığımızı kabul etmektir. Kabul ediyorum ama... diye başlayan bir cümle kurmadan, sadece kabul etmek :)
hoşgörüyü öğrenmek resim ile ilgili görsel sonucuİkinci adımımız da yargılamanın yerine koyacağımız, kendimizde geliştireceğimiz "hoşgörüyü tanımlamak ve isteyerek, sevgiyle, olgunlukla hoşgörülü olmayı deneyimlemek olmalıdır.  Hoşgörü; doğru-yanlış demeden o kişiyi ya da durumu olduğu gibi insanın kendi rızasıyla kabul etmesidir. İşin içinde kazanmak-kaybetmek, haklı olup olmamak diye bir şey yoktur.  Öncelikle kendimize karşı hoşgörülü olmayı öğrenmeliyiz.
Yargılardan kurtulup hoşgörülü bir insan olabilmek bir anda olacak, kolay bir iş değildir. Çünkü doğduğumuz andan itibaren yargılar ve onların etiketleriyle büyüyoruz. Ama bunun hayatımıza getirdiği zorlukları fark edip hoşgörülü olma niyetine girerse insan, bu değişim mümkündür. Ve hayatın her alanına yayılan bir huzuru beraberinde getirecektir.
Danışanlarımla yargılama farkındalığı çalışması yaptığımızda herkes hayret içinde düşüyor :) Yani bu olaya farkındalık ışığında bakmadığımız sürece ne kadar da çok yargıladığımızın farkında olamıyoruz. Ayrıca çoğu kuvvetli yargının kuvvetli olumsuz frekansına bağlanarak hem kendimizi hem de dünyamızı kirletiyoruz. Sonra da "neden bu kötülükler başıma geldi" diye hayıflanıyoruz.
Yargımız çekim alanımızdır, yargılarımız hayatımızı şekillendiriyor. İyileşme, dönüşüm ise hoşgörülü olmakla başlıyor… Bu hafta başkalarının değil sadece kendi yargılarınızın farkında olma çalışması yapabilirsiniz. Yedi gün boyunca kendinizi gözlemleyin ve yargılarınızı yakaladıkça not alın. Bakalım en çok hangi konularda yargılıyorsunuz ve ne tip yargılama mekanizmaları kullanıyorsunuz, bir keşfedin...:)
 İnsan, kendinin ne kadar çok yargıladığını fark edince başkalarını da daha iyi anlayabiliyor. Ve böylelikle hoşgörülü olmaya daha çok istek duyabiliyor. Hele bir de hoşgörülü olmanın bir eziklik, katlanmak, zoraki kabullenmek olmadığını açık gönüllülükle, olgunlukla gelen bir erdem olduğunu algıladığında değişim çok daha kolay ve gönüllü oluyor :)
Kendimizi fark ettiğimiz ve hoşgörüyü hayatımıza davet ettiğimiz bir hafta olsun :)
Sevgi ve sağlıkla ilerleyin
Arzu Bıyıklıoğlu
NLP Uzmanı ve Yaşam Koçu

https://youtu.be/azivgfMMcQY

hoşgörü resmi ile ilgili görsel sonucu


 

Günün Sözü :

"Bu çağın gereği ortak bir din değil, çeşitli dinlere bağlı insanlar arasındaki karşılıklı hoşgörü ve saygıdır." Gandhi

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/



                                     
Eylül 05, 2016, Antalya










5 Eylül 2016 Pazartesi


BOYUT  DEĞİŞTİRDİĞİN GÜN 



 










 



Merhaba Değerli Dostlar,
 
Dün yayınlanan makalemizin yazarı Sayın Arzu Bıyıklıoğlu' nun (NLP Uzmanı ve Yaşam Koçu) 
bir başka güzel makalesini tekrar sizinle paylaşmış olmak beni çok mutlu eder. Arzu Hanım' ın bugüne kadar sizlerle paylaştığım bu  üçüncü makalesi, bu makaleler sizler tarafından çok beğenildi, ilgileriniz için çok teşekkürler. Yayınlanan güzel iki kitabının kapak resimlerini, makalenin içinde sizlerin beğenisine sunmak, benim için ayrıca bir sevinç kaynağı.
Belkide.. Bir an gelir ki gözünüze hic bir şey eskisi gibi gelmediği gibi.
O an gitmek istersiniz.
Ardınıza bile bakmadan. veda bile etmeden bir hırsız gibi.. çekip gitmek.. ( Ahmet Kaya Videosu yazımız sonuna eklenmiştir)



Kendinizi Sevin Ve Mutlu Olun...En iyi dileklerimle. Esen kalın.
 
 


boyut değiştirmek resim ile ilgili görsel sonucuGünler gelip geçiyor, zaman içinde ev değiştiriyoruz, iş değiştiriyoruz, eş değiştiriyoruz... İsteyerek ya da istemeden pek çok değişiklik yaşıyoruz. Arkamızda birilerini bırakıyoruz. Arkamızdan iyi ya da kötü bizi ananlar oluyor. Ve bir gün kaçınılmaz gerçek ölümle birlikte boyut değiştireceğiz, birilerini, bir şeyleri, bu dünyayı arkamızda bırakacağız. Peki, hiç düşündünüz mü boyut değiştirip buradan giderken arkanızda ne bırakmak istersiniz? İnsanlar arkanızdan sizin için tek bir cümle söyleseler o gönülden söylenen cümlenin ne olmasını isterdiniz? Arkanızda bir iz bıraksanız o izin ne olmasını istersiniz?
- Merhametli yürek
- Sevgi kelebeği
- Yardım meleği                                                                   
- Dürüstlük abidesi
- Erdemli yürek
- ...........................

Nedir o sizi siz yapan değer? Bu dünyaya ne katmış, ne vermiş olmak sizi siz yapar? Hiç düşündünüz mü buradan nasıl gideceğinizi?
arzu bıyıklıoğlu ile ilgili görsel sonucuPek çok insan içten içe ölümden korkar. Ama sağlıklı düşünen hiçbir zihin şu an ölmek istemez, ölüm kapıda gibi huzursuzlukla tedbirler almaya çalışmaz. Ama bilir ki bir gün gidecek. Evet, bir gün gideceğiz, belki yarın belki on, belki otuz-kırk yıl sonra. Ne kadar zamanımız olduğunu bilemiyoruz. Tek bildiğimiz, şu an nefes alabiliyorsak buradayız, şimdideyiz. Ve arkamızda bırakmak istediğimiz o iz her neyse, o arkamızdan anılmak istediğimiz cümle her neyse onu gerçekleştirmek için hâlâ vaktimiz var.
“Çok zengindi, çok başarılıydı, çok güzeldi…” Siz gittikten sonra bunlardan kime ne? İnsan zengin olup bir okul, bir yardım kurumu açamadıysa, çok başarılı olup insana faydalı bir iş yapamadıysa, çok güzel olup bir güzellik yaratamadıysa kime ne katmıştır?
Bir adam vardı, sıradan bir adam, ne kariyeri ne de çok parası olan. Ama kocaman bir yüreği vardı. Bütün mahallenin hayvanlarını besler, iyileştirir, korurdu. Çocuklara güzel hikâyeler anlatır, kaldırım taşlarına resimler çizdirirdi. Bir gün o adam gitti, boyut değiştirdi. Mahallede çok büyük bir eksik oluştu. Arkasında bir sürü hayvan sevgisi ve çocuk sevgisi bıraktı. Şimdilerde onun yerini genç bir delikanlı aldı. :)                                              
arzu bıyıklıoğlu ile ilgili görsel sonucuŞimdi, bugün düşünün bakalım; sizi nasıl ansınlar istersiniz, siz arkanızda nasıl bir iz bırakmak istersiniz. Tabii bu istek başkalarının gözüne girmek için değil bizi biz yapan varlığımıza biçtiğimiz değeri ortaya koymak içindir. Ve hazır hâlâ bunları gerçekleştirecek zamanımız varken o cümlenin içini şimdide doldurmak için.
Sevgi ve sağlıkla ilerleyin...
Arzu Bıyıklıoğlu
NLP Uzmanı ve Yaşam Koçu

arzu bıyıklıoğlu ile ilgili görsel sonucu

https://youtu.be/pEs32NAyAbM



Günün Sözü : Gitmen gerektiğinde gitmezsen, gittiğinde geç kalmış olursun.

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
Eylül 04, 2016, Antalya






4 Eylül 2016 Pazar

İYİ HİSSETMEK SİZİN ELİNİZDE






iyi hissetmek ile ilgili görsel sonucu


















Çok Değerli Dostlarım,

iyi hissetmek ile ilgili görsel sonucuDünkü yayınladığım  " Kronolojik Yaş Nedir? "  başlıklı yazım sizler tarafından büyük bir beğeni topladı. Bugüne kadar gelmiş geçmiş en büyük   görüntülenme sayılarına ulaştı. Göstermiş olduğunuz ilgilerinize çok teşekkür ediyorum,
Bugünkü yazımızda yine farklı bir konuyu sizlerin beğenisine sunuyorum.
" Kendinizi İyi Hissetmek Sizin Elinizde". Sayın Arzu Bıyıklıoğlu tarafından kaleme alınmış çok güzel bir makale. Yazı diline baktığımızda gayet sade ve günlük konuşmalarımıza benzer bir üslup kullanılmış.
Çevrenizdekilerle daha iyi iletişim kurmak, daha az öfkelenmek, uyumlu olmak, kendinizi daha huzurlu ve mutlu hissetmek, daha neşeli olmak istiyorsanız, sabahları kalkar kalkmaz en az 15 dakika kimseyi eleştirmeyin, e n az 15 dakika karşınızdakinin aklından geçenleri okumaya çalışmayın, her gün en az 15 dakika, başkalarına olumlu bir şey sunmaya karar verin diyor uzmanlar. İşin ana noktasından yola çıkarak, konuyla ilgili bir çok tavsiyelerde bulunuyorlar. Bu tür yazıları okumak sizlere iyi gelecek, kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacaktır.

İyi bir tatil günü geçirmeniz dileklerimle.
Kendinizi Sevin Ve Mutlu Olun...En iyi dileklerimle. Esen kalın.



iyi hissetmek ile ilgili görsel sonucuBüyüdükçe kendinizden uzaklaşır, dışarıya bağımlı hale gelirsiniz, işin daha da kötüsü bunun farkında bile olamamanızdır. Gülmek, neşeli olmak, pozitif olmak... kısacası kendinizi iyi hissetmek için bir olaya, bir kişiye, bir söze ihtiyaç duyarsınız. Oysa bir çocuk düşünün, o nasılda eğlenir kendi kendine. Yüzünde hep tatlı bir gülümseme, eğlendiren bir merak, bedeninde coşan bir enerji, dolaşır ortalıkta. Zamanla ebeveyn ve çevre müdahalesiyle kırılır kolu-kanadı. Öyle gülme, böyle yapma, dur fazla zıplama ...diyerek ayıplar dünyasına itilir. Zamanla öğrenir durduk yere gülünüp, mutlu olunmayacağını. Çünkü mutlu olmanın, neşelenmenin, gülmenin bir yeri, zamanı vardır. Kendini iyi hissetmek için bir sebebin olmalı. İşte böyle bir yetişkin olduğunuzda içinizdeki yaşama coşkusunu kaybediverirsiniz. Artık alaylar ya da kişiler size kendinizi ya iyi hissettirir ya da kötü. Sanki kontrol siz de değilde onlardaymış gibi. Ve bildiğiniz iyi bir sebebiniz yoksa kendinizi iyi hissetmenize de gerek yoktur. Beklemeye başlarsınız. Aaaah aaaah şu iş olsada bir sevinsem, vaaah vaaah şu kız bir evlensede huzura kavuşsam, ooof ooof şu adam bana iyi davransa da yüzüm gülse...( devamını siz doldura bilirsiniz)
Daha önceki duygularla ilgili yazımda da söylediğim gibi asıl duygu üretim merkezi içinizde. Kaynak sizsiniz ve güç sizde. Yeniden başa dönüp çocuklar gibi sebepsiz yere kendinizi iyi hissetmeyi öğrenmelisiniz. İyi hissetmek için gerçekten de bir sebep arıyorsanız, en iyi sebep, az sonra kendinizi gerçekten de iyi hissediyor alacağınızdır.
iyi hissetmek ile ilgili görsel sonucuUzun süre aynı duygu durumu içinde kalmak zamanla sizi kontrol etmeye başlar. Çünkü bilinçaltınız bunu bir istek olarak görmeye başlar ve içerden size destek olmak ister. Ayrıca her duygu bedenimizdeki hücreler tarafından kodlanır. Yani siz üzgün bir duygu durumu içindeyken tüm kaslarınız, hücreleriniz belli bir şekil alır ve o enerjiyi yayar. Duygu durumunuz uzun süre aynı kalırsa kaslarınız, hücreleriniz bedensel duruşu benimser. V e siz nötr bir durumdayken, kaslarınız bu duruşa geçerek sizde tekrar üzüntü duygusunun harekete geçmesiniz sağlayabilir. Ve olumsuz kısır döngüler başlar.
Biz farkında olsak da olmasak da beynimiz sürekli öğreniyor. Bir şarkının sizde yıllar önce acıklı bir anısı varsa, ne zaman o şarkıyı duysanız hemen aynı acı beyniniz tarafından size hatırlatılmasının sebebi budur. Beyin şöyle der '' ...şarkısı=bu şarkıda üzülmeyi öğrenmiştik, şimdi üzülünecek=üzüntü duygusunun kimyasalı bedene salgılansın= kaslar ve hücrelerde üzüntü şeklini alsın... Sistem böyle çalışıyor.
Şimdi kendinize iyi hissetmek üzere yeni öğretiler yapmak ister misiniz. Zamanla ve tekrarla beyniniz bunu da öğrenecektir. Yeni kendini iyi hissetme sebeplerine bir kaç örnek vereceğim, siz de kendinize özel sebepler bulabilirsiniz. Önemli olan her gün ( en az 21 gün) tekrar yaparak zihninize ve bedeninize bu güzel duyguyu sık sık akıtarak onu bağımlı yapmak. Güzel duygulara bağımlı olduğunuzda, nötr zamanlarınızda zihniniz ve bedeniniz sizi iyi olmaya davet edecektir. Bunu kendimle ve danışanlarımla defalarca deneyimledim, gerçekten işe yarıyor.

iyi hissetmek ile ilgili görsel sonucuAynanıza gülen bir yüz yapıştırın ve '' GÜLÜMSE HAYAT, GÜLÜMSE KENDİNE'' yazın ve gülümsemeye başlayın, etrafınızda ki herkese gülümseyin. Kocaman bir ağızla, gülümsemek size kendinizi iyi hissettirecektir.
Salonun ortasın zıplayın havaya '' OLEY YAŞASIN '' diye bağırın.( Sokakta yaparsanız çok daha iyi hissedersiniz, çünkü başka insanları da güldürürsünüz.)
''Duygu kaynağı benim içimde ve şimdi bana kendimi iyi hissettiren bir duygu üretmeyi seçiyorum, GÜÇ BENDE'' diye bağırın.
Bunlar size komik ve saçma geliyorsa , özellikle denemenizi isterim. Tecrübelerime göre en çok saçma bulanlar bunları yaparken eğleniyorlar :)
Eğer bunlar kendinizi iyi hissetmenize yardımcı olmuyorsa pes etmeyin, bir müddet profesyonel destek alarak kendinize özel yöntemler geliştirin ve bir an önce güzel duygu bağımlısı olun.
Haydi ŞİMDİ nin gücünü kullanın ve hemen deneyin :)
İyi eğlenceler!
Sevgiyle ve sağlıkla ilerleyin...
NLP uzmanı ve Yaşam Koçu
www.arzubiyiklioglu.com



https://youtu.be/yziZVSOjkx0



Günün Sözü : 
Senden gelecek bir gülümseme bazılarına mutluluk getirebilir, o senden hoşlanmasa bile.

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
Eylül 04, 2016, Antalya