Ziyaretçi Sayıları

10 Eylül 2016 Cumartesi




HİKAYE, GERÇEK VE DENGE     
                                                                                                
 
gerçek ve denge ile ilgili görsel sonucu
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Merhaba Değerli Dostlarım,
 
 Bugünkü yazımıza çok değerli bir üstat yazar Paulho Coelho dan güzel bir hikaye ile devam etmek istedim.
Paulho Coelho ile ilgili olarak daha önceki paylaştığım yazımda kendisini sizlere tanıtmıştım. Simyacı romanının ve buna benzer daha  birçok  kitabın yazarı hakkında hatırlamanız için aşağıda kısa da olsa tekrar bir bilgi vereyim.
Yazarın en çok tutulan Kitaplarının bazı kapak sayfa görüntülerini, görselinize sunuyorum.

Kendinizi Sevin Ve Mutlu Olun...En iyi dileklerimle. Esen kalın.

Paulo Coelho
Rio de Janeiro’da doğdu. Roman yazarlığına başlamadan önce, oyun yazarı, tiyatro yönetmeni ve sevilen bir şarkı yazarıydı. Coelho, gençliğinde bir hippiydi. 1986 yılında Hıristiyanların, Batı Avrupa’dan başlayıp İspanya’da Santiago de Compostela kentinde sona eren geleneksel bir hac yolculuğu yaptı; bu deneyimini 1987’de yayımladığı The Pilgrimage adlı kitabında anlattı. 1988 yılında yayımlanan ikinci kitabi Simyacı, Coelho'nun en çok okunan çağdaş yazarlardan biri yaptı. .Diğer kitapları; Brida, Valkürler ve son yazdığı Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum, Ağladım. Simyacı 42 ülkede yayımlandı. 26 dile çevrildi
 
 
 
 
23 Kasım 2014
‘Simyacı'nın yazarı Paulho Coelho'nun yazısı
 
 
Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım HİKÂYE

Uzun yıllar önce yolunun kesiştiği herkese sevgi veren ve onları affedebilen bir adam varmış. Bu özelliğinden dolayı Tanrı onunla konuşması için bir melek göndermiş.

“Tanrı benden sana görünmemi ve iyiliğin için seni ödüllendirmek istediğini iletmemi istedi” demiş melek. “Nasıl bir lütuf istersen iste, verilecek. İyileştirme yeteneği ister misin?”

“İstemem” diye cevap vermiş adam. “İyileşecek olanları Tanrı’nın kendisinin seçmesini tercih ederim.” “Ya günahkârları doğru yola taşımak?”

“Bu da senin gibi meleklerin görevi. Kimsenin gözünde kutsanmak ya da sürekli örnek alınıp hürmet görmek istemem.”

“Sana mucizevi bir yetenek vermeden cennete geri dönemem. Eğer seçmiyorsan o halde birini kabul etmek zorundasın.”

Adam biraz düşünmüş ve sonunda şu cevabı vermiş:

“O zaman iyilik benim vesilemle yapılsın ama kimse benden geldiğini fark etmesin, ben bile, yoksa kibir e kapılıp günah işleyebilirim.”

Bu sözler üzerine melek iyileştirme gücünü bu adamın gölgesine vermiş ve bu güç sadece güneş adamın yüzüne geldiğinde işleyecekmiş. Böylece adam nereye gitse orada hastalar iyileşmiş, yeryüzüne bereket gelmiş, üzgün insanlar yeniden neşelenmiş.

Adam yıllar boyunca yarattığı mucizelerden habersiz dolaşmış dünyayı, çünkü yüzünü güneşe döndüğünde gölgesi hep arkasında kalmış. Yani bir bakıma kendi yüceliğini hiç fark etmeden yaşamış ve ölmüş.

GERÇEK                                                                     

Hindistan’ın dini lideri, mistik Ramakrişna, kendini spiritüel hayata 16 yaşından itibaren adadı. İlk başlarda tapınaktaki çalışmalara kendini bütünüyle vermesine rağmen hiç sonuç alamayınca için için ağlıyordu. Daha sonra hayatının bu dönemini şu sözlerle anlatıyordu:

“Bir hırsız, bitişiğindeki oda altınla doluyken, incecik duvarları olan bir odada uyuyabilir mi? Bütün gece uyanık kalır, kafasında planlar yapar. Ben gençken Tanrı’ya ulaşmayı, hırsızın altına ulaşmayı arzulamasından çok daha büyük bir coşkuyla arzuluyordum; ve bunun bedeli olarak ruhani arayışın en büyük erdemini öğrendim: Sabır.”
Simyacı

aban donar-se a Deus, Anthony de Mello

DENGE

Hindu Cizvit papaz Anthony de Mello, S.J.’den (“Tanrıya Giden Yol”):

“Sessizlik içinde olmak sadece konuşmayı kesmek değildir; bu durum çevremizde olan her şeyi duyabilmemiz için kulaklarımızı eğitir. İyi bir şef, orkestranın gürleyen sesinin tam merkezinde bile olsa uyumsuz bir flütü fark edebilir. İşte aynı bu şekilde, biz de işitme yeteneğimiz üzerinde çalışmalıyız, ta ki Tanrı’nın sesini bir pazaryerinin tam ortasındayken bile duyabilene kadar.”

“Modern insan sessizliği çok sıkıcı bir şey olarak görüyor. Onun için sessiz olmak çok zor: Her an bir şeyler yapmaya, tavsiyeler vermeye, bir işi halletmeye çalışıyor ve içindeki harekete geçme dürtüsünün kölesi haline geliyor.”

“Sessizliğe alışırsan işte ancak o zaman kendi hayatın hakkında kararlar almakta gerçekten özgür olursun.”

Şair Cibran şöyle der: “Düşüncelerin, kökleri kalbine uzanmıyorsa, sürekli dilinde kalmaya mahkûmdur.”

Çeviren: Mine Akverdi Denktaş
Paulho Coelho
Haber Türk

Bu yazı http://www.haberturk.com adresinden alınmıştır.

Gerçek Dostlar