UNUTKANLIK BİR HASTALIK MI?



İlgili resim



Merhaba Gönül Dostlarım,


Bugünkü sayfamıza, Belgin Eryavuz yazılarından birinden alıntı ile devam ediyorum.
Unutkanlık hakkında kısa bir bilgiyi sizlerle paylaşmak istiyorum.


Ama öncesinde Konuyla ilgili uzman görüşlerine kulak verelim.

Unutkanlık, genel olarak yaşlılık hastalığı olarak görülüyor. Oysa gerçek hiç öyle değil. Artık 7’den 70’ e herkes zor yaşam koşulları altında unutkanlık yaşıyor. Bir anda ne söyleyeceğimizi, çocuğumuzu okuldan almayı unutuyoruz… Parmağa ip bağlamak, ajanda tutmak da bir işe yaramıyor. Sonuçta bunların hiçbiri hafızayı güçlendirmeye yönelik yöntemler değil. Yapılan araştırmalar hafızayı güçlü tutmanın çok kolay olduğunu gösteriyor. Hayatın içinde var olan çok basit 7 yöntemi hayatınıza dahil ederek geleceğinize yatırım yapabilirsiniz.
Unutkanlık özellikle yaşlılıktaki en önemli sorunlardan biri. Şimdiden alacağınız bazı önlemlerle bu sorunun şimdiden önüne geçebilirsiniz.
Orta yaşlıların nerdeyse yarısı kendilerinde bir bellek kaybı sorununun başladığını zanneder. Hemen belirtelim! Bunların çoğu küçük ve hoş unutkanlıklar dır. Hayatı tatlandıran ve keyif katanlar biraz da bu nükteli olaylardır! Belleği güçlü tutmanın pek çok püf noktası, uyulması gereken çok sayıda kuralı var.
Harvard Tıp Okulu öğretim üyesi Dr. Aoron P. Nelson zinde bir beyne sahip olmanın temel kurallarını şöyle sıralıyor:
– Her gün egzersiz yapın. Günde 30-45 dakika, haftada en az 4 gün yürümeye, iş saatlerinde daha çok aktif olmaya, kısa mesafelerde taşıt kullanmamaya çalışın. Özellikle yürümenin beyin sağlığı ve yeniden yapılanma sürecini olumlu yönde etkilediğini gösteren çok sayıda kanıt var. Beynin yeni yetenekler kazanabilmesi beyin hücreleri arasında güçlü ve yoğun yeni bağlantılar oluşturabilmesinin başlıca desteklerinden biri de düzenli ve ılımlı egzersizlerdir. Bizim önerimiz fırsat buldukça yürümenizdir.
– Kullandığınız ilaçları yeniden gözden geçirin. Özellikle beyni etkileyen ilaçları doktor önerisi olmadan kullanmayın. Depresyon giderici, uyku verici, ruhsal gevşetici ilaçlara komşu, eş dost tavsiyeleri ile başlamayın.
Alıntı :

Önce Kendinizi Sevin  sonra da Sevdiklerinizin ve sahip olduklarınızın değerini
bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... 

Unutmayın ki, sizin beğenmediğiniz yaşantınız, bir başkasının hayali olabilir...

KAPI ETKİSİ ya da GİRİŞ AMNEZİSİ




Hafızamız, yıllar içinde yaşanmışlıklarımızı sakladığımız en kıymetli hazinemiz. Anılarımız ona emanet. 

Anahtarı bazen duyduğumuz bir koku, bazen işittiğimiz bir müzik, bazen de okuduğumuz bir kitabın satır aralarına gizlenmiş özel kelimeler olabiliyor. Tam O Anda hazinemizin kilidi açılıyor ve anılar yumağı bizi kah gülümsetiyor, kâh özletiyor, kâh kederlendiriyor.

 
Bu değerli hazineye bir şey olacağını, ileri yaşlarda kapağını hiç açamayacağımızı düşünerek endişeleniyoruz. Hele hele aşırı yoğunluk ve yorgunluktan dolayı bir odadan diğerine giderken ne yapacağımızı unuttuğumuz o anlarda; minik de olsa panik duygusu baş gösteriyor içimizde bir yerlerde.
 
Unuttuğumuz eşyalar, defalarca kontrol ettiğimiz ocaklar, altını tutturduğumuz yemekler bizi korkutmaya başlıyor. Çağımızın hastalığı Alzheimer’a yakalanma riski aklımızı sürekli kurcalayıp duruyor.
Oysaki bu anlık unutmalara ‘Doorway Effect yani Kapı Etkisi’ ya da ‘Giriş Amnezisi’ diyor konunun uzmanları.
 
Nasıl mı oluyor dersiniz?
 
Fiziksel ve zihinsel olarak ortam değiştirdiğimizde, o değişik yerde farklı şeyleri gördüğümüzde meydana geliyor anlık unutmalarımız.
 
Peki neden?
Çünkü beynimizin o yeni yere göre; uyum ve düşünme sürecini yeniden kalibre etmesi gerekiyor. Bunun için belirli bir süreye ihtiyaç duyuyor ki bu da anlık hafıza kaybına sebebiyet veriyor. O kısa sürede (biz neden unuttuğumuz için hayıflanırken) yeni yere odaklanıyor. Yeni bilgileri işleme alıyor. Bir öncekileri daha geri plana yerleştiriyor. Aslında makinamız tıkır tıkır işliyor.

Bu durum rutin olarak her gün yaptığımız işlerde geçerli değil. Onlara tüm dikkatimizi vermemiz gerekmediği için. Ancak rutin dışı yeni bir işte ona odaklanmamız lazım. İşte o anda beynimiz büyük eylemden çıkmak için devreye giriyor. Sanki bir önceki bilgiler kapı ardında kalmış ya da biz metaforik bir kapıdan geçmişiz gibi. Sonuç ANLIK unutmalarımız.  
 
Hepimizin gün içinde büyük eylemimize yardım edecek pek çok küçük eylemi var. Ve hepsinde beynimiz bu ileri geri gidişleri yaşıyor. Karmakarışık bir ortam içinde dahi; beynimiz, muhteşem geri dönüşlerle büyük eylemi gerçekleştirmemiz için yeterli zemini hazırlamış oluyor.
 
Üzerinde hala tartışılan ve fikir yürütülen çok taze bilgiler bunlar. Zaman ne gösterecek bilemiyoruz elbette; ama her bir adımda beynimizin o muhteşem çalışma tarzına daha bir adapte olduğumuz kesin.


Yine de 25 yaşından sonra katılaşmaya başlayan beynimizin esnekliğe ihtiyacı var. 

Üstelik biz izin verdiğimiz sürece daha az enerji harcayacağı yolu seçen beynimizi aktif tutmamız gerekiyor. Bunun için beynimizi çalıştırmamız, zihnimizi güzel bilgilerle beslememiz önemli.
 
Rutini kırmamız, yeni şeyler öğrenmeye hevesli olmamız, yapacağımız mini tekrarlar ve pratiklerle beraber; bedenimize iyi bakmamız yapacaklarımız arasında diye düşünüyorum.

Eğer bunu gerçeğe dönüştürebilirsek; unuttuğumuz anahtarlar, eşyalar, sözler, isimler, boş boş bakmalarımız daha da azalacak. Kendimize daha az kızacağız, daha az endişeleneceğiz.
 
Son olarak paylaşmak istediğim kısacık bir öykü var. Hayata bakışla, hayata değer vermekle alakalı.

Günlerden bir gün, bir kadın öğle tatilini yapan üç inşaat ustasının yanına gider. Hepsine tek tek ne iş yaptığını sorar. Birincisi tuğla üstüne tuğla koyduğunu; ikincisi duvar ördüğünü; üçüncüsü ise katedral inşa ettiğini söyler.
 
Aslında hepsinin yaptığı iş aynı. Ancak üçünün de hayata olan tutkusu, bakış açısı, düşünce yöntemi farklı.
 
İşte bizler de böyleyiz hayata karşı. Kimimiz geniş düşünüyoruz. Farklı algılıyor hatta kendimizi güzelce motive ediyoruz. Kimimiz ise fazla yorulmadan, en basitinden yolumuza devam etmeye çabalıyoruz.
 
Sonuç mu? Hepimiz aynı duvarı örüyor olsak da; katedral inşa ettiğimizi hissederek tuğlaları dizmek daha anlamlı değil mi?
 
Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ
12.10.2017
Kaynaklar https://onedio.com;http://m.fastcompany.com
;http://www.bbc.comhttps://www.newscientist.com





.


Günün Sözü :

 " İnsanın iki türlü derdi vardır: Çok karışık gerçekleri öğrenemez, çok basitlerini de unutur."
Rebeca West
 
İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
20 Aralık,2017, Antalya