11 Haziran 2017 Pazar




DİŞ  KİRASI


osmanlı zamanı ziyafet resimleri ile ilgili görsel sonucu
























Merhaba Gönül Dostlarım,

Ramazan Ayının yarısını tamamladığımız şu günlerde sohbetlerimize devam edebilmek adına aşağıdaki yazımı sizlerle paylaşmak, sizleri bilhassa 19. Asıra, Osmanlı dönemine  götürmek istedim.
Yazımdaki ana tema insanların eski dönemlerdeki bir birleriyle olan sosyal yardımlaşma ve  iletişimin yanısıra yardım severliğini, yardımlaşma şekillerini günümüz çağındaki farklılıklarını  sizlere yansıtabilmek istedim.
Veren el alan elden her zaman üstündür sözüne ek olarak yapılan yardımların kim tarafından yapıldığı ve aynı şekilde alan elin kim olduğunun bilinmemesi, yapılan yardımı çok daha değerli hale getirir.
" Diş Kirası " ( Müzd- i Dendan ) Sırf konak sahibinin ziyafetine katılıp ona sevap kazandırdıkları için bu diş kiraları herkese verilirdi.
Yaşatılması gereken geleneklerden olan, sözü geçen ve arzu edilen Ramazan İftar sofralarını organize edebilmek günümüz koşullarında zor bir durum belki mümkün olmayabilir, artık bu tür organizasyonları Belediyeler üstlenmiş bulunmaktadır. Bağlı bulunan Belediyeler bünyesinde toplu iftar sofraları düzenlenmekte. Belediyelere tavsiyem, hayır işi için yapılan bu tür iftar sofraları organizasyonlarını  kendi reytingleri için hiç bir zaman şov ve gösteri unsuru  haline getirmemeleri olacaktır. Buda benim kişisel düşüncem...

Önce Kendinizi Sevin ve sonra da Sevdiklerinizin değerini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun...
En iyi dileklerimle. Esen kalın..
 

DİŞ  KİRASI

Osmanlı'da iftar davetine gelen konuklara diş kirası verilirdi. Gerekçe, konukların ev sahibine sevap kazandırmak için zahmet buyurmuş olmasıydı. Bugün de muhabbete vesile olan bu geleneği sürdürmemek için nedenimiz yok.
Ecdadımızın her konuda yapmış olduğu estetik, sanat, kültür işlerinin ne acıdır ki hala yanına bile yaklaşamıyoruz. Misafirperverlikte ve kibarlıkta Osmanlı çok ayrı bir kültüre sahip imiş. Beni çok etkileyen kibarlık örneklerinden birisi de Osmanlı kapılarındaki iki tokmak olayıdır. Kapılarda iç içe geçmiş biri büyük biri küçük iki kapı tokmağı olurmuş. Erkek gelince büyük kapı tokmağını çalarmış, gelenin erkek olduğu anlaşılsın, evdeki erkekler açsın, yoksa kadınlar ona göre tedbirini alsın diye. Küçük tokmak ise bayanlar içinmiş. Küçük tokmak çaldığında ise kapıdaki kişinin kadın olduğu anlaşılırmış.
Ramazan aylarında Unutulan gelenek: Diş kirası 

Günümüzde unutulan geleneklerden biri de diş kirası. Adı da ne güzelmiş.

osmanlı zamanı ziyafet resimleri ile ilgili görsel sonucuOsmanlı'da iftar davetine gelen konuklara diş kirası verilirdi. Gerekçe, konukların ev sahibine sevap kazandırmak için zahmet buyurmuş olmasıydı. Bugün de muhabbete vesile olan bu geleneği sürdürmemek için nedenimiz yok.
Osmanlı'da yine beni çok etkileyen bir gelenek de diş kirasıdır. Osmanlı döneminde bir çok evde, özellikle de köşk veya konaklarda iftara davet edilen misafirlerin yanı sıra, çat kapı gelen Allah misafiri de geri çevrilmez, içeriye alınır,onlar içinde sofralar hazırlanırdı. İftarın verildiği köşk veya konak ziyafet evi halini alır, iftar sofralarında tabiri yerindeyse kuş sütü hariç her şey bulunurdu. Misafirler iftarını yapıp teraviye gitmek üzereyken hane sahibi tarafından "yemek yiyip dişleriniz yoruldu" diyerek, kadife keseler içerisinde gümüş tabaklar, kehribar tesbihler, oltu taşlı ağızlıklar, gümüş yüzükler gibi hediyelikler, diş kirası olarak hediye edilirdi.

diş kirası resim ile ilgili görsel sonucu
Konaklara ve evlerine gelen misafirlere ise hane sahibinin zenginliği ve cömertliğine bağlı olarak içinde gümüş akçe veya altın paralar bir kadife kese içerisinde diş kirası olarak verilirdi. 
Yemeğini bitirenler diş kiralarını aldıktan sonra "Kesenize bereket", "Allah daha çok versin", "Ziyade olsun" gibi dualarla konaktan ayrılırlardı. Osmanlı'da Diş kirası denilen bu hediyenin zarif gerekçesi ise davetlilerin o gece zahmet edip gelerek hane sahibinin sevap kazanmasına vesile olması olarak açıklanırdı.

diş kirası resim ile ilgili görsel sonucuFatih dönemi sadrazamlarından Mahmut Paşa, Ramazan ayı geldiğinde kesenin ağzını açar, konağında verdiği iftar ziyafetleri dillere destan olurmuş. Paşanın sofrasında oruç açanlar, diş kirasına ilaveten her akşam mutlaka ikram edilen nohutlu pilavın gelmesini, dişlerine takılma ihtimali olan sert bir sahte nohut yakalama ümidiyle dört gözle beklerlermiş.    Çünkü Paşa, kazanlarda pilav pişirilirken pilavın içine nohut biçimi verilmiş altınlar atarmış...Gelin bu güzel Osmanlı geleneğini Ramazan ayında biz de canlandıralım. Evimize gelen misafirlerimize güzel keseler içinde gücümüz yettiği kadar hediyeler hazırlayıp, verelim.  Alıntı :                 



 bu bir rıza lokmasıdır yiyemezsin demedim ilahi grubu video ile ilgili video



İlgili resimGünün Sözü :














İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
11 Haziran, 2017,Antalya

türkiye simgesi resim ile ilgili görsel sonucu