Ziyaretçi Sayıları

18 Şubat 2017 Cumartesi



ÇOCUK DEDİĞİN

ÇOCUK DEDİĞİN ile ilgili görsel sonucu



Merhaba  Değerli Dostlar,

Bu gün sizlerle, Yazar, Gazeteci ve ressam. Gürbüz Azak' ın" Çocuk Dediğin"  başlıklı bir yazısını  paylaşmak istiyorum. Gürbüz Azak ile ilgili tanıtımımızı  aşağıda bilgilerinize ayrıca  sunuyorum.
Türk toplumunun çocuklara verdiği değeri bu yazımızda anlatmak zaman alır, yine gelişmiş toplumlarla kıyaslama yapmak gerektiğinde aramızdaki farklılıklar oldukça fazla.  Sayın Gürbüz Azak' ın aşağıdaki yazısını okuduğumuzda, konumuzun  Türk Toplumunun çocuklara verdiği değer den ziyade, çocukların yetiştirilme şekli olduğunu anlıyoruz.. Çocuklara verilen değer ile ilgili bir  başka yazımda  bu konuyu yine sizlerle ayrıca paylaşırım.

" Türk toplumu çocuk sever diye bilinir. Sokakta çevirip çevirip miniğinizin yanağını sıkar tanımadığınız insanlar. Yeni doğmuş bebeklere daha da fazla bir ilgi vardır. Kendilerince zarar vermemek için annenin dehşet dolu bakışları arasında bebeğin elini öperler. Oysaki bebek zaten ellerini vücudunun iki yanında tutmaz ki, hep ağzındadır o eller.
Türk halkının sevgisi bu kadarla kalıyor maalesef. Bunun dışında gerçekten çocuğu kollayan, çocuklu ailelere destek olacak kapsamlı sistemler var mı Türkiye’de?

Alıntı : sifirkilometrebizdikler.com

Önce Kendinizi Sevin ve sonra da Sevdiklerinizin değerini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun...En iyi dileklerimle. Esen kalın.


Gürbüz Azak
gürbüz azak ile ilgili görsel sonucu
(5 Temmuz 1938 - ): Yazar, ressam. Acıpayam'da doğdu. Denizli Lisesini bitirdi. 1961'de Hür Vatan gazetesinde ressam olarak çalışmaya başladı. Gazeteciliğini Yeni İstanbul (1962-1965) ve Babıali'de Sabah (1965-1969) gazetelerinde devam ettirdi. 1969-1974 ve 1980-1984 yılları arasında serbest ressam olarak çalıştı. Yeni Asya gazetesinin genel yayın müdürlüğünü (1974 - 1977) ve Tercüman gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yürüttü. 1984'ten sonra Türkiye gazetesinde günlük fıkralar yazdı.



                                         



ÇOCUK  DEDİĞİN

Anneler, babalar!.. " Bizim çocuk yaramaz" diye şikayetçi olmayın. Onları dövmeyin, hırpalamayın, durup durup ağlatmayın. Sevin ve Sevinin!.. Çünkü "uslu" olmayan çocukta cevher vardır. Hamlecilik, araştırıcılık vardır. O "sıradan biri" değildir. Böyle çocukların kıymetini bilin.
Kusura bakmayın. Bendeniz "uslu" çocuklara üzülürüm" çocuk" dediğin biraz yaramaz olmalı "Otur" deyince oturan " kalk " deyince  kalkan. " Vur ağzına, lokmasını al" cinsinden çocuklara kızar, ailesine de acırım. Böyleleri yetmiş yaşına da gelse hep sığınacak gölgeler arayacaktır. onlardan sanatkâr da olmaz Önder de, aranılan "insan" da.
Elimde değil. Ne yapayım?.. Uslu çocukları sevmem.
Günde on kere annesini bağırtmıyor, babasını gün aşırı öfkelendirmiyorsa o çocukta "çocukluk" eksiktir.
Anneler, babalar!.." Bizim çocuk yaramaz" diye şikayetçi olmayın. Onları dövmeyin, hırpalamayın, durup durup ağlatmayın. Sevin ve sevinin! Çünkü" uslu" olmayan çocukta cevher vardır. Sür' at vardır. Hamlecilik, araştırıcılık vardır. O "sıradan biri" değildir.. Böyle çocukların kıymetini bilin.                                                              
     Komşu bahçeden erik koparmış...Erik, o yaşta alınmaz zaten, komşunun hoş görüsü ile koparılır...
Ceviz taşlanır...Elma, toplanır... Azıcıkta görmezlikten geleceksiniz. Üç kuruşluk erik, beş kuruşluk kurtlu elma için bir çocuğun " dünyalara sığmaz kalbini " kırmak onu utandırmak iş değil. Öfkeyi ve hıncı, böyle çocuklardan almayın... Kusura bakmayın ne olur. Komşu bahçede çağırıp duran, dalları eğilmiş zerdali ağacı dururken, " Ayşe Teyze, senin ağaçtan beş tane zerdali alıyorum" demek varken, manavdan yirmi liralık keçi boynuzu isteyen çocuğun aklına şaşarım.
Allah rahmet eylesin. Komşumuz İbrahim  Dayı' yı hatırladım. Çarşıya çıkarken, yolunu bizim oyun alanımızın tam ortasından geçirir ve durup " Çocuklar ikindiye kadar gelemem Soran olursa söyleyin " derdi. Ve, kasabanın en güzel erikleri onun bahçesindeydi... Aslında: " Ben üç beş saat sonra geleceğim. Rahat rahat bahçeme girebilir, dilediğiniz kadar erik yiye bilirsiniz" demek isterdi. Kibar insandı. Dediği vakitten önce de gelmezdi.
Bizlere gün doğardı, iki dakika sonra çelikçomak bir yana, biz bahçeden bir yana...
Tahsil hayatımda hiç de çalışkan biri olamadım. Yıllar sonra dikkat ettim ki, bizler, yani " hiç de çalışkan" olmayanlar( azıcık yaramazlar) bir yerlere varmışız. Çoğumuz yüksek tahsilini tamam edip önemli mevkilere geldi. Politikaya atılanlar bile var. Ama o, akıllı-uslu ve terbiyeli arkadaşların ekserisi tökezledi. Hayat ile uyum sağlayamadılar. Merdiven çıkmaya güçleri yetmedi. Annelerin söz dinleyen o "kuzu gibi" yavruları hala" söz dinleyen kuzular" olarak ömür tüketiyor...
Çocuk; düşecek, kalkacak, çocuk; okuyacak, koşacak cam bile kıracak... Gün gelecek kavga edecek, Oyuncak  bebeğin parmağını koparacak, arabanın tekerini sökecek, Çocuk; hayal kuracak Değnekten atlara binip dünyayı dolaşacak. Bebeğe yamri yumru  gelin elbisesi dikecek. Hesap makinesini üç gün sonra bozacak. Kaybetmeğe, aramaya, bulmaya alışacak. Kaçacak, kovalayacak.
Boş verin uslu çocuklara...
Ve: " Yaramazlara" öfkelenmeyin. Başkalarının çocuğu bile olsa, o ele avuca sığmazlara fırsatlar tanıyın, onlara zaman ve sevgi verin. Dostluk verin. Onlar bize lazım. Onlar önümüzdeki asrın aradıklarıdır. Sakın kıskanmayın, onlar sizden büyük olacaktır.
Alıntı :  Gerçeğe Doğru

https://youtu.be/T9YYHs_jGz4



Günün Sözü :
" Çocukların sevgi görmeye ihtiyacı vardır, özellikle da hak etmedikleri zaman." Harold Hulbert

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
18 Şubat, 2017, Antalya




 


Gerçek Dostlar