24 Mayıs 2016 Salı


NASIRLI  ELLER

NASIRLI EL RESİM ile ilgili görsel sonucu  



 

 

 

Merhaba Değerli Dostlarım,

 Bu günkü yazımda, başkasının emeğine en iyi şekilde saygı göstermek veya ödüllendirmek kişinin yaptığını, geliştirdiğini, yarattığı eseri saygı ile karşılamak. meydana gelen eser beğenilmese veya karşıt görüşlü bir fikri temsil etse dahi, o eseri korumak, yok etmemek gerekir. Ayrıca emeğinden dolayı, eseri meydana getiren kişiye karşı gereken saygı en iyi şekilde gösterilmelidir.
 
El öpülmesi, sevgi, saygı ve hürmet ifadesi olarak bilinir. Küçüklerin büyüklere hürmetlerini gösterebilmek için ellerini öpüp alınlarına götürmeleri yerleşmiş bir adettir. Genellikle yolculuklara gidiş ve dönüşlerde, uzun ayrılıklarda, misafirliklerde, düğün ve bayramlarda el öpme yaygınlaşmıştır. 
İnsanların kendi aralarında tokalaşmaları  ve el öpmeleri genel bir ahlâkı davranıştır: Elin öpülmesi ana-babaya, saygıya lâyık yaşlılara ve hocalara karşı yöneltilen bir davranıştır. Bunların haricinde  herhangi bir nedenle, bir bayanın elinin başa götürülmeden öpülmesi, nezaket kuralları çerçevesinde bir davranış olarak kabul edilmektedir.
Yaşı ilerlemiş olan dostlarım gayet iyi bilirler, büyüklerin her hangi bir nedenle elinin öpülmesi esnasında, küçüklere ' El öpenlerin çok olsun,' denmesi geleneksel  örf ve adetten dir.

Yukarıda bahsettiğimiz konular, bir ulusun kendi  bünyesinde oluşturduğu yazılı hale getirilmeden uygulanan örfi, ahlâki ve  geleneksel kurallardır. Bu kuralları uygulama nesilden nesil e aktarılan birer manevi değer olarak kabul görür ve uygulanır.

Bugün sizlere anlatacağım hikayemiz vesilesiyle, giriş bölümündeki yazımda, etik değerlerimizden biraz da olsa, bahsetme fırsatı bulabildim.

En iyi dileklerimle. Esen kalın.
 
 
Yıl 1971.. Bir bahar günü, otobüsle Düzce’den şehir dışına gidiyordum. Bir durakta adamın biri içeri girdi, selam verip yanıma oturdu. Adam, benden iki misli yaşlı görünüyordu. Ben ise yirmi üç yaşlarında bir talebeydim.
Kısa bir sohbetten sonra, kendisinin çiftçilikle uğraşan çalışkan bir köylü olduğunu anladım. Çok samimi bir hali vardı. İlk defa görüşmemize rağmen, kırk yıllık ahbap gibi sohbet ediyorduk.
Bu arada onun bir hali dikkatimi çekti. Ellerinin içini hep kapalı tutuyor, benden gizlemeye çalışıyordu. Bunu anladığımı fark edince de duramadı, sebebini açıkladı:

– Kusura bakmayın. Ellerimi göstermeye utanıyorum. Biz tarla-toprak işlerinde çalışıyoruz. Kök ve otları yoluyoruz. Ellerimiz de böyle nasır bağlıyor.
el öpme resmi ile ilgili görsel sonucu

Ellerini açıp gösterdi. Hayatta böyle bir el görmemiştim, bir daha da görmedim! Ellerinin içi, parmak uçlarına kadar neredeyse bir santim uzunluğunda, kapkara ve diken kökü gibi nasır uzantılarıyla kaplıydı.
Bu çilekeş adama dedim ki:

– Siz bu ellerle değil utanmak, iftihar etmelisiniz. Çünkü medeniyetler varlığını bu ellere borçludur. Eğer nasırlı eller olmasaydı ne gemiler yüzer, ne uçaklar uçar, ne de şu otobüs yürürdü. O eller olmasaydı ekinler ekilmez, mahsuller biçilmez, insanlar yiyecek ekmek bulamazdı. Nasırlı eller, medeniyetlerin mimarı şerefli ellerdir.

O ellerin sahibi, bu sözlerden son derece memnun kaldı ve rahatladı. Bana tekrar tekrar dualar ve teşekkürler etti. Nihayet kavşakta ineceğim sırada, saygıyla elimi öpmeye kalktı. Fakat ben ondan önce davrandım; o nasırlı elleri öptüm ve arabadan indim.

Kaynak : Seçme Hikayeler.

Günün Sözü :
Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak lazım. Necip Fazıl Kısakürek

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
Mayıs 23, 2016, Antalya