7 Ağustos 2016 Pazar



KISA HİKAYELER VE  ÖYKÜLER








 

 

 

 

 

Merhaba Değerli Dostlar,

İki gün sizlerle birlikte 70 li ve 80 li yıllar ile ilgili  nostaljik anılar yaşadık,  her iki yazım için de sizlerin ilgisi muhteşem oldu, meğer o günleri arayan ve yaşamak isteyen çok sayıda okuyucum varmış. Alakalarından dolayı, kendilerine en derin sevgi ve saygılarımı yolluyorum.

Geçmişlerine sahip çıkan toplumlar, gelecekleriyle ilgili her hangi bir endişe duymazlar. Geçmiş, toplumların gelecekte en değerli aynasıdır.

Yeni yazılarıma Kısa Hikayeler ve Öykülerle devam edeceğim, bugün ve gelecek günlerde paylaşacağım yazılarım, umarım ilgilerinizi çeker.Aşağıda  ' Kısa Hikaye ve Kısa Öyküler' ile ilgili açıklama yapmak istedim. Gelecek zamanda bu tür yazıların en  büyük yazarı ve  üstadı Ömer Seyfettin' in  bazı Hikayelerini ve Öykülerini sizlerle paylaşmağa çalışacağım.

En iyi dileklerimle. Esen kalın.

 

Kısa Hikayeler, Kısa Öyküler

Kısa Hikaye (Öykü) gerçek ya da gerçeğe yakın bir olayı aktaran kısa düz yazı şeklindeki anlatıya öykü veya eski adıyla hikâye denir. Kısa oluşu, yalın bir olay örgüsüne sahip olması, genellikle önemli bir olay ya da sahne aracılığıyla tek ve yoğun bir etki uyandırması ve az sayıda karaktere yer vermesiyle roman ve diğer anlatı türlerinden ayrılır. Öyküde, olayın geçtiği yer sınırlı, anlatım özlü ve yoğundur. Karakterler belli bir olay içinde gösterilir. Bu karakterlerin de çoğu zaman sadece belli özellikleri yansıtılır. Konu tümüyle düş ürünü olabilir, ya da son derece gerçekçidir. Genellikle ironik bir rastlantı yoluyla yaratılan özel bir an üzerindeki yoğunlaşma sürpriz sonlara olanak verir. Tanzimat'tan sonra edebiyatımıza girmiştir. Öykünün bizdeki ilk gerçek temsilcisi olarak Ömer Seyfettin'i görmek mümkündür. Falaka, Başını Vermeyen Şehit, Pembe İncili Kaftan gibi dönemin sosyal olaylarını gözler önüne seren Ömer Seyfettin çok sayıda hikayesiyle Türkiye'de hikayeciliğin gelişmesine çok büyük katkı sağlamıştır. Kaynak: Vikipedi

Hikayemiz :
BALON
Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını gizleyemiyordu.
Onu hayrete düşüren şey, "Bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl havaya kaldırmadığı idi.
Baloncu dinlenmek için durakladığında o da duruyor
ve sonra yine takibe koyuluyordu. Bir ara adamın
kendisine baktığını fark ederek ona doğru yaklaştı                                          
ve bütün cesaretini toplayarak:
-Baloncu amca, dedi. Biliyor musun benim hiç balonum olmadı.
Adam çocuğu söyle bir süzdükten sonra:
İlgili resim-Paran var mı? diye sordu. sen onu söyle.
-Bayramda vardı, diye atıldı çocuk, önümüzdeki bayram yine olacak.
-Öyleyse bayramda gel, dedi adam. Acelem yok, ben beklerim.
Çocuk sessizce geri döndü. O ana kadar balonlardan
ayırmadığı gözleri dolu dolu olmuş, yürümeye bile mecali
kalmamıştı. Bir kaç adım attıktan sonra elinde olmadan
tekrar onlara baktığında, gördüklerine inanamadı.
Balonlar, her nasılsa adamın elinden kurtulmuş ve
yol kenarındaki büyük bir akasya ağacının dallarına takılmıştı.
Çocuk, olup bitenleri büyük bir merakla takip ederken,
baloncu ona doğru dönerek:
balon satıcısı ve kız video ile ilgili görsel sonucu-Küçük, diye seslendi. Balonları ağaçtan kurtarırsan
birini sana veririm. Yapılan teklif,
yavrucağın aklını başından almıştı.
Koşarak ağacın altına doğru yöneldi ve ayakkabılarını  
aceleyle fırlatıp tırmanmaya başladı.
Hedefine adım-adım yaklaşırken duyduğu heyecan,                   
bacaklarını kanatan akasya dikenlerinin acısını
hissettirmiyordu. Sincap çevikliğiyle balonlara
ulaştığında bir müddet onları seyretti ve
dallara dolanan ipi çözerek baloncuya sarkıttı.
Ancak balonlardan birisi iyice sıkıştığından
diğerlerinden ayrılmış ve ağaçta kalmıştı.
Çocuk onu kurtarmaya kalkışsa,
balon satıcısı ve kız video ile ilgili görsel sonucudikenlerden patlayacağını çok iyi biliyordu.
İster istemez balonu yerinde bırakıp
aşağıya indi ve adama dönerek:
-Birini bana verecektiniz, dedi. Hangisi o?
Adam elini tersiyle burnunu sildikten sonra:
-Seninki ağaçta kaldı evlat, dedi. İstersen çık al.                              
Çocuk bu sefer ayakta bile duramadı.
Kaldırım kenarına oturup baloncunun
uzaklaşmasını bekledikten sonra,
dallar arasında parlayan balona uzun uzun bakarak:

"Olsun", diye mırıldandı. "Olsun." Ağacın üzerinde
kalsa da, bir balonum var ya artık..
Kaynak: Vikipedi


Günün Sözü : 
Çocuklar, anne ve babalarının kötü örnekleriyle bozulmaya devam ettikçe, yeni bir dünya kurulamaz.
Alexis Carrel

https://youtu.be/l3StWBWdCFA




İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
Ağustos 06, 2016, Antalya