MUTLULUĞUN SIRRI BULUNDU


                                                                                                                     




Merhaba Gönül Dostlarım,


 19 Ocak' ta başlayıp 05 Şubat 2018 tarihinde sona erecek olan  Karne Tatilinde, Tüm Öğrencilerimizin mutlu ve sağlıklı güzel bir Yarı Yıl tatili geçirmeleri dileklerimle.

' İnsanı En Mutlu Eden Şey Nedir? ' başlıklı dünkü yazımın devamı niteliğindeki bugünkü yazımda ' Mutluğun Sırrının Bulundu' ğu haberini daha detaylı bir şekilde anlatan, ilgiyle izleneceğine emin olduğum ve çok ilginç olan aşağıdaki sayfayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Sizlerden ricam yazıyı sonuna kadar okuyun lütfen!

Gerçek Mutluluğun 3 Sırrı

Sevgi… Sevgi… Sevgi…

İnsanın ömrü boyunca peşinden koştuğu mutlulukla ilgili bugüne kadar sayısız araştırma yapıldı. Konuyla ilgili yapılmış en uzun ve kapsamlı çalışmalardan birinin sonuçları bütün bu araştırmaları özetler nitelikte. Bilim son noktayı şöyle koyuyor: 

" Hayatta mutluluğun yolu ilişkilerimizden geçiyor."

Harvard Üniversitesi psikiyatristlerinden Robert Waldinger önderliğinde yürütülen 75 yıllık çalışma, şimdiye dek yetişkin hayatı üzerinde yürütülmüş en uzun süreli çalışmalardan biri ve çok sayıda araştırmanın sonucunu içinde barındırıyor. 1938 yılında başlatılan araştırma için 12 ve 16 yaşları arasında 456 kişinin mutluluk seviyeleri, hayatları boyunca belirli aralıklarla kayıt altına alınmış. Bu kişilerle iki yılda bir yapılan anketlerde evlilik durumu, çalıştıkları işten duydukları tatmin duygusu ve sosyal aktiviteleri gibi kriterlere bakılmış. Her beş yılda bir kapsamlı fiziksel kontrollerden geçirilmişler. Sonuç olarak ortaya çıkan büyük buluşu araştırmacılar şöyle özetlemiş: İyi ilişkiler içinde olmak bizi daha mutlu ve sağlıklı yapıyor!


Waldinger mutluluğun reçetesini üç maddede özetliyor:

1- Aile, arkadaşlar ve sosyal çevreyle yakın ilişkiler kurmak
2- Kurulan ilişkilerin sayısına değil niteliğine önem vermek
3- İstikrarlı, destekleyici bir evlilik hayatı

"Toplum, iş ve para kazanmaya diğer her şeyin üzerinde vurgu yapıyor. Oysa bu 75 yıl boyunca çalışmamız gösterdi ki en mutlu ve geç yaşa kadar en sağlıklı kişiler aile, arkadaş ve sosyal çevreleriyle ilişkilerine yatırım yapanlar oluyor" diyor Waldinger.


Waldinger belki hepimizin kalpten hissettiği bir gerçeği bilimle destekliyor. Öyleyse bize hayatımızı kendimize, insanlara ve diğer canlılara karşı daha çok sevgiyle doldurmaktan başka bir şey kalmıyor.


Waldinger'ın mutluluğun sırlarıyla ilgili TED konuşmasına da kulak vermek isteyebilirsiniz.www.ted.com/talks/

Önce Kendinizi Sevin, sonra da Sevdiklerinizin, sahip olduklarınızın ve size değer verenlerin kıymetini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... 


Unutmayın ki, sizin beğenmediğiniz yaşantınız, bir başkasının hayali olabilir..

Mutluluğun sırrı bulundu

İnsanların mutlu bir ömür sürmelerinin sırrı nedir dersiniz? Bu konuda çelişkileriniz varsa sizi 75 yıl süren çalışmayı okumaya davet ediyoruz... Sonuçları şaşırtıcı. Mutluluğun sırrı iyi ilişkiler kurmaktaymış.

mutluluk resim ile ilgili görsel sonucuilk şey ne olurdu? Muhtemelen birçoğunuz önce çok para ve ün derdiniz. Eh bu konuda yalnız olduğunuzu da söyleyemeyeceğiz... Yapılan anketlerde yüzde 80 benzer cevaplar veriyor. Ancak Harvard Tıp Okulu’nda profesör olan psikiyatr Robert Waldinger’e göre hepimiz yanılıyoruz! Yetişkinler üzerinden yapılan ve 75 yıl süren bir araştırmayı yürüten Waldinger’in elde ettiği veriler bize durumun hiç de öyle olmadığını söylüyor... Ted platformunda konuşan psikiyatr, bilgi birikimini, mutluluğun formülünü ve uzun ömrü getiren bilgeliği anlatıyor...
724 erkek üzerinde yapıldı
Robert Waldinger’in yöneticiliğini üstlendiği ve 75 yıl süren ‘Kaliteli, mutlu ve sağlıklı bir yaşam nasıl sürülür?’ konulu bir araştırma yapılıyor. Anket sonuçları gösteriyor ki genç yetişkinlerin yüzde 80’i zenginliğin onlara mutluluğu getireceğine inanıyor. Yine bir başka yüzde 50’yse bunun şan-şöhretle mümkün olduğu kanısında. Ancak bu cevabı kabul etmeyen araştırmacılar yıllardır bu konu üzerinde çalışıyor, insanların seçimlerini, bu seçimlerin onların hayatlarını nasıl etkilediğini inceliyorlar. Araştırmayı yürüten ekip, insanlara geçmişlerini sormak yerine gençlik yıllarından başlayarak tüm hayatlarını inceleme altına almaya karar veriyor. Böylece dünyanın en uzun süreli araştırmalarından biri olan çalışmanın hikayesi de başlamış oluyor... The Harvard Study of Adult Development tarafından yürütülen çalışma bugüne kadar 724 erkeğin hayatının her alanını takip etmiş. 1938’de başlayan ve birkaç nesil değiştiren araştırmanın ilk deneklerinden 60 tanesi hala onlarla birlikte çalışıyor ve şu an 90’lı yaşlarındalar. Waldinger’se çalışmanın başına geçen dördüncü yönetici. 1938 yılında başlayan ve iki farklı türdeki erkeği inceleyen (birinci grup II. Dünya Savaşı sırasında yaşayan üniversite mezunları ikinci grup 30’lu yıllarda Boston’nun fakir mahallelerinde doğup büyüyen, sorunlu ailelerden gelen çocuklar) araştırmacılar o gün bu gündür bu kişileri izliyor. Waldinger’in anlattığına göre o çocuklardan bazıları fabrika işçisi, kimisi avukat, doktor hatta bir tanesi ABD başkanı oldu. Bazıları alkolik, bazısı da gelişmiş şizofreni hastası oldu. Ancak ne olursa olsun araştırmacılar incelemelerini sürdürdüler. Hala her iki yılda bir bu kişilerle görüşüp hayatları hakkında bilgi alıyorlar.
Yalnızlık bir zehir
Bunca yıldır süren bu derin ve uzun araştırma sonucunda elde edilen veriyse aslında basit: “Sağlıklı ilişkiler kurmak bizi sağlıklı ve mutlu kılar.” İlişkiler hakkında üç önemli şey öğrendiklerini söyleyen Robert Waldinger “Bunlardan ilki sosyalleşmek bize gerçekten çok iyi geliyor ve aksine yalnızlık bizi yavaş yavaş öldürüyor. İncelediğimiz denekler içinde sosyal paylaşımı güçlü olanların iletişim kurmayanlara oranla daha mutlu, fiziksel olarak daha sağlıklı olduklarını ve daha uzun yaşadıklarını gördük. Ve yalnızlığın bir zehir olduğunu fark etik. İnsanlardan izole edilerek yaşayan kişilerin beyin fonksiyonlarının daha az çalıştığını, sağlıklarının kötü olduğunu ve daha kısa yaşadıklarını kaydettik” diyor.
Önemli olan iletişimin niteliği
Tüm bu yalnızlık meselesini incelerken araştırmanın en önemli ikinci bulgusunu da farkına vardıklarından bahseden Prof. Dr. Robert Waldinger,  şunları anlatıyor: “Çevrenizde ne kadar insan olduğu, arkadaş sayınız, aile bireylerinin fazlalığı önemli değil. Önemli olan onlarla kurduğunuz ilişkilerin niteliği. Sürekli bir çatışmanın ortasında yaşamanın insan sağlığı için gerçekten çok zararlı olduğu ortaya çıktı. Sevgisiz ortamlar, çatışmalı evlilikler bizi kötü etkiler. Ayrıca araştırmalar gösteriyor ki mutsuz bir evliliktense boşanma çok daha iyi. Ve samimi ilişkiler insanlar için koruyucu bir faktör.”
Sosyalleşmek beyninizi de korur
İnsanları mutlu ve sağlıklı kılan hususları araştırdıkları çalışmalarında elde ettikleri verilerden üçüncüsü de şu olmuş. “İyi ilişkiler kurup sosyalleşmek yalnızca bedeninizi değil beyninizi de korur.” Waldinger’ in söylediğine göre çevrenizdeki insanlara değer vermek, onların düşüncelerine saygı göstermek ve sağlıklı ilişkiler kurmak sizin anılarınızı koruma altına alır. Psikiyatrın dikkat çektiği noktalardan biri de şu: “Kurduğunuz ilişkiler illaki mükemmel olacak, eşinizle asla tartışmayacaksınız, ya da fikir ayrılığına düşmeyeceksiniz demiyorum. İncelediğimiz bazı 80’ lik çiftler hemen hemen her gün tartışıyor ama genele baktığınızda birbirlerine derinden bağlılar ve saygı duyuyorlar.”
Önemli olan insana değer vermek
insana değer vermek resim ile ilgili görsel sonucu
Psikiyatr Robert Waldinger’ in TED’deki konuşmasını dinlediğimizde fark ediyoruz ki aslında uzun, sağlıklı ve mutlu bir hayat yaşamanın sırrı empati yapabilmek, saygılı olmak ve diğer insanlara değer vermekten geçiyor. “Peki bunu başarmak bu kadar zor mu?” diye soran Robert Waldinger, cevabı da kendisi veriyor: “Sonuçta bizler insanız. Biz bütün problem hemen çözülsün isteriz ve hayatımızı bu şekilde daha iyi hale getirebileceğimize inanırız. Bizim için ilişkiler kötü ve karışıktır, ailemize ve arkadaşlarımıza vakit ayırmaksa çok zor bir iştir. Bu yaşam boyu sürecek gibi görünüyor, sonsuz döngünün bir parçası. Yaptığımız uzun araştırmada çalıştığımız mutlu, emekli insanlar arasında farklı iş yerlerinde farklı kişilerle tanışmış ve onlarla çalışmış olanlar vardı. Ve tabii bunca yıldır araştırmaya katılan denekler içinde mutluluğa para ve şöhretle sahip olabileceğine inanan birçok kişi de oldu. Ama biz tekrar tekrar gördük ki insan için en iyisi topluma, aileye ve arkadaşlara önem vermek.”
 Alıntı : stargazetesi.com.tr
https://www.ted.com/.../robert_waldinger.../transcript?...
www.ted.com/talks/
robert waldinger kimdir ile ilgili video

Günün özü :  

insana değer vermek resim ile ilgili görsel sonucu










İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
20 Ocak 2018, Antalya