YOKLUKLARDAN MUTLULUK YARATMAK





Merhaba Gönül Dostlarım,


  ' Hepimiz Mutlu Olmak Zorundayız'  başlıklı bir başka Belgin Eryavuz yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Dünkü yazımda " Mutluluğun Sırrı Hygge Felsefesi' başlıklı yazımızda  Danimarkalıların   ' Hygge Felsefesi'  sayesinde Dünyanın en mutlu insanları oldukları hakkında bilgiler vermiştim. Yazıdan anlaşıldığı gibi küçük şeylerle Mutluluğu elde ederek, Dünyada en  Mutlu ülkeler sıralamasında defalarca ilk sırayı alabiliyorlar.
Demek ki önemli olan Mutluluğu yoktan var edebilmek, küçük ve basit şeylerle mutlu olabilmek bu işin sırrı olsa gerek.
" Mutluluk isteklere ulaşma durumudur. Zihinsel ve duygusal bir yeterlik halidir. Anlamı üzerine çok çeşitli düşünceler mevcuttur. Asgari tanım olarak “ulaşmış olmayı” kabul edebiliriz. Mutlu olmak çoğu zaman beklentiler ile ilgilidir. Her insan mutluluğu kendi ölçütleriyle belirler. “Mutlu oldum” demedikçe kimsenin mutlu olmaması bunun kanıtıdır. Yine, siz mutluyum dediğiniz sürece kimse mutluluğunuzu alamaz. Mutluluk kişiseldir ve çoğunlukla hayattan beklentiler ile ilgilidir.
 Mutlu olmak için başkalarına bakmayı bırakıp kendinizi fark etmeniz ve yetinmeniz gerekiyor. Başkalarına göre yaşama hastalığından kurtulabilirseniz, mutluluğun her zaman sizinle olduğunu göreceksiniz."
Alıntı 

Önce Kendinizi Sevin, sonra da Sevdiklerinizin, sahip olduklarınızın ve size değer verenlerin kıymetini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın...  

Unutmayın ki, sizin beğenmediğiniz yaşantınız, bir başkasının hayali olabilir...

HEPİMİZ MUTLU OLMAK ZORUNDAYIZ!

Hepimiz MUT‘’ LU olmak zorundayız.’’

Evet yanlış okumadınız. Zorundayız. Bu sefer ki yazı başlığım tam bir emir kipi içeriyor.

Neden mi?

Gelin cevabı; izlediğimde beni hayli etkileyen ‘Mutluluğu Arayan Adam’ filminin kahramanı; Hector versin.

‘’Çünkü hepimizin mutlu olma kapasitesi var. İşte bize düşen o kapasiteyi tam verimi ile çalıştırmak. Yorulmaya fırsat kalmadan.’’ 

Peki bunu nasıl yapacağız?

Zorluklarla mücadele ederken, giderek artan yoklukla baş etmeye çalışırken, sevgisizlik yerini şiddete bırakırken; nasıl mutlu olmak zorunda olabiliriz ki?

Aslında kolay bir felsefe yöntemi var bunun için. Bizlere YOKLUKLARDAN MUTLULUK YARATMANIN yollarını gösteriyor.

İsmi ise HYGGE FELSEFESİ.

İskandinav ülkeleri için adeta bir YAŞAM BİÇİMİ.

Öylesine içlerine sindirmişler ki hayati bir kavram olarak dünyalarına katmışlar.
Şimdilerde tüm dünyada ses getiriyor bu kavram. Konu ile ilgili kitaplar yok satıyor. 

Bu felsefeye uygun sohbet alanları, kafeler, barlar, oteller yapılıyor. Hatta bazı üniversiteler öğrencilerine bu kavramı öğreten derslere başlamış.

Hygge Felsefesi, uzun zamandır dünyanın en mutlu ülkesi olarak seçilen Danimarka’da ortaya çıkmış.

Bulundukları konum, yaşadıkları coğrafik şartlar, zorlayıcı mevsimler ve hayat şartları; yılar içinde onları öyle zorlamış ki; sonuçta buldukları bu basit yöntemle mutluluk sıralamasında zirveye ulaşmışlar. Bu kavramı o kadar benimsemişler ki, hayatlarının her anına katmışlar.

Kelimenin tam bir karşılığı yok. 
Olumsuzlardan uzaklaşıp; ruhu sakinleştirmek ve küçük mutluluklardan keyif almaya çalışmak aslında. Belirli katı kuralları da yok. Herkese göre değişiyor. Yeter ki bizi nelerin mutlu ettiğini bilelim. Onları yaratmak ve hatta korumak adına özen gösterelim.

Hani ruhumuz dinginlik salıncağında aheste aheste salınırken; 
göz bebeklerimizin güldüğü, içimizin ısındığı ANLAR vardır. Kısacık süren ama, bizi var olan sorunlarımızdan uzaklaştıracak kadar güçlü olan ANLAR.

Her türlü zorluğun ötesine geçmemizi sağlayan MUTLULUK anlarıdır onlar. Hepimizin yakalayabileceği kadar kolay olmasına karşın, ne yazık ki çoğumuz sadece seyrederiz. Başaramayacağımıza inancımız o denli yüksektir ki denemeyiz bile. Kötü zamanların içinde gizlenen minicik pırıltıları fark etmeyiz. Çünkü yaşanan zorlukları hemen kabullenip, üzüntünün kıskacına kendimizi koy vermek kolayımıza gider.

Böyle zamanlarda hemen hatırlayalım istiyorum bu kavramı. Elimizdeki her ne ise, eğer imkan varsa bırakıp, bizi gülümseten bir güzelliğe adım atmak yetecek o anı yakalamak için. Ortamı bırakamıyor, bizi zorlayan olaydan kaçamıyorsak işimiz kolay değil farkındayım. Ama istersek mutlaka kendimizce bir çözüm bulabiliriz diye düşünüyorum.

Yazımızın 
başlığını hatırlayalım mı?

Mutlu olmak zorundayız. Bu kadar.

Bu felsefede bazı ipuçları da var istersek uygulayabile ceğimiz.

Ruhumuzu sakinleştirecek ortamlar yaratmak ilk önceliğimiz. Anı yakalamak için farkında olmak da. Ardından minicik keyifli adımlar atmaya başlayabiliriz. Ruhumuz yavaşça dinginliğe vardığında; şükretmenin gücüyle elimizdekileri daha çok sevmenin tadına varabiliriz. Attığımız aceleci adımları yavaşlatarak akışta kalmaya özen göstermek elbette çok önemli. Ahenkle yaşamı koklarken, PAYLAŞMAnın enginliğinde kulaç atmak, hayatın içinde güvenle yol aldığımızı düşünürken kocaman GÜLÜMSEMEK. İşte mutluluğumuz katmerlendi.

Sadelik içindeki naif bir yaşam ortamı ve yapacağımız basit şeylerle yorulmaya gerek kalmadan mutlu olmak elimizde olmalı. Haksız mıyım?

Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ

22.11.2017

Kaynaklar:http://www.neotempo.com;http://zeynepcansoylu.comhttp://nordiksimit.org.

https://www.youtube.com/watch?v=dj3XxYAscB4

hector mutluluk peşinde fragman ile ilgili video

Günün Sözü: " İnsanlar görevlerini yapmanın kendilerini mutlu edeceğini, mutlu olmanın da bir görev olacağını öğrenselerdi, daha iyi bir dünyada yaşarlardı. Bir insanın mutlu olması, başkalarının da mutlu olmasını kolaylaştırır."   John Lubbock 

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
11 Ocak 2017,  Antalya