Ziyaretçi Sayıları

22 Ocak 2017 Pazar


BİR HANIMEFENDİ ANLATIYOR


bir hanımefendi anlatıyor RESİM ile ilgili görsel sonucu























Merhaba Dostlar,

Göçmen Kuşlarla ilgili hikayelerimizi birlikte paylaştık. Her iki hikayeden kendimize kalan düşünceleri ve bizde bıraktığı izlenimleri uzun bir süre aklımızdan çıkacak gibi gözükmüyor sanırım. Havada uçan bir kuş sürüsü gördüğümüzde bu iki hikayeden bazı bölümleri hatırlayacağımızdan eminim.

Bugünkü kıssamız İstiklal Savaşımız döneminde vermiş olduğumuz Milli Mücadele yıllarında geçen küçük bir öyküyü  ve okuyunca çok etkileneceğiniz, o dönemin  zorluklarını ve verilen mücadeleleri bir nebze de olsa gözler önüne sermek adına sizlerle paylaşmak istedim.

bir hanımefendi anlatıyor RESİM ile ilgili görsel sonucuOsmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’ndaki yenilgisini belirleyen Mondros Ateşkes Antlaşması (30 Ekim 1918) ile Anadolu ve Trakya her türlü işgale açık bir duruma geliyordu. Çünkü Mondros ateşkes hükümleri galip devletlere gerekli gördükleri her yeri işgal etme hakkı tanıyordu. Ülke işgale uğrarken Padişah için önemli olan; saltanatın, halifeliğin ve hanedanın selameti idi. Bu antlaşma çok ağır koşulları içerirken, İstanbul Hükümeti ileride yapılacak barış görüşmelerinde bu koşulları hafifletebileceğini umuyordu.



Önce Kendinizi Sevin ve sonra da Sevdiklerinizin değerini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun...En iyi dileklerimle. Esen kalın.                        
     
Bir hanımefendi anlatıyor:
1919 yılı idi. İstanbul baştan aşağı İngilizlerin işgali altındaydı .
kuvayi milliye kurtuluş savaşı destanı nazım hikmet dizisi ile ilgili görsel sonucuLiseyi yeni bitirmiştim. Güzel bir kızdım. Dünür gelmeye başladılar.
Biri avukatmış, gösterdiler uzaktan, boylu poslu yakışıklı bir delikanlıydı, beğendim. Nişanlandık. Nişanlımı seviyordum. Mutlu bir yuva kurmak hevesi ile lamba ışığının altında sabahlara kadar oyalar örüyor, çeyizler hazırlıyordum. Ama çok geçmedi ki, mahallede bir dedikodu yayıldı. (Ayşe’nin nişanlısı avukat değilmiş, ipsizin biriymiş, üstelik cami önlerinden tabut taşıyarak karnını doyuruyormuş..) dediler.
Alt üst oldum. Babam götürdü, uzaktan izledik, gerçekten de tabut taşıyordu…Yıkıldım. Nişanı atıp, ayrıldık.
Aradan 5 yıl geçti. Evlenmiştim, Bir de çocuğum olmuştu. 1924 yılıydı. Artık ülkemiz özgürdü. Bir gün Beyoğlu’nda rastladım O’na. Oğlum yanımdaydı. Beni görünce titredi, ceketini düğmeledi. Saygı göstererek durdu önümde.
– Vaktiniz varsa size bir çay ikram etmek isterim, dedi.
– Olur, dedim. Bir büroya girdik. Burası bir Avukatlık bürosuydu ve kapıda adı yazıyordu. İçeride yardımcıları çalışıyordu.
– Siz gerçekten avukat mısınız? dedim.
– Evet, dedi.
– Peki, avukatsınız da neden cami önlerinden tabut taşıyordunuz? diye sordum.
Durdu, başı öne eğildi.
– Beni affedin , dedi. İstanbul işgal altındaydı, Her taraf İngiliz askeri kaynıyordu. Her şeyi didik didik arıyorlardı. Biz de Anadolu’ya, Milli kuvvetlere ancak, cenaze süsü vererek tabutlarla silah kaçırıyorduk.
Bu ülke için yaşamsal bir işti. Bunu size bile söyleyemezdim!…

BU VATANI, CANLARINI ve AŞKLARINI FEDA EDEBİLENLERE BORÇLUYUZ. KENDİLERİNE İTHAFEN, RUHLARI ŞAD OLSUN.

kurtuluş savaşı video ile ilgili videoOkuduysanız Paylaşalım bu güzel kıssayı herkes okusun

Alıntı : hayatrengi.com

https://youtu.be/cBC5wIXG3qU



Günün Sözü :
Vatanın bütünlüğü, Milletin istiklali tehlikededir. Milletin istiklalini yine milletin
azim ve kararı kurtaracaktır.
Mustafa Kemal Atatürk , Amasya Tamimi


İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
22 Ocak, 2017, Antalya



Not: Bu resmi merak eden değerli okurlarım için bir açıklama gereği duyuyorum. Bahara ve Güneşli günlere  özlem ve hasret duyanlar için bir sembol olarak konmuştur.  Geliverse de güneşli günler gidiversek yine öyle sağa, sola...
 

Gerçek Dostlar