İSTANBUL' DA  KADIN OLMAK...

İstanbul'da kadın olmak zor



Merhaba Gönül Dostlarım,

Bu yazımızda İstanbul' da yaşayan ve çalışan Kadınlarımızın  bu şehirde  günlük yaşantıları esnasında karşılaştıkları ve  mücadele verdikleri zorluklar bizlere anlatılıyor

Bloğumda  Global  paylaşımlar yapmam nedeniyle mümkün olduğunca yapıcı, eğitici, yol gösteren ve özendirici konuları gündeme getirmek en önemli prensibimdir.
İstanbul aşığı biri olarak bu güzel şehrimizin kötü yanlarını ortaya çıkarmayı hiç bir zaman düşünemem, fakat bazı istatistiki bilgileri göz ardı etmeyelim.

Thomson Reuters Vakfı'nın yaptığı ankete göre İstanbul kadınlar için en tehlikeli mega kentler arasında 10. sırada. Cinsel şiddet ve taciz tehlikesinde ise 19 şehir arasında en kötü 6. kent.
BBC Türkçe' de yer alan habere göre, anket için 1 Haziran-28 Temmuz tarihleri arasında nüfusu 10 milyonun üzerindeki 19 büyük kentte 380 uzmanla görüşüldü.

Bu kentlerde kadınlara yönelik cinsel şiddet, zararlı kültürel uygulamalar ve sağlık hizmetleri ile kadınların ekonomik güçleri ve eğitime erişimleri incelendi.
Puanlama en kötü 1, en iyi 19 şeklinde yapıldı.
Ankete göre kadınlar için dünyadaki en tehlikeli mega kent ise Mısır' ın başkenti Kahire.
Kahire'yi Pakistan'ın Karaçi, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin başkenti Kinşasa ve Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi izliyor.
Kadınlar için en güvenli kentler ise Londra, Tokyo ve Paris.

Alıntı : CNN Türk

"SOKAKLARINDA NE ÇOK ERKEK YÜRÜRSE YÜRÜSÜN, BU ŞEHRİN KENDİSİ DİŞİ"
Yüksek ökçelerle okey taşlarının melodisini dinlediniz mi? bir kahvehanede oturdunuz mu ya da balık pazarından yürüdünüz mü gül rengi gece elbisenizle?

Vogue Türkiye, İstanbul'un erkek egemen mekanlarında kadın gibi kadın olmanın izini sürdü..."
 
Elif Şafak İstanbul'da kadın olmayı yazdı,

Kim ne derse desin, sokaklarında ne çok erkek yürürse yürüsün, bu şehrin kendisi dişidir, tabiatı kadınsı. Uzun, dalgalı saçlarını savurur rüzgarda. Kahkahası martı çığlıklarına karışır.

Yüksek ökçelerle okey taşlarının melodisini dinlediniz mi? bir kahvehanede oturdunuz mu ya da balık pazarından yürüdünüz mü gül rengi gece elbisenizle?

Tarih boyunca nice şairin, nice seyyahın gözünde İstanbul alımlı, gizemli, çetin ceviz bir kadındır. İmkansız sevgilidir.

Ne var ki İstanbul' un kaldırımları, sokakları, meydanları hep erkeklere açıktır, hep onlara.

Biz kadınlar, ruhu dişi olan bu şehirde tuval üzerinde akan renk dereleri gibi ararız yolumuzu; yürürüz, daima ileriye, ufuk çizgisine baka baka. İstanbul ile kız kardeş oluruz..."

Alıntı : Elif Şafak

YAZININ DEVAMI VOGUE TÜRKİYE HAZİRAN SAYISINDA...

Önce Kendinizi Sevin  sonra da Sevdiklerinizin ve sahip olduklarınızın değerini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... 
Unutmayın ki, sizin beğenmediğiniz yaşantınız, bir başkasının hayali olabilir...

Biz İstanbul kadınları

Böylesine büyük bir metropolde yaşamak kolay mı zannediyorsunuz?
Hem kadın olacaksın, hem hürriyetini koruyacaksın, hem gerektiğinde taksi şoförleriyle kavga edeceksin, hem trafikte küfürü basacaksın, hem masada zarif kadını oynayacaksın...

Gerektiğinde erkek Fatma gerektiğinde Kezban gerektiğinde Bond kızı olabilmeyi başaracaksın... Hatta gerektiğinde Bond’un kendisi olacaksın!
İstanbul kadını olmak, farklı karakterleri matruşka bebek gibi iç içe giymek demek... Şizofreninin dibine vurmak demek... Evde, mutfakta, sokakta, ofiste, restoranda ve gece kulübünde farklı kadınlar olmayı becerebilmek demek...
Koca çantalarla gezmek demek... Çantanda düz bir çift ayakkabı taşımak, gerektiğinde sokak ortasında ayakkabı değiştirmek, gerektiğinde onları bir savunma silahı olarak kullanmak demek... Kolunda Louis Vuitton, yüksek ökçelerle metrobüs peşinden koşmak demek... Trafik nedeniyle işten çıkıp, eve uğrayıp akşam için hazırlanmak diye bir seçenek yoktur. İstanbul kadını, ofiste veya arabanın bagajında orta ölçekli bir gardırop bulundurmak demek...
İstanbul kadını olmak, sürekli erkeklere yol vermek demek... Restorandan, asansörden, merdivenden, vs. çıkarken hiçbir zaman erkekler kadınlara öncelik vermez. Ben artık abartıp “Buyurun” diyorum, teşekkür bile etmiyorlar.
Direnişlerde en ön saflarda yer almak demek... TOMA’ya göğüs germek, kafanı çevirerek biber gazından zarifçe korunmak demek... Eyleme giderken evi, çocuğu, işi, sorumlulukları unutmamak demek...
İstanbul’da hayatta kalabilmek için sahip olmanız gereken pek çok özellik vardır.
İkna kabiliyetin yüksek olmalı: Yağmurlu havada taksi bulmak ve yolcu olarak kabul görmek için.
Kolay pes etmeyeceksin: Her zaman zorlayacaksın. Farklı yollar deneyeceksin. “Hayır” bir cevap değildir. Çene gücüyle açılmayacak kapı yoktur.
Erkek gibi davranacaksın: Narin, nazik, kırılgan olmayacaksın. Hatta yürürken bir omzu hafif aşağı indireceksin, ucuz kaba dayı filmlerindeki karakterler gibi poz keseceksin.
Kadının dibi olacaksın: Güzel ve bakımlı da olacaksın. Kadınsal rekabetler de ağırdır bu şehirde.
Yön duygun iyi olacak: Yollar, duraklar, binalar sürekli değişir. Kaybolmayacaksın.
Kişisel gelişime açıklık: İki seçeneğin var; ya kafayı yiyeceksin ya da bütün bu çileleri ders kabul edip Nirvana' ya ** ulaşacaksın.

ALINTI : Demet Cengiz


Özlem Tunçaker

Persephone' nin Çiçekleri

Alıntı : kadin ve kadin.net
FOTOĞRAFLAR : AHMET POLAT 

** Nirvana' ya ulaşmak :
Bir nevi gerçeği olduğu gibi kabul etmenin gerektiğini anlatan ve kişinin bulunduğu durumdan memnun olması gerektiğini anlatan bir felsefedir.
 

 Günün Sözü :
"Dünyayı kadınlar yönetiyor olsaydı hiç savaş yaşanmazdı ancak 28 günde bir derin müzakereler yaşanırdı." - Robin Williams

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
15 Kasım 2017,  Antalya