ÖĞRETMENLİK REHBERİ


Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, çiçek ve yazı


Merhaba Gönül Dostlarım,

Öğretmenler için en değerli günlerin başında yer alan bir 24 Kasım'ı daha kutlamanın mutluluğunu yaşıyoruz.
Bu yazımı daha önce 21 Eylül 2017 tarihinde ' Öğretmen Olabilmek' başlığı altında sizlerle paylaşmıştım. O tarihte Türkiye' de yeni bir Eğitim ve Öğretim yılının başlaması nedeniyle mesleğe  yeni başlayan Öğretmenlerimize meslekleriyle ilgili bazı tavsiyelerde bulunmak, izleyecekleri yolda kendilerinin yararlanması gereken kitaplardan bahsetmiştik. Bu sefer aynı yazıları bu anlamlı günde ' Öğretmenlik Rehberi' başlığı altında tekrarlamak istiyorum

En değerli varlıklarımız ve gelecekte ülkemizin büyükleri olarak  bırakabileceğimiz çok sevdiğimiz  Vatanımızı, Kültür miraslarımızı, Tarihimizi bizi biz yapan İnsani ve Manevi  Değerlerimizi, Atatürk İlke ve İnkılaplarına bağlı olarak  bizden sonra yerimizi alacak olan  genç nesillerimize hep birlikte öğretmek ve onları  çok iyi yetiştirmek mecburiyetimiz vardır. Bu konuda en önemli görev başta öğretmenlerimize sonrada Ailelere düşmektedir.

Buna bağlı olarak çocuklarımıza eğitim verecek olan çok değerli öğretmenlerimize gereken sevgi ve saygımızı kültürlü bir toplum olarak her zaman göstermemiz gerektiğini Aileler olarak çocuklarımıza ayrıca öğretmeliyiz. 
"Öğretmenlik kutsal bir görevdir." sözünü hiç bir zaman unutmamalıyız.
Öğretmenlik mesleği nedir?
Öğretmen; Eğitim fakültesi mezunu olan, milli eğitim bakanlığına bağlı okullarda veya dershanelerde öğretmenlik mesleğini icra eden kişilere verilen ünvandır.
Öğretmenlik mesleği; Öğrencilerin yetiştirildiği, onların yeteneklerinin keşfedildiği, onlara eğitim veren öğretmen olarak adlandırılan kişilerin dahil olduğu meslek grubunun adıdır.

Öğretmen olmak bu işte gerçekten… Tahtada müfredat anlatmak değil… Bulunduğun yere bulunduğun ülkeye, okula bir şeyler katmak
Ülkemizin en cefakar mesleklerinden biri olan öğretmenlik ile ilgili ne söylense azdır. Hele ilkokul öğretmeninin yeri apayrıdır.
Öğretmenlik, ülkemizde yakın geçmişe kadar daha fazla saygı duyulan bir meslek olarak düşünülmekteydi. Ancak, son yıllarda eğitim sistemimizde yaşanan aksaklıkların faturası toplum tarafından adeta öğretmenlere çıkarılmıştır. Öğretmenlik mesleğinin saygınlığına karşılık gelen toplumsal görüş hissedilir derecede değişiklik göstermeye başlamıştır. Bu değerlendirmelerden hareketle, öğretmenlerin kendi meslekleri hakkında ne düşündükleri, mesleki bağlılıklarının ve iş doyumlarının bu durumdan nasıl etkilendiği, bu araştırma ile anlaşılmaya çalışılmıştır.

Konumuzla ilgili aşağıdaki yazıda iki duayen Doğan Cüceloğlu ve Prof. Dr. İrfan Erdoğan' ın birlikte hazırlayıp piyasada kitapçılarda satışa sunulan " Öğretmen Olmak: Bir Can' a Dokunmak" adlı bu kitabı, halen öğretmenlik yapan veya mesleğe yeni başlayacak olan öğretmenlerimize ve hatta Ailelerimize ısrarla tavsiye edeceğim  kitabı, sizlere tanıtmak istiyorum, ayrıca değerli öğretmenlerimden aşağıdaki VTR yi linkten izlemelerini önemle rica ederim.

İbrahim  Birol
Gerçek Dostlar Blog Yönetmeni
 
Önce Kendinizi Sevin  sonra da Sevdiklerinizin ve sahip olduklarınızın değerini bilin ki, Mutluluğunuz daim olsun... En iyi dileklerimle. Esen kalın... 
Unutmayın ki, sizin beğenmediğiniz yaşantınız, bir başkasının hayali olabilir...

Öğretmen Olmak: Bir Can'a Dokunmak

Öğretmen Olmak & Bir Can'a DokunmakDoğan Cüceloğlu ve Prof. Dr. İrfan Erdoğan , bu kitapta genç fidanları taptaze umutlara dönüştüren öğretmenlerimizi konuşuyorlar. Eğitim ve öğretmenlik hakkında bugüne kadar biriktirdikleri kuramsal, tarihsel ve güncel fikirlerini paylaşmak üzere bir araya gelen Doğan Cüceloğlu ve İrfan Erdoğan, uzun soluklu bir yol arkadaşlığı kurdular. Yaklaşık bir yıla yayılan bir zaman dilimi içinde, sadece İstanbul'da değil, Türkiye'nin çeşitli kentlerinde "öğretmen"i konuştular, tartıştılar ve bütün bu kayıtları, elinizdeki kitabın malzemesini teşkil edecek şekilde düzenlediler. Nihayetinde ortaya çıkan bu eser, eğitim konusunda Türkiye'nin en birikimli düşünürlerinden Doğan Cüceloğlu ve İrfan Erdoğan'ın yalnızca kendi aralarındaki değil, tüm öğretmenlerimizle kurdukları diyalogun bir ürünü olarak görülmelidir. Ve şimdi bu diyalog, kitabın okurlarıyla devam edecek. Öğretmen Olmak, sadece okulda değil, yaşamın her alanında, herkese esin kaynağı olmak isteyenlere..
 
 
Öğretmen Olmak: Bir Can'a Dokunmak  ile ilgili yorum
 
Fotoğrafım
 Sayın Ayşe Balaban  kendi Bloğunda kitap ile ilgili yazmış olduğu makalesinden kısa bir bölümü alıntı yapmak istiyorum.
" Bugün önceki yazdıklarımdan farklı bir kitap hakkında bir değerlendirme yapmak istiyorum sevgili kitap meraklıları. Eğitim Fakültesi bünyesinde pdr okuduğum için bu kitabı kütüphaneme, zihnime ve ruhuma eklemek istedim. Ama en başından şunu söylemeliyim ki kitabı yalnızca öğretmen adayları ve öğretmenlere değil eğitime ve öğretmene değer veren herkese öneriyorum. Kitap İrfan Erdoğan ve Doğan Cüceloğlunun eğitim, insan, öğrenci ve daha çok öğretmen hakkındaki diyaloglarından oluşuyor... "
  "Anladığım şu ki, gerçeği fark etmek mümkün iken, hakikate ulaşmak bitmek bilmeyen bir yolculuktur. Ve bir kimse, öğretmen olma yolunda fark ettiği gerçeklerle yetinmez, hakikati de arar. Gerçeği keşfetmekle yetinmek rehavet getirir, hakikati aramak ise aşkın bir halidir. Hakikati arayan bir öğretmen, tanımlanamayan bir ustalığa erişmektedir." İ.Erdoğan
"İnsanın hayatı, kendini aştığı an anlam kazanır. O nedenle kendinden başka, hiç kimseyi düşünmeyen bir öğretmenin hayatı sığ ve anlamsız kalacaktır. Öğretmen ve ya değil böyle bir insan yalnızdır ve çoğu kez yalnızlığının farkında değildir.Yalnızlığının farkına varmak acı vereceğinden bundan daima kaçınır." D.Cüceloğlu
"Bütünlüğü ve ruhu varsa, sadece bir ders bile bir ömür boyu yetecek etki bırakır. Her bir dersi hatırası olacak şekilde var etmek önemlidir. Çünkü bir yazarın veciz ifadesiyle söylemem gerekirse, hatırası olan ders akılda kalır." D.Cüceloğlu
Alıntı : kitapyurdu.com 
               kitapelestirilerim.blogspot.com, Ayşe Balaban

** Farkındalık Projesi Kapsamında Tanıtım yazısıdır :
Öğretmen Akademisi Vakfı

                      
Eğitimcilere destek sağlamak amacıyla ülkemizde bu alana odaklanmış ilk ve tek sivil toplum kuruluşu olan Öğretmen Akademisi Vakfı - ÖRAV Ağustos, 2008'de kuruldu. Ülkemizde düşünen, sorgulayan ve araştıran bir eğitim modelinin uygulanmasına katkıda bulunmak amacıyla, projeler yürüten ÖRAV 7 yılda Türkiye’nin yaklaşık tüm illerinde 125,000’den fazla eğitimcinin kişisel ve mesleki gelişimlerini sürdürebilmeleri için destek verdi. Bu kapsamda projelerine devam eden ÖRAV eğitimlerini çeşitlendirerek daha çok eğitimciye ulaşmayı hedefliyor. Düzenlenen eğitimler tamamen ücretsiz olarak ulaştırılmaktadır. Vakfımızın her hangi bir vergi muafiyeti bulunmamaktadır. iletişim adresi : orav.org.tr

https://youtu.be/Q6wLlcuJQnU         



Günün Sözü :
 " Gelecek gençlerin, gençler ise öğretmenlerin eseridir. Öğretmen, geçmişin öğreticisi, geleceğin kurucusudur."

İbrahim Birol,  http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
24 Kasım, 2017