Ziyaretçi Sayıları

15 Haziran 2016 Çarşamba

  

AVUCUNUZDAKİ  KELEBEK


 














 
Merhaba Dostlar


Bu yazımda kişisel gelişimimize yardımcı ola bilecek konuları sizlerle paylaşmak  istiyorum
 değerli üstadım Sayın Ahmet Şerif  İzgören in  ' Avucunuzdaki Kelebek' adlı kitabından bazı kısa kısa alıntılar aktaracağım.
Bizlere bir takım bilgiler ve ip uçları vermekte, aklımızda kalanları gelecekte gerek iş hayatımızdaki  ilişkilerimizde veya sosyal hayatımızda çok faydalar sağlayacak ve zaman zaman güldürecek veya düşündürecek hikayecikler olacak.

En iyi dileklerimle. Esen kalın.
 
 

Vehbi Koç, oğlu Rahmi Koç'a iki mektup verir; 'birini ben ölünce aç, ikincisini de beni defnettikten sonra açarsın' der. Vefat ettiğinde Rahmi Bey ilk mektubu açar. Mektupta, 'Oğlum, senden tek bir isteğim var; beni çoraplarımla gömsünler'.
Imam tum ısrarlara rağmen bu talebi kabul etmez. Rahmetli Vehbi Koç ister istemez çorapsız defnedilir. Defin işlemi bittikten sonra Rahmi Koç ikinci mektubu açar: 'Bak oğlum bir çift çorap bile götüremedim'.

avucunuzdaki kelebek ile ilgili görsel sonucu---------------

"Bundan uç dört yel once USA'da dünya spastikler olimpiyatı   düzenleniyor. Yüz metre yarışı; Down Sendromlu koşucular... Yaris başladığında koşuculardan birinin ayağı takılıyor, düşüyor ve acıyla bağırmaya başlıyor. Çok ilginç bir şey oluyor, diğer zihinsel engelli koşucular geriye donuyorlar ve düsen atleti kaldırıyorlar. Down Sendromlu bir kız, oğlanı öpüyor: 'Bu onu iyileştirir' diyor.
Kollarına girip teselli ediyorlar ve hep beraber yürüyerek yarış çizgisini geçiyorlar.

-----------

"İnsanlar bir gun Tanrı katına çıkmışlar. 'Sana artık ihtiyaç kalmadı ey Tanrı. Biz insan bile yapabiliyoruz'. 'Öyle mi, yapın da görelim' demiş Tanrı. İnsanlardan biri eğilmiş yerden insan yapmak üzere bir avuç toprak almış. 'Hoop' demiş Tanrı, 'kendi toprağınızdan, kendi toprağınızdan..."

-----------

"Bir aksam arkadaşlarım bize oturmaya geldiler. Yanlarında Fransız bir kız. Kız, üniversitede ihtisas yapmak için ailesinden destek istemiş kabul etmişler. Yalnız, "mirasından düşeriz" demişler. Kız bunu çok normal görerek anlattı, biz gözlerimizi Singapur maymunları gibi açarak dinledik!

-----------

"Bir gelin kaynanasıyla hiç geçinemiyor. Araları o kadar kötü ki gelin aktara gidip durumu anlatıyor: 'Onu mutlaka zehirlemeliyim ama bana öyle bir zehir ver ki, kimse fark etmesin'

Yaşlı aktar geline bir toz vermiş. 'Bunu her gun yemeğine çok az karıştır, fakat aranı çok düzgün tut, gülümse, iyi davran ki kimse senden şüphelenmesin' demiş. Kızgın gelin kaynanasının her yemeğine muntazam o beyaz tozdan karıştırıp, bir ay ömrü kalan kaynanasına çok iyi davranmaya başlamış.

Aradan bir ay geçince tekrar aktara gelmiş gelin: 'Bu zehrin panzehrini istiyorum. Zehirlediğimi anlamasın diye kayınvalideme farklı davranmaya, gülümsemeye ve saygı göstermeye başladım. Bu sefer onun da bana tavrı değişti, çok iyi bir insan oldu. Şimdi benim en iyi dostum. Onun ölmesine müsaade edemem.' Yaşlı aktar cevap vermiş: 'Panzehir ihtiyaç yok. Sana verdiğim zehir sadece tuzdu. O bir parça tuz, bugüne kadar kaç insanın arasını düzeltti anlatamam."

-------------

"Ayvalık'tayım, 2003 yazı. Kıyıda, bizi dalışa götürecek tekneyi bekliyoruz. Üç genç kız yanımıza kadar geldi. Kızlardan biri topallıyor, ayağının birini hep sürümek zorunda. Durdular, bize Belediye Plajının olduğu yeri sordular. Biz de gösterdik; bir kilometre ötede bir yer... Kızlardan sağlam olan ikisi: 'Yaaa hadi geri dönelim, oraya kadar bu sıcakta yürünmez' ki diye fısıldandılar. Engelli olan kız, 'Ne var bunda? Yürürüz' dedi... Saka gibi bir şey! Yürüme engelli olan kız, bizim gözümüzün önünde öbür ikisini ikna etti, bize teşekkür etti ve devam ettiler. Biz gözlerimiz dolu dolu onları seyrettik. Sizce hangisi daha engelli?

--------------

"Bir genç kız bilge adamı şaşırtmak istiyor. İki elinin arasına bir kelebek koyacak ve bilge adama, 'avucumun içinde bir kelebek var, canlı mi ölümü?' diye soracak. ölü derse kelebeği salıverecek, canlı derse avucunu bastırıp kelebeği öldürecek, bilge adam her ne derse tersini ispat etmiş olacak. Kız kapalı tuttuğu ellerini bilgeye doğru uzatıyor: 'Avucumun içinde bir kelebek var: Canlı mı, ölü mu?' Bilge adam cevap vermeden önce uzun uzun kızın gözlerinin içine bakıyor ve cevap veriyor: 'Canlı da olması, ölü de olması senin ellerinde kızım, senin ellerinde'...

--------------

"Orman müthiş bir hızla yanarken küçük bir serçe yolundaki gölden pençeleri arasına su alıp ormanın üzerine bırakıyor ve tekrar göle uçuyormuş. Ormanın yanışını çaresizlikle izleyen hayvanlardan biri gülümseyerek bağırmış: 'Ne o, ormanı birkaç damla su ile mi söndüreceksin?' Serçe cevap vermiş: 'Benim elimden gelen bu'...


Kaynak : Ahmet Şerif İzgören


 
               




 Güzel Sözler :
“Hayatı işe yarar bir şekilde kullanmak, onu kendisinden daha uzun ömürlü bir şey için harcamaktır.” WİLLİAM JAMES

İbrahim Birol, http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
Haziran 14, 2016, Antalya




 
 
 
 
 
 
 

Gerçek Dostlar