Ziyaretçi Sayıları

10 Haziran 2016 Cuma


ODUNCU VE YILAN HİKAYESİ
Gelmiş geçmiş'in fotoğrafı.

 
 
 
 
 





Değerli Dostlar,
 
Önce İstanbul ve  sonra Midyat' ta haince saldırıya uğrayan ve şehit olan tüm şehitlerimize Allah' tan Rahmet, kederli ailelerine ve Türk milletine başsağlığı diliyor,
Yurdumuza zarar vermek isteyenleri, insan hayatına, topraklarımıza göz dikenleri lanetle kınıyorum!
 
Bugün sizlerle  yeni bir hikaye paylaşmadan önce, dün  ' Yaşanmış Gerçekler-2 ' ve bugünkü 'Dyatlov Geçidinin Sırrı'  olarak yayınlanan hikayelerin , beklentilerin üzerinde bir beğeni ve görüntüleme sayılarına ulaşmış olması, sizler tarafından yoğun bir  ilgi görmesi beni fazlası ile sevindirdi.
Bu istatistiksel rakamların  her iki hikaye için üst seviyelerde seyretmesi, beni bu tür hikayeleri sizlerle paylaşmam konusunda  itici bir güç olarak daha fazla teşvik etmektedir.
Bloğumuzun bazı ülkelerdeki görüntüleme istatistikleri her an değişebiliyor, yeni ilave ülkelerin eklenmesi bana daha fazla heyecan veriyor.
Bloğun Ülkeler bazında  istatistiki sıralamalarına baktığımızda,  başta Türkiye, Amerika, Polonya, Birleşik Arap Emirlikleri, Portekiz, Rusya, Almanya, Gürcistan, İrlanda, Suudi Arabistan ve  Hollanda  da dahil olmak üzere, uluslar arası çok geniş kitleler tarafından  izleniyor olmamız, beni son derece gururlandırmaktadır. 
 
Aşağıdaki hikayemizin sonunda, bizlere verilen mesaj  ' Aza kanaat etmeyen, çoğu hiç bulamaz'  Ata sözü gibi veya  buna benzer  bir şey olsa gerek.
 
 Aslına bakarsanız, en doğrusu mutlu olmak için sebep çok ama, belki de insanların her şeyden önce elindeki  değerlerle yetinmeyi öğrenmesi gerekir!
 
En iyi dileklerimle. Esen kalın


Zamanın birinde, bir oduncu ormanda odun keserken çalı arasında bir yılana rastlamış. Elindeki baltayı kaldırıp yılanın başını vurmak üzereyken bir an göz göze gelmiş. Yaradan'a olan aşkı yılan bile olsa yaratılana yansımış ve yılana vurmaya kıyamamış. Yılanda duygulanmış ve dile gelmiş. ''Ey insanoglu, sen bana kıyamadın, bende sana iyilik edeceğim'' demiş.Bir kör kuyuya dalmış ve kaybolmuş. Biraz sonra ağzında bir altın lira ile dönmüş ve ''Bundan böyle ömür boyu sana her gün bir altın lira vereceğim!'' demiş.
yılan resmi ile ilgili görsel sonucu

Oduncu altını bozdurmuş ve evinde Ogün şenlik olmuş. Aileside dahil hiç kimseye olanı biteni anlatmamış. Herkes sadece oduncunun çok çalıştığı için durumunun düzeldiğini zannetmiş. Oduncu yıllar boyu her gün o kör kuyunun başına gitmiş, yılan ile buluşmuş ve altınını almış. Bir gün oduncu ağır hastalanmış. Kuyunun başına gidemez olmuş. Birkaç gün geçince bolluğa alışmış evinde darlık başlamış.
kuyu resmi ile ilgili görsel sonucuOduncu oğlunu yanına çağırmış ve yılanın sırrını anlatmış. ''Kör kuyunun başına git ve oğlum olduğunu söyle; yılan sana altın verecek!'' demiş. Oğlu inanmamış ama gitmiş. Yılan önce saklanmış, sonra ortaya çıkmış. Onun oduncunun oğlu olduğuna iyice kanaat getirince de kuyuya inip bir altın getirmiş. Oğlan önce inanmadığı hikayenin gerçek olduğunu görünce hırsa kapılmış, ''Kim bilir daha ne kadar altın var kuyunun içinde!'' diye düşünmüş. Hırsla yılanı öldürmek için bir hamle yapmış, ıskalamış ama yılanın kuyruğunu koparmış. Yılan da can havliyle dönüp oğlanı sokmuş ve öldürmüş.
Akşam yaklaşıp da oğlu gelmeyince oduncu iyice endişelenmiş. Hasta yatağından sürünerek bile olsa kalkmış. Kuyunun başına gitmiş ki oğlu cansız yatıyor. Yılanda o anda görünmüş; kuyruğu yok ve kanlar içinde.
Oduncu durumu anlamış ve çok üzülmüş. Canının parçası oğlu yerde cansız, yıllardır velinimeti olan yılanda yaralı... ''Hatalı olan oğlum olmalı!'' demiş ve yılandan özür dilemiş. ''Tekrar dost olalım!'' demiş.
Yılan ise acı acı gülümsemiş: ''Çok isterdim ama sende bu evlat acısı, bende de bu kuyruk acısı varken biz artık dost olamayız!'' demiş.;
 Kaynak: Gelmiş Geçmiş
 

 Günün Sözü :

"Hayattan yakınanlar, ondan olmayacak şeyler isteyenlerdir.” Ernest Renan

İbrahim Birol, Http://ibrahimbirol.blogspot.com.tr/
Haziran 9, 2016, Antalya
 

 
 
 

Gerçek Dostlar